 15 Çok Okunan
|
tıpkı yapraklar gibi kuru ve başıboş
Konuşmuyorum seninle, artık sustum. Kış da geldi zaten. Yoo! Daha sonbaharın ortası, kışına daha var, özlemiyorum da seni. Evet evet, beklediğimi sanma, beklemiyorum. Aylar bir bir hesapsız geçiyor. Kendimi güzün karanlık tarafına ayarladım. Ne saatim kaldı ne molam. Hiç durmuyorum artık. Hiç.
22-10-2005 00:27 - yedi 
Seni sevmek ne kadarda güzelmis bir anlatabilsem sana. dilim dönmüyor o kadar. yüregimi konusturamiyorum. öyle bir imkanim olsa keske. ne sen anlayabileceksin nede ben anlatabilecegim bunu sana. hayat bu geçici ve çabuk geçiyor gerçekten. ve çok aci yasamasi. ama seni sevmek geliyor aklima.. ve seni sevmek geldikçe hayatin acilari siliniveriyor zihnimden. derken o silinen acilarin yerine bir tatlilik geliyor. ben hayati sevmeye basliyorum seninle. senin sevgin bana hayati sevdiriyor. gülümseme aliyor yüzümü.. her yerimi bir sicaklik kapliyor sevginle. seni sevmek ne güzel seymis... sana olan sevgiyi büyüttükçe büyütmek geliyor içimden. itiraf edeyimki zaten buna engel olamam.. olmakta istemiyorum hani. sen bana çok sey anlatiyorsun... 
21-10-2005 20:39 - naked 
Yağmurlu bir Çarşamba öğle sonrasında yine aynı yerimde biraz umutsuz, yarı hüzünlü, çeyrek sıkkın, kalan bölümlerimdeyse yorgun bir havayla oturuyor sakin sakin yağan yağmuru izliyorum. Ben cama doğru bakarken sevgili arkadaşım Özge'nin arkamda ''bejüç alfabta'' gibilerinden anlamsız sözcükler mırıldandığını duyuyorum ve ''Büyü yapıyor'' diye espri yapıyorum kendi kendime. Bunun akabinde zoraki gülümseyerek esprimin iğrençliğini örtbas ediyor, böylesine kötü bir espri yaptığımı kendime belli etmiyorum. Biraz sonra Özge'nin ''okzun garezi'' gibilerinden şeyler mırıldandığını duyuyor ve iyiden iyiye kıllanıyorum. Arkama bakmaktan korkmaya başlıyorum. Yarı gergin, biraz kuşkulu, bir parça dikkat keserek dinliyorum ve ''üjden... 
21-10-2005 20:39 - nugo 
Heyecanla bakmaktayım tahtaya. Sevgili Feride hocamızın yükleme amaçsızca sorduğu abuk subuk soruları ve yüklemin inatla cevap vermeyişini yadırgayarak izliyorum. 5n 1k'ya maruz kalan zavallı yüklem adeta bir artist gibi suskunluğunu koruyor, Feride'ninse iyiden iyiye tepesi atıyordu. Arka taraftan sınıfımızın o kızlara özgü şirin görünüş ve masum hayallerinin zerresine sahip olmayan dövbenisi yüksek öğrencisi Zeynep ise anlamsız, kabul edemediğim espri ve sorularla beynimi zonklatıyor. Keşke ağzı olmasa diye düşünüyorum. Hatta gözleri de olmasa. Kulakları, burnu, dişleri, elleri, saçları olmasa.... Olmasa orda bir Zeynep keşke diyor ve dönüp bakınca yeniden onu görerek yarı umutsuz, biraz heyecanlı, bir mol sevece bir tavırla... 
20-10-2005 20:36 - nugo 
Koparana kokusunu veren bir çiçeğim,başka hiçbir şey değilim.Belki de yüksek dağların çayırlarında biten bir otum.Fakat deve dikeninden daha faydasız bir ot...Ama ben bir Don Kişot'um,Don Kişot(Quijote)!
