Yaradılış -dünyanın ve insanın-
Yaradılış -dünyanın ve insanın-
Önce bir toz kümesi vardı ortada. Bir de Tanrı. Yalnız bir toz bulutuydu kainat. Yalnız bir yaratıcıydı Tanrı ve hiçbir şey yaratmamış. Tek uğraşı düşünmekti Tanrının şu sizin felsefecilerinizden bile fazla düşünmek. Tek derdi gezinmekti Tanrının, yalnız toz bulutunda gezinmek.
Ve sonra sıkıldı canı bir gün Tanrının, saman alevi gibi parladı , gözlerinde kıvılcımlar çaktı , ağzı ateş üfledi , saldırdı yalnız toz bulutuna. Yalnızlığının o inanılmaz şiddetiyle 23 saat kavurdu evreni ve 23 yaşam yarattı 23 ışık yılı aralıklarla. Ve 23 saatin sonunda yorulmuş olacak ki Tanrı başını yasladı Samanyolu’na. Tanrılar uyumaz ve uyurlarsa da bedel öderler. Gözlerini yumdu Tanrı , uyumayacaktı, zihnini gömdü Tanrı başını yasladığı Samanyolu’na, şuuru dondu Tanrının. Tanrılar uyumaz , uyurlarsa bedel öderler. Uyumayacaktı Tanrı. Şuuru dondu Tanrının. Uyuyacağı tuttu Tanrının. Tanrılar uyumaz , uyurlarsa bedel öderler. Uyudu Tanrı uyurken aktı beyninden hayalleri. O uyurken hayallerinden bir gezegen meydana geldi. O uyurken ayıp düşleri dünyada dile geldi.
O uyurken ayıp düşleri dile geldi Tanrının. 6 gün 6 gece bir rüya gördü tanrı. 6 gün 6 gece Havva’yı gördü tanrı. Ve o uyurken 6 gün 6 gece her uzvu şekillendi beyninde tanrının. Ve uyurken 6 gün 6 gecede doğdu Havva, her uzvu rüyalarda şekillenerek. O uyurken ayıp düşleri dile geldi Tanrının. Ve o uyandığında anlamıştı bir şeyler kaybettiğini ve aslında o uyumadan önce biliyordu uyursa bedel ödeyeceğini. Tan yerinin ağarması gibi yavaş yavaş kalkarken yerinden düşlerine takıldı aklı , baktı şöyle bir çevresine. Gözü Havva’ya takıldı , Havva’nın gözü zaten onunla açılmıştı. Ürkek ürkek bakıyordu Havva Tanrısına ve Tanrısı ayıp düşlerini görmenin şaşkınlığıyla bakıyordu Havva’ya. Önce sakince yokladı Tanrı Havva’yı , bir adım geri kaçtı Havva. Sonra öpmeye yeltendi Tanrı Havva’yı, Havva ilk kez korkuyu tattı. Tanrı seviyordu Havva’yı, Havva Tanrı biliyordu Tanrıyı SADECE TANRI. Tanrı süzüyordu Havva’yı , Havva ilk utancını yaşıyordu mahrem yerinde , suratını kızartarak. Tanrı bekliyordu Havva’yı atılması için Tanrımsı gövdesine , Havva ilk hınzır kaçışları planlıyordu. Ve tanrı sözü yarattı dudaklarında Havva’nın ‘’ Üşüyorum ‘’ ve Tanrı ‘’ Seni seviyorum ‘’ denmiş gibi kendisine sevindi çocukça bir mutlulukla. Ve Havva sanki sözü duyulmamış gibi tekrar etti sözlerini ‘’ Üşüyorum , Tanrım ‘’ . tanrı duymadı Havva’nın sözlerini yada duymak istemedi belki de. Ama duyan birisi vardı bu sözleri. Tanrıdan aldığı bir emri dinler gibi dinledi birisi bu sözleri. Ve tanrının iznini almaksızın uyguladı birisi bu sözleri. Tanrı’ yı öfkelendirmekten korkmadan anladı birisi bu sözleri. Bir çocuğun kayması gibi kaydırağından kaydı bulutlardan dünyaya Adem. İrice bir hayvanı devirdi önce, derisini çıkardı ve armağan etti deriyi Havva’ya. Sonra bir keşif yaptı Adem, bir mağara buldu gözlerden ırak ve armağan etti mağarayı Havva’ya. Adem’i sessizce izledi Tanrı. Adem’i gizlice önledi Tanrı. Bir ayı gönderdi mağaraya ,hakladı Adem. Bir alaca kuş saldı üstüne, dost oldu Adem. Ve bir gece yükseldi Adem, yükseldi bir gecede Tanrının buyruğuyla Tanrının katına.
