Gölge - Başlangıç

Karanlıkta ağır aksak ilerleyerek höyüğün önüne geldi. Gece geç vakitte arayan profesör, kendisiyle Ekrem'i höyükde bulabileceğini söylemişti. Acele etmesini de eklemişti. Karanlıktı heryer, zifiri karanlık. Sadece höyüğün kapısından gelen soluk

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Echoes  »  Gölge - Başlangıç

Cevap Yaz
 
LinkBack Echoes Tools Görünüş Şekli

Gölge - Başlangıç

Published by Thunderpeak 21-02-2008

Karanlıkta ağır aksak ilerleyerek höyüğün önüne geldi. Gece geç vakitte arayan profesör, kendisiyle Ekrem'i höyükde bulabileceğini söylemişti. Acele etmesini de eklemişti.

Karanlıktı heryer, zifiri karanlık. Sadece höyüğün kapısından gelen soluk bir ışık vardı. Karanlığın sardığı bir hiçliğin içindeydi. Çevresinde taşlar ve kısa boylu otlardan başka hiçbirşey yoktu. Az ilerdeki koruluğu saymazsak tabii. Mert, kapıya doğru ilerledi. Ayağı bir taşa takıldı. Tökezledi. Düşmedi. Hızla höyüğün kapısına geldi. Yerde duran telsizi belli belirsiz ışıkda fark etti. Uzanıp onu yerden aldı. Şaşırmıştı. Yüz ifadesi değişti. İçinde merak ve endişe uyanmıştı. Bu hisleri yüzüne yansıdı. Telsizi açmak için ne yapması gerektiğini düşünerek kurcalamaya başladı. O an arkasındaki karanlıktan bir çıtırtı geldi. Hızla arkasını döndü. İçine bir korku düştü. Ne de olsa bomboş bir arazide, karanlığın içindeydi. "Kim var orda?" diye karanlığa seslendi. "Ekrem? Profesör? Siz misiniz?" diye karanlığa doğru bağırdı. Cevap yoktu. Birkaç adım ilerleyip, etrafı görmeye çalıştı. Sanki karanlığı görebilecekmiş gibi gözlerini kıstı ama hiçbirşey seçilmiyordu. Sesi çıkartan neyse ona hala korku veriyordu.

Kapıya doğru gitmeye karar verdi. İlerlemeye başladı. Tekrar ayağı takıldı. Sinirlendi. Bu sefer canı yanmıştı. Kızgın bir şekilde höyüğün belli belirsiz ışık yayan kapısına doğru baktı. O an arkasından yaklaşan ayak seslerini farketti. İlk önce bir, ardından birçok ayak sesi. karanlıktan gelen ve ona doğru yaklaşan ayak sesleri. Adımlarının altında ezilen kurumuş otların kırılmalarını duyabiliyordu.

Çevresindeki diğer insanlara oranla daha cesurdu Mert. Fakat içine sığmayan bir korkusu vardı şimdi. Arkasına dönüp gelenleri görmek istemiyordu. Bakmak istemiyordu. Her an soğuyordu hava ve diken diken oluyordu tüyleri. Ayak sesleri gittikçe yaklaştı ve yanından geçmeye başladılar. Kulakları duyuyordu fakat gözleri ayak seslerinin sahiplerini görmüyordu. Korku tüm bedenini sardı. Bir titremedir aldı Mert'i. Sesler ilerliyordu ama görüntü halen yoktu. Otları ezen ve kıran ayak sesleri höyüğe doğru yöneliyordu.

İçine sığmayan korkusu daha da dayanılmaz bir hal aldı. Ekrem ve profesör! Onlar höyüğün içindeydiler! Korkusunu yenmeye çalıştı. Bağıramayacak kadar korkuyordu. Kusmak üzereydi. Korkusunun dehşeti içinde telsiz geldi aklına ve nasıl çalıştıracağını bulmak için harekete geçti. Açma düğmesi olduğunu düşündüğü bir düğme buldu ve basıp "Ekrem! Profesör! orda mısınız?" diye seslendi. Bir müddet sessizlik. Tekrar sordu Mert ve cevap geldi "Burdayız da sen kimsin?" Mert şaşırmıştı. "ben Mert oğlum, profesör çağırmıştı geldim." diye cevap verdi. "Profesör mü? Yok lan çağırmadı." Mert, tartışacak vakti olmadığının bilincine vararak bağırdı "Ekrem, hemen dışarı çıkın! Hemen! Bir tehlike var!". "Ne tehlikesi?!! Birşey yok? İçtin mi olm lan sen?" ses tonunda bir alayla cevapladı Ekrem. ısrarla "Hemen çıkın dışarı! Hemen!!!" diye haykırdı Mert. Bir müddet Ekrem'den cevap gelmedi. Ardından "Tamam olm, sakin ol, ben geliyorum şimdi dışarı, bekle,bi yere ayrılma" diye cevapladı Ekrem. Mert "kapının önündeyim, bekliyorum" diye yanıtladı. Sonra kısa süren bir sessizliğin ardından, Mert'in korkusu yavaş yavaş geçmeye başlamışken ki bu değişim suratındaki rahatlamadan da belli oluyordu, höyüğün içinden bağırtılar duyuldu.

