�Her şeye alışıveriyor insan�� işte en tehlikeli cümleyi söylerken buldum kendimi...Alışmak; her şeye,hiçliye,zıtlıkların aynılaşmasını yaşamak� O sabah yine o sokakta yürüyor ve o tabelaları birer birer okuyorum ��Titiz Kuru Temizleme��yi
Alişmak üzerine...Published by dokuzoyku 08-10-2006 |
|
�Her şeye alışıveriyor insan�� işte en tehlikeli cümleyi söylerken buldum kendimi...Alışmak; her şeye,hiçliye,zıtlıkların aynılaşmasını yaşamak�
O sabah yine o sokakta yürüyor ve o tabelaları birer birer okuyorum ��Titiz Kuru Temizleme��yi görünce yine sağa döneceğim ve aynı adamı aynı zamanları sigarasına doldururken dumanının genzimi yakmasına küfredeceğim.. ��Asansör 3 kişilik�� yazısını okuduktan sonra tek başıma binerken keşke o iki kişide burada benimle olabilseydi diyeceğim, dedim bile.. Yukarıya doğru fırlatılacağım ve 32. saniyenin sonunda uçuşum sona erecek ve sol elim kapıya yüklenecek aynı gülümseme ile beni karşılayan kadına istediğini vermeliyim Gülümsedim bile� Hiç sokağı görmemiş iki ev kedisinin aynı hüzünlü bakışları gözüme takılacak ve bir sokak kedisinin sıcak rüyasının kabusunu yaşayan o iki tuzu kuruya aynı derecede acıyacağım ama sokağı anlatmaya çalışırken onlara ��Sokak işte�� derken bulacağım kendimi Saatler tik tak tik tak aynı ritmiyle tiktaklarken ben öğle yemeğinin geleceğini bileceğim aynı çiçekli tepside yanında bir bardak su ve sıcak ev yemeği beklerken su yerine vişne suyunun olmasına şaşırmanın ve kısacıkta olsa kontrolden çıkış bir tebessüm olacak aynı olan öğle yemeğinde aynı olan hayatta� Yemek için aynı kadına teşekkür ederken o da bana ��afiyet olsun canım�� diyecek ve yine çamaşırları asarken hapşırarak ��Ah şu lanet illet alerjinik mi ne halt ise �� diyecek � Ben bunu diyeceğini bildiğim için şimdiden geçmişlerimi sunuyorum alerjik kadına . Saatler tiktaklayacak ve 18:30. tik takta ben bilgisayarı kapatacağım aynı düğmelere basarak ve ��Ben gidiyorum iyi akşamlar �� diyeceğim dedim bile..��İyi�� ne idi onu hatırlamıyorum ama onlar hep aynı iyilikte yaşamaktan rahatsızlar mı acaba? Diye sormak isteyeceğim ama bu kontrol dışı olur diye unutuvereceğim diğer soruları unuttuğum gibi� Unuttukça bilinecek pek de yeni bir şey yok işte bilip bileceğim bu olsa gerek... |
|
|
|
#2
Gönderen
Barfly
on
08-10-2006, 19:11
|
|
Çalar saat, daha doğrusu telefon yıllardır her berbat haftaiçi sabahı duymak zorunda olduğum melodisi ile pis pis sırıtıyor..
