 15 Çok Okunan
|
uyuşukluktan kanım donuk.
kanamak mı tercih edilir, uyuşukluk mu ?
dondurma kazır gibi içimi kazıyan sakince bir çatışma mı.. her şeyi eriterek aşağı doğru ilerleyen bir asit mi..
baya uzun zaman, uyuşsam dedin. içim donsa hiç olmazsa.. hiçbir şey olmayacaksa..
kendi kendini yiyen bir sürece gireceğini bilemedin.
damlayan kan yok, avuçlarından.
sözlerin hafif.. saydam.. donuk.
güvenli ve sıradan!
28-02-2006 23:57 - eylül 
Ölüm..
Seni hissettim bugun,
Tam karsımdaydın,
Bıcak kadar keskin ,
Azrail kadar korkunctun,
Buz kadar soguktun,
Yediğim yumruklar,
Cekilen bıcaklar,
Bana senin ne kadar,
Kötü oldugunu gösterdi.
28-02-2006 23:24 - Edi 
hüzünlü bir anı çalışması daha,uzun olmuş ama, bayabilir.
Servise biniyorum Kadıköy'e giden. Vicdanımı rahatlatmasını umduğum çabam amacına varmaktan ziyade, sevilen kız, herşeyden haberdar olan kumral ve benden yakışıklı,en önemlisi kaslı ve zayıf sevgili(saçlarını toplamasa daha da fetiş bir adam olur), seven naçiz ceset(aa bu benim) ve muhtemelen kurbana fındık fıstık atma suretiyle odada bulunan faşist bir izleyiciyi aynı ortamda buluşturuyor. Sevr şartları önüme konuluyor, haketmemesem de -kim hakeder ki zaten- bazı seçimlerimin elimden alınmasını, aşkımdan(o an nefret ediyordum ondan birşeyim değildi kuşkusuz) izole edilmeyi kabulleniyorum o günün öğleni. Besarabya ve Akka Kalesi diye mırıldanarak odadan çıkıp Anna Karenina repliklerini duvarlara savuruyorum. Bu alenen mağlubiyeti... 
28-02-2006 19:18 - mavi 
hüzünlü bir anı çalışması
Kerameti kendinden bir akşamın muhtemel bitiş saatleri. Ermeni, tinerci, cofik headbanger ve ayyaşlarla dolu, rutubet kokan Bağlarbaşı sokaklarından uzak durmak kaidesiyle ilerlemekteyiz. Biz derken, bir çay kaşığı nihan, bir kibrit kutusu sertak. uwriel ya da wikmaster bir nebze veyahut. Cebi para görmenin verdiği huzurla kendinden geçen wikmaster, cebindeki bozuk paraları hakir görmek gafletine düşer, bilmez ki 5 dakika önce ağzı açlıktan kokmaktadır, hala da öyledir; Çorlu'dan gelen o, buram buram ot kokan paralar bu nefes kokusunu değiştirememiştir. Minik bir tekel bayiinden "küçük su" diyip aşağıladığımız şeyi alır kendine, ağız kokusunu geçirecek bir şey yerine ve çabuk hareketlerle çıkışa yönelir. uwriel'in canı sıkılır bu... 
27-02-2006 23:36 - Sound_Of_Silence 
Kapıyorum tüm kapılarımı bilinmezliğin boşluğuna, yalnızlığımın sarhoşluğuna. Tek başıma oturuyorum yerde. Bir kara delik gibi içine çekiyor beni odam. Bir ağırlık var üzerimde; boğulduğumu hissediyorum. Beynim uğulduyor. Çığlık çığlığa bağırmak istiyorum ve bağırıyorum da içimden geldiği gibi. Ama yok; rahatlayamıyorum.
Kalkıyorum yerden yavaşça. Beynim dönüyor. El yordamıyla buluyorum pencerenin kulpunu. Bayıldı bayılacak bir şekilde, zar zor çeviriyorum kulpu. Serin, kar kokan bir rüzgâr vuruyor suratıma. Gözlerimi kapıyorum. İçeri kar dolmaya başlıyor; pencereyi kapatıyorum usulca. Çöküyorum kaloriferin önüne; sırtım yanıyor, kavruluyor ama aldırmıyorum. Yanmama rağmen titremeye başlıyorum. Sanırım yine bir kriz anı.... 
