 15 Çok Okunan
|
sönmüş bir geçmişin arka plandaki yaramazıyım ben
zamanın ölü fedaisiyim
gerçeğim
sizin olduğunuz kadar…
deli bir zamanın kurnaz yaramazıyım ben
aklımı yitirmiş
karanlık kaldırımlarda
şaraplara gücenmiş
bir felaketin cambazıyım ben
kendi felaketimin…
29-11-2005 01:08 - nugo 
korkuyorum
uzaklara bakıp mavilikte kaybolamamaktan
sahildeki taşlara basıp ayağımı acıtamamaktan
bir martının yanına yaklaşıp dokunabilmek için elimi uzatamamaktan
korkuyorum
sevdiğim şarkıyı dinleyememekten defalarca
bir şiir okuyup hüzünlenememekten
eski saman kağıt bir kitabın sayfalarını çevirememekten
28-11-2005 17:57 - LaNCeR 
Sadece bir kez istediğim şey bağımlılık yaptı galiba. Çocuğu sevmiyordum, hem de hiç.
Sadece bana sarılması beni öpüp koklaması hoşuma gitmişti.
İlk kez oluyordu hep hayallerimi süsleyen.
Sarılmıştı bana.
Eli belimde.
Elim elinde.
Sevmiyordum çocuğu hem de hiç
İğreniyordum hatta
Ama sarılmasını seviyordun
Beni öpmesini
28-11-2005 10:38 - High Hopes 
iki çocuk
kıyıda oturmuş
açıklara bakıyorlar
ve avuçlarındaki kirli bir dünyayı
denize daldırıp temizliyorlar
High Hopes (18.11.2005)
27-11-2005 19:53 - High Hopes 
dudaklarımda Echoes (Yankılar)
-uzak bir zamanın yankısı, kumsala vuruyor ağlamaklı
ve herşey yeşil ve denizin altında.-
en sevdiğim halini sundu bana bugün deniz.
çakmak çakmak, hırçın, deli...
sevindim öyle gördüğüme
hüznüme de hüzün kattı ama, o da... 
27-11-2005 19:42 - ebbil 
Uzak, uzak durun benden, yaklaşmayın!
İstemediğimden değil ki, belki...
Sanırım mahvetmekten korkuyorum her şeyi
Siz beni soğuk sanın ezin
Ama yaklaşmayın
Mahvetmeyi istemiyorum hiçbir şeyi
Siz yaklaştıkça seviniyorum ben sevindikçe mahvediyorum, iyice parçalayana dek
Ne yaptığımın farkında olmuyorum
Gidin, lütfen ben size yanaşsam da siz benden uzak durun
GİT!
27-11-2005 19:03 - xaemarra 
dokun avuçlarıma
tut ellerimi
son sıcaklığım bu, biriktirdiğim
al, sende kalsın.
ben giderken
üşüyorsun, hissediyorum
bak işte, ben son kez seviniyorum
görürken ısındığını bedeninin
27-11-2005 17:59 - ebbil 
Umut,
gözyaşları içinde toplayıp bavulunu
buralara tekrar dönmek ümidiyle çıktı yola
döndü, son bir el salladı.. gitti.
biz de ağladık, uğurlarken.. gözyaşlarımızı sildik.
... 
27-11-2005 17:57 - ebbil 
bugün yine geçerken içim burkulacak çünkü o eskiden kalma tarihi taşları yerlerinden söküp yerine turuncu mavi iğrenç parkeler döşüyorlar caddeye ve ağaçları da sökmüşler, etraf çamur içinde, yürürken paçalarınıza kadar çamura bulanıyorsunuz. bir iki mutahit (böyle mi yazılır) para kazansın diye bu yaptıkları iş mi yani? oradaki yapılara dahi uymuyor. ayrıca arabaların geçişine de açacaklarmış caddeyi, yaptıkları tahribat yetmiyormuş gibi. zaten ne zaman gitsem sanki bomba atılıcakmış gibi bi his doğuyor içime şimdi iyice çekilmez kıldılar. insanlar nereye gitsinler peki?
