Başak yurtdışında eğitim görüyordu. Senede birkez gelme hakkı vardı. Sevdiği erkek Okan'da Türkiye'de yaşıyor oda orda eğitimini sürdürüyordu... Okan birgün kız arkadaşına telefon açtı ve Türkiye'ye gelip gelmiyeceğini sordu. Başak'ta
Çaresizliğin Sonundaki MutlulukPublished by elvan 25-09-2007 |
|
Başak yurtdışında eğitim görüyordu. Senede birkez gelme hakkı vardı. Sevdiği erkek Okan'da Türkiye'de yaşıyor oda orda eğitimini sürdürüyordu...
Okan birgün kız arkadaşına telefon açtı ve Türkiye'ye gelip gelmiyeceğini sordu. Başak'ta gelmek istediğini ama izin vermediklerini söyledi. Aslında iznini çoktan almış okan'a süpriz yapacaktı. Ve sevgililer gününe denk gelecek şekilde bilet almıştı. Uçağının kalkmasına 5 dakika vardı ve başak çok heyecanlıydı. Ve sonunda uçağı kalktı. Başak bütün gece heyecandan uyuyamamış, okana kavuşacağı anı hayal ediyordu. Ve sonunda uçak Türkiye'ye inmişti. Başak uçaktan indiği gibi derin bir iç çekmişti. Hem okan'ı hemde Türkiye'yi çok özlemişti. Hemen bir taksiye bindi ve okan'ın tek başına yaşadığı eve doğru hareket etti. Sonunda okan'ın kaldığı eve gelmişti. Tam kapıyı çalacakken durdu, ona süpriz yapmalıydı. Çantasından okan'ın daha önce ona verdiği anahtarı çıkardı ve kapıyı açtı. Sessizce içeri girdi. Gözleri etrafa bakarken okan'ın odasının önüne geldi. Kapıyı yavaşça açtı. Bir anda elindekiler yere düştü. Gördüklerine inanamamıştı. Okan yatakta bir kıza sarılmış bir şekilde uyuyordu. Gürültüyle uyandılar. Okan başağı karşısında görünce şaşkına dönmüştü.!! ''başak'' dedi titrek bir sesle. Başak ağlayarak çıkmıştı o evden, nereye gittiğini bilmeden koşuyordu sadece. Gözyaşları yağmurla karışmıştı artık... Gece olmuş, başak tek başına yağmurun altında sahilde ilerliyordu. ''Nereye gideceğim ben'' diye düşünüyordu. Korkmaya başlamıştı. Yağmurdan sırılsıklam olmuş, üşüyordu.... Biraz ilerde bir ev gözüne çarptı. Eve doğru ilerlemeye başladı. Kapının önüne geldi ve kapının ziline bastı. Yağmurda ıslanmış, soğuktan üşümüş titriyordu. Kapı açıldı kendisinden 5-6 yaş büyük birisi vardı karşısında. ''Buyrun''dedi. Başak titrek bir sesle konuşmaya çalışırken, üşümüş bedeni daha fazla dayanamadı ve bayıldı. Evin sahibi olan cem hemen başağı kucağına aldı ve içeri götürdü. Kendi yatağına yatırmıştı. Çok ıslanan başak baygın olduğu halde üşüdüğü için titriyordu. Cem üzerine bişeyler örttü başağın ve doktor çağırmak için telefon açtı. Doktor gelene kadar başak böyle ıslak kalmamalıydı. Kendi pijamalarından getirdi ve başağın ıslak kıyafetlerini çıkartarak onları giydirdi. Doktor gelmiş başağı muayene etmişti. Yağmurda ıslandığı için üşütmüş dedi. Başak hala kendinde değildi. Bütün gece uymuş ertesi günde akşam üzeri uyanmıştı. Kendine geldiğinde çok şaşırmış ve korkmuştu. Nerdeyim burası neresi diye soruyordu kendine. Üzerindeki pijamalar kimindi? yavaşça yataktan kalktı ve odanın kapısını açarak, ilerlemeye başladı. Şöminenin yanında koltukta oturan biri vardı. Başak korkarak seslendi. ''Şey burası neresi?'' dedi. Cem ayağa kalktı ve iyimisiniz? dedi başağa. Başak iyiyim ama siz kimsiniz benim burda ne işim var dedi. Ben cem dedi. Siz dün gece geldiniz evime çok bitkindiniz dedi. Yorgunluktan bayıldınız, birde çok üşümüştünüz dedi. Başak neler olduğunu hatırlamaya başlamıştı. Okan'ı gördüğü o anı hatırladı. Dizlerinin üzerine çökerek ağlamaya başladı. Cem hemen yanına gidip kollarından tutup kaldırdı. -cem: iyiymisiniz? -başak: iyiyim kusuruma bakmayın -cem: konuşmak istermisiniz? -başak: belki daha sonra... Ve başak tekrar odasına gidip yatağına yatmış. Ağlamaya devam etmişti. Sabaha kadar uyuyamamıştı. Sesler duymaya başlamıştı. Yavaşça odanın kapısını açıp çıktı odadan. Cem'i gördü evden çıkmak üzereydi. Kapının kenarına saklanmış cem'i izlemeye başladı. Cem takım elbisesini giymiş elindede çantası vardı. Ne iş yapıyordu acaba diye düşünmeye başladı başak. Cem tam çıkacakken evden başağı farketti. -cem: günaydın -başak: günaydın -cem: ben işe gidiyorum ev sizin istediğiniz gibi harket edebilirsiniz -başak: teşekkür