OTOMATİK ADAM Bu yazıda bir tarif olmayacak. Açıklamalar, eğer yeterli olursa, sizin zihninizde karakter canlandıracak. Bu karaktere uzak olmadığınızı düşünüyorum. Hatta o her gün karşınıza çıkan ve konuştuğunuz biri dahi
Otomatİk AdamPublished by madzax 20-07-2004 |
|
OTOMATİK ADAM
Bu yazıda bir tarif olmayacak. Açıklamalar, eğer yeterli olursa, sizin zihninizde karakter canlandıracak. Bu karaktere uzak olmadığınızı düşünüyorum. Hatta o her gün karşınıza çıkan ve konuştuğunuz biri dahi olabilir. Onu uzaklarda arayanlar hakkındaki düşüncelerimi de son kısımda belirtmeden geçemeyeceğim. Ama şu anda bu kişiliği kafanızda oluşturmaya başlamayı çok istiyorum. Doğum kadar her sağlıklı bireyin başına aynı şekilde gelen başka bir doğa olayı yoktur sanıyorum. Doğuma baktığınızda aslında bireyin dış dünya ile ilk iletişiminin gerçekleştiği an da denilebilir. Olaylar bu gerçek üzerine kurulur. Basit bir olaydan sonra kişilik gelişmeye devam etmektedir. Çünkü çoğu psikoloğa göre kişiliğin gelişimi ana rahminde başlamaktadır. Buna kanıt olarak ikizlerin doğum evveli ve sonrası durumları gösterilmektedir. Ana rahminde hareketli olanın, doğum sonrası da karakterini sergilediği gözlenerek bir sonuca varılmıştır. Ben kişiliğin ne zaman gelişmeye başladığı ile ilgilenmiyorum. Kişiligin benim tabirimce bilinçsiz dönemde de nasil geliştiği beni ilgilendirmiyor. Burada bireyin engelleyemeyecegi bir seri davranış yüklenmesi bulunmakta ve bunları alıp almama hakkında inisiyatif kullanamamakta. Konunun buraya gelmesi benim bireyin bilinçli düzeyine ne zaman geldiği konusunda bir açıklama yapmamı gerektiriyor. Bilinçli düzeye gelmek izafi bir kavram değil, bireyden bireye değisen kriterleri barındırmıyor. Burada ne kadar geniş bir çerçeve çiziyorum, anlamanızı bekliyorum. Bir sokak satıcısı ile bir iş adamı arasında bilinç düzeyi - ya da olgunluk diyebiliriz - açısından bir farklılık oluşturmuyorum. Yaşamları, aldıkları kararlar farklı,karar mekanizmaları farkli olabilir. Biri diğerine göre mantık ya da duygu tarafına daha fazla yatmış olabilir ama bunlar hiçbir zaman otomatik insan olmama konusunda bir özür sayılamaz. Bu bilinçlenmeye bir yıldırımın çakmasi gibi bakilabilir. Nerede nasıl olacağı belirlenemez. İnsanlarla iletişim ve daha önemlisi etkileşim sırasında varoluşçu bir yaklaşıma kayarken gerçekleştirilen id'lerin geneline bakildığında belirginleşen bir olgudur. Id olarak ele alınan ise, insanın kendini geliştirmesi sonucunda yapısında var olan temel davranış biçimlerine ne denli hakim olduğu ve bunlari ne ölçüde değiştirebildiğidir. Bu kültürle değişebilecek bir yapı degildir, bu kazanılmaz da. Fark ederseniz burada bir çelişki de doğar. Eğer insanın kendini değiştirmesi kendine katamadığı ve kendini değiştiremediği bir kanaldan oluyorsa insanlarda kalıtımsal bir şekilde ortaya çıkan bir durumun başta iyi olmadıkça, sonra nasıl iyileşmesi beklenilebilir. Burada kabullenmek, her zaman kabullenmektir. Yeri gelir bir paradoks bile çözülebilir. Bu mantığı geliştirmeyen biri kendi yolunu iyileştiremez. Paradoks kavramini bilmek bir fayda getirmez, yalnız bu tür bir durumun varlığının bilincine varabilmek getirebilir. Paradoks kavramının bilincine varılması için de