deneme bir ki üç

Uyanıyorum. Yine yağmur yağmış, pencerem açık, hafif bir toprak kokusu odama sokulmuş, biraz nem, buğu.. pus… toprak… toprak bu bölümlerde kızıla yakın, humus yok. Yine de bitki örtüsü neredeyse tüm

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Echoes  »  deneme bir ki üç

Cevap Yaz
 
LinkBack Echoes Tools Görünüş Şekli

deneme bir ki üç

Published by yedi 12-03-2005

Uyanıyorum. Yine yağmur yağmış, pencerem açık, hafif bir toprak kokusu odama sokulmuş, biraz nem, buğu.. pus… toprak… toprak bu bölümlerde kızıla yakın, humus yok. Yine de bitki örtüsü neredeyse tüm zemini kaplamış, ağaçlara dadanmış, yükselmiş. Sanki her birinin ayrı karakteri, hikâyesi varmış gibi, anlatmak istermiş gibi hepsi yeşil gözlerini üzerime çevirmiş. İlerde koyu bir karanlık, ormanın derinliklerine doğru… havada yağmur kokusu, yaprak kokusu, böcek sesi, uğultu, vızıltı... vınlama. “bu sokaktan da ne çok kamyon geçiyor, bir şehrin en sevmediğim yanı. saat kaç oldu? Kalkmalı, kalkıp başlamalı bu güne, güne… Gün”
Gün çoktan başını kaldırmış uykulu kızıl gözleriyle etrafı seyrediyor. Saat çok erken, acelesi yok. Yavaş-yavaş doğruluyor yerinden. Hafif bir rüzgâr… ve kumru sesi, martı sesi. Uzaklarda bir yerlerde bir arabanın gürültüyle köşeyi dönüşü, kısık bir korna, kepenk gıcırtıları, daha yakında odamın içinde saatin tik-tak’ları, duvarda yankılanarak borulardan geçen suyun sesi, bir çocuk iniltisi, mutfakta dolabın motoru, belki damlayan bir musluk ve açılan bir kapı, kapanan bir kapı, - çocuk sustu - açılan gözlerim, kapanan gözlerim… uykuyla uyanıklık arasında bir yerlerde hayatın anlamı ve etrafımızdakilerin yaşadıklarına dair izlenimler, Orman. Ağaçlar. Çeşitliliğin içinde bir kaynaşma noktası: yeşil…
Pantolon tamam; işte gömlek: koltuğun üzerinde, çanta… Çorapları unuttuk, neredeler bunlar? Kahretsin! temiz kalmamış! en az kokan hangisi acaba? Mmm evet idare eder, yarın çamaşır günü, mmm ve temizlik…
Tamam, hayalimdeki yaşam tarzı bu değildi ama idare ediyoruz. Şikâyet etmemek lâzım. Hem kime şikâyet? neye şikâyet? Nedir bu şikâyet? Nefes almak bile bazılarına yetiyorken nankörlük bu ya: yaşadım, yaşadım da artık yaşayacak bir şey kalmadı diye şikâyet, hem de yolun yarısında bile değilken, mutsuzluktan, umutsuzluktan şikâyet, şikâyet etmekten şikâyet, şikâyet oğlu şikâyet. şikâyet anam şikâyet. ulan neyine şikayet! Hala düş görüyorsan, ıslanmış toprağın kokusunu alabiliyorsan, kulakların duyuyor, gözlerin görüyor, ayakların da seni istediğin yere götürüyorsa, âşık değilsen ama her an âşık olabilme ihtimalinin olduğunu –kim söylemişti bu sözü- biliyorsan, ulan eşek! Eşoleşek! senin neyine şikâyet!
bu kadar gaz yeter kendime. moralim yerine geldi, şimdi monoton bir günün alışılagelmiş sıkıntılarına göğüs gerebilir, hatta biraz zorlarsak bu günümüzü diğerlerinden farklı kılacak ufacık çabaları, yeri de gelirse gösterebiliriz.
Her zaman söylendiği gibidir… Merhaba Dünya! merhaba echoes…
deneme bir ki üç - Echoes
Yazar
yedi nickli Ayya$'ın avatarı
le soleil noir...
Üyelik Tarihi: Mar 2005
Mekan: istanbul
Mesajlar: 1,124
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet

deneme bir ki üç Yorumları

  #1  
Gönderen Lizard King on 12-03-2005, 02:34
Uzun zaman oldu echoes'da umutsuzluk içermeyen bir yazı okumayalı
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Gönderen Cey on 12-03-2005, 02:34
şikayet edebiyatın şanındandır
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Gönderen KON Air on 12-03-2005, 02:38
hmm hmm imla hatalarını ve araya karışan smileyi saatin 2.30 olmasına verip, üç noktaları daha nadir, hatta hiç kullanmamanı önermekle beraber sadece ve sadece bitki örtüsünden kastını ne olduğunu açıklayıp editlersen uzun süre sonra echoes'da yazı okuyup "aman tanrım bana nolor oloor" dedirtmeyen bir yazı olacak.

