 15 Çok Okunan
|
Bir gün hayalimdeki kadının o olmadığını anladım çünkü o giderken hiç ağlamamıştım
peki neydi olmayan fark etmiyorken kaybettiğim şey neydi ne kopardı kalbimden yıllar
bir gün oda çıktı ortaya çocukluğum.
Peki nasıl kaybetmiştim çocukluğumu nasıl olduda avucumda duran hazineyi yitirdim?
cevabı basitti hatta hazırda bekliyordu aklımın terk edilmiş bir köşesinde sebebi lady D
hayatıma girdiği gün hala aklımda, ne güzel bir gündü herşey kontrolüm dışında planlanmış gibiydi
birbirinden uzak iki insan biriryle aynı çizgideydi.
Yıllar film şeridi gibi gözümün önünden geçerken kaybettiğim çoçukluğumu gördüm işte orda tüm
10-01-2006 01:24 - swat 
Kanları bulaştırdım her yerime. Gözlerimden bir tanesi açık kaldı sadece. O andan sonra duyamadım söylenenleri. Ben ve kan dahil olmuştuk birbirimize. Baktığım gözüm yalan söylüyordu bana, etrafımda gösterdikleri bir aldatmacadan ibaretti. Ölmüş yüzeyler dümdüz olmuş, yukarıya çıkmaya çalışıyorlardı. Onlara gerçeği söyleyebilmeyi isterdim ama boynumu eğip kanıma söz vermiştim. Bunları benden duymak zorunda değiller! Artık kendime bile söyleyemem duymak istediklerimi, hep bu başımı çalmıştı zaten. Duymak istediklerim beni tatmin noktasına getirdikten sonra bırakıp gitti.
Sonunda tek bir kör nokta kaldı. Bu yeni bir şeydi. Seçim yoktu, taraf yoktu. O ya da bu demek de yoktu. Bırakmadım kör noktayı nasıl olsa bende onun kadar kördüm.... 
08-01-2006 15:24 - kymophobia 
Pencerenin buğusu ne kadar güzel gösteriyor kış'ı. Sisli bir atmosferde imgelerin gözde dağılan görüntüsü, tadı ne kadar hoş.
Bir sigara yaksam mı? Dışarı çıkıp her şekilde soğuk olduğunu bildiğim kar'a dokunsam mı? Ya sokaklar! Buz tutmamışlar mıdır? Kayıp düşer miyim acaba? Odamın güven veren dokusunu üzerimden sıyırsam, üzerime kalın bir şeyler giyip dışarı, hayata doğru bir iki adım atsam... Beni bekleyen yeni bir şey var mıdır? Yeni bir bahar ruhum için...
En iyisi kış'ı, bu çıplaklığıyla olduğum yerden, kendine has işlemesini bozmadan, nakışlarına zarar vermeden, beyazlığını kirletmeden seyretmek. Birden varlığımdan ürkebilir, yabancılık çekebilir yanımda, kaçabilir. Her şekilde kaçacağını bildiğim halde,... 
07-01-2006 21:08 - yedi 
Yaşanılan günlerden bahsedicem biraz 24 saatle sınırlandırılsa da bir gün benim bir günümü de zaman tüneline sokucam 24 saatle sınırlandırıcam.
Sabah öğle ve akşam üstünden bahsetmicem çünkü anımsamam için bir neden bulamıyorum akşam ise yanlış görmediysem uzun zaman boyunca gittiğim bir yer tv'de polis baskın yapmış bir kaç hap biraz esrar gizli saklı zulalardan çıkan (çocuk beşiğinden ) .Yılın annesi seçilen kadın fuhuş yaptırırken tutuklanmış. İyi bir arkadaşım tanrısız bir kişiye bana Hz. Muhammed'in rüyasını mail atmış .Birisi telefonda saygı duyulan değerlerle dalga geçiyor bense müziğin sesini biraz daha açmaya çalışmakla uğraşıyorum.
Ne diyorsunuz duyamadım?
Hehehehe hani demiştim ya lan Mahir üç kelimemiz vardı: ... 