kültür seviyesinin yüksekliği bir etken sayılamaz. Sadece olaylara baktığında, onları derinlemesine gören bir bilinç yeterlidir. Paradoksu insanlar her işlerine katarlar. Buradan basit insan; tanımıma girmek, açıklamaların sağlığı açısından yararlı olabilir. Bu tür kişiler bence en eğlenceli ama bir yandan da en sıkıcı kişilerdir. Söyleyeceklerinin ve yapacaklarının hepsini kisa bir tanışma evresinden sonra hemen tahmin etmeye başlarsınız. Hatta bu tür birisiyle işiniz varsa onun cümlelerini tamamlayarak işinizi çabuklaştırmaya çalışırsınız. Fakat genelde bu sizden üst düzeyde bir yetkilidir ve siz de bu ikilemi içinizde hissedersiniz. Yapmanın gerekliliği ve yapamamanın yaptırıcı unsurlarına boyun eğme durumunu kabullenme. Sonuçta sizin söylediğiniz olmaz, onun söylediği hiçbir risk taşımadığından dolayı başarılır ve size biri gelir içinizdeki o gel-giti hissettiğini belli eder derecede bir hayat dersi verir. Bunun sizin içinizde firtına koparmasına izin verirsiniz. Sinirlenirsiniz ve bir dahaki sefer için beklersiniz. Buna sebep olanlar "basit kisilerdir". Hayattan alacakları daha doğum ertesinde bitmiştir. Raydaki tren gibidirler. İyi bir gözlemci için büyük hareketleri çok belirgin seçilebilir. Basit insanı tanimak bize ne kazandırdı. Havuzun içindeki çogunluğu tanımış olduk. Bu kadar basit mi? Evet. Bu alt yapıda insanlarımız (çoğunluk) farklıyı kendisine benzetme çabasına girerler. Kendi acizliklerinin nehrinde akarken birisinin kurtulmasını istemezler. Bunun sebebi ise birisinin kurtulmuş olmasi onlara yeteri gayret gösterdikleri takdirde kendilerinin de kurtulabileceğini hatırlatacaktır. Kıskançlık ve hazımsızlık onları nehirlerinde sürüleri arasinda güvende hissederken huzursuz ediyor. Simdi "kurtulmus insan" tanımıyla ne demek istediğimi anlatmak istiyorum. Madem ki basit insanin tekamül etmişi oluyor, onu da bu spekturum içinde tanımamız gereklidir. Aslında bu insanları gözlemlediğinizde taklitçi olduklarını görürsünüz ve kişilikleri diğer kişiliklerden kopyalanmış özelliklerle doludur. Bu şahıs kendisinden kompleksleri nedeniyle daha üstün gördüğü kişiliğin bir özelligini bünyesine katar ve o kopyaladığı karakteri sergilediği durumlarda ona bürünür. Böylelikle kişiliği bölünür, bölünür ve ortada kendi diyebileceği birisi kalmaz. Ama toplama olan bu karaktere bakıldığında çoğu zaman dengeli bir çizgi sergiler. Hatta vaktinin çogunu yanında geçirenler dahi onun bu yapida biri oldugunu anlayamaya bilirler. Bu sihir, anlik bir şahsiyet sergilemesi ve kontrol dışına kaçan, ya da sızan bir alt benliksel dışavurumla dağılıverir. Her şey çökmüstür. Bu o kadar bariz bir sivriliktir ki bir anda etrafında insan kalmaz. Ne olduğu, nereden geldiği, kültür seviyesi bir anda belirginleşir. İnsanlarin aklındaki "acabalar" yerine oturur ve kişi multi çöküş yaşar. Artık "O" her şeyi yapmaya "muktedirdir". Siz de ona her şeyi yaptırabilirsiniz. Sizin otoritenizin kölesi olmaya can atmaktadır çünkü bir otorite eksikliği içindedir. Kurduğu her sey çökmüş ve ilk gördüğü modelden tekrar başlamak ihtiyacındadır. Bu da onun, yaşadıklarından hiçbir ders almayarak hayatına devam ettiğinin göstergesidir. O zaman bu kişiliğe "kurtulmuş" demenin anlamı nedir. Bu