Babama soracağım, bana ne masallar anlatırdın küçükken, ben hatırlamıyorum diye. Evet, hatırlamıyorum, hatta masal dinleyip dinlemediğimi bile hatırlamıyorum. Anlatmıştır ama herhalde, anlattığına dair çok güçlü hislerim var şu anda çünkü.
MasalPublished by Jack Bauer 01-07-2004 |
|
Babama soracağım, bana ne masallar anlatırdın küçükken, ben hatırlamıyorum diye. Evet, hatırlamıyorum, hatta masal dinleyip dinlemediğimi bile hatırlamıyorum. Anlatmıştır ama herhalde, anlattığına dair çok güçlü hislerim var şu anda çünkü.
Hatırlamak istedim ansızın, tatlı geldi o günler, o geceler, ufacık bir bedenle kedi gibi yatağın içinde kıvrılıp da gülümseyen bir yüzle saçlarımı okşarken bir yandan da ya daha önceden okuduğu ya da o anda uydurduğu, dinlediğimde güçlü bir huzur veren, sığınma duygumu tatmin ettiğim bir insandan dinlediğim masallar. Sarışındım o zamanlar bir hayli, sarı, yandan özenle ayrılmış -elbette ki bir ebeveyn taramıştır düzgünce- bir şekilde, yüzüm ufacıktı, ellerim gibi, dişlerimde tek bir dolgu bile yoktu, gözlük takmıyordum. Sevimliydim, bıcırık bir erkek çocuğuydum yere yatırılıp gıdıklanınca gülen. Kendimi bu kadar masum gösterirken aslında bir yandan da piçin tekiydim, yaramazdım çok. Arada sırada Doğan Kardeş dergisinden ödül kazanmış çocukların yazılarını okurdu babam sanırım, ya da ben okumayı sökmüştüm de kendim okurdum, olsun, babamın okuduğunu düşlemek daha fazla huzur veriyor şimdi. İmrenirdim, benim yaşımdakiler ya da taş çatlasa üç beş yaş büyük çocuklar nasıl bu kadar güzel yazabiliyor diye. Şimdi, o çocuklar da büyüdü benim gibi, kimbilir nerelerdeler ve yazdıklarını kimse okumuyor ya da beğenmiyor. Tarihsel süreçte attığım bir goldü belki bu rövanş olarak, öyle olmasa bile artık onların tamamından daha iyi yazdığımı ve yazabileceğimi biliyorum, bu da bana yetiyor. Gülümseyen bir yüz demiştim, şimdi de gülümsüyor ama öyle değil ki. Artık yıllar geçmiş, ben büyümüş eşşek kadar olmuşum. Saçlarım artık okşanmayacak, çok iyi biliyorum, ağladığımda kucağa alınmayacağım, zaman içinde çok ağırlaştım çünkü. Bak legolarımla ne yaptım diye koşarak götürmek isterdim yine, o heyecanla odamdan koşarken ya da tam ayağa kalktığım sırada takılıp düşerek yapıtımı bozmak, sonra ağlamak, yine gülümseyen bir yüzü yanımda yere bağdaş kurmuş olarak görmek ve birlikte tekrar yapmaya çalışmak. Sokakta oynarken takılıp düşmek, ağlayarak eve dönmek, kızılmak ama kıyılamamak, azar işitmemek, güzelce yaraya pansuman yapılması. Parka götürüldüğümde -ki geceleri boşsa salıncağa mutlaka biner ve sallanırım hala daha- tahtravalliye binmek istediğimde çevredeki insanlara bakınmamam, karşımda koca bir adam görmem, henüz incecik bir sesle kıkır kıkır gülmem. Deniz kıyısında kumdan birşeyler yapmak ve bunu yalnız yapmamak, üstelik aynı sahili paylaşan çocukların hayır benim istediğim gibi yapılacak kaprislerine katlanmadan. Yine isterdim bunların ve daha bir çok şeyin olmasını, isterdim ki küçüleyim istediğim zaman, babam da gençleşsin, yine okşansın saçlarım, yine kucağa alınayım, yine istediğim oyuncak alınmadığında çıngar çıkarayım ve sonra istediğimi aldırayım, yine parklara gideyim, yine deniz kıyısında olayım ve kumla oynayayım gönlümce. Legolarımla oynayayım, birgün uzay gemisi, ertesi gün de korsan gemisi yapayım, vuuuuuvvv diye uçurayım odanın içinde ya da odanın ortasına gemimi yüzdüreceğim diye leğen getirip ortalığı batırayım. İnce hesapların peşinde koşmayayım bu kadar, bir çocuk gelip de misket oynayalım mı dediğinde tamam diyerek hemen oynamaya başlayayım, insanlarla iletişim kurabilmek için karakter analizlerini yapmak zorunda kalmayayım. Misketlerimi kaybettiğimde somurtayım bir karış suratla, anneeeeee bitttiiiii diye bağırabileyim, kendi kıçımı silmek zorunda kalmak yerine arkamı döneyim. Barda yan masadan bana bakan hatunu -evet artık büyüdüm ve büyümenin üzerimdeki etkileri gerçekten de oldukça yararlı karşı