Yürüyorum ayakkabımın çıkardığı takırdılar kulaklarımda yankılanırken. Etraf sarımsı. Hani olur ya eski zamanlardan kalma fotoğraflarda, onun gibi. Evet, doğru sözcükler bunlar: Eski zamanlardan kalma fotoğraf. Büyük merdivenlerden çıkarken her zamanki
Haydarpaşa Garında EmanetPublished by theblackpaininu 16-04-2006 |
|
Yürüyorum ayakkabımın çıkardığı takırdılar kulaklarımda yankılanırken. Etraf sarımsı. Hani olur ya eski zamanlardan kalma fotoğraflarda, onun gibi. Evet, doğru sözcükler bunlar: Eski zamanlardan kalma fotoğraf.
Büyük merdivenlerden çıkarken her zamanki gibi düşünceliyim. Öyle yorucu,uzun geliyor ki bu sefer çıkmak o merdivenleri ayaklarım sanki gitme, dön diyor. Hafif bir esinti var. Kurumuş çınar yaprakları siyah rugan ayakkabılarımı yalayıp geçiyor. Saçlarım darmadağın olmuş. Hep bana saçlarını toplama derdin. Son defa istediğin gibi görünmeye çalıştım. İlerliyorum merdivenlerde. Taşıdığım paket çok ağır geliyor bana. Saman kağıdıyla kaplanmış bir kutu. Tüy kadar hafif ama demir külçesi kadar ağır. Taşıyamıyorum bunca zamandır nasıl taşıdığıma hayret ederek. Saman kokusu. Çok severdin bu kokuyu. Ben de öyle. Bu değerli emanete ancak saman kağıt yakışır dedim. Yaldızlarla süslü bir kutu taşıyıp getirsem beğenmiş gibi yapardın ama için için kızardın bana, saman kağıdını sevdiğimi unuttu mu acaba derdin. Bu düşünceler aklından geçerken yüzün çocuklaşırdı. Çocuk gibi olmanı severdim. İlerliyorum merdivenlerde. 1908 yılından bu yana milyonlarca insanın ayakları değdi bu merdivenlere. I. Dünya savaşı sırasında yerle bir olduğunda bile hala ihtişamını koruyordu. Geriye orijinal birkaç yeri kalmasına rağmen hala yaşlı ama güzeldi Haydarpaşa garı. Seninle oturup burada hep düşünürdük kurulduğu yıllardaki halini görebilsek, yaşayabilsek o dakikaları belki iki asker arkadaşı olarak cephaneye gelsek ve katıksız ekmek yesek izlesek, izlesek onu saatlerce ne güzel olur hayatımızda hoş bir yara izi bırakırdı diye. Bir çok fotoğrafımız vardı senle bu merdivenlerde. Sararmış kenarları, yırtılmış ama sevgi, anı kokan fotoğraflar. Onları da koydum pakete, herşey mükemmel olmalı. Biz hep öyle isterdik. Mükemmel olsun herşey. Ama nedense herşey ters giderdi mükemmel olması yerine. Biz böylesini severdik aslında ama birbirimize hiç belli etmezdik. Seninle oturup gazete okurduk Haydarpaşa garında. Ben kızar, küfür ederdim yazılanlara, sen bana kızar dudaklarıma hafifçe bastırarak iri parmaklarını sustururdun beni. Komik olanı, gazeteleri değiştirince sen de aynı şeylere küfür ederdin sonra beraber gülerdik saatlerce. Kapının eşiğinden son kez geçiyorum. Belki de son kez bırakıp gidiyorum her şeyi ardımda, garın eski kokusunu bile. Paket daha da ağırlaşıyor. Son kez sürüyorum elimi tahta camlı kapıya. Hasreti bırakıyorum parmak izlerimde kapıda belki olur ya biri dokunursa ya da sen bir gün dokunursan o kapıya beni hisset diye. İçeridesin bekliyorsun her zamanki ihtişamınla oradasın. Uzaktan bile fark ediliyor uzun boylu olduğun. Kim bilir ben nasıl ufak kalıyorumdur yanında. Seninle tanıştığımız günkü gibisin. Herşeyin aynı duruşun, elbisen, ayakkabın, saç modelin. Aynı ilk tanıştığımızdaki gibi hüzünlü bakıyorsun uzaklara. Çocuklaşmışsın yine. Biri elinden oyuncağını almış da dokunsam ağlayıvereceksin gibi. Üzülme getirdim emanetini. Ben de ilk tanıştığımız günkü gibi giyinmişim, tesadüf. Ya da özellikle seçim. Farklı olarak saçlarım açık, kızıl kahve dalgalanıyorlar rüzgarın etkisiyle. Gözlerimin maviliğini daha çok ortaya çıkarıyor diye böyle olmasını isterdin. Ben istemezdim