kişilik etrafının farkına varmıştır! Boş insan gibi değildir. İnsanları basitçe sınıflandırma yeteneği vardır. Kim faydalı, kim değil ayrırımı yapar. Ama üst bir bilinçle de çok güzel yönetilebilir. Demek ki sıra kurtulmuş insandan sonra "üst bilinçleri" tanımaya geldi. Kurtulmuş insandan farkları onların bir tanedir ve bu özellikleriyle bir yol aldıkları söylenebilir ve bu yol da onlari farklı bir kategoriye yerleştirmeye gider. İnsan kullanabilme yetenegi. Kendi geçtikleri yoldan ya da gözlemlerinden kazandikları ile diğerlerini amaçlarında kullanırlar. Gerekirse kitaplara başvurup inceliklerini de yakalama eğilimlileri bulunur. Ama hepsi komik tiplerdir. Bu özelliklerini gözlerinde o kadar fazla büyütürler ki en zayıf yanları bu olur çıkar. Buradan içlerine girip, onları anlamadan dahi onları yönlendirebilirsiniz ve bunun için çaba harcamanız gerekmez. Sadece bu yanlarını okşamanız yeterli olacaktır. Size enteresan kapılar açarlar. Ama sadece bu kadardırlar. Evet, benim gözlemlerime göre toplumumuzda en yüksek seviyeye kadar bulunan bütün insan tiplerini şu ana kadar inceledik. Şimdi sonuç kısmına gelmek ve konuyu kapatmak zamanıdır. Bu yazıdan bir seyler almak için bundan sonrası önemlidir diyebilirim. Basit insan tanimında kendinizi, basit insanın tüm hareketlerini önceden fark edecek kişi olarak kendinizi hiç gördünüz mü bir an için, ya da basit insanın yukarıda bahsi geçen susma ya da konuşma ikileminin ne olabileceğini anlayabildiniz mi? Birisinin davranışlarına, sizin rahatınizı bozacağını hissederek müdahale etmeyi "düşündünüz" mü? Bir insana en düşük seviyede dahi olsa, kolay olabildiği için, bir şeyler yaptırmak hiç "içinizden geçti" mi? Insanları kullanan üst bilinçteki insanları okurken, onların bu yanları okşandığında, onların da zayıf olduğunu hissettiğinizde yüzünüzde hafif bir tebessüm belirdi mi? Eğer bunlardan birini bile yaptıysanız, siz otomatik insansınız. Toplum sürüsünün bir parçası. Bu saydıklarımın bazen hepsi, bazen de hiçbiri bile değilsiniz. Yani en kötüsüsünüz. O kadar kendinizi geliştirecek kitapları ve öğretileri kendinize katmışsiniz ama otomatiğe geçmişsiniz. Yani toplum size ne yapmanızı söylüyorsa aslında onu yapıyorsunuz şu an. Buna şiddetle karşı çıkıyorsanız dahi bunu toplumdan gelen, "birisi fikirlerini bozmaya çalışıyorsa REDDET!" içgüdüsüyle yapıyorsunuz. Siz yoksunuz. Sizin yerinize toplum var. Bedeninizi hareket ettirip belki bir şeyleri özgün yaptığınızı düşünecek kadar acizsiniz. Ama bir de biz varız. Bu yazıyı yazanlar. Sizin içinizi harfleri büyük olan bir kitap gibi okuyanlar. Hiçbir gizliniz, bizimle karşılaştığınızda saklayacak bir mimiğiniz ya da göz ifadeniz olamaz. Her şeyinizi anlar ve bunu anladiğımızı size hissettirmeyiz. Siz en coşkun modunuzda ne yaparsanız yapın. Biz sizden ayrılırken, yine böyle birine rastlayıp eğlendiğimizi düşünürüz. Az olsak da variz, ve siz bizi seçemezsiniz! |
|
|
|
#1
Gönderen
scarecrow
on
20-07-2004, 16:00
|
|
doğan da sen değilsin ölecek olan da.. hatta var olan da sen değilsin.. nehrin akıntısında sabit duran bir su damlası olduğunu iddia ediyorsan eğer, bu ancak nehirin dibinde gömülü bir taş olduğunu ispatlar.. parçalar bütünü anlayamaz.. sadece var eder..
