 15 Çok Okunan
|
Küskün kağıtların soluk kokusu canlandı zihnimde. Beynim bu kokunun böyle olduğunu söylüyor. Kendimi evde hissediyorum. Geride kalanların neler olduğunu düşünüyorum çok şey canlanıyor zihnimde, silip atıyorum. Benim bu satırları yazarkenki gelecek zamanım şimdiye, geride bıraktığım satırlarım geçmişe kayıyor hızla…
Bir varoluş anlamsızlığın derin gürültüsünde kendimi duymaya çalışırken onyedi yıl geçirdiğimi ve bu onyedi geride kalmış yılımın gelecekte aşacağım onyedi yılı işaret etmesi ve o otuzdört yılın sonraki otuzdört yılıgöstermesi kafamı kurcalıyor. Biraz sonra ölecekmişim gibi hissediyorum.
Ölümün ne olduğunu bilirim. Onyedi yıl önce ölüydüm. Hiç varolmamışlık ile ölmüş olmak arasındaki fark olan... 
01-01-2006 03:23 - KLEITUS 
bir güvercinin
kanadında şimdi
rüzgar,
biraz sonra
az... 
31-12-2005 12:34 - yedi 
Beni sevmeni istesem çok şey mi istemiş olurum senden
Şeker kavanozlarına daldırdığın elinle tutsan benim ellerimi
Karahindibaları savuran nefesin benim saçlarımda rüzgar olsa
Üç top dondurmadan daha değerli olsam senin için
Cebindeki tüm çer çöpü bir anda atabilsen benim için
En sevdiğin çizgi filmi kaçırmaktan korkmasan beraber oynarken
Beni kum havuzunda yalnız bırakmasan annen çağırdığında
Diğer çocuklar beni sevdiğini söylerken aldırmasan
Yalan diye bağırmasan keşke
Benimle de konuşsan Ahmet'le konuştuğun gibi
28-12-2005 19:40 - pırasa 
Bira; şişesi kadardı,sende benim kadar vardın
Seni sevmek,
Bir iskemlede şarap içmek gibi,
Kimse çekmeyecekse iskemlemi,
Hiç bitmeyecekse şarabım,
Ne gereği var bu şiirin
28-12-2005 14:29 - efes 
bugünü yaşamamı iste benden
beklemememi söyle
taş olur yosun tutarım yoksa
deli zamanın tiktaklarına nispet edercesine
düşen meleklerin çığlıkları sarsmaz
tanrının meteorları devirmez duruşumu
sadece tek sözün
ve yalnızlığımla başbaşayım yeniden…
oturmuş sokakta ağlarken
koskoca bir kainat önümde çöküyor işte
28-12-2005 00:28 - nugo 
Seni
sakladılar.
Senden bile.
27-12-2005 19:07 - High Hopes 
Öyle ağır ki yalnızlığım, bir başkasını kaldıramam.. Ve öyle ağır ki yalnızlığım, tek başıma kalamam.. musalla taşında bir ölüyüm ben, dostlarla çavrili.. Bu aldığınız koku, bir sarhoşun son nefesi..
-Nasıl bilirdiniz?
-Yalnız ve içkili..
-Bir de öü, dostlarla çevrili...
-Yarın gülecek miyim buna?
27-12-2005 15:05 - scarecrow 
Saat sabaha karşı sıfır beş, ellerimin arasında bir kaase kornfileks, küllükte yanan bir sigara, sidney olimpiyatları halter müsabakası tekrar yayınını seyrediyorum. Milli gururum Halil Mutlu, silkmede ve koparmada harikalar yaratıyor, ben ise yalnızlığımı kaldırıp kaldıramayacağını merak ediyorum. Ellerimin arasında bir kaase kornfileks, ayaklarıma bakıyorum; tırnaklarım ne kadar da çok uzamış. Hiç kesmesem ne olur acaba? Kendiliğinden düşerler mi? Ameliyat olmak zorunda kalır mıyım? Bir zamanlar ortak bir sevgiyi paylaştığım bir kız vardı, ayak tırnaklarını uzatır, onlara oje sürerdi. Soğuk havalarda ayaklarım onun ayakları altında, uyumak ne kadar da güzeldi.
Anneeeekakaaaambitti yaşlarındayken, ayaklarım annemin ayakları... 
26-12-2005 17:28 - petekdoku 
Güzel bir gün ölmek için..
Sana tek sormak istediğim şu: Neden?
Cevabı sanırım çok basit ama.. Bilmiyorum.. işte sorun da bu.
