Sülük

Polis arabası kararan havada yoldan ayırılıp dere kenarına inen yola girdi. Biraz ilerlediklerinde ışığın altında eğilmiş adamları gördüler. Ahmet ve Kerim o akşam nöbetçilerdi ve telsizden dere kenarında balıkçıların kullandıkları

Sülük

Published by Thunderpeak 17-12-2007

Polis arabası kararan havada yoldan ayırılıp dere kenarına inen yola girdi. Biraz ilerlediklerinde ışığın altında eğilmiş adamları gördüler. Ahmet ve Kerim o akşam nöbetçilerdi ve telsizden dere kenarında balıkçıların kullandıkları barakaların yakınında bir kavga olduğuna dair bilgi gelmişti. Ve görünen o ki balıkçılar arasında bir tatsızlık vardı. Daha da yaklaşınca tatsızlığın büyük olduğunu gördüler. İki kişi yerde üst üste yatıyordu ve iki balıkçı üsttekini çekmeye çalışırken bir diğeri elindeki yekeyle ona vuruyordu. Hemen tepe lambalarını yakıp siren çaldılar. Balıkçılar bir an onlara doğru baktı, hatta elinde yeke olan bir an duraksadı, ardından çekmeye ve vurmaya devam ettiler. Arabayı durdurdular ve ilk Ahmet indi. Balıkçılara doğru ilerleyip, elinde yekeyi tutana doğru "Arkadaşım bırak o elindekini, siz ikinizde bırakın garibanı, ölmüş herhalde zaten" dedi. kerim de arabadan inip yanına geldi. Elinde yeke olan adam "ölmedi amirim, ölmüyo iblisin dölü" diye mırıldandı. Ahmet adama ters ters baktı. Adam sustu. Kerim yerde yatan iki kişiye yaklaştı ve kafalarının yanında diz çöktü. Çökmesiyle kalkması bir oldu. Gözleri faltaşı gibi açılmıştı. "Ahmet, gel abi, gel sen bak birde"

Şimdi ikisi de çömelmiş yerde yatan gence ve onun üstünde ki şeye bakıyorlardı. İnsanı andırıyordu ve uzaktan görülse Afrikalı bir insan sanılırdı. Derisi kapkarayadı, iki topu andıran gözleri de. Kafasını yerde bilinçsizce yatan gencin boynuna gömmüştü. Ahmet yerden bir dal alıp, yaratığın kafasını bununla dürtmeye başladı. Balıkçılar ve Kerim merakla izliyorlardı. Ahmet, elinde ki dalı yaratığın gözü olduğunu sandığı toplara sürtmeye başladı. Bir anda o karaltılarda bir hareket oldu. Yavaşça toplar hareket etti. Ahmet biliyordu. O karanlık gözler şimdi ona bakıyordu. Korkuyla geri çekilmek isterken dengesini kaybedip yere oturdu. Ahmet'in bir anda geri çekilmesiyle irkilen Kerim, elini silahına attı. iki balıkçı geri çekilirken, elinde yeke olan balıkçı, yaratığa vurmaya başladı. Ahmet, heyecanla elini kemerine götürdü. Biber spreyini buldu, kılıfından çıkarttı ve o iki karanlık topa sıkmaya başladı. Kısık ve tiz bir çığlık duyuldu. Yaratığın altında ki genç mırıldanarak hareket etti. Bunu gören Kerim, elini silahından copuna götürdü ve çıkartıp yaratığa vurmaya başladı. İki denizcide koşup yaratığı tutup çekmeye başladılar. Bu kadar hareketten ve gözlerinde ki acıdan rahatsız olmuş olacak ki yaratık ani bir hareketle Ahmet'e doğru ilerledi. Ahmet, şekilsiz suratta ki, binlerce beyaz dişle dolu ve ahtapotların vantuzuna benzeyen ağzın kendisine doğru geldiğini görünce daha büyük bir dehşete kapıldı ve elinde ki spreyi ağızdan içeri sıktı. İlk anda tepki vermeyen yaratık, spreyin yakıcı tadını aldığında kıvranmaya başladı. Bir anda siyah vücudu sarsıldı ve titredi ve hızla yuvarlanarak iki balıkçının elinden kurtulurken, ona yekeyle vuran balıkçıyı yere yıktı. Kerim geri çekildi. Bu esnada Ahmet silahını çekmişti. Yaratık yere düşen balıkçıya doğru yuvarlanırken, Ahmet ilk kurşunu ateşledi. Kurşun yaratığın omzuna saplanınca yaratık canı yanmış bir solucan misali hızla dönmeye başladı. Silahın sesiyle irkilen Kerim silahını çekerken, Ahmet, yerde yuvarlanan yaratığa seri halde ateş etmeye başlamıştı. Ama yaratık çok hızlı hareket ediyordu ve yetersiz ışıkta Ahmet hedefini çok zor seçiyordu. Yaratığa Ahmet'in tabancasından çıkan birkaç kurşun daha isabet ederken, Kerim de ateş etmeye başlamıştı. Yaratık acısından kıvranıyor gibiydi ve iki kurşunun daha isbatiyle birden bire dereye doğru ilerlemeye başladı. Kurtuluşun olmadığını anlamışa benziyordu. Ahmet, tabancasında mermi kalmayınca yedek şarjörü takmak için hazırlanırken, Kerim, ateş etmeye devam ediyordu ki yaratık suya yaklaşmanın verdiği kurtuluş hissiyle olsa gerek daha bir hızlı yuvarlanmaya ve ilerlemeye başladı. Ahmet, yeni şarjörü taktığında, kurşunu bittiği için Kerim bu kez yeni şarjörü takmak için harekete geçmişken, birşeyin suya düşme sesi duyuldu. Yaratık suya ulaşmıştı.