27-02-2006 23:30 - Sound_Of_Silence 
Kuyunun dibinde kurbağa
sanırki gökyüzü kuyu ağzı kadar
bir yeryüzü gerçeğidir yaşanan
çiviler çekiçlere davetiye yazar
kurbağalar uçamazlar
ve kartallar
engin sonsuz gökyüzünde yaşarlar
ayrılıklar da işte böyle başlar
farklılıklar da işte böyle başlar
sen bir kurbağasın kuyu dibinde
ben bir kartalım engin sonsuz ve masmavii gökyüzünde
27-02-2006 16:02 - fucklife 
Arkama bir daha bakmadım.İstedim ama yapmadım.Son kez görmek istemiştim oysaki onu.Ama b gürültü yüreğimi kaplamıştı.Hiçbir şey görecek halde değildim,anlayacak ya da hissedecek ve konuşacak.Çöktüm boşluğa...bir köşe aradım kendime ama nafile...Sürünüyorum şimdi...kafamda fısıltılar,çığlıklar,ağlamalar,öfke dolu bakışlar ve bir korku var.Kulağımda bir müzik...
Hiçbir şeye üzülmüyordum herşeyin eskisi gibi olamayacağından başka...2 damla yaş süzüldü yüreğimden.Düşündüğüm için bile kendimi suçluyorum.Eğiliyorum.Ellerim yüzümde.Bileklerimi ısırıyorum.Saçlarım düşmüş yüzümün önüne...ıslaklar bir de...
Çıplak bir beden,diz çökmüş karanlıktan daha karışık bir aydınlıkta duruyor.Evet karanlık en azından sakindir,durudur,tektir.Ama şu an... 
27-02-2006 11:29 - High Hopes 
Yapılan en büyük hata, sevgilinin ideal kalıplara konmasıdır. Üzerine toz dahi konmasını engelleyip sonra da kendi gözümüzde mükemmel yapmaktır. Kendimiz mükemmel bir sevgili yaratırız gözümüzde, hiç hata yapmayan, dünyalar güzeli, ne kadar da iyi, hem de her konuda, en iyi aşık, en romantik şair, en atlet vücut, en güzel kokan ten, en güzel bakışlar, vs.
Oysa görmek gerek onun da insan yönünü, birazcık Aydan indirip te topluma katmak gerek, işte gör bak o zaman aslında nasıl bir birey, hatalarını, sevimsizliğini, riyakarlığını, yalanlarını yakalamak gerek hem de yüzüne vurarak haykırmak gerek, işte yavaş yavaş gözündeki bozukluk düzelmeye başladı, sevgilin He- Man değilmiş ondan güçlüleri de varmış, Don Juan da değil, bak... 
27-02-2006 00:11 - fndnz 
Geçmişte aşklar bıraktım. Her geçen aşkın arkasında kalan izler birikti, yığın oldu. Defalarca kaybettim. Yenilgilerin acısı birikti, sel oldu. Hala ucuz şarap tadı ağzımda yine de. Ama yaşamaya değer mi bilemem.
Ya doğmamış olsaydım?
Hayat su gibi akıyor ellerimden. Tutamıyorum zamanı yağlanmış hissi veriyor ellerime. Gittikçe düştüğümü sanıyordum, yanlışmışım. Sadece üzerimde gittikçe büyüyen bir yığın var. Hüzünlerin kalan izleri, aşların buruklukları… Yığınım bana samimi bir acı veriyor.
O acılar benim…
Peki ya ölmüş olsaydım?
26-02-2006 22:15 - ebbil 
aslı
Konuşmadı. Son kez demişti kabul etmiştim ben de. Bundan önce son kez seviştiğimiz kayalara götürdü beni. Hiç konuşmadı. Bir saatlik yolculuğumuz boyunca uzaklara baktı sadece. Ne gözgöze gelebildik ne de el ele tutuşabildik. Eskiden bakmazdı öyle uzaklara. Bu kadar sakin de durmazdı. Tanrım onun bu sakinliği beni öldürdü.
