Karanlık ki gözlerimizi kapattığımızda yaşanmaz sadece. Bir zamanlar cümlelerin sonuna nokta koyamazdık seninle. Korkardık yanlış anlaşılmaktan. Ve inatla her cümlenin sonunda "," (virgül) olurdu... Bir de "Eveth" ler vardı. Her
Seni ArıyorumPublished by Midgard 26-07-2006 |
|
Karanlık ki gözlerimizi kapattığımızda yaşanmaz sadece.
Bir zamanlar cümlelerin sonuna nokta koyamazdık seninle. Korkardık yanlış anlaşılmaktan. Ve inatla her cümlenin sonunda "," (virgül) olurdu... Bir de "Eveth" ler vardı. Her "Evet" ‘in sonuna "h" eklenirdi... Basit bir kelimeyi daha anlamlı kılmak için uydurduğumuz saçma, ama dediğim gibi "anlamlı" bir şeydi bizim için... Ve sen, sen hatıralarımın, sen hatalarımın, sen hayatımın kadını; Yağmur yere düşmemişken henüz sana gelecektim dün "gel" deseydin... Hiç unutmadım, unutamam. Bu ömür dedikleri hayat bin yıl sürecekse, ben bin yıl yalnız seni seveceğim sanırım. Bir ömür daha vereceklerse eğer, ben bir ömür daha seni seveceğim sanırım. Ve artık sana söylenecek tek cümle; "Bende sana yetecek kadar ben kalmadı..." Sanırım... Artık hiçbir şeyden emin değil aklım... Ne istiyorum biliyor musun? Kısa zaman önce tanıştığın bir arkadaşın sana "Hiç sevdiğin birini aldattın mı?" diye sorduğunda yüzünün alacağı ifadeyi, o acınası halini görmeyi çok istiyorum... Acaba ne cevap verirdin? Acaba beni nasıl anlatırdın...? Uzun süre direndim sensizlikle. Ama başaramadım. Sensizliği bile bırakıp gitmek nasıl tarifsiz bir sızı veriyor yüreğime bilemezsin. Şimdi eve dönüyorum. İki demet gül var elimde. Yapraklarını kopardım... Biri hayatımdaki en anlamlı kadına; Anneme... Diğeri sana, mezarına... Artık pencere başında beklemeyecektim sabahları... Güneş doğarken Havuşbaşının karla doluşunu seyretmeyecektim inatla... Sadece bir rüyaydın sen. Bittin, uyandım. İlk kez uyandığıma ve aynı zamanda uyuduğuma pişmandım... İşte yine parçalanıyorduk. Her parçamızı ayrı ayrı şehirlerde bırakıyorduk. Senin benimle tamamlamaya çalışıyordun eksikliklerini. Bende seninle... Ruhumuz can çekişmeye başlamıştı. Uymuyordu parçalarımız birbirimize. Ama biz inatla sevmeye, sevilmeye çalışıyorduk. Varolduğumuzu, yeniden doğduğumuzu anlamak için sadece bir kez "Seni seviyorum" diyebilmemiz yetecekti. Son şanslarımızdı bu, beceremedik... Ve ben dün yıllar sonra ilk kez bir başka kadını düşündüm saatlerce. Üstelik benim olmayan, olmayacak bir kadını. Pişman olacağımı bile bile savrulmaya hazırdım. Öyle muhtaçtım ki, öyle susamıştım ki sevmeye, sevilmeye... Sevgi dolu sözlerinin bana ümit vermesine izin veriyor, bir parça olsun seni unutmaya çabalıyordum. Yine savunmasız, sorgusuz sualsiz açtım kapılarımı... Bu kez kapanmayacağını ümit ederek... Sana kimi zaman haksızlık ettiğimi sanırdım. Ama etmemiştim. Artık emindim. Ben masumdum. Sen bitirdin, ben bana yakıştığı gibi kalmaya çalıştım. Seni aradım günlerce, aylarca... Bitmesin, bitirme diye yalvardım... Bağırdım... An oldu küfrettim sana. Sevmediğimden, nefret ettiğimden yada kızdığımdan değil, bitmesin diye... Ama bitmişti. Çok geç kalmıştın... Gel desen şimdi, gelemem, kramp dolu dizlerim... Sev dese yüreğin, sevemem, kendime yine kıyamam... Zaman ilerledikçe, olgunlaştıkça yoruluyor yıpranıyordum. Herşey için çok geç demeden önce son bir kez daha denemek istiyordum. Paylaşacaklarıma bir sıfat takmadan, bir kalıba koymadan denemek istiyordum. Ne olursa olsun, adı "Aşk" olacaktı, bunu biliyordum. Ama bunu ne ona nede kendime söyleyecek cesarete sahip değildim henüz. Söz verdik, "Şimdi" yi yaşayacaktık artık. Be bulutlarda bizim törenimiz başladı. Güneş ve Ay renklerini değiştirdiler yine. Ben Güneş’e ‘Merhaba’ diyeceğim ve Ay selamını getirecek bana. Geçe ve Gündüz döngümüz bu olacak... Elma tadında gülümsemeler bekliyor