cinsle iletişim kurabilme açısından- düşünüp ulan bu karı kesin verici, bakalım ne olacak şimdi diye düşünmektense, bir şişe kola daha istesem acaba midene zararlı denilerek geri çevrilir mi diye düşünmek istiyorum lokantada. Ağır yaralı bir insan olmak istemiyorum böyle, Özal neslinin bir yetişkini olmaktansa, ondan ve yaptığı bütün zararlı işlerden yalıtılmış bir çocuk olmak istiyorum, öyle kalmak istiyorum ben, büyüdükçe daha da çok hem de. Çocuklara gösterilen sevecenliği özlediğim kadar bunun için de istiyorum. Bir düş kırıklığı olmaktansa bir umut kaynağı olmak istiyorum, henüz kirlenmemiş. Birine sımsıkı sarılmak, ama kadınlar değil bu, onların tenlerine ve kokularına alıştım artık, korktuğumda ya da ağladığımda babama sarılmak istiyorum, onun kokusunu hissetmek istiyorum, yetmiyor sadece kadınlar, hem zaten onların yanında korkmak ya da ağlamak delikanlılık müessesesine ters değil mi, zayıflık göstergesi sayılmıyor mu? Elimdekilerle yetinmeyi öğrenmiş olsam da, mutlu olmayı az da olsa başarabilsem de, bunları özlüyorum ve özleyeceğim, beni ben yapan değerlerin çoğuna sahip olduğum yıllarımı asla çocukluk zamanlarım diye bir kenara bırakmayacağım bugün çok daha geniş ve güzel olan dünyamın uğruna. Yaşam da bir masaldır çünkü, size nasıl anlatıldıysa masal dinleme çağınızda, öyle yaşarsınız geri kalan yaşamınızda, size nasıl tebessüm edildiyse anlatılırken, siz de öyle tebessüm edersiniz, istemsiz olarak çoğu zaman. Bilirsiniz ki her çocuk masumdur masal dinlerken geride bıraktığım o sarışın minik elli çocuğun olduğu gibi. Bilirsiniz ki hiçbir çocuk büyüdüğünde aslını inkar edemez, durduk yere kötü olmaz. Nasıl masallar dinlediyseniz, öyle yapmaya çalışırsınız dünyayı. |
|
|
|
#1
Gönderen
nocturnal_escapism
on
01-07-2004, 08:35
|
|
Alıntı: Jack sadece kadınlar, hem zaten onların yanında korkmak ya da ağlamak delikanlılık müessesesine ters değil mi, zayıflık göstergesi sayılmıyor mu? |
|
#2
Gönderen
DeathMaster
on
01-07-2004, 13:49
|
|
Alıntı: Jack Bauer İnce hesapların peşinde koşmayayım bu kadar, bir çocuk gelip de misket oynayalım mı dediğinde tamam diyerek hemen oynamaya başlayayım, insanlarla iletişim kurabilmek için karakter analizlerini yapmak zorunda kalmayayım. Misketlerimi kaybettiğimde somurtayım bir karış suratla, anneeeeee bitttiiiii diye bağırabileyim, kendi kıçımı silmek zorunda kalmak yerine arkamı döneyim. Barda yan masadan bana bakan hatunu -evet artık büyüdüm ve büyümenin üzerimdeki etkileri gerçekten de oldukça yararlı karşı cinsle iletişim kurabilme açısından- düşünüp ulan bu karı kesin verici, bakalım ne olacak şimdi diye düşünmektense, bir şişe kola daha istesem acaba midene zararlı denilerek geri çevrilir mi diye düşünmek istiyorum lokantada. |
|
#3
Gönderen
Jack Bauer
on
01-07-2004, 16:58
|
|
Alıntı: nocturnal_escapism
kadinlar yanlarinda aglayan bi erkek gormeyi sevmezler nedeni zayiflik olarak algilama degil kendilerini kotu hissetmeleridir..cunku kendi duygusalliklarini dengeleyecek biri ararlar,senin aglaman onlarin savunma mekanizmalarini altust eder... nedense yine bulduklari erkekler kendileri gibidirler..inanma sen onlara..ama sadece onlara da sarilmaman gerek..guvensiz cinstir cunku.. ![]() |
|
#4
Gönderen
nocturnal_escapism
on
02-07-2004, 08:23
|
|
ahaha jack bu aciklamayi sana ozel yapmiorum ki..ustunde yorum yaptim..bu boledir die ..inanma sen onlara lafimi yanlis anlamissin mutlaka daha dogrusu bir daha okudum ben anlatamamisim..bu yasa kadar gelmissin sana su soledir seklinde bi tafsie sacma olur heralde coktan gormussundur ne nedr.ahah
![]() |
![]() |
| Etiketler |
| masal |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Masal diyarında bir prenses (Kısa metrajlı) | Sleepless | Echoes | 0 | 22-08-2005 09:20 |
| TYB'den Masal Yarışması | Cey | Güncel Olaylar | 0 | 03-03-2005 23:54 |
| Ayyas Imparatonlugu, Dilime dolanan masal... | starlyfe | Road Trip | 1 | 17-02-2005 19:44 |