|
|
#2
Gönderen
DeathMaster
on
20-07-2004, 21:21
|
|
Bence otomatik insan diye bi kavram yoktur.Sıradışı veya sıradan olabilirsin ama otomatik olamazsın.Bu robotlara özgü bir kavramdır.Onlara belirli olaylar karşısında verecekleri tepkiler,yapması gerekenler yüklenir yalnızca.Karmaşık görünseler de insanın yanında nasıl da zavallı kalırlar.Otomatik olmak da onları zavallı yapanların en başında gelir.Soğuk-sıcak ayrımı ötesindeki hislerden yoksundurlar....
Doğmadan önce oluşan benliğimiz ölüme dek birçok değişiklikten geçer.İstemesek de olaylara vereceğimiz tepkiler değişir,olaylar değişir.Hayat ne kadar çabalasada bir insan için sıradan olamaz.Sıradan insan olabilir. Kimbilir nelerle karşılaşırız.Bizi ağlatacak olaylar olur,güçlü durup ağlamamayı da öğreniriz..... Bu yüzden en sıradan,tekdüze yaşayan insan bile otomatik olamaz.... |
|
#3
Gönderen
Cey
on
21-07-2004, 18:15
|
|
--------------------------------------------------------------------------------
Basit insan ile tabir ettiği şey ile sanirim Nietzsche nin üstün insan ideolojisini savunmuş oluyor bir yerde. Ama ilginçtir ki basit insani tanımlamak hep kolay oluyor ama üstün insana bir tanım yakıştırılamıyor bu sanırım en üst olarak kişinin kendisini görmesinden kaynaklanan birşey ve kendisinden daha az karmasik bir düşüncesi yapısını çözebilirken kendisinden farklı bir düşüncesi yapısını çözemiyor. Bu durumda ne kadar çok insanı anlayabilmişsek okadar üstün müyüz demektir ? Kimsenin eşit olabileceğini savunmuyorum bu durumda illaki birileri birilerden üstün olucaktır ama üstünlük taslanmaya başladığı zaman insan bütün değerlerini yitirir. Basit , üstünlüğe değer biçmek için vardır aynı zamanda üstünlük basitliğe değer biçer . Biri olmadan diğerinin bir anlami yok , dengeyi sağlayan unsurlar bunlar. |
|
#4
Gönderen
madzax
on
23-07-2004, 12:31
|
|
Aslında "üstün insan" tanımı da, aynı bağlamda çok kolay; diyalektik yaparak çıkarsak işin içinden, mutlu insan, üstün insan olabilir, ama bu fazla nihilist bir yaklaşım olur ("İnsanlar mutsuzdur ve ölürler"-A.Camus), daha az kompleks ve biraz da pragmatik gidersk, "Kontrol eden insan, üstün insandır" önermesine zorlayarak ulaşırız ki bu da sorunu çözmez, Nietzche diyalektiği ile gidelim, "En üstün insan ÖLMEYEN ,YAŞAYAN, YAŞAMAYI BAŞARMIŞ (Surviving) insandır" türü bir önermeye ne dersin?
Alıntı: Serenity
-------------------------------------------------------------------------------- |
|
#5
Gönderen
madzax
on
23-07-2004, 12:32
|
|
ya da, tümevarım yapalım, parçalar bütünü var eder?