Her saniye seni düşünmek ne kadar acı veriyor bilemezsin. Belki de sen beni hiç düşünmezken (ve ben bunu bilirken) ben seni, artık seni düşünmediğimi kendime hatırlattığım o nadir zamanlarda bile düşünüyorken.. Beni sana benzememem için bırakmıştın, oysa bilmiyorsun ki ben şimdi daha çok sana benzemeye başladım.. Güvenmemeye, yalnız olmaya, uzaklaşıp oyun oynamaya..
Okuduğum her kitapta, izlediğim her filmde, dinlediğim her şarkıda, tanıştığım her insanda seni arar oldum.. Bu aptallık, biliyorum. Olmadığımı sandığın diğerleri gibi davranıyorum şimdi. Oysa yanımda olsaydın, yanımda olsan, her şey... 
25-12-2005 16:30 - Rocker_angeL 
senin geleceğini öğrendim
günler öncesinden
hazırlanmaya başladım.
birkaç tanıdık buldum,
evi topladılar
evi topladım.
ne kadar hazırlık yapsam da
senin için
25-12-2005 09:31 - petekdoku 
dün sabah farkettim
zamanı
zamanın tiktaklarına dokundum hafifçe
ve bu tiktakların arasında zaman geçmedi
bir tiktak yağmuruna kalan anılarım
nasıl da geride kaldılar
şimdi hep duruyordu
ama tiktakların acelesi vardı
geçip gittiler
zaman yine de geçmedi
24-12-2005 01:37 - morpheus 
Tam arkamdan zehirli bir kurşun yaklaşıyor örneğin. Ne saçma değil mi, kurşunun zehire ihtiyacı mı var, deler geçer adamı. Bir aslanın kurbanını -ki bu kurban yavru bir zebra olabilir mesela ve olayın geçtiği yer de serengeti düzlükleridir muhtemelen- zehirleyerek öldürdüğü nerede görülmüş? Hangi yılanın yelesi var? Sonuçta kurşun zehirli işte, üstelik hediye paketi içinde geliyor, tam enseme konuyor sanki bir sinek gibi. elimle enseme şap diye indiriyorum şağlağı pof diye patlıyor kulaklarım is doluyor. Kulaklarım zehirlenmesin diye yoğurt sürüyorum.
Ne çok düşmanım var! Şimdi de plastik bir kılıç tahta bir ata binmiş geliyor. Bu atı ben almıştım pazardan. Annem süpürge sanmıştı. Nasıl da dört nala koşuyor, hayret! Mutfağa... 
23-12-2005 23:27 - scarecrow 
Bir ömür geçmiş gibi aradan. Sanki ölmek üzereymişim de sonsuza kadar yok olacakmışsın gibi uzaksın. Ellerimden, gözlerimden uzak oluşun kadar kolay katlanılabilir değil düşlerimden uzak oluşun. Oysa etten ve kemikten varoluşun olmadan zihnimi dolduran düş varlığının ne önemi var. O, sen değilsin ki, bir başkası. Kim bilir, belki de benimdir. Yarattığım ve gösterişliliğine kapıldığım maskeli bir ucube. O sen olamazsın.
Uzun zaman oldu kelimelerinle sevişmeyeli. Seni ve kendimi senden dinlemeyeli uzun zaman oldu. Oysa aramızdaki zaman durmuş, ilerlemiyor. Ve evrenin kendi zamanı durgun zamanımızı anbean ölçüyor. Sanki bir ömür geçmiş gibi aradan. Yoksun...... 
23-12-2005 19:58 - scarecrow 
Ufacık elleriyle gözlerini ovuşturup, yeni bir güne merhaba dedi çocuk. Yatağını toplayıp üstünü giyindi, misketlerini ceplerine doldurdu, plastik topunu koltuk altına alıp, annesine görünmeden sessizce dış kapıya doğru süzüldü. Karnının aç olduğunu da unutmadı elbet. Hemen yanındaki mutfak kapısından önce ekmeklerin bulunduğu masaya, oradan de peynir ve zeytin temin edebileceği buzdolabına yöneldi. Artık bütün hazırlıklar tamamdı, sokağa çıkabilirdi.
Evin kapısını sessizce kapattı, hemen sonrasında yokuş aşağı koşmaya başladı. "Yokuş aşağı koşarken yorulmak ne garip bir his!" diye düşündü, "her adımda biraz daha büyümek gibi, garip..." Bir eliyle topunu tutarken, diğer eliyle ekmeğini ağzına götürüp kocaman... 
23-12-2005 00:24 - setau 
|