27-11-2005 17:56 - ebbil 
yaşam
27-11-2005 00:45 - gudem 
Kalemliğin içindeki ucu kırık kurşun kalem, duvardaki hasır süs, kütüphanenin üzerinde duran aylardır tozu alınmamış vazo ve içindeki kuru çiçekler, yaprakları, masanın dağınıklığı, kanepenin kırışmış örtüsü, düzensiz yerleştirilmiş sandalyeler ve kapalı perdeler, dışarıdan görkemli görünen bir hayata eşlik eden eşya... Eşyanın sahibine has kokusu, duruşu, algılanışı... Hepsi, ama hepsi bir sessizliği imler. Bunlarla mı varım yoksa bunlar mı ben'im?
Sıyrılıp kaybolmak istediğimde bana beni hatırlatan hafıza, mekanın mekanik gürültüleri, zamanın tanıdık, buğulu esintisi arasında alışılagelmiş imgeler ve peşlerinden sürükledikleri düşünceler, kavramlar, karışıklık, kaos...
Bazen bir ustura kadar yakın hissedilen... 
26-11-2005 22:34 - yedi 
O gece yatağıma uzandım ve birden uykuya daldım kendimi evin kolidorunda, kırmızı bir ışık en dipte ışığa doğru yürüdüm yürüdüm ve yavaş yavaş ışık kaybolmuştu gecenin siyah tülü üstümü örtmüş o tenha sessizliği iliklerimde hisseder oldum.Mutfaktan sanki bir torbayı sıkarlarmışçasına sesler geliyordu.dolabın yanından mutfağa girdim kapkaranlıktı ve kendimden bir tane daha gördüm bişeyler yiyordu gözleri kıpkırmızı kocaman dişleri vardı ağzından kanlar geliyordu çok sevdiğim bir bluz vardı üzerinde çizgili siyah bir bluz.benim aynımdandı.Sanki içinden gelirmişçesine ciğerleri sökülürmüşçesine anırdı bağırdı beni görünce vücudum ürpermişti çok korkmuştum benim üzerime doğru geldi gözleri ve ağzı kanlıydı beni tuttu boğazlamaya çalıştı... 
26-11-2005 01:10 - nugo 
belki de vicdandır...
Balkonda sigara içtim ablamla. Hani nefret ettiğim, her fırsatta başını ezmek istediğim ablam vardı ya işte onunla… O ağladı, ben izledim. Bazı yaralar vardır izi kalır, arada bir sancımaya başlar. Ablamın yıllar öncesinden gelen bir yarası sancıyordu şimdi. O ağladı, ben sustum. Hiçbir tepki vermeden izledim onu. Bir an onun sigara içmediğini hatırladım. Onu bu zehre itecek kadar ağır bir sancıydı. Ben sadece izledim. Onun canım gibi sevdiğim gitarımı ve gözüm gibi baktığım kaset koleksiyonumu kırmasını hatırladım sırayla. Cam parçalarıyla onu öldürmeye çalışmamı hatırladım. O ağlıyordu… Yıllar öncesinden gelen bir ölüm haberinin boğuk depresyonuyla kıvrandığını hissettim. Bir elinde ondan kalan tek hediye olan kırmızı bir... 
26-11-2005 01:04 - nugo 
beni sev
beni sev sevgili,yalnızca sev.
uzaklaşma benden sonsuza kadar.ve kaldırma başını omzumdan.ve uyu en masum rüyalarınla.ve beni gör rüyalarında.ve beni yine sev.
25-11-2005 00:19 - the great divide 
...
heryer küflenmiş
ben gittim gideli
paslanmış heryer…
bir çatlak vardı tavanda
kapanmış
yerine açılmış başka çatlaklar
yarıklar, göçükler
örümcek ağları burayı ipoteklercesine
dolanmış bir duvardan diğerine
şömine mermeri olmuş mezartaşı
21-11-2005 17:38 - nugo 
|