güzel olmayı, hoşlanmazdım birilerinin bana bakmasından. Sen en çok bu yanımı severdin, o zamanlarda sıkı sıkı kucaklardın beni ve derdin ki keşke ilk gördüğümde sana dikkat etmeyeceğim kadar çirkin olsaydın, sadeliğinle büyülemeseydin beni. Ben utanırdım, sen daha çok sarılırdın bana. Yürüyorum ayakkabımın çıkardığı takırdılar kulaklarımda yankılanırken. Sen hep orada dururdun, orada duruyorsun ve ben sana geliyorum her zamanki gibi. Paket daha da ağırlaşıyor, taşıyamıyorum. Bekliyorsun gözlerini gözlerimden ayırmadan. Ben bakışlarımı kaçırmıyorum ilk defa senden. İlerliyorum. Öyle yakınız ki şimdi, nefes alışverişlerini ta içimde hissediyorum. Hiç konuşmadan belki bir, belki on dakika belki de yarım saat birbirimize bakıyoruz. Konuşmamıza hiç gerek yok. Hiç. “Al işte burada emanetin. Kalbini kadifeye sardım zarar görmesin diye, benimkini de yanına koydum hep bir arada kalsınlar diye. Üzerlerine biraz umut, hasret serpiştirdim yaraları acımasın diye. Biraz da gözyaşı akıttım kenarlarına bir gün olur da lazım olur diye. Kadifenin üstüne anılarımızı serdim. Gül, ağla, hatırla. Ve sararmış fotoğraflarımız var uçları yırtık. İçlerinde şu anın da fotoğrafı var. Şu anın, vedalaşma senfonimizin. Yanlarında bana verdiğin gül var hani kurutup saklamıştım. Mavi gül. Sen derdin ya tam karşımda canlısı duruyor gerek yok ama senin benim için değerindir bu. Bir de beraber yediğimiz çikolatanın kağıdı. Parlaklığını kaybetmeyen bir o var bu donuk karenin içinde. Hepsi burada. Mükemmel işte ilk defa. İşte son mutlu olmasa da. Elveda.” “ Söylemem gereken herşeyi söylemişsin sen bu kutuyla. Senin bir parçasını kendine sakladığını biliyorum kalplerin. Sakın sıkılma, istersen hepsi senin olsun ama sen istiyorsun böyle olmasını. Sana çok çok ama çok teşekkür ederim. İşte son mutlu olmasa da. Elveda.” Zamanın durduğunu sanmak daha çok acı veriyor insana. Gitmem gerekiyor artık. Sana kutuyu verip arkamı dönüyorum hiç istemeden. Ve tekrar yürüyorum camlı tahta kapıya. İyi ki o an yüzümü görmüyorsun yoksa boynuma atılıp gitme diye haykırırdın. Göz yaşlarım mavi gözlerimi boğuyor o anda. Son bir kez sarılamıyorum bile sana. Son bir kez bakamıyorum bile. Çünkü ikimiz de biliyoruz son kez arkana baktığında tekrar başlar herşey. Koşar adımlarla uzaklaşırken ayakkabımın çıkardığı takırdılar kulaklarımda yankılanıyor yine. Gidiyorum, gitmek zorundayım biliyorsun. Merdivenlerden inerken havada uçuşuyor göz yaşlarım. Esinti şiddetini arttırıyor yavaşça. İniyorum merdivenlerinden Haydarpaşa Garının. Elveda sana. Elveda Haydarpaşa Garına. Elveda. |
|
|
|
#1
Gönderen
scarletmorning
on
16-04-2006, 16:14
|
|
blki aynı kareleri paylaşmış olmaktan bilemiyorum ama bunlar yaşadıklarınsa ben de ağladım.o kadar samimi yazmışsın ki o sıcaklığı hissettiriyorsun.ellerine sağlık ve yüreğine.
|
|
#2
Gönderen
theblackpaininu
on
16-04-2006, 17:58
|
|
beğendiğine sevindim hatta özellikle "türk filmi sahnesinden alıntı" demediğine Haydarpaşa garının çok önemli yeri vardır anılarımda benim çocukluğum geçmiştir orada ve oraya farklı gözlerle bakmasını tavsiye ederim herkese sonra böyle yazılar çıkıyor ortaya ya da en azından hoş yaralar beynimizde...
|
|
Son düzenleyen theblackpaininu : 16-04-2006 - 21:38.
|
![]() |
| Etiketler |
| emanet |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Milli Takım Terim’e emanet | Sound_Of_Silence | Türk Ve Dünya Sporu | 22 | 09-07-2005 22:23 |
| Haydarpaşa Projesine HAYIR! | Blackrider | Güncel Olaylar | 44 | 30-06-2005 17:07 |
| Haydarpaşa | yedi | Echoes | 0 | 16-06-2005 13:03 |