06-01-2006 18:19 - belzebab 
Vakit geçmiyor. Geçmesi gibi bir dileğim de yok zaten. Fakat böylesine hiçbirşey olmaması sinirlerimi bozuyor. Altı tane duvarın arasında volta atacak halim bile kalmadı. Saniyelerin tiktakları ve sigaramın dumanı öylesine yorgun ve cansız ki, beni de çekiyorlar aklın yetmediği bir sıkıntı çukuruna. İçimde bir şeylerin boğulduğunu hissediyor, gözlerimi kapatıyorum o hissin yoğun etkisiyle. Adeta canım yanıyor.
Burada umut yok. Kaygı da yok. Kahrolası hayatları çekip çeviren para ve tüketen zaman da yok. Arkasını hiç görmediğim bir kapıyla boşa sayan bir saat ve altı tane duvar var. Sigaramın dumanı ve bitmek bilmeyen hareketsizliğin yarattığı o kafayı yediren sıkıntı var. Bozuk bir saatin aynı yerde sayan tiktaklarından başka... 
05-01-2006 18:54 - nugo 
Masama oturdum ama hiç yazı yazacak havamda değilim. Çevremde bir ağırlıktır aldı gidiyor. Günlerin lezzeti yok. Tam bir şeyler yazmaya karar veriyorum, ya çok uzağında oluyorum ya da yazmaya başlayınca bütün büyüsü kaçıveriyor; öyle, aciz bir mahluk gibi siniyorum masanın ucunda. Anladım sonunda. Kelimelerim benden daha büyük ve daha usta, cümlelerim ulaşılmaz bir sevgili. Kalem benden kaçan borçlu gibi…
Hep bir hassasiyetin yolunu beklerken geçiyor saatler. Peronda gurbetten gelecek yakınlarını bekleyen bir hasta gibi bekliyorum cümleleri.
Yalnız, bazı zamanlar, bıraksalar bütün dünyayı yazabileceğimi hissediyorum; bütün manaların kilitleri bendeymiş sanıyorum. Ne büyük körlük!
Ruha kilit vuramıyorsun ki.... 
05-01-2006 16:44 - High Hopes 
Zeminindeki dikenler ayağıma batmasın diye artık ayakkabılarımla geziniyorum odamın içinde. Yalnızca zemin de değil, tüm duvarlar ve tavan da dikenlerle kaplı. Kapıyı ve pencereyi açmayalı uzun zaman oldu. Sanki kocaman bir el avucunun içine almış gibi tüm binayı, her gün biraz daha sarıp sıkıyor. Bir ağacın dalları gibi, her yana uzanan bir el...
Yatağıma uzanmış dikenlerin uzayışını seyrediyorum. Pencereden görebildiğim mavilik giderek azalıyor. Her gün biraz daha ufak doğuyor güneş. Dikenler uzuyor. El büyüyor. Her yeri sarıyor. Bina canlanıyor. Duvarlar çatırdıyor. Dikenler uzuyor. Ben bekliyorum.
05-01-2006 16:40 - High Hopes 
Ürperdim, çöktüm yere. İçimden, bir şeyleri yok etmek isteyen bir öfke gelip, beni sarıyordu. Toprağı kazmaya başladım, tırnaklarıma toprak doluyor, kazdığım yere topraklar geri dökülüyordu. Boşuna, doldukça topraklar geri, sinirim daha da bozuluyordu. Bir çığlık attım sanırım. Olmayacaktı o. Yoktu.
Akşama dek orda oturmuş ya da yatmışım. Sabah olduğunda, güneş doğduğunda fark etmişim. Kalkıyorum zorla. Tepeden aşağı iniyorum. Ayağım kayıyor. Düştüm. Bir otobüse bindim. Ayaktayım. Ama kusacağım, dayanamıyorum. Kustum. Bir bağırış çağırış oldu. İndim otobüsten. Vapurların oraya gelmişim. Biniyorum birine, amaçsız... Deniz. Tekrar kusuyorum denize. Bakıyorum denize verdiğim hediyeye, bir daha kusuyorum. Oturuyorum bir... 