Garip bir şaşkınlık var yüzünde Adem’in. Gözleri fal taşı. Ağzı açık izliyor etrafını Adem. Nerde şimdi o. Ya nedir bu eşi benzeri görülmemiş taştan duvar. Bir ışık var orda ‘’ görüyor mu Adem bilinmez. Ve ansızın bir gürültü. Odayı uçurumdan aşağı mı yuvarlıyorlar. Neden ayakta duramıyor. Ve neden tavan yerinde şimdi taban. Bu ses , bu ses nerden geliyor. Korkuyor Adem , korkuyor. Bu ses , bu ses nerden geliyor. ‘’ yaklaş bana ADEM, korkma, yaklaş bana ‘’ . Adem’in baba bildiği ses, Adem’in Tanrı bildiği ses şimdi neden bu kadar ürkütücü geliyor kulaklarına. ‘’ yaklaş bana ADEM, korkma, yaklaş. Yaklaş bana ADEM , dünyevi cehennemden geliyormuş gibi durma, yaklaş , görülecek hesabımız var bu akşam’’. Tan yeri kızıllığında bir yakarış Adem’in gırtlağından çıkan ‘’ HHAAYYIIRR ‘’.
O gece ilk kez ve belki de son kez karşı geldi Adem Tanrı’ya. Tanrı ‘’ onun kölesi ol ’’ dedi. Adem ayak diredi ‘’ sevdiğimin kölesi olmam ‘’ . Tanrı ‘’ o senin için yaratılmadı Adem ‘’ dedi . Adem ‘’ benim için yaşıyor’’ diye karşılıkladı.
‘’ öyleyse neden hala bana tapıyor ‘’
‘’ çünkü sen yarattın bizi’’
‘’ peki neden her akşam bana koşuyor ‘’
‘’ bizden bunu isteyen sensin ‘’
‘’ her gece beni sevdiğini söylemesi de mi yalan? ‘’
‘’ insana sonsuz sevgiyi verende sensin ‘’
‘’ sana sevdiğini söyledi mi ki ADEM ‘’
‘’ bunu sen daha iyi bilirsin!! ‘’
‘’ peki ya her şeyini bana anlatması ?? ‘’
‘’ güçlü olan ben miyim sen mi? ‘’
‘’ ya evlat vermem için bana yakarışları ‘’
‘’ unutma benimde çocuğum olacak o!! ‘’
O gece ilk kez ve belki de son kez karşı geldi Adem Tanrı’ya. Ve o gece uzun uzun düşündürdü Tanrı’yı bu konuşma. Ve tan vakti ağarırken hafifledi gövdesi Havva’nın yavaşça çekildi Tanrı’nın katına. Tanrı yavrusunu kaybetmiş bir baba gibi üzgün ,aldatılmış bir erkek gibi kıskanç ve bir Tanrı gibi güçlü oturuyordu som ruhtan koltuğunda. Ve tanrı yaşlı gözlerle bakıyordu Havva’ya. Havva utangaç bir ifade takınmıştı farkında olmadan ve içten içe korkuyu öğütüyordu kalbinde. Tanrı yeteneksiz bir oyuncu parçası gibi gülümsedi sessizce. Havva’nın yüzünde gözyaşı belirdi. Tanrı bir bibloyu tutar gibi kavradı Havva’yı dikkatlice. Havva ürperdi baştan ayağa. Tanrı çekti yanına sonsuz aşkını. Havva yaratıcısının katında olmanın tarifsiz huzursuzluğundaydı. Çünkü Havva terk eden sevgili kostümündeydi ve taptığı ise başı önde bir delikanlı. Çünkü Havva kadın soyunun ilk reddini gerçekleştirecekti.