19-10-2005 13:21 - raskolnikov 
Hayatım....güzeldi.O kadar sene koşturdum çabaladım.Gençliğimi harcadım gitti öyle.Zaten gençken herkesden farklıydım.Ne biliim pek gezmezdim ölyle günümü gün etmedim.Evimde sakin sakin otururdum.Biraz bohemdim yani.Bütün çabalarım sonunda tıpı bitirdik işte.Benle beraber gezip tozanlar sürtüyor şimdi sokaklarda.Ben de hem hastanede çalışıyorum hem özel muayenehanemi de işletiyorum.Allah şükür cebimiz para görüyor.Benim gibi yine doktor bir eşim var.10 senedir eviliyiz.Bir avuç söze kandırdı işte ...
Her ne kadar gezmeyi sevmesem de bazen mecburiyetten biyerlere gitmek zorundayız.Geçen ay bi seminer için İstanbula gitmem gerekti.Zaten istabula hiç gitmemiştim.Bu sayede orayı da görmüş olduk.1 hafta orada kaldım.Güzel... 
17-10-2005 22:55 - gudem 
Senden soğumaya basladığımı hissetmeye baslamıştım.Senden soğuyor gün gectikçe kopuyordum.Görmek, duymak, koklamakta istiyorum aynı zamanda.Bir yanım sana karşı isyan ediyor, görmek istemiyor, hareketlerine, davranışlarına artık dayanamıyor, sana eldeva demek için can atıyor.İsyan bayraklarını gorebiliyorum, yukseldiçe yukseliyor.Tam artık bitti diyecekken, derinlerden güçlü ve en az okadarda kararlı bir ses hepsini bastırıyor, yatıştırıyor ve son bir sözcük fısıldayıp geldigi yerde kayboluyor.
Artık ne fısıldadıgını duyabiliyorum senin adını.Seni dusunmeye, senin icin endiselenmeye tekrar baslıyorum.Tıpkı bir kabus gibi geliyor bana.Ama artık onun kabus değilde senin özlemin oldugunu anlıyorum.Sonra seninle olmaya... 
14-10-2005 22:38 - Olcay 
hayat ask sevgi sevgili.......
insan buyudukce, yaslandıkca kaybediyor sevgilerini, cocuk kalbini.. deneyimler kalbi taslastırıyor acıyı hissetmesin diye... ben hep cocuk kalsin istedim aciya katlanırım dedim.
heyecanlar olsun tutku olsun saf olsun dedim......................
ama hayat anlamadi.kafa tuttu acıtıkca acıttı kanattıkca kanattı.hiç bisey yapamasa kanayan yarayi desti her defasın da yeniden.
ŞİMDİ kalbim taslasmadi ama yaram gecmez acilarim dinmez oldu. acıyı çeker oldum içime her nefesim... 
13-10-2005 15:34 - aretia 
SAHTEKÂR HAYATLAR
Bir ılık ateş var yüreğimde.İçimde garip bir huzursuzluk...Ama hepsi "gecelerimin" suçu.Ben tamamen masumum.Geceler beni değiştiren,beni böylesine çelişkilere sürükleyen,tüm hayatımı mahveden!Canım acıyor bazen.İçimden çok şey geçiyor.Kafamdaki tilkilerin haddi hesabı yok! Öyle acımasız oldum ki son günlerde.Hem kendime hem etrafımdakilere.Artık susmak istemiyorum,sabır diye bir şeyi artık bilmiyorum ben.Yeter artık rahat bırakın beni ya.Ben ağlarken karşımda gülen bir insanın hayatımda yeri olmadığı gibi;hep içine atmalara,boşver diyip sineye çekmelre de yer yok artık! Sıkıldım! İNSANLARDAN SIKILDIM! Hayatımdaki herkesten iğreniyorum.Herkesten nefret ediyorum.Bazen karanlıklara sarılırım kimsesiz... 
13-10-2005 12:53 - rebor_N 
Güzel bişiyler
Yazmak geldi içimden
Yazamadım ...
Madem yazamıyorm
Bari şöle bi aksortişli bişiy yapayım dedim
Olmadı ...
