Saçma ve kimsenin umurunda olmayan bir konu ama yine de yazacağım. Toplumumuzdaki genel olarak histerik(dönüşümce) semptom olarak adlandırabileceğimiz ve halk arasında abarmış haline ayran gönüllülük denilen “sevgi arsızlığı” durumudur bahsedilecek
Sevgi ArsızlarıPublished by gorgon 15-08-2007 |
|
Saçma ve kimsenin umurunda olmayan bir konu ama yine de yazacağım. Toplumumuzdaki genel olarak histerik(dönüşümce) semptom olarak adlandırabileceğimiz ve halk arasında abarmış haline ayran gönüllülük denilen “sevgi arsızlığı” durumudur bahsedilecek olan.
Sevgi arsızları sevginize sahip olana dek her türlü eylemi gerçekleştirebilirler. Türlü cazibe oyunları, ilgi göstermeler,dalavereler, samimiyet gösterileri, şirinlikler her türlü ilgi çekici oyun üzerinde özel planlanmış hal ve hareketleri takınabilme tecrübeleri vardır. Sevilmek, özellikle de tarafınızdan sevilmek için her türlü eylem, her tür numara, sex hamlesi ve sevgi cümleleri meşrudur. Gezmeler, cinsellik patlamaları, sonsuz aşk palavraları da cabası. Merak ettikleri bir ya da bilemediniz iki şey görmüşlerdir sizde ve hedefleri bunun için tüm ruhunuzu ele geçirmektir. Siz uzun zaman yaşadığınız sosyal ve cinsel tecrübeler nedeniyle kimseye kolay kolay kanmayan ucuz taktikleri bozan biri olsanız bile sevgi arsızları karşısında şansınız yoktur ve en masum haliyle tutulabilirsiniz ve en ağır şekilde aldanabilirsiniz. Dürüstlüğünüz ve bilinciniz oranında da insanlardaki gizli kalmış cevherleri ortaya çıkarabilmek anlamına geldiğinden bu, ağ a düşme olasılığınız katlanarak artar. Öyle ki sizin için bir son olacak bu çöküşü etrafınızdakilere de anlatır, artık böyle bir şey yaşamayacağınıza emin olduğunuz halde ve olgunlaştığınızı var sayarken aksine böylesi kişilerden birinden etkilenmemek yine de mümkün olmayabilir. Düşünün ki o güne kadar hep istikrarlı ve dimdik durdunuz fakat en büyük travmanız yine karşınızda duruyor. Artık aşk a sevgiye hayır bitti derken yine her şeyin bitmemiş olduğunu görüyor, inşa ettiğiniz sevgi pıtırcıklarına karşı kurulmuş koruma duvarının bertaraf edildiğini ve kalenin kapılarını açıp bu insanlara tam olarak teslim olabiliyorsunuz. Ne de olsa kendinize güveniniz tam ve gocunup gücenecek bir durum içinde değilsiniz ve bu durumda ruhunuzu esirgeyecek egoist kişiliğe de sahip olmadığınızdan kollarınızı açıp tüm her şeye evet demeyi kabul ediyorsunuz. Hoş geldin Truva Atı. Bu teslimiyetiniz sizin için bir başlangıç olarak görünebilir ancak bu sevgi arsızları için bir bitiştir. Görevlerini tamamlamış ucuz meraklarını gidermiş, kaleyi içten fethetmişlerdir. Siz geldiğinizi sanarken onlar dönmeye gitmeye başlamıştır bile. İkili ilişkilerde iki kişi olabilmek yetmemektedir bu aşamada. Bu nedenle de siz ilişkinizde tüm enerjiniz ile yapıcı olmaya çalışıp ilişkiyi bir üst boyuta yükseltmenin coşkusuyla çırpınırken ve bu sırada sevginiz artarken, onun ilişkisi tüm direnç ve huysuzlukları ve şımarıklıklarıyla yıkıcı olup bir alt boyuta doğru indirgenmeye başlamıştır. Bu aşamaya “mutluluk sabotajı” teorisinin acil uygulanışı diyebiliriz. Kendi bencil mutluluklarını hep bir ele geçirme, elde etme ve kendini sevdirme şımarıklığı üzerine kuran sevgi pıtırcıkları için elindekinin hiçbir değeri yoktur. Hatta gereksiz, elden bir an önce çıkarılması gereken, yok edilmesi gereken, ele yapışmış bir yapışkan gibi tiksintiyle silkelenen, iğrenilen