Ve Tanrı usulca konuştu.
‘’ ey Havva ‘’ yutkundu, hafifçe öksürüğe benzer bir ses çıktı.
‘’ ey yarattıklarımın en güzeli ‘’
‘’ ey ayıplı düşlerimin prensesi’’
tanrı vurucu darbeyi getirecek soruyu sormak için hazırlanıyordu. Cevabı bilinen sorular hep zor çıkar boğazlardan zaten. Tanrı belki de kendini hazırlıyordu yada kendisinin bile yapamadığı bir mucizeyi bekliyordu.
‘’ ey gözlerimin bebeği ‘’
‘’ ey gözlerimin bebeği, ben senin ‘’
‘’ ey gözlerimin bebeği, ben senin ne – y –i – ni -------------m? ‘’
‘’ tanrımsın sa – de ----- ce t a n rr ı ı ı ı m ‘’ yutkunarak ve duraksayarak söylenmişti bu sözler , bir yıkışın yada yeni bir başlangıcın sebebiydi belki bu sözler.
‘’ beni seviyor ‘’
‘’ musun? ‘’
‘’ elbette ‘’
‘’ ya Adem’i ‘’
‘’ elbette ‘’
‘’ hangimizi ‘’
‘’ ikinizi de ‘’
‘’ hangimizi ‘’
‘’ ikinizi de’’
‘’hangimizi ‘’
‘’ ikinizi de ‘’
‘’ HANGİMİZİ ‘’
Havva gözlerinden yaşlar süzmeye başlamıştı artık. Havva bir ayrımın sonuna gelmişti artık. Havva belki son darbeyi yaşamına , belki son darbeyi Tanrıya -‘’ erkeğim Adem imdir ‘’- vurmuştu artık. Yavaşça kapandı gözleri Havva’nın. Durdurmak istedi gözlerini durduramadı. Gözleri yavaşça açıldı Adem’in. Durdurmak istedi gözlerini durduramadı. Hızla kalkıp göğe baktı Adem. Gökte Havva’yı hayal etti Adem. Zincire vurulmuş bir isyankarın hırsıyla direndi rüya görmek için Havva. Karanlığına ışık çaktı Havva. Işıkta Adem’i hayal etti Havva. Bünyesini tüm duygulara kapadı Tanrı.Gözlerini tüm evrene kapadı Tanrı. Elleriyle dünyayı kavradı Tanrı.
ve
Tanrının katında sesler durdu . Dünya karanlığa gömüldü. Evren 39 gün 39 gece yas tuttu. 40’ında Tanrı yerinden kalktı. Kırkında Tanrı Dünyanın en değerli madeninden bir yüzük yaptı , 40’ında Tanrı Dünyanın en zehirli duygusunu yüzüğe kattı. 40’ında Tanrı yüzüğü Adem ve Havva’ya taktı. Ve 40 gecelik bir şölen hazırlattı. 41 değişik hayvan şölende meze oldu. Ve Tanrı ayının barbarlığını, maymunun kepazeliğini, köpeğin saldırganlığını, kedinin kıskançlığını Ademe üfleyip , kuşların süs düşkünlüğünü , papağanın gevezeliğini, tilkinin uyanıklığını Havva’ ya yükleyip aklınca insandan öcünü aldı.
