Psychedelic
Psychedelic
Sesler.. Kafamın içinde dolanıp duran sesler.. İnsan sesleri.. Çan sesleri.. Zil sesleri.. Konuşup duruyorlar sürekli. Dualar ediyorlar. Ağlıyorlar. Bağırıyorlar...
Yoruldum, boğuldum, tıkandım... Borular!!! Borular çalınıyor, çok yüksek sesle borular çalınıyor.. Her şey dalganıyor. Görüntüler dağılıyor, bulanıyor. Önümde duran bardağın içindeki su, titremeye başlıyor. Heryer kararıyor, bardağımın içindeki su, korkuyor.. Filler var şimdi, odamın içinden geçen dev filler. Her birinin gözlerinde ızdırap veren göz yaşları var. Filler ağlıyor. Fil sürüceleri siyahlar içinde, gözsüz yüzleriyle manasızca bana bakıyorlar.
Ayaklarım yanıyor, heryer kumlarla kaplı.. Lanet olsun!! Tanrım ben nerdeyim neler oluyor bana.. Ayaklarımda gezinen bir şeyler var. Sadece gezindiklerini hissedebiliyorum. Herhangi bir acı veya buna benzer duygular yok. Düşüncelerim karanlıkta, bulamıyorum onları, ben boşluktayım. Ayaklarımda bir şeyler var. Bakmalıyım, boynumu aşşağı indirip bakmalıyım. Hayır olamaz, bunlar kızıl karıncalar. Ayaklarımdan yukarı doğru tırmanıyolar. Ve filler hiç durmadan geçiyorlar önümden, ağlayarak yol alıyorlar. Göz yaşları ile geçtikleri yerde ufak gölcükler bırakıyorlar. Karıncalar yüzüme kadar ulaştı. Sesler giderek artıyor ve çığlıklarımı bastırıyor. Kendi sesim yok oluyor boşlukta. Gölcüklere bakıyorum. Sanki canlılar, birbirlerine doğru ilerliyorlar, ilerleyip bir bütün oluyor, Büyük bir deniz oluşturmaya çalışıyorlar. Karıncalara bakıyorum, bacaklarımı ve belimi tamamiyle sarmış durumdalar. Kahverengi bir örtü gibi kapladılar beni, rüzgara kapılmış yapraklar gibi dalgalanıyorlar... Çan sesleri beni deli ediyor. Göz yaşları çoktan ufak bir deniz oluşturdular ve giderek büyümeye devam ediyorlar. Karanlık yok edici bir güç gibi içine aldığını görünmez ederken, deniz hafifçe dalganmaya başlıyor. Dalga sesleri kafamın içindeki seslerle savaşıyor. Bir savaş dansı sanki. Dalga sesleri, çan sesleri, birbirlerinde derin yaralar açıyor. Ben boş ve anlamsız bakışlarla çevreyi izlemeye çalışırken karıncalar bedenimi iyice sarıyor. Filler, acının kendisi olan sürücülerinin, götürdüğü dikenli yola girerken çığlıklarına engel olamıyorlar. Deniz yükseliyor, ve karanlık üzerime doğru hızla ilerliyor. Artık hiçbir düşünceye sahip değilim. Boş bir kağıttan farkım yok. Bembeyaz boş bir kağıt gibiyim. Denizde anlam veremediğim bir hareketlenme olurken, dalga sesleri kafamın içindeki çığlıklara korkunç bir darbe vuruyor. Sanırım ölüyorum, ruhum benim değil artık.. Görüntüler, sesler, karıncalar, acılar içinde yok oluyorum. Hayır ben!.. Olamaz!.. Ben böyle ölemem!... Ama.. Belkide yapacak hiçbir şey yok. Bırakmalayım kendimi ölüme.. Bu denizin içinden çıkan şey bile beni kurtaramaz.. Ne?.. Bu da ne?.. Denizin içinden bir şey bana doğru yürüyor, elinde gözlerimi kamaştıran berrak bir ışık taşıyor. Işık karanlığın ilerleyişini durduyor. Her şeyi yok edip içine alan karanlık bir anda ışığın karşısında boyun eğiyor. Karıncalar.. Vücumu saran karıncaların korkusnu hissedebiliyorum. Az önce göz yaşları içinde acının ve kıyametin içinde yürüyen filler şimdi direniyorlar. Yüzü olmayan sürücüler, donup kaldılar sanki. Ve denizin içinden çıkan aydınlık, artarak bana doğru ilerlemeye devam ediyor. Dayanamıyorum, gözlerim bu kadar ışığa dayanamıyor.. Tanrım yardım et!!