07:20.. Ertele.. 07:30.. Ertele.. 07:40.. Bir sigara yakıyorum. Gözlerimi açamıyorum, çalışmaya başlayana kadar yıllardır gündüzleri uyuyarak, geceleri ise mezarlık bekçileri gibi uyanık geçirmiş biri olduğum için ters kazak giymiş gibi hissediyorum böyle sabahın köründe uyandığım zamanlar. Hayatı ters giymişim, gözlerimi açamıyorum.. Sigara ile güne kendimce "merhaba" dedikten sonra traş olup nefret ettiğim takım elbisemi giyiyorum. Ortaokuldan beri süregelen bu işkenceye askerde de maruz kalmamın tek açıklaması tanrının benimle dalga geçmesi olabilir olsa olsa. Olabildiğince gayriresmi renkler tercih ediyorum; turuncu, toz pembe, uçuk mavi, gri.. Mavi bir kravat takıyorum bu gün, mavi özgürlüğün rengi. Boynuma doluyorum özgürlüğü, beynimin içine, düşüncelerime alıyorum ve geri kalan her şeyi para kazanmak için tutsak ediyorum.. 08:05.. Yine geç kaldım.. Sabahın serinliğini içime çekerek çıkıyorum evden. Caddeden aşağı doğru yürümeye başlıyorum. Lise talebeleri, benim gibi özgürlüğün bedelini 8 saatlik tutsaklık ile ödemek üzere hücrelerine koşar adımla gidenler, çöpçüler ve sokak köpekleri.. En çok da onları seviyorum, kimse farketmiyor bizlerin arasında yaşadıklarını, oysa geceleri, şehrin en güzel olduğu saatler onlar tadını çıkarıyor boş sokakların, caddelerin, kaldırım taşlarının ve yağmurların.. İçeri giriyorum, kırmızı eski bir bina. Kapıda insanlarla selamlaşıp çalıştığım yere geçiyorum. Çoğu zaman "benim ne işim var burada?" diye düşünüyüyorum girerken, içeridekilere "günaydın" diyorum içimden gelmeyerek. "Günaydın" Günün aydın olmasının bize bir faydası yok çünkü masada yapılmayı bekleyen o kadar çok angarya iş var ve 8 saatlik tutsaklık bitene kadar uğraşılacak o kadar çok sorun var ki günün aydın ya da karanlık olmasının bizim için önemi yok. Mevsimlerin değiştiğini bir metrekarelik pencereden görebiliyoruz ancak.. 12:00.. Tutsaklığa yemek ve ihtiyaç molası.. Yemekhanede çoğu zaman eğleniyor gibi görünüyorum yemek yerken, çünkü mutlu gibi görünmem çevremdeki insanları mutlu ediyor ve onlar mutluyken daha az sorunla geçiriyorum tutsaklığımı. 01:00.. Hiç bir şey.. 05:00.. Tutsaklığa bir gecelik mola. Bütün gün çalışmanın karşılığı kendime ve sevdiklerime ayırabileceğim bir kaç saatlik zaman dilimi başlangıcı.. Oysa Enerjim kalmıyor, kendime bile vakit ayıramıyorum.. Alışmak? Gurbete ne kadar alışabilir insan? Alışmak eğer kabullenmekse neden tünel kazıp kaçma planları kuruyorum ki kendi kendime? Herkes gibi kabullenip hayatın bana verdikleriyle yetinmek varken ben neyi arıyorum? Kahraman mıyım korkak mı? Özgür müyüm tutsak mı? "Kirlenmemiş iyi niyete sahip bir çocuk" muyum yoksa ruhundan sızan katranlarla hayat tualine şekiller çizen bir ayyaş mı? Özgürlüğü boynumdan çıkarıp dolaptaki yerine asıyorum, bir sonraki tutsaklığımda tekrar dolaştırmak için diğer tutsakların arasında, gören gözlere özgürlüğün ne renk olduğunu hatırlatmak için.. |
|
#3
Gönderen
gevezeus
on
08-10-2006, 19:55
|
|
Ne kadar küçük şeyler için ağlardık
Bir tutam saç bir oyuncak araba bir bebek.. Şimdi büyüdük.. Çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri Ölümler iflaslar savaşlar.. Şimdi daha mı güçlüyüz? Yoksa daha mı alışkın? Hayatı öğrenmek Alışmak mı acaba?? |
|
#5
Gönderen
blackberet
on
10-10-2006, 22:18
|
|
burdaki yazıları okudukça Veronika XÖlmek İstiyorun sayfaları arasında sandım kendimi... İntihar edecek cesareti bulacak kadar alışıyoruz hayata...
|
![]() |
| Etiketler |
| alismak |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Aşk Üzerine | Cey | Beyin Fırtınası | 87 | 01-08-2008 00:34 |
| Gitar Üzerine | Lizard King | Metal - Rock | 34 | 13-01-2008 13:09 |
| 11 eylül üzerine... | byexpert | Güncel Olaylar | 5 | 08-04-2005 16:38 |