Seni sevmek, eve dönmek gibiydi........
Seni sevmek, eve dönmek gibiydi........
Bir elveda bile diyemedin bana. Eline alamadın bir kalem veya telefon. Bana bir elveda demek bile zor geldi sana. Gururun fersahlarca uzaklara savurdu ikimizi. Şimdi her saniyesinde canım yanıyor sensizliğin. Ellerimden kayıyor huzurum. Senden kalan boşluğa tıpkı bir şahinin avına pençelerini atmış hali gibi sıkı sıkı sarıldım. Düşüncelerim, duygularım kanıyor artık.
“Karanlıklar elbet geçer.” Demiştin. Biz yeniden bir aradaydık 3 sene sonra hatırlıyor musun? Seni gördüğüm o günü, beyaz boğazlı kazağını, masada ki asaletini unutmadım. Çünkü o günden ölesiye nefret ediyorum. Beni bu duruma sürükleyen her şey o gün başladı çünkü. Kulaktan kulağa gezinen bir efsane gibiydi veya kaf dağının arkasında küçük yaratıkların kendi nesillerine anlattığı bir masal gibiydi ilk görüşte aşık olmak, benim için. O kadar ki bilmiyordum bile ilk görüşte aşık olanın, bunu ilk görüşte fark edemediğini. Senden ayrılamayışım mı bütün yenilgim. Yoksa daha da kötüsü mü? Başka şeylerde mi kaybettim bu uğurda? Bana “sana bağlanmaktan korkuyorum” demiştin ve sırf sen korkma diye, ben sana bağlanmıştım. “Susuz, yorgun, bıkkın, bitkin bir yolculuktan sonra, hani çölü aşarsında bir su birikintisi görürsün. Şaşırırsın, kafan karışır serap mı diye? Yönelsen yönelemezsin, ama adımların kendiliğinden gider. Hani bir dağı aşarsında evini görürsün. İşte seni sevmek öyle bir şey, seni sevmek eve dönmek gibi” demiştim. Seni sevmek eve dönmek gibiydi. Gurbetten gelmiş ve özlediği yüzleri görmüş bir adamın naif sevinci ve bastırılmış hüznü vardı hep içimde. Ama tanıdıktı, bildikti bu duygu. Sıcaktı. Sımsıcak!
Bilirdim içinde hüznün gölleri vardı. Dokunabilseydim içine ellerim ıslanırdı. Ama sen bir elveda bile diyemedin bana. Bilirdim ki yaşaman beni kıskandığın içindi. Tıpkı Ümit Yaşar’ın dediği gibi, tıpkı ellerimi tutarken gözlerime bakarak söylediğin gibiydi. Şimdi görebiliyor musun benim gördüğüm yerden bizi? Ben her eve dönüşümde kıskançlık buldum anlıyor musun? Kötüsü de bu ya, ben kıskanınca bitti her şey. Ve sen bir elveda bile demedin bana. Halbuki setler kurup biriktirecektim seni, bana bağlandıkça çoğalacaktın. Nedensiz sevinecektik birlikte. Sadece bir gülüşle bakacaktık birbirimizin gözlerine.
Seni sevmek eve dönmek gibiydi. Susuz, yorgun, bitkin bir yolculuktan sonra, aştığın dağın arkasındaki eve dönmekti. Dudaklarında biten bir ömür demekti. Saçlarında esen rüzgar demekti. Seni sevmek aldanmak demekti, aldatılmak demekti. Ve sen….. bir elveda bile demedin bana.
“Karanlıklar elbet geçer.” Demiştin. Biz yeniden bir aradaydık 3 sene sonra hatırlıyor musun? Seni gördüğüm o günü, beyaz boğazlı kazağını, masada ki asaletini unutmadım. Çünkü o günden ölesiye nefret ediyorum. Beni bu duruma sürükleyen her şey o gün başladı çünkü. Kulaktan kulağa gezinen bir efsane gibiydi veya kaf dağının arkasında küçük yaratıkların kendi nesillerine anlattığı bir masal gibiydi ilk görüşte aşık olmak, benim için. O kadar ki bilmiyordum bile ilk görüşte aşık olanın, bunu ilk görüşte fark edemediğini. Senden ayrılamayışım mı bütün yenilgim. Yoksa daha da kötüsü mü? Başka şeylerde mi kaybettim bu uğurda? Bana “sana bağlanmaktan korkuyorum” demiştin ve sırf sen korkma diye, ben sana bağlanmıştım. “Susuz, yorgun, bıkkın, bitkin bir yolculuktan sonra, hani çölü aşarsında bir su birikintisi görürsün. Şaşırırsın, kafan karışır serap mı diye? Yönelsen yönelemezsin, ama adımların kendiliğinden gider. Hani bir dağı aşarsında evini görürsün. İşte seni sevmek öyle bir şey, seni sevmek eve dönmek gibi” demiştim. Seni sevmek eve dönmek gibiydi. Gurbetten gelmiş ve özlediği yüzleri görmüş bir adamın naif sevinci ve bastırılmış hüznü vardı hep içimde. Ama tanıdıktı, bildikti bu duygu. Sıcaktı. Sımsıcak!
Bilirdim içinde hüznün gölleri vardı. Dokunabilseydim içine ellerim ıslanırdı. Ama sen bir elveda bile diyemedin bana. Bilirdim ki yaşaman beni kıskandığın içindi. Tıpkı Ümit Yaşar’ın dediği gibi, tıpkı ellerimi tutarken gözlerime bakarak söylediğin gibiydi. Şimdi görebiliyor musun benim gördüğüm yerden bizi? Ben her eve dönüşümde kıskançlık buldum anlıyor musun? Kötüsü de bu ya, ben kıskanınca bitti her şey. Ve sen bir elveda bile demedin bana. Halbuki setler kurup biriktirecektim seni, bana bağlandıkça çoğalacaktın. Nedensiz sevinecektik birlikte. Sadece bir gülüşle bakacaktık birbirimizin gözlerine.
Seni sevmek eve dönmek gibiydi. Susuz, yorgun, bitkin bir yolculuktan sonra, aştığın dağın arkasındaki eve dönmekti. Dudaklarında biten bir ömür demekti. Saçlarında esen rüzgar demekti. Seni sevmek aldanmak demekti, aldatılmak demekti. Ve sen….. bir elveda bile demedin bana.
|











Benzer Başlıklar
Aciyi Sevmek Aciyi sevmek bir çok insana saçma gelir ama eger insani acilari ayakta tututorsa aciyi sevmek de...
ben sizi sevmek Kaynak :trip: :trip: :trip:
Beklentisiz Sevmek BEKLENTİSİZ SEVMEYİ DENEDİNİZ Mİ? Hiç beklentisiz sevdiniz mi? Yani "Bugün telefon etmedi"...
Gerçekten sevmek GERÇEKTEN SEVMEK O durmadan kaçıyor; sen ardından gitmiyorsan;
sevmek mi sevilmek mi Toplumdaki bir cok insan sanki bir maskeli baloda yasıyor. Icınde bulundugum toplum maskeli balodan...