Yalnızlığım.
Yalnızlığım.
Yalnız kalmıştım sonunda, isteyerek ya da değil fakat yalnız kalmıştım.
Gecenin karanlığında, ay ışığında gölgelerini gördüğüm ağaçların ortasında ama gölgelerden uzakta...
Bir an için düşündümde, ben yalnız değilim, benim elimde aklımı uyuşturmaya yetecek bir şişe şarabım var.
Herkes bırakıp gitmiş olsa da, o unutmuş olsa da beni, ya da daha da kötüsü umursamasa da artık, ben yalnız değilim, benim gökyüzünde yıldızlarım var.
Sadece düşünceler olsa da beni yaşatan, hiçbir şeyim olmasa da elimde avucumda, hiç kimse olmasa da etrafımda ben yalnız değilim, benim kocaman, rengarenk umutlarım var.
Bana düşen yalnızca "yaşamak" kalmış olsa da herkesin doğarken ölüme mahkum edilmiş olduğu bu hayatta, yaşam benden bağımsız fakat burnumun dibinde hatta daha da yakında devam ederken, ben yalnız değilim, benim yaşama son verme gücüm var, yalanda olsa söylediklerim, hiç bu kadar güçlü olamasamda bu hayatta, çıkışı görebilmenin verdiği güven duygum var.
Nietzsche kadar şanslı da değilim üstelik, öldürecek bir tanrım bile olmadı bu hayatta, yerine koyacak bir şeytanda bulamasam da ben yalnız değilim, benim Zerdüşt'üm var.
Şimdi hafifim, şimdi uçuyorum, şimdi kendimi altımda görüyorum, şimdi içimde bir tanrı-umut- dansediyor.
Peki sen anlatabilir misin bana, neden korkuyorum o zaman ben. Neden bu titremeler, tam da daha az düşünmemi sağlayacak kadar alkol dolaşmaya başlamışken damarlarımda. Neden hayatın sonu gibi geliyor şişenin dibinde kalan son üç yudum. Az kaldı biliyorum onların yalnızlığına katılmama.
Ve içerken son kalan üç yudumun ikincisini, dibini görmek için şişeyi kafama diktiğimde yani, yıldızları gördüm.
Yalnız değilim....
Gecenin karanlığında, ay ışığında gölgelerini gördüğüm ağaçların ortasında ama gölgelerden uzakta...
Bir an için düşündümde, ben yalnız değilim, benim elimde aklımı uyuşturmaya yetecek bir şişe şarabım var.
Herkes bırakıp gitmiş olsa da, o unutmuş olsa da beni, ya da daha da kötüsü umursamasa da artık, ben yalnız değilim, benim gökyüzünde yıldızlarım var.
Sadece düşünceler olsa da beni yaşatan, hiçbir şeyim olmasa da elimde avucumda, hiç kimse olmasa da etrafımda ben yalnız değilim, benim kocaman, rengarenk umutlarım var.
Bana düşen yalnızca "yaşamak" kalmış olsa da herkesin doğarken ölüme mahkum edilmiş olduğu bu hayatta, yaşam benden bağımsız fakat burnumun dibinde hatta daha da yakında devam ederken, ben yalnız değilim, benim yaşama son verme gücüm var, yalanda olsa söylediklerim, hiç bu kadar güçlü olamasamda bu hayatta, çıkışı görebilmenin verdiği güven duygum var.
Nietzsche kadar şanslı da değilim üstelik, öldürecek bir tanrım bile olmadı bu hayatta, yerine koyacak bir şeytanda bulamasam da ben yalnız değilim, benim Zerdüşt'üm var.
Şimdi hafifim, şimdi uçuyorum, şimdi kendimi altımda görüyorum, şimdi içimde bir tanrı-umut- dansediyor.
Peki sen anlatabilir misin bana, neden korkuyorum o zaman ben. Neden bu titremeler, tam da daha az düşünmemi sağlayacak kadar alkol dolaşmaya başlamışken damarlarımda. Neden hayatın sonu gibi geliyor şişenin dibinde kalan son üç yudum. Az kaldı biliyorum onların yalnızlığına katılmama.
Ve içerken son kalan üç yudumun ikincisini, dibini görmek için şişeyi kafama diktiğimde yani, yıldızları gördüm.
Yalnız değilim....
|
Benzer Başlıklar
......yalnızlığım....... nedendir bilmiyorum ama ; sevmek hep uzaktı bana sevilmek de uzak kalmıştı bu yüzden.. birden...











Ynt: Yalnızlığım.
"umut kötülüklerin en kötüsüydi, acıyı uzatır"dı.
korkuyu arttırdığını ise kendimden biliyorum. ve herşeye sahipken gitmelerinden, herkes gittiğinde ise bana olacaklardan sorumlu olmaktan korkardım.
ihtimal..
onun gidişine izin verdiğimde de bunlardı buğulu kafamdaki düşünceler...