05-01-2006 16:30 - High Hopes 
ufak bir frp "deneme"si..
sanırım biraz nefret dolu olmuş, ama frp karakterim Tuile To'ryll in ölümünü yazdım 1-2 gün önce; sanırım ilginç oldu
05-01-2006 13:02 - Phoibos 
Ben?
Hahaha.. Yanıldın dostum, "biz" demeliydin.
Değil mi arkadaşlar?
Biz değil miyiz ki bir benlik içinde debelenip duran?
Biz değil miyiz ki her daim bir kimlik arayışı içerisinde? Bir yandan özgürlüğü, bir yandan en güzel bedel karşılığında en kutsalından bir tutsaklığı göze alan?
Biz değil miyiz ki her sabah nemli yastıktan başını kaldırınca "ne boktan bir hayat" görüşünde hemfikir, bazen itaatkâr, bazen riyakar, bazen tutuk..
Biz değil miyiz ki, üçüncü dünya savaşının anahtarı elimizde, tek bedende bir kimlik araşıyı içerisinde?
Peki ya sen? Yoksa "siz" mi demeliydim?
Sizin hiç olmadı mı şizofren gece yarılarınız? Sınırlarınızı zorlamadınız mı?
Kimin yarasına merhem oldunuz ki... 
02-01-2006 23:34 - Barfly 
Sonsuz bir utancın içinde; yarın, dün, iki gün sonra, yıllar sonra, bir kaç ay önce, ne yapması gerektiği konusunda tedirgin, bilinmezliklerin donattığı, soruların havada çarpışıp, kara kutularının bulunamadığı bir hayatın tam ortasında yer almak kendi seçimi değildi. Seçilmek. Seçmek. Seçim. Tercihlerin söz konusu olduğu, tercihsiz yaşanmayan, yaşanamayan, yaşayamazsın, yaşatmazlar bir dünyanın ne tarafına gitmesi gerektiği konusunda kararsız. Bir takım, kesinlikle tanımadığı insanlar, bir kutu verdiler ona… Sadece bir kelime söylediler: “Bitirmelisin!” Korkuyor. Korkmuştu. “Neyi bitireceğim?”, “Neden ben?” , “ Ne zaman bitirmem gerekecek?” Hiçbir sorusunun cevabını alamadı.... 
02-01-2006 21:03 - petekdoku 
kelimelerin karmaşasında
aradığımız tek şey basitlikti
suyun berraklığı kadar,
yağmurun toprağı yaralaması kadar basitlik,
saçmasapan bir akşamüstünü anlamlandırma çabası kadar,
karmaşık bir sorunu çözmeye çalışırken
saçımızı tutuşturan rüzgarı farketmek kadar
basitlik..
seni bir deniz kıyısında sevmek isterdim
02-01-2006 20:45 - petekdoku 
o'na ithafen
Karanlığın derinlerinde o sonsuz labirentlerin sıcak loşluğunda küçük bir delik buldum örümcek ağları arasında. Işık sızıyordu içeri hafifçe. Kurtulma umudunun verdiği heyecan ve kurtulacağım düşüncesinin verdiği hazla kazmaya başladım taşları, toprakları. Bir kurtuluş umudu sandığım o belli belirsiz boğuk ilüzyonu eşelerken parçalandı ellerim, kanım aktı delikten içeri…
Bir hayal görmüşüm oysa ki. Görmek isteyip de kendimi kandırmışım sadece ve bu hayale güvenmek bile iyice çamura bulamış beni. Bir damla daha kanım süzülüyor ellerimden aşağı. Kaybetmek benim en vahşi kabusumdu ve şimdi kaybettim seni, sen sandığım kişiyi. İçeri hiç ışık sızmamıştı…
Bir umuttur insanı yaşatan, hayal kırıklığıdır öldüren. Umudu dünde... 
02-01-2006 18:01 - alalax 
şafağının ortasında
doğmayacak bir güneşin
sönmekte bir ateş
hiç mecali kalmamış
ellerimde kalanlar
ölmüş küller misali
geriye bakınca
sadece yitik gölgeler
01-01-2006 20:35 - nugo 
|