Önce bir karmaşa, sonrasında ise giderek artan bağırışmalar ve çığlıklar yükseldi. Mert birkaç adım geri gitti. Tekrar telsizi kaldırıp bağırdı "Ekrem!!! Ekrem!!! Neler oluyor orda?!!". Telsiz sessizdi ama çığlıklar devam ediyordu. Mert, içeri girmek istedi. Bunun içinse sadece bir adım atabildi. Korkusu onu alıkoyuyordu. Telsiznden bir cevap geldi "Mert! Hemen kaç!!! Hemen kaç olm! Durma, bekleme, kaaç!!!" Mert telsize bakakaldı. Korkuyla büyümüş gözleri telsizden ayrılıp höyüğün kapısına yöneldi. Çığlıklar devam ediyor ama gittikçe azalıyordu. Korkusu devleşti. Bir iki adım geri gitti ve telsizi elinden fırlatarak ilerideki koruluğa doğru, elinden geldiğince hızlı koşmaya başladı.

Ayağı takıldı, devrildi, bir çığlık attı, kalktı ve koşmaya devam etti. Elleri kanıyordu, dizleri parçalanmıştı. Tekrar düştü. Bir müddet kalkamadı. Bir ağaç dalına tutunup, doğruldu. Sağ dizi kötü kanıyordu.Topallayarak ilerlemeye çalıştı. Karanlıkta, gözgözü görmeyen karanlıkta, korkusuyla ilerledi. Düştü, emekledi ve gücü tükenmeye başlayınca git gide yavaşladı. Sırtını, bir ağaca yaslayıp, orda kaldı. Son düşüşü kafasında derin bir yara açmıştı. Kan alnından yanaklarına süzülürken derin bir uykuya daldı.

Derin uykusunda, gözlerini bir anlığına açtığında, birşeyin kendisini sürüklediğini gördü. Hiçbirşeyi seçemiyordu. Çok kan kaybetmiş olmalıydı. Halen sersem gibiydi. Sadece birşeyin kendisini sürüklediğini görmüştü. Şimdiyse yerdeki otların sürtüşü canını acıtıyordu. Elleri, dizleri, kafası acıyor ve zonkluyordu. Gözlerini, bir teslimiyet olarak kapadı tekrar. Bir uyku yada baygınlıktı.

Gözlerini kapamasıyla bir başka acının içine çekilmesi bir oldu. Ellerinin, dizlerinin ve kafasının acısından daha keskin bir acı. Daha yoğun. Bir iç hesaplaşma başladı. En iyi arkadaşını, korkusuna yenilerek, bir an bile arkasına bakmadan, onu kurtarmak için uğraşmadan, orada bırakıp gitmişti. Çığlıkları halen duyabiliyordu sanki, titredi. Ekrem'i, en iyi arkadaşını, orada bırakıp gitmişti. Belki ölmüştü. Bilemiyordu. Koruluğa girerken, sanki arkasından bir kırılma ve bir çökme sesi duymuştu ama korkusu o an için herşeyden daha büyük olduğundan, bundan bile emin değildi. Bu düşünceler dönerken kafasının içinde, yenileri eklendi onlara. "Ya insanlar?, ya diğerleri?" diye düşündü "Benim için ne diyecekler şimdi? Korkak? Hain? Arkadışını, en iyi arkadaşını bırakıp arkasına bile bakmadan kaçtı diyecekler. Nurseli teyzeye nasıl açıklarım olanları? Peki Pınar? Çökecek kızcağız. Ama hepsi, hepsi beni, beni suçlayacaklar.Sen bıraktın orda onları diyecekler." Nurseli teyzenin yaşlarla sılanmış ama kendisine nefretle bakan yüzünü gördü. Pınar'ı ağlarken hayal etti. "Be, ben, ben birşey yapamazdım, hiçbirşey yapamazdım, yapamazdım." diye mırıldandı. O an sıyrıldı düşlerinden ve gözlerini açarak "yapamazdım" dedi. Ağlıyordu. Gözlerini sildi.

Bir evde olduğunu gördü. Bir koltuğa yatırılmıştı. Koltuk, odanın kapısına bakıyordu. kafasını yavaşça çevirdi. Hala çok bitkindi. Oda loştu. Anlaşılan akşam oluyordu. Etrafa bakınmaya devam etti. Kapının yanında açık duran bir televizyon vardı. Gözleri bulanık görüyordu. Gözlüğünü korulukda düşürmüştü. Sonra odanın karanlık köşesine doğru çevirdi gözlerini. Korku damarlarından hızla akmaya başladı ve tüm bedenini sardı. Karanlık köşede bir silüet ona doğru bakıyordu. Ona bakanın Ekrem olduğunu biliyordu. Son görüşmelerinde üzerinde aynı kıyafet vardı. Tüm bulanık görüşüne rağmen onu seçebiliyordu. Titremeye başladı. Gözlerini kapayıp sayıklamaya başladı "yapamazdım, yapamazdım, yapamazdım..." ve kabuslarla dolu bir uykunun içine çekildi.

