Önce önümüze bir fikir koyup, onu eğip bükerek bir yerlere varmaya çalışalım; aptallığın, kişisel olduğu, toplumsal ve sinir bozucu olduğu düşüncelerini bir kenara bırakarak, aslında tam da bu düşünceye ters
Olgusal olarak aptallıkPublished by astralseyahat 02-09-2007 | |
| Önce önümüze bir fikir koyup, onu eğip bükerek bir yerlere varmaya çalışalım; aptallığın, kişisel olduğu, toplumsal ve sinir bozucu olduğu düşüncelerini bir kenara bırakarak, aslında tam da bu düşünceye ters düşecek ve “hıyar herif” olarak değerlendirilebilecek bir bakış tarzım olduğunu anlayacaksınız, Bu meseleden çok canı yanmış bir kuşağa mensup birisiyim ve buna hakkım var. Aptallığın sosyolojik temelini oluşturan şu soruyu sorduğumuzda konunun özünü yakalamış oluruz; bir yazıyı okuyup “bu yazıyı yazan harbi aptalmış” ya da “yok, bu yazıyı bir aptal yazmış olamaz” dedirten şey nedir? Bunun bir olgu olduğunun ayırtına hemen varmalıyız. Ancak belli bir bağlamda, işlediği ölçüde, dönemin bazı bildik aptallarına cevap vererek bu ayırtına varma işini bazı tutamaklara kavuşturduğu ölçüde… Bu aptalların somut olgulara ya da tarihsel ana ait olmaları da gerekmediğinden (çok daha geniş bir hissiyatlar alanından da türeyebilirler) “sosyolojik olarak aptallık” alanının ne kadar geniş olduğunu siz tahmin edin. Aptallığı gündeme koyan ve tartışan kişi, zamanın çok ötesinde tüm sorguları bitirdiğini sanan bu aptallara “hepiniz teker teker aptalsınız” tespitini hemen koyabilir. Bunu yapmayacak olursak bir ara (bazılarına göre en büyük hatalarıydı) uluslar arası aptallık kardeşliğinin fikir babası olan kişileri bile gözden kaçırmamız gerekir. Bu hiç ahlaki bir davranış değildir. Temel soru şu; aptallık nedir? Günümüzde aptallık adına geçmişte tutunabileceğimiz bir durum var mıdır? Modern dünyada haliyle bir aptal, geçmişin değerlerini korumaya heveslenen biri değil, aksine şuan kendisinin sahip olduğu, içinde yaşadığı aptallık silsilesini gelecek kuşaklara dayatan biridir. Oğullarının, kızlarının, karısının, kocasının, çevresinde bulunan veya bulunmayanların kendi bildiği değerlere göre yaşamalarını dayatan kişidir aptal. Bu açıdan “aptallık” geçmişin akideleştiği bir değerler manzumesi olmaktan çok geleceğin “mantıklı” ve “akıllı” olma tehlikelerine karşı kendini oranlayarak korumaya çalışan, çoğu zaman bölük pörçük bir değerler çizgisidir. Bir çok düşünür aptallığın geçmişten değil gelecek korkusundan kaynaklandığını, tarihsel aptallık sorgulamalarında oldukça can yakıcı bir şekilde formüle etmişti. Peki, nedir bu “mantık” ve “akıllı” olma korkusu? Yaklaştığı hissedilen, bir mantık dalgası ya da “kahrolsun kaçınılmaz aptallık” nidalarıyla gelen devrim değildir. Çoğu zaman kaynakları tam olarak belirlenemeyen bir durum olabiliyor bu; mesela bunun gelecek konusunda tedirginlik olmadığı, ama yine de geleceğin, ancak tarih tarafından ispatlanabilir bir tehdit olduğunu da söyleyebiliriz. Başka bir deyişle, aptal geleceğinden endişe duyan biri değildir ama yine de gelecek, bir “mantıklık”, bir “akıllılık” olarak onun üzerinde ağırlığını hep hissettirir. Mantık karşısında şaşırma, mantığın nasıl var olduğu, aptallar üzerinde doğrudan etki yaratmıştır. Tabi bu sorunun aptallık kisvesine sarılıp sarmalandığını söyleyemeyiz. Mantığın ne olduğu ve nasıl mümkün olduğu hiç kuşkusuz en çok mantıklıyı, akıllıyı ve samimiyi ilgilendirir –tabii ki her biri için farklı nüanslarda. Bu insanlar da karşılana tek bir “aptalı” alıyor değiller. Mantıklı ya da akıllı karşısında aptallar pekâlâ kurumsallaşmış değerlere ve statükolara