pencere

Evin önünde meyveleri iyice olgunlaşmış bir portakal ağacı vardı. Yağmur nedeniyle yer yer çürümeye yüz tutmuş ahşap kaplaması evi olduğundan daha eski gösteriyordu. Bu evi seviyordu. Bu evde doğmuş, hatırladığı

pencere

Published by yedi 17-03-2005

Evin önünde meyveleri iyice olgunlaşmış bir portakal ağacı vardı. Yağmur nedeniyle yer yer çürümeye yüz tutmuş ahşap kaplaması evi olduğundan daha eski gösteriyordu. Bu evi seviyordu. Bu evde doğmuş, hatırladığı bütün güzel şeyleri bu evde yaşamıştı. Sanki bu ev dışında başka bir hayatı yoktu. Kendisini kötü hissettiğinde, işleri yolunda gitmediğinde buraya geliyor, odasına çıkıyor, koltuğunu pencerenin kenarına çekiyor ve her zaman yaptığı şeyi yapıyordu. Şimdi de o zamanlardan biriydi.
Biraz ilerde sokağın sonunda paslanmaya terkedilmiş bir araba eski ihtişamlı günlerinin hayalini kuruyor gibiydi. Son fırtınada devrilen elektrik direğini tekrar yerine yerleştirmişler ve birkaç destekle sağlamlaştırmışlardı. O fırtınada sürekli yağmur yağmış, direk bir hafta yerde kalmıştı. Elektriksiz geçen bir hafta ona hayatında olup bitenleri değerlendirmesi için olanak sağlamıştı. Şimdi yine bu evdeydi. Çocukluğunu, ilk aşkını, ilk acısını yaşadığı evde...
Turuncu mantolu bir kız elindeki ekmek torbasıyla sokağın aşağılarına doğru ilerliyordu. “hoş hatun, en azından orijinal giyinmiş” diye mırıldandı. Penceresinin önüne güvercinler pislemesin diye ne yapabileceğini düşündü bir an, sonra da tabiatta olur böyle şeyler diyerek bu düşüncesinden vazgeçti. Koltuğuna iyice yaslanarak, eski bir olayı hayalinde canlandırmaya başladı. Suratına hafif bir tebessüm yayıldı.
Onu ilk gördüğünde hemen dışarı fırlamış koşup önüne dikilmiş ve çok güzel olduğunu söylemişti. Bunu beşinci yapışından sonra kız biraz ilgilenir gibi olmuştu. Onuncusunda ise artık birbirlerini eskiden beri tanıyan iki insan gibi sokağın sonuna kadar sohbet ederek yürümüşlerdi. Onun için hayat artık kızın sokağa çıkışını kaçırmamak için pencerenin önünde beklemekten ibaretti. Onu gördüğünde hemen koşup yanındaki yerini alıyor ve hiçbir şey olmamış gibi sohbet etmeye başlıyordu. Günler haftaları kovalamış, aralarında önce bir arkadaşlığı sonra da büyük bir aşkı filizlendirmişti.
Koltuğunda doğruldu. Pencerenin önüne konan kumrular doğrulmasıyla telaşlı bir şekilde havalandılar. “demek sadece güvercinler pislemiyormuş” diye düşündü. Sokağı şimdi puslu bir karanlık kaplamıştı. Ne zamandır oturuyordu acaba. Akşam oluyordu. Mahallenin çocukları eski arabanın üzerinde tatlı bir oyuna koyulmuşlardı. Çocuk olmak güzel şey diye düşündü. Birden turuncu mantolu kızın sokağın başına doğru ilerlediğini fark etti. Kızı bu sefer daha dikkatli inceledi. Evet gerçekten güzel hatundu.
pencere - Echoes
Yazar
yedi nickli Ayya$'ın avatarı
le soleil noir...
Üyelik Tarihi: Mar 2005
Mekan: istanbul
Mesajlar: 1,124
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet

pencere Yorumları

Cevap Yaz

Etiketler
pencere

Echoes Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Echoes Echoes Starter Comment Cevap Son Mesaj
pencere baracco Echoes 0 08-08-2006 21:31
pencere myrjala Echoes 1 05-02-2006 21:05