GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR (1) Yeni bir güne başlamak için hazırlanır gülüşün. Soğuk odandan ayrılma vakti yaklaşmıştır seninle doldurduğum ruhumun cam aynasındaki büyük boşluğuna. Gelip geçen zamanların huysuzluğu, sensiz geçen yalnız gecelerin
acıPublished by zined 17-07-2006 |
|
GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR
(1) Yeni bir güne başlamak için hazırlanır gülüşün. Soğuk odandan ayrılma vakti yaklaşmıştır seninle doldurduğum ruhumun cam aynasındaki büyük boşluğuna. Gelip geçen zamanların huysuzluğu, sensiz geçen yalnız gecelerin varlığı rahatsız eder nedense bedenimi. Her daim kollarımın altında istedim yüreğini. Belki bencillikti bu. Ama hasretime ortak ettiğim geleceğin tek tesellisi uğruna harcadığım düşlerim. Geceleri yıldızlardan bir medet umar ya gönül çaresiz savurduğu haykırışların beklentisinde. Bir iz arar ya gözlerin, geri gelecek mi acaba diyen bir ses kaplar ya içindeki boşluğu. Bunları yaşadığın zaman anlarsın sana olan tutkumun senden bile büyük olduğu gerçeğini. Sıra dışı hikayeler geçer gözlerimin önünden. Bir ayrım yapmaksızın seninle dolu olanları seçerim. Özlediğim teninin bedenimde süren hükmü bir tek senin nefesinle canlanır yeniden. Bir uzun yolculuk geçer aklımdan seni düşünüp hayaller kurduğum saatler de. Bir bakıma sana ulaşma çabası içinde olan yüreğimin isyanıdır senin yaşadığın şehirlere ayak basmanın benim içime yerleşen umudu. Kalbimden geçen umuduna dair ettiğim dualarımın karşılığını gün gelecek mutlu bir beraberlik yaşarken tadacağız yine beraber. Seni öyle özlemişim ki? Farkında olmaksızın yokluğuna alışan akşamları dinlemek, senden bir iz beklemek, belki de bir anda beni çağıran sesini duymak için çaba gösteriyorum umarsızca sildiğim göz yaşlarımın ıslaklığında. Neden bu kadar yalnız bu yüreğim? Neden sensiz yaşamak zorunda? Bana söylediğin mutlu kelimeler neden yankılanmıyor artık sayfalarımda? Düşündüğüm gelecek yada geçmiş hep uzak oldu senden, sevdamdan ve bana veremediğin düşlerinden. Senden öte diye hayallerini kurduğum aşk dolu saatlerin özlemini nasıl çekerdi bu sensiz yüreğim. Ama alışıyor insan yalnızlığa. Ki yalnızlık değil midir her daim bizimle beraber olan gecelerde. Bazen düşünüyorum yarınsız bir geçmiş var mıdır diye? Yada geçmişi olmayan bir yürek bulunur mu bu civarda? Seninle doldurduğum gözlerimin yaşların arasında nasıl göründüğünü düşündün mü hiç? Beklediğim sıcaklığının kavurucu etkisi başını döndürdü mü? Göremediğim gecelerdeki ay ışığından yansıyan deli divane yokluğunun hasretini uzaklara savuran rüzgarlarla başa çıkmayı denedin mi? Topraklarından buram buram sevda sızdı mı ormanların en derinlerine kadar? Yıldızların dertlerine ortak oldun mu hiç kendini onların yerine koyup? Bir yıldız kadar uzak olmayı denedin mi yüreğinden? Yoksa onların acısı canını yakıp bir tarafa mı savurdu sevdanı? Neden yoktun geceleri? Neden yalnızlık hep benim son cümlemdi? Neden hiçbir zaman öğrenemedim senden gülmeyi? Gözlerimden düşen yaşların izleri sana uzaklarımı hatırlattı yeniden? Gelmediğin ve hiçbir zaman görmediğin senin için yaktığım sevda ateşlerine neden kum atmayı tercih etti gözlerin? Alev alev yanan bir volkan misali hasret kapılarını zorlayan geçmiş yaşantına dair izlerini silmek yerine, önünden akıp giden sevda yollarına sapmamak için direnmeyi seçtin seni kasıp kavuran bu bedenin sensizliğinde. Aklımda seninle