ve atık muamelesi yapılan bir döneme girilmiştir. Kurban uzunca bir süre bunun farkına varmayabilir çünkü sevgi arsızı, her zaman kötü geçmişe sahiptir ve psikolojik sorunlarını kurbanın çok daha ötesinde ciddi sorunlar olarak sunmakta usta olduğundan saf kurban onun bu hallerini yapıcılığı ile teselli etme yoluna gitmek zorunda bırakılmıştır. Sevgisinin karşılıksız olduğundan ve hatta tiksintiyle bakıldığından henüz haberdar değildir. Dünya sizin gibi aptal bir yolcuyla birlikte dönmesini sürdürmektedir. Kısa bir süre sonra sevgi arsızımız, işi tamamen bitirmesi için tuzağındaki bir başkasını da devreye sokabilir ve o kişi kendini onun en sevgilisi sandığından onunla birlikte kendi mutluluğunu da üstelik de size iyilik yapar gibi mahvetmekten hiç çekinmeyecektir. Sevgi arsızlarının her zaman kullanılacak bir yedekleri bulunur bu yüzden. Hatta sıkışırlarsa bir süreliğine kurban ile hayat birleştirilir ki bu da daha acınacak bir durumdur. Bu arsızlar uzman doktorlara sorulduğunda, “maalesef sevilebilecek değil yatılabilecek” insanlar olarak teşhis edilirler. Yani bu sevgi pıtırcıkları, içlerinde taşıdıkları abazan sexi, ucuz eğlenceyi, haftasonu kaçamakları vasıtasıyla denemeye sunmuşlardır. Bu halleriyle her insanı baştan çıkarabilecek yetilere sahiptirler. Vaatkar bu kimliklerden etkilenmemek, tav olmamak mümkün değildir. Aşırı beğenilme, onaylanma, pışpışlanma ile el ele tutuşan sevgi arsızları size sonsuz eğlenceyi, sürpriz cinselliği ve biraz önce sayılmış bir çok şeyi çok daha fazlasıyla siz istemeden şirinlik ve samimi maskeler içinde sunabilir kaçmanız veya kaçmayı istemeniz doğanıza aykırı olduğundan mümkün değildir. Buna "kaçınılmaz aptallık durumunun oluşumu" ya da "budala laneti" de diyebiliriz başınıza gelen budur. (dost acı söyler ve kişinin en iyi dostu kendisidir) Her şeyi bekleyebilirsiniz ama tek bir şey dışında. GÜVEN. Kendisinden bile haberi olmayan, ne istediğini bilmeyen, paranoyak sanrılar ve ruhsal gel gitler içindeki bu insanlara güvendiyseniz, vay halinize! Çünkü ne demiştik, bu sevgi arsızları için mutluluk geldiği anda bitiyor ve mutluluğu başka yerlerde arama süreci başlıyor. Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan misali. Acımasız Horozun basit felsefesi(ben s…m gerisine karışmam) size yetmiyorsa vay halinize. Sevgi arsızı içinse bu hep geçerlidir ve karşısındaki insanın değeri bitince hiç zaman kaybetmeden yeni bir kıymetli arayışına çıkılır. "Mutluluk sabotajı planı" aşama aşama ilişkideki kişinin etki alanı ve durumuna göre itinayla plana konulur. Dileyelim ki ilk bir iki operasyondan sonra kişi, kurban olduğunu ve karşısındakinin çok şirin olan fakat yaşayabilmek için başka çaresi olmayan kan emici bir vampir ile karşı karşıya olduğunu anlayabilsin; yoksa inat edilirse sonu intihara ve ölüme dek gidebilir. Birdenbire beliren isteksizlik, en sevildiği anda aniden 180 derece dönüş ve karşıdaki hissizlik ve hiç e indirgenme, kaçma kovalamaca, gereksiz kişilik savunmaları ve gereksiz kişilik eleştirileri, incir çekirdeğini doldurmayacak mevzulardan koparılan kıyamet, sürekli huysuzluk,sürekli şikayet ve yakınma, sürekli hayattan bezmişlik söylemleri, en güvenilen anda ihanet, en beklenmedik anda hiç düşünülmemiş bir hamle, sırtınızda bir hançer ve şah mat. Artık aklınıza gelebilecek en umursamaz kişi ile karşı karşıyasınız ve sorguladığınız oranda en kanlı