Uyan! Uyan hadi... Gözlerimi açıyorum yavaşça. O korkunç aydınlık, kafamın içindeki lanet olası sesler.. Hepsi yok olmuş.. Ayağa kalkıyorum yavaşça. Sanki bir şey bana destek oluyor, ama bana dokunan hiçbir şey yok.. Her yer bembeyaz, büyük beyaz bir boşluğun içindeyim. Az önce yaşadıklarımdan eser yok..
İyi olmana sevindim... Kim var orda?.. Sakin ol artık o cehennemde değilsin, yanımdasın.. Sende kimsin? Ne oldu bana?.. Sen az önce kendi ruhundaki korkuları yaşadın, ama ben seni kurtardım. Saf göz yaşlarından oluşan deniz, beni sana getirdi. Sana ulaşabildim ve sen içindeki karanlıkta yok olmadan seni oradan çıkarabildim.. Bir el omuzuma dokunurken, nefesimin kesildiğini hissettim. Bana dokunan elin sahibini, kurtarıcımı gördüğümde, ayakta duracak enerjimin kalmadığının farkına vardım ve yaşadığım şokun da etkisiyle bulunduğum yere yıkılıverdim. Elin sahibi bir melekti. Bir kuğuyu andıran iki dev kanadı vardı. Yüzünün aydınlığı bütün vücuduma bir mutluluk ve rahatlama hissi veriyordu. O benim meleğimdi.. O benim içimde yaşayan, acının göz yaşlarından doğan, narin meleğim.. Konuşamadım... Bunlar sadece şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen zihnimin yorumlarıydı.. O el tekrar bana uzanırken korkusuzca uykuya daldım.. Yavaşça kapandı gözlerim. Bedenim uyuştu, kontrolü kaybettim. En son anımsadıyım şey bir rüzgar çanının ince ve huzur veren sesiydi...
Uyu.. Kapat gözlerini.. Uyu...
Yoruldum, boğuldum, tıkandım... Borular!!! Borular çalınıyor, çok yüksek sesle borular çalınıyor.. Her şey dalganıyor. Görüntüler dağılıyor, bulanıyor. Önümde duran bardağın içindeki su, titremeye başlıyor. Heryer kararıyor, bardağımın içindeki su, korkuyor.. Filler var şimdi, odamın içinden geçen dev filler. Her birinin gözlerinde ızdırap veren göz yaşları var. Filler ağlıyor. Fil sürüceleri siyahlar içinde, gözsüz yüzleriyle manasızca bana bakıyorlar.
Ayaklarım yanıyor, heryer kumlarla kaplı.. Lanet olsun!! Tanrım ben nerdeyim neler oluyor bana.. Ayaklarımda gezinen bir şeyler var. Sadece gezindiklerini hissedebiliyorum. Herhangi bir acı veya buna benzer duygular yok. Düşüncelerim karanlıkta, bulamıyorum onları, ben boşluktayım. Ayaklarımda bir şeyler var. Bakmalıyım, boynumu aşşağı indirip bakmalıyım. Hayır olamaz, bunlar kızıl karıncalar. Ayaklarımdan yukarı doğru tırmanıyolar. Ve filler hiç durmadan geçiyorlar önümden, ağlayarak yol alıyorlar. Göz yaşları ile geçtikleri yerde ufak gölcükler bırakıyorlar. Karıncalar yüzüme kadar ulaştı. Sesler giderek artıyor ve çığlıklarımı bastırıyor. Kendi sesim yok oluyor boşlukta. Gölcüklere bakıyorum. Sanki canlılar, birbirlerine doğru ilerliyorlar, ilerleyip bir bütün oluyor, Büyük bir deniz oluşturmaya çalışıyorlar. Karıncalara bakıyorum, bacaklarımı ve belimi tamamiyle sarmış durumdalar. Kahverengi bir örtü gibi kapladılar beni, rüzgara kapılmış yapraklar gibi dalgalanıyorlar... Çan sesleri beni deli ediyor. Göz yaşları çoktan ufak bir deniz oluşturdular ve giderek büyümeye devam ediyorlar. Karanlık yok edici bir güç gibi içine aldığını görünmez ederken, deniz hafifçe dalganmaya başlıyor. Dalga sesleri kafamın içindeki seslerle savaşıyor. Bir savaş dansı sanki. Dalga sesleri, çan sesleri, birbirlerinde derin yaralar açıyor. Ben boş ve anlamsız bakışlarla çevreyi izlemeye çalışırken karıncalar bedenimi iyice sarıyor. Filler, acının