ilgili o kadar çok hatıra, yokluğuna ait o kadar çok şey var ki senden öte, senden yakın, senden uzak ve belki de seninle yaşanamayan, o kadar çok şey var ki. Yokluğundan esen soğuk rüzgarlar çevreler geceleri yattığım ve bir türlü üşümesini engelleyemediğim ruhumun zindanlarını. Acımasızca senden kalan kırıntıları bedenime sarar öylece oturup sensizliğe ağlamaya başlarım, senin yerine. Sensiz mutluluklar yaratıyorum yazılarımda. İçimden taşan gülümsemeleri engellemeye çalışıyorum bir utangaç kız edasıyla ellerimi dudaklarıma götürüp. Sonra hoşnutsuzluklar yaşadığımı fark ediyorum yine nedensiz. Aslında yaşayıp yaşamadığımı bile sorgulamıyorum artık. Sadece sen ve seninle yaşanan şeyleri düşünüyorum umarsızca. Kırılan kalbimin neden hala sana ait olduğunu bilmiyorum yada bana mı öyle geliyor? Sıcak bir kan akışı duyuyorum göğsümün sol yanından kolumun altına doğru inen. Sensizliğe alışabilmek benim için bir zamanlar ne kadar zor, ne kadar imkansız bir gelecekti. Ama şimdi sensizliğin benim için ne kadar güzel bir mutluluk ve kendime ait bir gelecek olduğunu anlıyorum ve bu inanılmaz güzel bir şey. Sana olan özlemimi anlatabilseydim eğer bu sayfalara belki de bu kadar ağır gelmezdi yokluğun. Geceleri ismini sayıkladığımı, kollarımı açıp tenini sarmayı düşlediğimi, uçsuz bucaksız yollarda peşinden koşup senden bir tek dal bulmaya çalıştığımı söyleyebilseydim yüreğine; umarsız aldanışları kendime arkadaş olarak sakladığımı, seni anlatmayan sayfalardaki boş yazıları bile senin için olduğunu bilerek okuduğumu, sana delice isyan eden hasretimi ruhuna serebilseydim; sana olan sevdamı gözlerine itiraf edebilseydim belki bu kadar ağır gelmezdi beni sevmediğini bilmek. Ben senin için yaşadığım bunca sıra dışı çılgınlığın ortasında kendimi bu kadar yalnız hissetmezdim belki. Belki de sen bile beni ufacık ta olsa sevebilirdin düşlerinde. Söndürmeye çalıştığım yangınlarla başa çıkmaya çalışırken buluyorum kendimi uyuyamadığım gece düşlerimde. Adını söylememek için verdiğim nice savaşlardan sonra, şimdide sensizliğin ne demek olduğunu keşfe çıkmış bir gemici misali boğulduğum hırçın denizlerin sularından kurtulmaya çabalıyorum. Her seferinde o kadar zor ki aslında yokluğun. Yine de yenilmemek için kendime verdiğim sözlerin tesellisi kalıyor kendimi aldattığım sayfaların boşluğunda. Gecenin bir vakti düşlerinden uyanıp korkunç bir karanlıkla yüz yüze gelmek nasıldır bilir misin? Hiç ummadığın bir soğukluk kaplar tenini, korku mu, pişmanlık mı yoksa belki bir gün diyerek döneceğini ümit etmek mi olduğunu anlayamazsın. Ve içindeki bu boşluk seni sürüklerken hiç görmediğin sevda tünellerine yine bir kurtuluş sanıp sarılıverirsin aniden yalnızlığının alev rengine. Aslında korkuyordum ama saklayamıyordum seni sevdiğimi. Biliyordum ama söyleyemiyordum varlığının benim için ne kadar çaresiz geldiğini. Görüyordum ama bir türlü duyuramıyordum sana, sevdamın rüzgarlarının sesini. Sen hep uzakta bir yerlerde kendini veya kendinle ilgili bir gelecek yaratmayı düşünüyordun. Ve bu gelecekte benim yerim yoktu bunu anlıyordum. Her zaman umut etmiştim istediğim her şeye dair. Yine de seviyordum seni ama anlatamıyordum nedenini… zined 16.08.2004 |
|
|
|
#1
Gönderen
clubbercoolboy
on
20-08-2006, 14:27
|
|
yaa hayatımda herseyden cok sewdiim kız arkadasım simdi almanyada :'(
|
![]() |
| Etiketler |
| aci |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|