Ve sonra sıkıldı canı bir gün Tanrının, saman alevi gibi parladı , gözlerinde kıvılcımlar çaktı , ağzı ateş üfledi , saldırdı yalnız toz bulutuna. Yalnızlığının o inanılmaz şiddetiyle 23 saat kavurdu evreni ve 23 yaşam yarattı 23 ışık yılı aralıklarla. Ve 23 saatin sonunda yorulmuş olacak ki Tanrı başını yasladı Samanyolu’na. Tanrılar uyumaz ve uyurlarsa da bedel öderler. Gözlerini yumdu Tanrı , uyumayacaktı, zihnini gömdü Tanrı başını yasladığı Samanyolu’na, şuuru dondu Tanrının. Tanrılar uyumaz , uyurlarsa bedel öderler. Uyumayacaktı Tanrı. Şuuru dondu Tanrının. Uyuyacağı tuttu Tanrının. Tanrılar uyumaz , uyurlarsa bedel öderler. Uyudu Tanrı uyurken aktı beyninden hayalleri. O uyurken hayallerinden bir gezegen meydana geldi. O uyurken ayıp düşleri dünyada dile geldi.
O uyurken ayıp düşleri dile geldi Tanrının. 6 gün 6 gece bir rüya gördü tanrı. 6 gün 6 gece Havva’yı gördü tanrı. Ve o uyurken 6 gün 6 gece her uzvu şekillendi beyninde tanrının. Ve uyurken 6 gün 6 gecede doğdu Havva, her uzvu rüyalarda şekillenerek. O uyurken ayıp düşleri dile geldi Tanrının. Ve o uyandığında anlamıştı bir şeyler kaybettiğini ve aslında o uyumadan önce biliyordu uyursa bedel ödeyeceğini. Tan yerinin ağarması gibi yavaş yavaş kalkarken yerinden düşlerine takıldı aklı , baktı şöyle bir çevresine. Gözü Havva’ya takıldı , Havva’nın gözü zaten onunla açılmıştı. Ürkek ürkek bakıyordu Havva Tanrısına ve Tanrısı ayıp düşlerini görmenin şaşkınlığıyla bakıyordu Havva’ya. Önce sakince yokladı Tanrı Havva’yı , bir adım geri kaçtı Havva. Sonra öpmeye yeltendi Tanrı Havva’yı, Havva ilk kez korkuyu tattı. Tanrı seviyordu Havva’yı, Havva Tanrı biliyordu Tanrıyı SADECE TANRI. Tanrı süzüyordu Havva’yı , Havva ilk utancını yaşıyordu mahrem yerinde , suratını kızartarak. Tanrı bekliyordu Havva’yı atılması için Tanrımsı gövdesine , Havva ilk hınzır kaçışları planlıyordu. Ve tanrı sözü yarattı dudaklarında Havva’nın ‘’ Üşüyorum ‘’ ve Tanrı ‘’ Seni seviyorum ‘’ denmiş gibi kendisine sevindi çocukça bir mutlulukla. Ve Havva sanki sözü duyulmamış gibi tekrar etti sözlerini ‘’ Üşüyorum , Tanrım ‘’ . tanrı duymadı Havva’nın sözlerini yada duymak istemedi belki de. Ama duyan birisi vardı bu sözleri. Tanrıdan aldığı bir emri dinler gibi dinledi birisi bu sözleri. Ve tanrının iznini almaksızın uyguladı birisi bu sözleri. Tanrı’ yı öfkelendirmekten korkmadan anladı birisi bu sözleri. Bir çocuğun kayması gibi kaydırağından kaydı bulutlardan dünyaya Adem. İrice bir hayvanı devirdi önce, derisini çıkardı ve armağan etti deriyi Havva’ya. Sonra bir keşif yaptı Adem, bir mağara buldu gözlerden ırak ve armağan etti mağarayı Havva’ya. Adem’i sessizce izledi Tanrı. Adem’i gizlice önledi Tanrı. Bir ayı gönderdi mağaraya ,hakladı Adem. Bir alaca kuş saldı üstüne, dost oldu Adem. Ve bir gece yükseldi Adem, yükseldi bir gecede Tanrının buyruğuyla Tanrının katına.
