bir yolculuk
bir yolculuk
gitmeli!...
bir savaştan arta kalan kırıntılar artık bütün ordusu onun. içinde uçsuz bucaksız bir boşluk var. adımları kayboluyor yürüdükçe. ve yürüdükçe umut doluyor, yeniden doğuyor. doğdukça tekrar ölüyor. ve öldükçe diriliyor, kaybediyor.
kaybetmeli!...
arkasında ayakizleri; karanlık... ve yüzünde birer güneş gibi gözleri; adımlarına uygun ayakizleri arıyor. ne kadar uzağa gitmeli? geri dönmeli mi yine? dönebilecek mi? belki de hiç...
kalmalı mı?...
Alıntı: scarecrow
kalmalı mı?...
Alıntı: belzebab
yukarıdakileri okuduktan sonra kalktım bir sigara yapmak istedim vazgeçtim . okuduklarıma anlam kazandırırken okumak zorunda olmak istemedim. Buna hazır değil çoğu insan kabullenmeye yeni olan yanlızlıkları ....
gitmemeli mi ?
kararımı çoktan verdim aslında. kocaeliye taşınma konusunda. bir müddet uzaklaşmak istiyorum. ama bu bedensel bir gidiş. ruhum nerelerde olur bilmiyorum. şuan nerede onu bile bilmiyorum. nerede olmak isterse orada olacak sanırım. yazımda bir kararsızlık olsa da bu sadece bi oyun aslında. kalmak diye bir seçenek yok artık.
|
|
Benzer Başlıklar
Yolculuk... Saplandı bir cigara yanığı göğsümün üzerine, Neferinden öğrendim ki geçmezmiş acısı Tırnaklarımı...
son yolculuk gökyüzüne yağmur yağıyor. bulutlar ıslanıyor. ya benim ne işim var burada, bu ıssız gökyüzünde....
zamanda yolculuk... nereye bakıyorsun öyle? yoksa güneşe mi ulaşmak istiyorsun? bir an önce yanıp kül olmak! istediğin...
- Artık sevgilim değilsin!. dedi karşısındaki adama. Bunu nasıl olupta söyleyebildiğine şaşırdı çünkü karşısındakinin hayatında hiçbirşeyin artık eskisi gibi olmayacağını biliyordu. Adam inanmaz gözlerle bakıyordu kadına. O gözlerin her halini biliyordu. her şeyin bir şaka olmasını diler gibiydi. Hatta yalvarıyordu o gözler.. Birkaç aydır süren, söyleneceklerin esareti bitmişti artık. Binlerce kez düşünmüştü bu son konuşmayı ama hiç de düşündüğü gibi olmamıştı işte.. Ama var mıydı ki ayrılığın acıtmayanı? Artık seni sevmiyorum,sevemiyorum diyebilmenin var mıydı can yakmayanı.. Yine de böyle olsun istememişti. Gitmeliydi. Kaçmalı belki de. Çünkü kaçmanın sonu olmazdı. Gitmek eninde sonunda gidilen yere varılınca son bulurdu ama kaçsa sanki sonsuza kadar gidebilirdi..
İçinde özenle beslediği yalnızlığınıda bırakacaktı kaçarken. Uzun bir tatile çıkan evsahipleri gibi anahtarını bırakmayacaktı çiçekleri sulansın ya da kedilerine süt verilsin diye.. Kurusun ölsün istedi yalnızlığı. Koca bir boşluk taşıyordu içinde ve nereye ne zaman doğuracağını bilmiyordu. Dokunmaktan korkuyordu sanki. Ufalanıp gidecek bir kumdan kaleydi yaşamı. elini sürmeden yaşıyordu,yasaklanmış bir emaneti korur gibi içine bakmadan. Bir yabancı gibi uzaktan,çekinerek izliyordu hayatını. biri onu görecekmiş gibi tedirgindi hareketleri son günlerde. Kendi kendinden korkuyordu ama bunuda bir başkasından korkar gibi yaşıyordu. Her geçen gün bir diğerinden daha ağır daha onulmaz acılar getiriyordu ona fakat bunun sebebini bulamıyordu bir türlü. Sanki her uyandığında gözlerini açmak yerine kapatıyordu dünyaya. Oysa ne elle tutulur ne de gözle görülür bir sorun yoktu diğer insanlara göre.Bilmedikleri şey insanın kendi kendisi ile yüzleşmesinin, yüzleştikçe bensizleşmesinin taşınmaz yüküydü. Her gece anılarının üstüne dinmeyen yağmurlar döken bir bulut gibiydi. Kendi anılarını yakan yıkan bir kasırga gibiydi ve sabahında her gecenin vicdan azabıyla doluyordu.
.........
Neden bilemiyorum senin yazını okuyunca bunları yazarken hissettiklerimin aynısını hissettim..