Alıntı: scarecrow doğan da sen değilsin ölecek olan da.. hatta var olan da sen değilsin.. nehrin akıntısında sabit duran bir su damlası olduğunu iddia ediyorsan eğer, bu ancak nehirin dibinde gömülü bir taş olduğunu ispatlar.. parçalar bütünü anlayamaz.. sadece var eder.. |
|
#7
Gönderen
Cey
on
23-07-2004, 20:50
|
|
Alıntı: madzax Aslında "üstün insan" tanımı da, aynı bağlamda çok kolay; diyalektik yaparak çıkarsak işin içinden, mutlu insan, üstün insan olabilir, ama bu fazla nihilist bir yaklaşım olur ("İnsanlar mutsuzdur ve ölürler"-A.Camus), daha az kompleks ve biraz da pragmatik gidersk, "Kontrol eden insan, üstün insandır" önermesine zorlayarak ulaşırız ki bu da sorunu çözmez, Nietzche diyalektiği ile gidelim, "En üstün insan ÖLMEYEN ,YAŞAYAN, YAŞAMAYI BAŞARMIŞ (Surviving) insandır" türü bir önermeye ne dersin? Bu durumda kişinin kendisi bir önermedir , belirleyici ve yönlendiricidir. Kendini bir başkasının genellemelerinin kalıplarina sokmaz. Üstün veya değil önemli olan ne oldugunu bilmektir. çünkü ne oldugunu ve ne istediğini bilirse bir kişi üstün ve alçak olarak iki kutbun arasına sıkışmaz böylece daha objektif bir gözle bakabilir kendine ve çevresindekilere. kişisel bir görüş olarak , yaşam standartari üstünlüğü belirleyici birşey değildir. İçinde bulundugun şartları en akılcı bir şekilde kavrayabilen , kendine uydurabilen ve adapte olan insan üstün olabilir. Bu durumda zeka , üstünlüğü belirleyici tek unsur oluyor. |
|
#8
Gönderen
scarecrow
on
23-07-2004, 21:18
|
|
yaşamı bu hale getirmek neye yarıyor anlamıyorum.. üstün insan.. otomatik insan.. görenler.. görmeyenler.. bilenler.. bilinenler.. en büyük buluşunu yapmak üzereyken pencereden gelen tırtıklı bir vibratörün kafasına çarpması sonucu ölen bir bilim adamının cenazesinde sadece gülersiniz.. hayata biraz sevecen yaklaşsak diyorum.. aptal ve sıradan insanlar bunu daha çabuk başarıyor farkında mısınız bilmiyorum..
|
|
#9
Gönderen
Cey
on
23-07-2004, 21:30
|
|
Ne alakasi var ? bütün mesela hayata sevecen yaklaşmaktan mı geçiyor ? Mutlu olmak uğruna hiç mi sorgulamayacagiz ? Ozaman senin tanımladigin şeye göre de üstün insan mutlu insandir yani madzax 'in ilk tanımı . Sen bile bir yön seçip evet işin sırrı budur bundan geçer demişsin .. Zekan , paran , gücün ve sahip oldugun bütün güzel değerleri kullanmayı becremeyip mutsuz oluyorsan bu senin hatandir salakların üstünlüğü değil. ! ..
|
|
#10
Gönderen
scarecrow
on
23-07-2004, 21:41
|
|
ben çözümü mutlulukta görmüyorum.. ben bir çözüm görmüyorum.. çünkü ben bir sorun da görmüyorum.. sorun olmadan yaratılan çözümler ancak sorun olabilir..
|
|
#11
Gönderen
Cey
on
23-07-2004, 21:52
|
|
sorun görmüyosan gerçekten aynada kendini bırakıp gitmişsin demektir ..
|
|
#12
Gönderen
scarecrow
on
23-07-2004, 22:02
|
|
evet.. bunu yazdığım doğru.. çünkü ben bir tane değilim.. gittiğim her yerde beni yine ben karşılarım.. ve gidersem ben kalırım yine geride..
|
|
#13
Gönderen
oturgator
on
16-09-2004, 22:18
|
|
Yazılanları okudukça "otomatik adam" kavramının sınırlarının belirlenmesi bir yandan beni rahatsız ederken diğer yandan da böyle bir tartışmanın geldiği noktada eğlenmedim dersem yalan olur.