şimdi bizi... Soğuk bir geceydi. Kendimle başbaşaydım yine kumsaldaki evde. Dalgaların kumları sarıp sarıp bırakıyordu. Yıldızları seyrediyordum. Yıllar evvel yine burada bir yıldız seçmiştim kendime. Bu yaşadığımı sandığım hayatta bana ait olan tek şey oydu. Benim için gecenin en gizemli, en güzel noktasıydı o. Yalnızdı. Bir köşeye atılmış gibi durmanın ne demek olduğunu bilirdim. Sanırım o da biliyordu. Sevecen bir kadın gibiydi. Onunla konuşmayı seviyordum. Yalnız da olsa güneşin ışığını taşıyordu ve cömertçe dağıtıyordu etrafına. Her konuşmamızda yeni şeyler öğreniyordum. Hiç istemediğin anlarda; yalnızlığına yalnızlık katıldığında, aklın yeni sorularına eski yanıtlar verirken, içinde taşıdığın ve sonsuzmuş gibi hissettiğin umutlarından sakın vazgeçme... Hiç beklemediğin anda hayallerin gerçek oluverir. Hiç beklemediğin bir anda sen yeniden sen oluverirsin... O soğuk gecede yıldızım ve ben gecenin karanlık derinliğinde beraberdik. Birden ürperdim. Rüzgarla gelen sendin. Küçük ellerinle kapımı çaldın yavaşça. Hemen içeriye aldım seni. Üşümüştün, susamıştın. Soğuktan titreyen dudakların açılıp kapandıkça içim titriyordu. Hıçkırarak ağlamaya başlamıştın. Seni anlıyordum. Aynadaki yansımam gibiydin. Gerçek sevgiyi, seni geceden çıkaracak, aynadaki göreceğin mutlu yüzü arıyordun. Seni saracak kollar, üzerinde ağlayabileceğin bir omuz, bir gerçek sevgiliydi özlemin. Bu yüzden üşüyordun. Sana sımsıkı sarıldım... Tüm vücudunu sardığımı hissettiğim anda bıraktım seni. Gecenin soğuğunda karanlığa yuvarlandık. Başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda yıldızım beni selamladı. Bir sıcak öpücük gibiydi sanki... Gözlerim ona takılmışken bana fısıldadı; "Bana ihtiyacın yok artık, senin olana iyi bak..." dedi ve bulutların arasında kayboldu... Özlemlerimizi tarif etmeye kelimeler mi yetersiz yoksa biz mi bulamıyoruz. Yada ne özlediğimizi gerçekten bilmiyor muyuz? Haziran da yağan yağmur başkadır bilir misin? En temiz en yumuşak yağmurlardır onlar. Başımı yukarı kaldırdığımda yağan yağmurla beraber yüzümü yıkardı gözlerimden düşen yaşlar... Bir başkası tutuyor ellerini, bir başkası bakıyor gözlerine, bir başkası fısıldıyor kulağına seni sevdiğini... Bense ne dokunabiliyor ne sesini duyabiliyorum. Sana muhtaç, ilgine, sevgine muhtaç çırpınıp duruyor, kelimelerle oynuyorum... Kalbini durdur sevgili, yalnız benim yanımda, benim için atmalı yüreğin... Gerisi anlamsız, gerisi boş. An geliyor bıkıyorum seni sevmekten, aldatıyorum seni bilmediğim kadınlarla... Oysa ki Konstantinopolis gibi güzeldin, benimdin. Ama dokunamamıştım sana... Öylece duruyordun önümde. Ve dokunamıyordum sana... Benim değildin, hiç olmadın, olmayacaktın... Aşkta yarın yoktur diyenlere inat yarınlara uyanmayacaktık seninle... Bir gün bulutların aralandığında çok güzel bir şey göreceğimi bende biliyordum... Umarım bulutların aralandığında seni görebilirim... "Şimdi" ben can, Camiiler Ezan derdinde sevgili... Musalla üstünde son duâm okunmadan önce, seni arıyorum... O’nu değil, Seni... |
|
|
|
#1
Gönderen
boğuk
on
10-08-2006, 17:52
|
|
Özellikle kendine seçtiğin yıldızı anlattığın paragrafı çok sevdim. Belki de biraz kendimi buldum. Belki de çok kıskandım, senin gibi sevebilmek istedim. İster hayranlık, isterse kıskançlık olsun bir şeyler uyandırdı bende yazdıkların. Çok güzeldi, tebrikler!
|
![]() |
| Etiketler |
| seni |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Seni Arıyorum | deathrider | Echoes | 2 | 14-07-2006 01:38 |
| yeni gruplar arıyorum | the great divide | Metal - Rock | 12 | 14-06-2006 11:54 |
| ska pena vuruşları, akorlar ve benzerlerini arıyorum | ANZOLOT | Metal - Rock | 0 | 21-03-2006 10:46 |
| staj arıyorum :) | phishy | Road Trip | 12 | 13-03-2004 18:57 |