Garip bir şaşkınlık var yüzünde Adem’in. Gözleri fal taşı. Ağzı açık izliyor etrafını Adem. Nerde şimdi o. Ya nedir bu eşi benzeri görülmemiş taştan duvar. Bir ışık var orda ‘’ görüyor mu Adem bilinmez. Ve ansızın bir gürültü. Odayı uçurumdan aşağı mı yuvarlıyorlar. Neden ayakta duramıyor. Ve neden tavan yerinde şimdi taban. Bu ses , bu ses nerden geliyor. Korkuyor Adem , korkuyor. Bu ses , bu ses nerden geliyor. ‘’ yaklaş bana ADEM, korkma, yaklaş bana ‘’ . Adem’in baba bildiği ses, Adem’in Tanrı bildiği ses şimdi neden bu kadar ürkütücü geliyor kulaklarına. ‘’ yaklaş bana ADEM, korkma, yaklaş. Yaklaş bana ADEM , dünyevi cehennemden geliyormuş gibi durma, yaklaş , görülecek hesabımız var bu akşam’’. Tan yeri kızıllığında bir yakarış Adem’in gırtlağından çıkan ‘’ HHAAYYIIRR ‘’.
O gece ilk kez ve belki de son kez karşı geldi Adem Tanrı’ya. Tanrı ‘’ onun kölesi ol ’’ dedi. Adem ayak diredi ‘’ sevdiğimin kölesi olmam ‘’ . Tanrı ‘’ o senin için yaratılmadı Adem ‘’ dedi . Adem ‘’ benim için yaşıyor’’ diye karşılıkladı.
‘’ öyleyse neden hala bana tapıyor ‘’
‘’ çünkü sen yarattın bizi’’
‘’ peki neden her akşam bana koşuyor ‘’
‘’ bizden bunu isteyen sensin ‘’
‘’ her gece beni sevdiğini söylemesi de mi yalan? ‘’
‘’ insana sonsuz sevgiyi verende sensin ‘’
‘’ sana sevdiğini söyledi mi ki ADEM ‘’
‘’ bunu sen daha iyi bilirsin!! ‘’
‘’ peki ya her şeyini bana anlatması ?? ‘’
‘’ güçlü olan ben miyim sen mi? ‘’
‘’ ya evlat vermem için bana yakarışları ‘’
‘’ unutma benimde çocuğum olacak o!! ‘’
O gece ilk kez ve belki de son kez karşı geldi Adem Tanrı’ya. Ve o gece uzun uzun düşündürdü Tanrı’yı bu konuşma. Ve tan vakti ağarırken hafifledi gövdesi Havva’nın yavaşça çekildi Tanrı’nın katına. Tanrı yavrusunu kaybetmiş bir baba gibi üzgün ,aldatılmış bir erkek gibi kıskanç ve bir Tanrı gibi güçlü oturuyordu som ruhtan koltuğunda. Ve tanrı yaşlı gözlerle bakıyordu Havva’ya. Havva utangaç bir ifade takınmıştı farkında olmadan ve içten içe korkuyu öğütüyordu kalbinde. Tanrı yeteneksiz bir oyuncu parçası gibi gülümsedi sessizce. Havva’nın yüzünde gözyaşı belirdi. Tanrı bir bibloyu tutar gibi kavradı Havva’yı dikkatlice. Havva ürperdi baştan ayağa. Tanrı çekti yanına sonsuz aşkını. Havva yaratıcısının katında olmanın tarifsiz huzursuzluğundaydı. Çünkü Havva terk eden sevgili kostümündeydi ve taptığı ise başı önde bir delikanlı. Çünkü Havva kadın soyunun ilk reddini gerçekleştirecekti.