[/quote]Eğer bunlardan birini bile yaptıysanız, siz otomatik insansınız. Toplum sürüsünün bir parçası. Bu saydıklarımın bazen hepsi, bazen de hiçbiri bile değilsiniz. Yani en kötüsüsünüz. O kadar kendinizi geliştirecek kitapları ve öğretileri kendinize katmışsiniz ama otomatiğe geçmişsiniz. Yani toplum size ne yapmanızı söylüyorsa aslında onu yapıyorsunuz şu an. Buna şiddetle karşı çıkıyorsanız dahi bunu toplumdan gelen, "birisi fikirlerini bozmaya çalışıyorsa REDDET!" içgüdüsüyle yapıyorsunuz. Siz yoksunuz. Sizin yerinize toplum var. Bedeninizi hareket ettirip belki bir şeyleri özgün yaptığınızı düşünecek kadar acizsiniz. Ama bir de biz varız. Bu yazıyı yazanlar. Sizin içinizi harfleri büyük olan bir kitap gibi okuyanlar. Hiçbir gizliniz, bizimle karşılaştığınızda saklayacak bir mimiğiniz ya da göz ifadeniz olamaz. Her şeyinizi anlar ve bunu anladiğımızı size hissettirmeyiz. Siz en coşkun modunuzda ne yaparsanız yapın. Biz sizden ayrılırken, yine böyle birine rastlayıp eğlendiğimizi düşünürüz. [quote] Yukardaki paragrafı tekrar yazmamdaki sebebi sanırım tahmin ettiniz. Miğdenizdeki huzursuzluğu hisseder gibiyim, yüzünüzdeki buruşmayı, çünkü neyin geldiğini artık siz çok iyi biliyorsunuz. Evet, çünkü yaptınız. Başarılı bir şekilde yazarı haklı çıkardınız. Otomatik olarak inkar ettiniz. Ego'nuza yenilip, bir sürü kitaplardan alıntı yaparak yazarın öngördüğü ve toplumun size dikte ettiği İTİRAZI başarıyla gerçekleştirdiniz. İyiki varsınız. |
|
#14
Gönderen
scarecrow
on
16-09-2004, 22:53
|
|
Alıntı: oturgator
Yazılanları okudukça "otomatik adam" kavramının sınırlarının belirlenmesi bir yandan beni rahatsız ederken diğer yandan da böyle bir tartışmanın geldiği noktada eğlenmedim dersem yalan olur. sonuç: başkalarını tanımlamak kendini tanımlamaktır önce. |
|
#15
Gönderen
scarecrow
on
16-09-2004, 22:57
|
|
Alıntı: scarecrow alıntı da yapabiliriz istersen.. |
|
#16
Gönderen
oturgator
on
17-09-2004, 17:05
|
|
ne kadar basit düşünüyorsun, ya cevabı yazan ile alıntı yapılan yazıyı yazan aynı kişi ise? diğer bir açıdan bakıldığında, ya hiçbirşey umurunda olmadan yaptığın davranışlar dahi sana toplum tarafından dikte edildiyse, ya sen onların toplum tarafından dikte edildiklerini bile algılayamıyorsan? Ya toplum sana, farklı, marjinal olabilmek için felsefe ile ilgilenilmesi gerektiğini fısıldadıysa ve sen bu neden ile buradaysan? Ya sen kendini toplumun kavramları ile tanıyor fakat kendi kavramlarının bile ne olduğunu bilmiyorsan? Ya gerçekten adamın söylediği gibi biri isen? Önemli olan birilernin üstünlüğünü kabul etmek mi yoksa üstünlük kavramını kendin için oluşturmak mı? Önemli olan bu dünyayı uysal ve sürekli zevkler yaşanan bir yer yapmak mı yoksa huzursuzluk denizinin içinde keyif alınan bir yer haline getirmek mi? Birincisi çok sıkıcı olurdu, değil mi?
|