evet burnum mecazi anlamda büyük ama resimde görüldüğü üzere şekli süper.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Gönderen Cey on 12-03-2005, 02:40
Aslında çok yanlış oldu söylediğim amatör edebiyatçıların şanındandır demem lazımdı. Yazmanın birinci kuralı kağıdı iç dökme aracı olarak görmemektir. Ama amaç öylesine yazmak olunca bir tür boşaltım mekanizması görevini görüyor yazı.Dağa taşa şikayet edeceğime sinirimi oturur yazarım. Sonra bazen okuyunca gülüyorum gerçi. Zaten yazı bitincede kaybolan çorap tekleri aranmaya başlıyor yeniden. Hayattan ufak kaçamaklar gibi bişey şikayet yazmak .
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #5  
Gönderen KON Air on 12-03-2005, 02:51
hayır, şikayet edebiyatın şanındandır, muhalif olmayan yazarın kalıcı olması zordur. zira yazar "aman etliye sütlüye dokanmayayım, kuşler böcükler" diye yazsada, kendi fikirlerini (yada en azından tarzıyla) zamanla bir şeye muhalif olacaktır istemesede. Eh, istekleri ve arzuları olan her insan evladı gibi şikayet etmesi, ettirmesi vede edilmesini sağlaması doğaldır.
Ha, fakat şikayet edebiyatı diye bir şey echoes'da şekilleniyorsa o zaman apayrı bir olayla karşı karşıyayız. kafka'yı güle oynaya dolaşan ortamların adamı gibi bıracak şeylerle karşılaşıyoruz.

başka bir zaman başka bir araştırma konusu.
görev tamam klavye kendini yok etmezse çekiçle vurayım mı, jim?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #6  
Gönderen Lizard King on 12-03-2005, 02:57
muhalefet aslında dünyanın en zevkli işidir. yazara konuşarak her şekilde eğlence getirir insanın hayatına düşünmeye zorlar insanı
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #7  
Gönderen Cey on 12-03-2005, 03:00
Evet fakat yazının türüne göre değişiyor. Eğer bir hikaye yazıyorsan neye şikayet , kime şikayet ? Gazetede köşe yazıyorsan muhalif olmak durumdasın elbette ama onlarda kendilerine edebiyatçı demezler zaten. Karışık aslında belli sınırlar çizilmişsede edebiyata aslında hiçbirzaman sınırlar arasına sıkışmıyor. Sanırım edebiyatın bir şanı falan yok salmak lazım mütemadiyen.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #8  
Gönderen KON Air on 12-03-2005, 03:09
sokakta kedi gördüm. kedi açtı. evime aldım, besledim. sonraki gün geldiğimde gitmişti. üzüldüm.

bunda da şikayet. illa;

sokakta kedi gördüm. kedi açtı. evime aldım, besledim. evdeki tüm naktimi çaldı kaçtı gitti karaktersiz hayvan. günlerce depresyon geçirdim. sonra sokakta başka bir kediyle gördüm üstüne basıp öldürdüm şerefsizi.

ehrm... kısacası kasten şikayet etmesende hikaye de bir şeyleri anlatmak zorundasın. illa ki hoşnutsuz olduğun bir şeylerden bahsedeceksin, kaçarı yok. hatta belkide "x şöyle idi" dediğinde x'e övgü bir süre sonra okunduğunda "x artık böyle değil x'e bunu yapan y'yi ima ediyor" denecek.

herne kadar anlatamasamda anladınız işte sayın seyirciler.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #9  
Gönderen yedi on 12-03-2005, 08:21
veyl,,, daha beş saat oldu yazalı... siz uyumaz mısınız arkadaşlar? : D yeni kalttım, gözlerim çapak içinde, kafam bulanık, şimdi daha da bulandı. durun ben bi şirkete gidim, yazdıklarınızı okum bi bakım, bi yazaum. ( ulan böle mi karşılarlar adamı bi forumda...? neyse .),,,,, :S
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #10  
Gönderen yedi on 12-03-2005, 10:12
çayımı içtim, kafam yerine geldi.