Aksortişi geçtim
Sıradan bi şiir yazayım dedim
Yok olmadı ...
Ulan bişiyler karalayayım... 
12-10-2005 13:26 - Wessago 
Gecenin saat kaçı bilmiyorum.Sanırım saat biri geçiyordur..Aniden üst üste gelen mesajlar ve konuşmalarla yaşadığım titremeler , ruhumu derinden sarsmaya başladı.Bu sarsıntılar karşısında kendimi tutmaya çalışıyor, o kadar kasıyordum ki , titremeleri daha da arttırıyordum. Derken, dayanamadım.. boşalıverdi her bir damla aniden,şelale olmuşcasına.Canım yanıyordu,kalbime bıçak sokulmuş gibiydim.Can çekişiyordum...Sonra mesajlar duruldu..sözcükler sustu... Ama ben susamadım.Krize girmişcesine tepinmeler, sonra durup durup ağlamalar, manasız bir kaç şey sayıklama,vücuda ateş basması..kısacası şuurunu kaybetmeye başlama..
Krize o kadar kapılmıştım ki gözyaşlarımın beni boğmaya başladığını , nefes alamadığımı çok sonraları anladım.Bu... 
10-10-2005 20:18 - Sound_Of_Silence 
Sigara dumanının ömrüne bedel bir sevgiydi bu, sürekli tekrarlayan, sürekli yeniden yakmak zorunda olduğum bir sevgi. Sen benim için bir nefes dumandın, yada bir yudum sıcak çay. Anlık zevklerin sevgisiydi aramızdaki, unutulmaya yüz tutmuş şeylerin yansıması. Hiçbir zaman sevmedim seni, sevemedim, kalbimin pas tutmuş demirden kapılarını açamadım sana karşı. Sevgi benim içimde yok ki, yıllar önce ardında bir mektup bile bırakmadan kaçıp gitti uzaklara, asla bulamayacağım mutluluğun sıcak sahillerine. Bunları yazmak seni rahatlatıyor mu diye soruyorsun muhtemelen, cevap kimin umurunda ki. Hep bir umut vardı içimde sana karşı, bir gün diyordum, belki olurya, bir şeylerin değişeceği tutar ve bende tesadüfen oradan geçiyorumdur ama ne... 
09-10-2005 19:28 - Black_Wolf_14_14 
Altyazılarda buluyor kendini. Altyazılarda, bazen de dip notlarda.
05-10-2005 23:10 - yedi 
Yazımız yazılı,biletler kesili
Yerde yatar olmuşuz,bilekler kesili
Kim bu dünyanın kahramanı,kim asili
Var mıydı isteyen,bu yaşam denileni
Her gördüğümüzü istemişiz
elde etmek amacımız
Kaderimiz belli olmuş
Budur bizim acımız
İndirmişz maskları
görünmüş suratınız
05-10-2005 21:34 - mad_madame 
Açık pencereden içeri dolan soğuk bıçak gibi kesiyor.. Etraf kararmaya başladı.. işte yine oluyor. Sonunu bilsemde karşı koymuyorum. İşte! Işık.. yine ordayım.Sık ağaçlar, kızıl topraklar... Güneş ışınları; dalların arasından ilahi bir ışık gibi yere çarpıyor. Her yön aynı.. İlerliyorum.. Sonra ağaçlar seyrekleşiyor ve yine o manzara.. Gözünün alabildiğine uzanan bir çayır, ufak bir tepenin üstünde bembeyaz bir kanepe. ve O.. orda. Yavaş yavaş yürüyorum... dayanamıyorum.. Koşuyorum. Yol ilerledikçe uzuyor. Önüne geldiğimde duruyorum, soluk soluğa başımı kaldırıp yüzüne bakıyorum. Bana elini uzatıyor. İlk önce kayıtsızca bakıyorum sonra elim yavaşça ona doğru uzanıyor. Tam parmak uçlarımız birbirine değdiğinde, "dıt-dıt" bir... 
05-10-2005 08:27 - ozy 
|