Ahmet, Kerim'e dönerek "arabayı getir abi, uzunları da yak, suyu görelim" dedi. Temkinlice dere kenarına ilerlerken Ahmet, Kerim arabayı çalıştırdı ve dere kenarına yaklaştırdı. Farlar dereyi iyice aydınlatıyordu. Kerim arabadan çıkıp Ahmet'in yanına geldi ve ikisi dereye bakarken balıkçılar gencin yanına çöktüler. Kerim, Ahmet'e bakarak genci gösterdi ve ambulans çağıralım dedi. Ahmet, gözlerini dereden ayırmadan, kafasıyla onayladı. Kemerinden telsizini çıkarıp, bir ambulans gönderilmesini istedi. Kerim gencin yanına giderken o hala gözlerini dereden ayırmıyordu. Bir elinde silahı, hazır bekliyordu. Farların aydınlatığı suda bir kıpırtı fark etti. Silahını kaldırırken derenin ortasında sudan bir kefal fırladı, havada çırpınıp suya düşerken bir diğeri fırladı. Ahmet, rahatlayıp silahını indirirken, karşı kıyıda parlayan bir karaltı gördü ve ardından parlaklık yok oldu. Daha dikkatli görmeye çalışırken ambulansın sirenleri duyuldu. Silahını kılıfına sokup, yerde yatan gencin yanına ilerledi. Kerim "yaşıyor" dedi "boynuna baksana". Ahmet birçok dişin deride bıraktığı izi görebiliyordu. Ama hiç kan yoktu. Sanki tüm kan çekilmişti. Arabaya doğru dönerken, şimdi o şeyi aramak için bir tekneye ihtiyaçları olduğunu biliyordu.
Sülük - Echoes
Yazar
Thunderpeak nickli Ayya$'ın avatarı
Gondolindhrim
Üyelik Tarihi: Mar 2007
Mekan: Gondolin
Mesajlar: 11,477
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet

Sülük Yorumları

Cevap Yaz

Etiketler
suluk

Echoes Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on