şikayet edebiyatı ama nasıl..? mesela kedinin parayı çalması sıradan bir hırsızlık olayıdır, ama siranlıktan kurtarılarak anlatılırsa, yani olayın intikamı yeşil çam vari değilde, işte kedi gitmiş üç kuruş paramla çizme almış kendine, çizmeli kedi oluvermiş, sonra bu çizmelerle külkedisi baloya giderken refakatçilik, alman faşizmi esnasında ss'lik yapmış, halkımı ezmiş ehu ehu, daha da ezmiş, eho, ben de bir komplo teorisi ürettim suikast düzenledim, aylarca bilan yaptım, tehlikeli pozisyonlara girdim, kediyi topuğundan vurdum, aşilin yanına gönderdim, vs. vs. şeklinde betimlenirse "şikayet edebiyatı" deyişi farklı bir anlam kazanız.

bakınız Cemil Meriç. adamın edebí hayatı şikayetle geçmiş ama tarzı var, üslubu var, tekniği var, -bi de şikayetlerini bir eziklik içinde değilde haykırarak değerlendirmiş, yaratıcılık için kullanmış vs.-

kimsenin bu işin şanını düşündüğünü de sanmıyorum.-bu da ayrııııı bir konu- ego sanatçıda süperogo şeklinde tezahür ediyor. kendini tatmin, amacın varsa toplumu eğitim, ( toplumu önemsiyorsan ), yani,,, belki her gün uyandığında hep aynı insanlarla karşılaşmaktan sıkıldıysan kendine böyle bir misyon yükleyip vs. vs. eğitim olayı sakat.... torununun torununa...

üç nokta olayı benim için sorun değil, genelde iki susup bir yazdığım için bi birikim söz konusu... onu da arada, yeri geldikçe harcıyoruz, daha çok var, bütün ormana yeter...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #11  
Gönderen KON Air on 12-03-2005, 14:17
abi üç nokta olayını üç virgüle taşımışsın ya, artık ölsemde gam yemem pls
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #12  
Gönderen yedi on 12-03-2005, 22:51
aa senin burnun ne kadar güzelmiş ya, şimdi farkettim,

yav bi de senin kulakların neden bu kadar büyük, beni daha iyi duyabilmek için mi acaba. ehu eh.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #13  
Gönderen KON Air on 13-03-2005, 00:04
valla benim kulakların kafatasıma yapışık ama
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #14  
Gönderen scarecrow on 23-03-2005, 17:04
türk edebiyatının bir sorunu da iyilik. şikayetler hep kötüler için. biraz da kötüye sarılabilsek bu kadar acı çekmez ve şikayet dolu olmazdık belki. kahramanlar hep namuslu. kazansa da kaybetse de namuslu. ve elbette haklı. çünkü amaç namuslu olmak. ahkam kesiyorum ama türk edebiyatına oldukça uzağım aslında. ama okuduğum kadarıyla konuşuyorum. sıkıcı bir iyilik var hep. iyiliğe karşı değilim elbet. benim karşı olduğum varoluşunu inkar edecek kadar iyi olmak. kendimden biliyorum dersem abartmış olur muyum acaba. ben edebiyatçı mıyım? hayır! iyi miyim? hayır! neyim peki? ben şuyum desem gerçekten o olabilir miyim? insan iyilik yapar ama iyi değildir. yaptığı bir kere iyilik midir ki? yanlış anlaşılmasın. iyilik kötülük ya da siyah-beyaz-gri tartışmasından bahsetmiyorum. türk edebiyatı bir şeye iyi demiş ve hep onun peşinden gitmiş. bu yüzden kötü bildiklerimiz edebiyatımızda yok. peki içimizde de mi yok? var tabii ki? neden olmasın ki? edgar allen poe onca gerilimli öyküyü niye yazdı ki? var mı bizde onun gibi biri? var tabii! çünkü olmalı. mutluluk nedir bilmezken amacımız mutluluksa edebiyat neylesin bizim kalemimize! türk edebiyatının çıkmazı bu aydınlık özlemi zaten. aydınlar!... böyle gezer ortalıkta bizim yazarlarımız. oysa en derinindeki fanteziyi yazıya dökemez. gerçek hayatta bile bunu yapamaz ki. kaka şeylerdir çünkü bunlar. ama bir de küçük iskender var mesela bizde. ne kadar cesurdur yazılarında şiirlerinde. oysa kusmuktan ne farkı var yazdıklarının. bana göre böyle tabii. okuduğum ve bildiğim kadarıyla. sıçmayı edebiyatla karıştırıyoruz belki. bunu en çok yapanlardan biri de benim hatta. kaç kere echoes'a oturup, sifonu bile çekmeden kalktım.

neyse işte! konu neydi?
Son düzenleyen scarecrow : 23-03-2005 - 17:10.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
deneme

Echoes Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Echoes Echoes Starter Comment Cevap Son Mesaj
X (deneme) ozy FRP & Mithology 0 24-05-2006 14:01
Deneme MoDXxxx Echoes 9 02-02-2005 15:52