Gözleri, sanki gözyaşları yeni silinmiş gibi yorgundu. Bu sakinliğinin arkasındakinin aşk mı, nefret mi, hüzün mü, öfke mi olduğunu hiç anlayamadım. Eskiden ne hissetse anlardım gözlerinden. Sadece durdu dinledi. Arada bir yalanlarımı ortaya çıkaracak birkaç cümle çıkıyordu ağzından. Ah tanrım ne de çok yalan söylemişim.
Sessizce seviştik. Hiç keyif almıyordu, bunu anlıyordum. Eskiden beni... 
26-02-2006 16:04 - eylül 
paradoksal bir durum bu; yazdığımda ya da düşünceleri toplayıp bir diyalog haline sokmaya çalıştığımda, düşüncelerime ihanet ettiğimi, onları dönüştürdüğümü hissediyorum. ancak düşünürken, yatarken, yalnızken yoğunlaşıyorlar; ve yazmazsam, konuşmazsam ertesi gün tam anlamıyla burada olmayacaklar, biliyorum..
ifade etmeye çalıştığımda tribünlere oynadığımı hissediyorum.. bundan nefret ediyorum. ama kaçınamıyorum. kaçınabilenlerin var olup olmadığından emin değilim. belki güçsüzlük bu, dayanıksızlık, dirençsizlik, belki inançsızlık.. isim koyamıyorum. zaten hepsi de uzunca bir isim koyamama durumu.
diğer yandan bunu yapmamak beni rahatsız ediyor. içsel bir yazma isteği, umursamaz, egoist bir eylem de değil; ki öyle olmasını... 
26-02-2006 15:52 - eylül 
... Günaydın hayatım, bak güneş yeniden doğuyor odaya. Dün akşam saçlarını tarayıp öyle yatırdım seni uykuya. Yatağının yanındaki koltuğa oturdum ve uyumanı bekledim. Sen uyuduktan sonra da kalkıp gidemedim, bırakamadım seni öylece. Nefes alıp verişini, güzel yüzünün ay ışığı altındaki güzelliğini izledim. Bir ara dokunmak istedim sana. Ama yüzündeki huzur verici ritüeli bölmek istemedim. Kendimle kirletmek istemedim saflığını. Öylece uyumanı, nefes alış verişini izlemek, sayıklamalarını dinlemek istedim. Ama o kadar odaklanmışım ki seni izlemeye, güneşin doğduğunu farkedemedim. Sen uyanmadan kaçmayı başaramadım. Gizleyemedim, bütün gece seni hayranlıkla izlediğimi. Sen uyanıp şaşkın şaşkın bakarken, ben oturduğum yerden kalkıp... 
26-02-2006 10:49 - Naernamarth 
....
klinikte oldukça yoğun bir sabahtı...saat 8.30 da,tahminen 80 yaşlarında bir adam başparmağındaki dikişleri aldırmak için içeri girdi.çok acele davranması gerektiğini,saat tam 9 da bir randevusu olduğunu söyledi.kendisiyle ilgilenecek doktorun yokluğu büsbütün telaşa vermişti onu.heyecanını hissettim ve ona oturmasını söyledim.çünkü tedavisinin bitmesi ve onun birisini görmesi en azından bir saat sürerdi.saatine baktığını görünce,başka bir hastam da olmadığı için yarası ile ben meşgul oldum.tetkik ettiğimde,yaranın çok güzel iyileştiğini görünce doktorlardan birisine bantları açmasını ve yeniden sarmasını söyledim.yaranın tedavisi esnasında konuşmaya başladık.bu kadar acelesi olduğuna göre,bu sabah bir doktorla randevusu olup... 
26-02-2006 08:50 - arrau 
bensiz yürüyebilirsin
soluksuz koşabilir
sonsuz durabilirsin
uçabilirsin
gökyüzüyle sevişebilir
beni unutabilirsin
bir tek, ama bir tek
ölürsem
beni ağlatabilirsin
25-02-2006 11:36 - kkelebekk 
alkole sokulan bir kadeh kanında
nefreti içiyorum tanrım
seni becereceğim mahşer gününü iple çekiyorum
herkesin önünde…
iki şey var beni tutan
iki şey beni boğan
o iki şey engelliyor beni
ve söz veriyorum
dışarı boşalacağım tanrım.
senden çocuk yapmak istemiyorum
25-02-2006 02:10 - nugo 
|