ve yok edici saldırı sizi beklemektedir. En acaibi ise sizin onu hala incitemiyor en ufak bir zarar veremiyor oluşunuzdur. Umut etmekden dolayı değil, salak olup sevdiğinizden dolayıdır bu. O kötü ve art niyetli olamaz, bu mümkün değildir size göre ve bu düşünce aşamadığınız en büyük travmanız olacaktır hayatınız boyu. Buna mutlak olumsuzluğa itiraz psikolojisi ya da cinsel özsarılma duyumunun aşırı yüceltilmesi hatası diyebiliriz. (Tüm duygular geçicidir, söner ) Bir bakarsınız ki mutluluk ve güven ölüvermiş sizin haberiniz yokken. Katili ise kendini savunmak çabası içinde “olur böyle şeyler”, “güçlü olmalısın” “hayat kazası” şeklinde olayları geçiştirmeye çalışıyor. Hatta en kötüsü belki de doğruluk payı da bulunan “sen karşılaştığım en inanılmaz, en iyi insansın yatakta da harikasın” (ee o zaman sorunun nedir be insan) denirken büyük ihtimalle yeni bir kurban arayışından da geri durulmuyor oluşudur. Çünkü arsızımız sürekli başlamak ister, diğer her türlüsü ona ağır gelir gereksizdir. Siz ise üzerinizdeki ceset olmuş bedeni atıp ayağa kalkmaya çalışırsınız. Ve büyük ihtimalle bir süre kansız kaldığınızdan aseksüel olmak için Budizm üzerine eğilmeniz gerekebilecektir materyalist biri olsanız bile. Bedensel uyaranlar ruh için tuzaktır hurafesi gerçek olmuştur yanlış bir kişiye aşık olduğunuzdan dolayı. Üstelik bunu istememiş tam anlamıyla içine çekilmişsinizdir. Ama siz yüce kişi(!) asla bu yüzden yine de nefret etmez en salak kişi olduğunuzu kanıtlamak istercesine sorulduğunda ona teşekkür sunup sevdiğinizi bile söyleyebilecek mutlak saflığınızı korursunuz. Ama ayağa kalkma döneminde bu şekil tavırlarınız nedeniyle de hiç dostunuz kalmayabilir kendinize ettiğiniz işkenceye arkadaşlarınız dayanamayabileceğinden. Yas dönemi başlamıştır. Bu dönem 5 ana evreden oluşur. (Aşamaları vardır ama bu ayrıntılar boğucu olduğundan atlanmıştır) 1. Birinci evrede ölüm ve kayıp duygusunu yaşıyorsunuz. Bomboş bir yatak, sessiz ev, anlamsız duygular, kendini hıyar gibi hissetme, (kadınsanız o... benzeri olabilir) Olmak istemediğin biri oldurulduğunu fark etme. (klişe sevgililik yaşantınız olmasa da sevgi dilencisi durumuna düşürülme tuzağı) Kaybettiğinizi biliyorsunuz ama kabullenmek en zor şey. 2. İkinci evre didikleme evresi. Kendinizi suçluyorsunuz. Keşkelerle eğerlerle dolu ciddi muhasebeler ve kendinizi ve ilişkiyi yer zaman psikoloji açısından konumlandırmalar. Hatta arada bir karşınızdakini bile suçlayabiliyorsunuz. Ama hala onu seviyorsunuz, aptalsınız o nedenle o kadar da değil. 3. Üçüncü evre kaybolma evresi. Bu dönemde kayboluyorsunuz tam anlamıyla. Cesaret oranınıza göre değişebilir. Alkol, esrar ve daha ötesi. Eğer henüz ilk kez bu durum ile karşılaştıysanız tehlikelidir uzun süre geri dönmeyi unutabilir, döndüğünüzde ise çağ değişmiş olabilir. Bu evre duyguyu ve sevgiyi yok etme çabasıdır ve ağır olabilir. 4. Dördüncü evrede tüm yaşadıklarınıza dışardan bakmaya ve hayat üzerine genellemeler yapmaya girişiyorsunuz. Eğer bu evrede sizin de güven probleminiz varsa ciddi bir travma uçurumu içinde olabilirsiniz. Buna toplumsal ve varoluşsal problemleriniz de eklenirse hiç hak etmediğiniz bir uçurumun kıyısına gidebilir ve orada bir şey yapmaya zorunlu hissedebilirsiniz kendinizi çünkü bir çıkış olmalı. En kritik an. Bunu geçemeyebilirsiniz, geçebilirseniz arınabilirsiniz. Kimbilir. 