Ve Tanrı usulca konuştu.
‘’ ey Havva ‘’ yutkundu, hafifçe öksürüğe benzer bir ses çıktı.
‘’ ey yarattıklarımın en güzeli ‘’
‘’ ey ayıplı düşlerimin prensesi’’
tanrı vurucu darbeyi getirecek soruyu sormak için hazırlanıyordu. Cevabı bilinen sorular hep zor çıkar boğazlardan zaten. Tanrı belki de kendini hazırlıyordu yada kendisinin bile yapamadığı bir mucizeyi bekliyordu.
‘’ ey gözlerimin bebeği ‘’
‘’ ey gözlerimin bebeği, ben senin ‘’
‘’ ey gözlerimin bebeği, ben senin ne – y –i – ni -------------m? ‘’
‘’ tanrımsın sa – de ----- ce t a n rr ı ı ı ı m ‘’ yutkunarak ve duraksayarak söylenmişti bu sözler , bir yıkışın yada yeni bir başlangıcın sebebiydi belki bu sözler.
‘’ beni seviyor ‘’
‘’ musun? ‘’
‘’ elbette ‘’
‘’ ya Adem’i ‘’
‘’ elbette ‘’
‘’ hangimizi ‘’
‘’ ikinizi de ‘’
‘’ hangimizi ‘’
‘’ ikinizi de’’
‘’hangimizi ‘’
‘’ ikinizi de ‘’
‘’ HANGİMİZİ ‘’
Havva gözlerinden yaşlar süzmeye başlamıştı artık. Havva bir ayrımın sonuna gelmişti artık. Havva belki son darbeyi yaşamına , belki son darbeyi Tanrıya -‘’ erkeğim Adem imdir ‘’- vurmuştu artık. Yavaşça kapandı gözleri Havva’nın. Durdurmak istedi gözlerini durduramadı. Gözleri yavaşça açıldı Adem’in. Durdurmak istedi gözlerini durduramadı. Hızla kalkıp göğe baktı Adem. Gökte Havva’yı hayal etti Adem. Zincire vurulmuş bir isyankarın hırsıyla direndi rüya görmek için Havva. Karanlığına ışık çaktı Havva. Işıkta Adem’i hayal etti Havva. Bünyesini tüm duygulara kapadı Tanrı.Gözlerini tüm evrene kapadı Tanrı. Elleriyle dünyayı kavradı Tanrı.
ve
Tanrının katında sesler durdu . Dünya karanlığa gömüldü. Evren 39 gün 39 gece yas tuttu. 40’ında Tanrı yerinden kalktı. Kırkında Tanrı Dünyanın en değerli madeninden bir yüzük yaptı , 40’ında Tanrı Dünyanın en zehirli duygusunu yüzüğe kattı. 40’ında Tanrı yüzüğü Adem ve Havva’ya taktı. Ve 40 gecelik bir şölen hazırlattı. 41 değişik hayvan şölende meze oldu. Ve Tanrı ayının barbarlığını, maymunun kepazeliğini, köpeğin saldırganlığını, kedinin kıskançlığını Ademe üfleyip , kuşların süs düşkünlüğünü , papağanın gevezeliğini, tilkinin uyanıklığını Havva’ ya yükleyip aklınca insandan öcünü aldı.
| |
Benzer Başlıklar
Ecevit'in kaleminden, insanın boğazını düğümleyen bir şiir :(:( Çanakkale Savaşı ile ilgili bir çok şiir yazılmıştır. Ama bu şiir kadar beni etkileyeni olmadı...
Dünyanın içi boş mu ? Uzayda bulunan bir gaz bulutu iç çekim kuvvetiyle büzülerek merkeze doğru yoğunlaşma sürecine...
süper f1 fotoları , insanın f1 duasına çıkası gelio http://www.f1cartvideos.com/f1girls.html











Ynt: Yaradılış -dünyanın ve insanın-