ederim... Cem evden çıkar. Başak evi dolaşmaya incelemeye başlar. Ve cem'in bu iyiliği karşısında borçlu kalmak istemez ve cem'e yemek yapmaya başlar. Başak güzel bir yemek masası hazırlamıştır. Akşam olur ve cem gelir. Masayı görünce çok şaşırır. -başak: şey size yemek yaptım -cem: kendinizi yormasaydınız -başak: yorulmadım üzülmeyin -cem: teşekkür ederim... der ve beraber masaya otururlar. Güzel bir yemek yerler. Yemeğin sonunda cem içerden getirdiği paketleri başağa verir. -başak: nedir bu? -cem: size giyecek bişeyler aldım -başak: gerek yoktu ama -cem: o pijamalardan kurtulun artık -başak: peki teşekkür ederim. der hemen odasına gidip aldığı kıyafetler arasındaki kırmızı elbiseyi giyer. Cem de bu arada şöminenin başında ki koltukta oturmaktadır. Başak cem'in yanına gelir. Nasıl olmuş der. Koltuktan kalkar cem başağa doğru döner. Gözlerine inanamaz o kadar güzel olmuştur ki.... -cem: çok güzelsin -başak: teşekkür ederim.. cem hemen başağa bir kadeh içki doldurur. Ve şöminenin önüne otururlar. Cem gözlerini başak'tan alamamaktadır. Başağın gözleri ise şöminenin ateşine dalmıştır. ''Cem anlatmak istemiyormusunuz hala'' diye sorar başağa, ve başak başlar anlatmaya.... cem çok şaşırır böyle güzel ve iyi bir kıza nasıl yapar böyle birşey diye düşünür. Günler geçer ve cem başaktan hoşlanmaya başlar. Aynı duyguları başakta hissediyordur zaten. Ve sonunda birbirlerine açılırlar. Bir rastlantıyla başlayan arkadaşlıkları büyük bir aşk'a dönüşür ve sonunda evlenirler... |
|
|
|
#1
Gönderen
Raiden
on
26-09-2007, 10:58
|
|
güzel bir hikaye. bu zamanda byle şeylerin olması imkansız sadece hayallerde.. gerçek dünya daha acımasız.. yazarın dediği "ve hiçbir hikaye mutlu sonla bitmiyecek.." sözüne hayallerden bir cevap ama istatistiklere baktığımızda 100 kişiden 1 kişi adam akıllı çıkıyor onunda 100 ü ne olduğunu anlamıyor vs. evlenipte hikayesinin mutlu sonla bittiğine inanan kalan 100 kişiden biride hikaye yeni başladığını çok geç anlıyor. valla bilmiyorum. içimda hala bir ümit var benim gelecek olan bir gün e beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır yani hikayenin mutlu sonla bitmesi için baya bir çile çekmek gerekir bence.
son olarakta kelime yazım hataları ve fazla sözcük kullanımı anlamları taşırıyor biraz dikkat edersen daha güzel olur bence. Kalemine yüreğine sağlık güzel olmuş. |
|
#2
Gönderen
Eliuzium
on
26-09-2007, 11:23
|
|
cok turk filmi bir havası olmus bence, hatta cok degil direk bir turk filminden arak bile diyebilirdim. neyse. bu tip seyler 100 de 1 bile olmuyor, ingilterede okuyan bir kisi geldiginde aldatıldıgını gorurse gider otele yerlesir. mantık...
|
|
#3
Gönderen
Raiden
on
26-09-2007, 11:30
|
|
Valla benim çok sevdiğim biri beni aldatsa otele motele gitmem yağmur yağıyorsa gider bir votka alırım yağmur altında sokaklarda demlenirim gerçi yağmurun yağıp yağmaması o anda önem arzetmiyor ama havaya daha başka birşey katıyor. Acıysa acıyıda sonuna dek yaşarım yani.
|
|
Son düzenleyen Raiden : 26-09-2007 - 11:33.
|
|
#4
Gönderen
tafi
on
26-09-2007, 13:29
|
|
Çok güzel bir hikaye. Bazı durumlarda abartıya kaçılmış mesela sonu evlilik ile bitmeyip farklı yerlere çekilebilirdi ama hikayenin hiç bir doğruluğu yok diyemem. Böyle hikayeler empati yardımı ile yazılır. Gerçekten böyle olayların olamayacağına inanılsa neden kaleme alınsın. Tebrik ediyorum
Yazıda ''biraz ileride bir ev gözüne çarptı.'' geçiyor. Evin göze çarpması ile bulunan bir ortamda ne oteli ? mantık... |
|
#5
Gönderen
kannkokusu
on
27-09-2007, 01:04
|
|
:: ÖZET::
Başak aldatılmış, o acıyla o gece tanımadığı bi adamın evinde kalmış, adama yemek yapmış, adam kızdan hoşlanmış (ne de olsa çat kapı gibi güzel bi hatun gelmiş eve piyango misali) sonra evlenmişler.... Şahsi düşüncem; vasatın altında... |
![]() |
| Etiketler |
| mutluluk, sonundaki |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Bahar ve anlamsız mutluluk!! | heimdall | Beyin Fırtınası | 9 | 30-08-2005 18:44 |
| Mutluluk Bankası | Lizard King | Güncel Olaylar | 0 | 16-06-2004 22:42 |