5. Beşinci evrede yavaş yavaş yas dan çıkmaya, sevgi arsızlarından, mutluluk sabotajcılarından, ve sevimli katillerden kurtulmaya ve arınmaya başlıyorsunuz. Yukardaki bu aşamalar sırasında gireceğiniz her ilişki kısa sürecek ve hüsranla sonuçlanacaktır, özellikle de kadınlar kafanızdaki karışıklığı çok net algılayabilirler. İçlerindeki sevgi arsızları ise sizi kendi biricik bencil varlığı için elde etmiş sayamayacağından size yanaşmaz hatta acıyarak bakıp küçümser. Yas, insanların saf duygusal acı ile karşılaşıp yoğrulduğu olgunlaşmada önemli bir evre. Geleceğiniz artık bunun üzerine kurulacak; değiştiniz ve yeni bir kabuk daha edindiniz. Bu kabuğu kırıp kemikleşmeden kurtulmayı başarırsanız yas ı da geçiyor ve tekrar doğuyorsunuz ve bir adım öne çıkıp gülümsüyorsunuz. Kutlarım artık daha da olgunsunuz! Ancak bu daha güçlü ve sinsi düşmanlar demek. Öbür tarafta ise yas mas vız gelir elbette öyle bir durum mevcut değildir. Kahkahalar, küçük oyunlar, sataşmalar, geyikler, göz kırpmalar her şeye kaldığı yerden devam. Katil elinde sevgi, aşk ve tutku vaadiyle (ki bazen başlangıçta hiç de çaktırmaz her kurbanda ustalaşır ve intikamını büyütür tüm yaşadıklarının intikamını alabileceği bir kurban) yeni bedenler ve mutluluk peşinde kendi küçük sınır boylarında neşeyle turlamaya başlıyor. Hedefte yine kendisi ve pek tabii ki mutluluk var. Tabii ki elde edene kadar Sonra? Sonrası bu piyango kime çıkarsa artık yani hangi yeni enayiye. gorgon |
|
|
|
#1
Gönderen
Engwareion
on
16-08-2007, 23:29
|
|
Güzel derlemişsin ve ilgi çekici bir düzene sokmuşsun derlediklerini. Tabii, kendi kattıklarının da büyük bir payı var. Keyifle okudum, son derece başarılı.
|
|
#2
Gönderen
marlasinger
on
17-08-2007, 15:50
|
|
Ben merkezcil dünyalarinda sadece kendilerine hayranlikla bakan objeleri farkeden ve digerlerinin varliklarini red edecek derecede benlik asklarinin icinde gömülmüs insanlardir...
Psokolojide hastalik olarak kabul edilmis...isim babasida mitolojik kahraman olan Narsist dir... hikayesi cok uzun okumaya deger.. narsist kimselerin en büyük sorunu kendilerini baskalarinin yerine koyamamalari ve kimseyi sevememeleridir. bu nedenle icten ve sicak iliskiler kuramazlar. kendilerine guvenirler ve baska hic kimseyi onemsemezler. bu nedenle cevrelerindeki insanlarin duygusal enerjilerini tüketirler bencillikleriyle.Herşeyin yalan,oyun,entrika olduğunu düşünürler.Kendi menfaatlerinin tersine bir durum sözkonusu olduğunda maddi veya manevi karşılarındaki insanı öldürseler bile tatmin olmazlar.Ama sorsanız neden böyle saldırgan bir tutum içerisindesiniz diye kesinlikle kabul etmezler çünkü onlar herşeyin en iyisini bilir asla hata yapmazlar. Konuyla bi alakasını göremediğini söyleyebilirsin o bakımdan şunu demeden geçemiycem sayın arkadaşım;Sevgi arsızlarını okudum güzel ve faydalı yazı böyle tiplerden sakınmak gerek.Yazının bana hissettirdikleride bunlar eline koluna sağlık. |
|
#3
Gönderen
Mankinon
on
28-01-2008, 20:22
|
|
Ben merkezcil dünyalarinda sadece kendilerine hayranlikla bakan objeleri farkeden ve digerlerinin varliklarini red edecek derecede benlik asklarinin icinde gömülmüs insanlardir... |
|
Son düzenleyen Mankinon : 29-01-2008 - 06:15.
|
![]() |
| Etiketler |
| sevgi |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Sevgi/Nefret | kymophobia | Road Trip | 7 | 28-03-2007 13:14 |
| gerçek sevgi | sappho | Echoes | 1 | 26-02-2006 08:50 |