kendisi olan sürücülerinin, götürdüğü dikenli yola girerken çığlıklarına engel olamıyorlar. Deniz yükseliyor, ve karanlık üzerime doğru hızla ilerliyor. Artık hiçbir düşünceye sahip değilim. Boş bir kağıttan farkım yok. Bembeyaz boş bir kağıt gibiyim. Denizde anlam veremediğim bir hareketlenme olurken, dalga sesleri kafamın içindeki çığlıklara korkunç bir darbe vuruyor. Sanırım ölüyorum, ruhum benim değil artık.. Görüntüler, sesler, karıncalar, acılar içinde yok oluyorum. Hayır ben!.. Olamaz!.. Ben böyle ölemem!... Ama.. Belkide yapacak hiçbir şey yok. Bırakmalayım kendimi ölüme.. Bu denizin içinden çıkan şey bile beni kurtaramaz.. Ne?.. Bu da ne?.. Denizin içinden bir şey bana doğru yürüyor, elinde gözlerimi kamaştıran berrak bir ışık taşıyor. Işık karanlığın ilerleyişini durduyor. Her şeyi yok edip içine alan karanlık bir anda ışığın karşısında boyun eğiyor. Karıncalar.. Vücumu saran karıncaların korkusnu hissedebiliyorum. Az önce göz yaşları içinde acının ve kıyametin içinde yürüyen filler şimdi direniyorlar. Yüzü olmayan sürücüler, donup kaldılar sanki. Ve denizin içinden çıkan aydınlık, artarak bana doğru ilerlemeye devam ediyor. Dayanamıyorum, gözlerim bu kadar ışığa dayanamıyor.. Tanrım yardım et!!
Uyan! Uyan hadi... Gözlerimi açıyorum yavaşça. O korkunç aydınlık, kafamın içindeki lanet olası sesler.. Hepsi yok olmuş.. Ayağa kalkıyorum yavaşça. Sanki bir şey bana destek oluyor, ama bana dokunan hiçbir şey yok.. Her yer bembeyaz, büyük beyaz bir boşluğun içindeyim. Az önce yaşadıklarımdan eser yok..
İyi olmana sevindim... Kim var orda?.. Sakin ol artık o cehennemde değilsin, yanımdasın.. Sende kimsin? Ne oldu bana?.. Sen az önce kendi ruhundaki korkuları yaşadın, ama ben seni kurtardım. Saf göz yaşlarından oluşan deniz, beni sana getirdi. Sana ulaşabildim ve sen içindeki karanlıkta yok olmadan seni oradan çıkarabildim.. Bir el omuzuma dokunurken, nefesimin kesildiğini hissettim. Bana dokunan elin sahibini, kurtarıcımı gördüğümde, ayakta duracak enerjimin kalmadığının farkına vardım ve yaşadığım şokun da etkisiyle bulunduğum yere yıkılıverdim. Elin sahibi bir melekti. Bir kuğuyu andıran iki dev kanadı vardı. Yüzünün aydınlığı bütün vücuduma bir mutluluk ve rahatlama hissi veriyordu. O benim meleğimdi.. O benim içimde yaşayan, acının göz yaşlarından doğan, narin meleğim.. Konuşamadım... Bunlar sadece şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen zihnimin yorumlarıydı.. O el tekrar bana uzanırken korkusuzca uykuya daldım.. Yavaşça kapandı gözlerim. Bedenim uyuştu, kontrolü kaybettim. En son anımsadıyım şey bir rüzgar çanının ince ve huzur veren sesiydi...
Uyu.. Kapat gözlerini.. Uyu...
| |











Benzer Başlıklar
Psychedelic trance Abijim daha once boyle trance`tir carttir curttur elektroniktir iplemez, dikkate almazdim.Fakat...
ankara psychedelic rock gecesi 3 (replikas&ayyuka) 60lardan 70lerden gelen bir acayip yolculuğun devamı... Kararlaştırdığımız üzere, tüm gelirleri...
Ankara Psychedelic Rock Gecesi 2 Tarih : 23 Nisan 2005 Yer: Ankara - Gölge Pub Açılış : 19.30 Ücret :12.50 YTL Ön Grup: Kör...
academic psychedelic 1234567891011121314151617181920212223242526272829303132333435363738394041424344454647484950515253545...
ProgresivE PsychedeliC RocK Babalar burda... www.ayyas.com/download/mp3/Floating(1974).rar Şiddetle Önerilir.... :tap: 192 Kbps...