Tekrar uyandığında güneş yükselmişti. Oda aydınlıktı. Hızla kafasını bir öncekigün Ekrem'i gördüğü köşeye çevirdi. Birşey yoktu. Sadece bir baca deliği ve aşağıya akmış suyun bıraktığı siyah izler vardı. Rahatladı, derin bir nefes aldı.

"Nihayet uyanabildin, dün sabahtan beridir uyuyordun Mert" dedi bir ses. Mert hemen toparlandı. Yattığı yerde doğruldu ve sesin geldiği yöne doğru döndü. Kendisiyle konuşanı gördü ve hayal görüp görmediğini merak etti. Hayal olmadığını anlaması uzun sürmedi. Dizindeki acı hala devam ediyordu, baş ağrısı ise tekrar başlıyordu. Kendini toparlamaya çalışırken karşısındaki adama bakarak "Siz kimsiniz? Tanışmış mıydık?" diye sordu. Adam sakin bir tavırla "Ben Sedat, seni dün sabah, her sabah yürüyüş yaptığım korulukda buldum. Aslına bakarsan yürüdüğüm normal güzergahtan biraz uzaktaydın. Sesini duydum ve merak edip bakmaya karar verdim. yaralıydın ve sayıklıyordun. Bende seni eve götürmeye karar verdim. Önce biraz sırtımda taşıdım ama yorulunca sürükledim. Kusura bakma, soğukda kalmıştın ve bir an önce buraya getirmek istedim seni." diye cevap verdi. Bir müddet durdu "Şey..., ismini cüzdanından öğrendim, belki birtelefon numarası filan bulurum diye almıştım onu. Umarım kızmazsın...Ekrem'in arkadaşısın demek." Mert şaşırmıştı, adama biraz telaş ve biraz korkuyla baktı. Mert'in endişesinin farkına varan Sedat "Şey, cüzdanında ikinize ait bir fotoğraf gördümde, onu okuldan tanıyordum ben de, iyi bir insandı." dedi. Mert'in aklı iyice karışmış ve iki gün önceki geceye geri dönmüştü. Çığlıklar geldi biranda kulağına ve Sedat'ın "insandı" deyişi. Sanki gelmiş ve geçmişti. "Neden insandı dedin?" diye sordu. Sedat, kafasını hafifçe öne eğerek "bu zamanı mı bilmiyorum ama er-geç öğreneceksin nasıl olsa. Ekrem, profesör Naci bey ve ekib, geçen gece höyükde araştırma yaparken, höyük çökmüş ve hepsi orda hayatlarını kaybetmişler." dedi. Sesi üzüntülüydü. "İyi çocuktu Ekrem, yazık oldu. Tabii diğerlerine de üzüldüm ama aralarında birtek Ekrem'i tanırdım."
Gölge - Başlangıç - Echoes
Yazar
Thunderpeak nickli Ayya$'ın avatarı
Gondolindhrim
Üyelik Tarihi: Mar 2007
Mekan: Gondolin
Mesajlar: 11,477
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet

Gölge - Başlangıç Yorumları

  #1  
Gönderen 3-5-2 on 22-02-2008, 01:35
Ekseriyetle güzel bir yazı olmuş, tebrik ederim thunder. Yazının akışı bana düşük fps'li bir video havasını verdi, ama güzeldi kötü değil. Yaklaşan şey; karanlık ve sürekli elleri kolları uzayan, çok uzayan kısmı kopup düşen çizgi film karakterlerini hatırlattı(misal Sen to Chihiro no kamikakushi de böyle bir tip vardı).
Anlatım açısından yazın bir çikolatanın ağızda erimesi gibi bir tat bırakıyor. Kurguyu biraz daha düşünebilirdin, gerçi uzun yazmakta zor.(gerisi var biliyorum)
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Gönderen Thunderpeak on 22-02-2008, 01:38
Teşekkür ederim 3-5-2 söylediklerini dikkate alacağım
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
baslangic, golge

Echoes Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Echoes Echoes Starter Comment Cevap Son Mesaj
Bu daha başlangıç salom Echoes 0 02-08-2007 19:56
gölge tijuana Türkçe Müzik 0 21-10-2006 15:42
2012 son mu başlangıç mı? Lizard King Güncel Olaylar 6 15-05-2005 14:31
Başlangıç ve Son Lizard King Echoes 7 30-03-2005 15:48
gölge... scarecrow Echoes 5 28-11-2004 04:26