sahipken, mantıklı ve akıllı insanlar, analitik düşünme ve anlama eşiği noktasında belli bir değerler bütünün güçlendirilmesini savunurlar. Bu ise mantıklı insanı aptaldan ayıran en temel özelliktir. Mantık aptallığa esir düştükçe söner ve kaskatı kalır. Nietzsche “değerlerin değerinin” ne olduğunu sorduğu andan itibaren aptallığın alanlarından birisi daha belirginlik kazanmış gibidir. Aptallık sorusunu kapitalizm (ve liberal kaynaklı ekonomi-politik) mutlak ve işlevsel bir ölçülebilirlikler alanına göndermektedir. Buna göre inanlığın aptallık katsayısının ölçülmesi bile mümkündür ve bunlar ücretlendirilerek ödüllendirilir. Ücretlendirilmiş aptallık, diğer insanlar için meşakkat ve sıkıntıdan daha çok boğuntuya doğru evirilmektedir. Aptallık kendini yakın tarihi içinde sürekli bir “değerlere bağlılık” problemi içinde hissettiği ve değerlerin değerlendirilmesini amaçladığını söyleyip durduğu ölçüde burjuva ideolojileri içerisinde yıkanan bir tutumlar bileşkesi olmayı sürdürür. Burada artık değerler anlam kaymasına uğrayarak statüko, yıkılması gereken analitik düşünme yetisi, bir tutum, para, pul, toplumsal cinsiyet rolleri, neticede her şey olabilir. O halde çok rahat bir şekilde gözlemlendiği gibi aptalın dünyasında mantık ve akıllı olma erdemlerinin bir önemi yoktur. Artık inanç bile tanrıya inanç değil inanca inanç diyebileceğimiz boş bir kalıptır. Böylece aptallık boşluğa inancını korumayı hedefleyen bir toplumsal tiptir. Dinlerle buluşuyor olmasının şaşırtıcı gelmemesi gerekir. Boşluğun doldurulmasının asla zorunlu olmadığı ilkesi ise belki de modern hayatın çoğu boyutunu tanımlayan temel ve merkezi bir tema olarak idealist-aptallık düşüncesinin içinde yuvalanmış haldedir. Bu çizgi tersine evirilerek negatif bir diyalektiğe dönüştürüldüğünde genel olarak aptallık “faşizan kişiliğe” dönüşür. Irk, kan ve toprak temalarının “demokratik-liberal aptal” bir toplumda –özellikle de aptallığın ilk halkası olan ailede- nasıl içkin bir düzlemde bulunabileceğini hemen 12 Eylül darbesinin ardından oldukça yetkinleştirilmiş verilerle ve düşüncelerle birlikte görebiliriz. Otantik aptallığın ötesinde sorunun evrenselliğini ortaya koymak gerekir. Benim bakış açım, çoğu karşıt ve aptal tarafından aptallıkla suçlanmış olsa dahi burada tartışmayı umduğum aptallık meselesi oldukça önemli çünkü tersyüz edilmiş bir değerler sisteminin somut odak noktalarının sosyolojik tespitini yapmaya çalışıyorum. Gerçekten de sosyal bilimlerin doğuşu 19. yüzyılda bir “aptallık-mantıklılık” ekseni etrafındaki toplumsal tipler dağılımına dayanmıştır. Belki bunları belli bir eksiksizlik halinde bir galerinin üyeleri olarak bulabilirdik. Ancak sosyolojinin disiplinleşmesi süreciyle, bu toplumsal tiplerin yerleşiklik kazanmasına şahit olacaktık. Aptallık en genelinde, eskiye cemaate, hatta eski rejime atıfta bulunan anti-mantıkçı bir gelenek olmuştur. Aptal ise bu değerleri bünyesinde taşıyan kişilik olmalı. | |
| | |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
| |
| | ||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Genel Olarak Forumcu Tipleri:) | starlyfe | Road Trip | 28 | 19-06-2006 16:18 |
| Download Kısmı Geçici Olarak Kapatılmıştır | Serenity | Duyurular - Şikayetler | 1 | 12-09-2005 19:25 |
| Opera 10.yıl kutlaması olarak bedava dağıtılıyor. | Recnes | High Tech | 2 | 31-08-2005 20:31 |
| 2005, 'Einstein yılı' olarak kutlanıyor | Serenity | Güncel Olaylar | 0 | 19-01-2005 06:15 |
| V-10 Dodge Viper motoru, motosiklet olarak tasarlayınca..!!! | d3ng3siz | Road Trip | 29 | 28-09-2004 17:00 |