Kapıyı hafifçe aralayıp başını uzattı.Sol tarafında,kitaplığın yanında olanları-ya da olduğunu düşündüklerini-görmeye tahammül edemeyeceğine dair bir his vardı içinde.Aralanmış kapının hizasında duruyor ancak karşısındaki perdeleri yarı aralanmış pencereyi ve dışarıda uzun
OdaPublished by JosefK 22-02-2006 |
|
Kapıyı hafifçe aralayıp başını uzattı.Sol tarafında,kitaplığın yanında olanları-ya da olduğunu düşündüklerini-görmeye tahammül edemeyeceğine dair bir his vardı içinde.Aralanmış kapının hizasında duruyor ancak karşısındaki perdeleri yarı aralanmış pencereyi ve dışarıda uzun bir süredir yağan yağmuru,bir de sağda pencereyle duvarın kesiştiği yerde duran küçük,eskimiş,el yapımı,ahşap masayı görüyordu.Masanın üzerinde yarsına kadar su dolu bir bardak,sararmış sayfalarına tezat oluşturacak şekilde yeniden ciltlenip kaplanmış,üzerinde arapça yazılar olan bir kitap ve bir çerçeve içinde kendi resmi duruyordu.
Hafifçe aralanmış olsa da eskimiş kapının-uzun süredir yağlanmamasından olsa gerek-o iniltiye benzer sesi çıkarmasına engel olamamıştı.Ancak bir hareketlenme de olmamıştı odada. -Çok meşgul olsa gerek,diye düşündü.Sesi duyamayacak denli meşgul ve dalgın olsa bile bir an odaya göz atıp kapının aralandığını görebilir.Kimbilir belki görmüştür de ilk hareketi benden bekliyordur.Veya kapının rüzgar yüzünden açıldığını düşünmüştür. Gerçekten de boğaz kenarındaymışçasına sert bir rüzgar esiyordu bulunduğu karanlık koridorda.Rüzgar kafası dışında bütün vücudunu kasıp kavurmak istercesine saldırıyordu. -Neyse ki kafam içeride sayılır,diye düşündü. Birden onun içeriye girmesinin beklendiği düşüncesi geldi yine aklına. -Ne yapacaksam bir an önce yapmalıyım,diye düşündü.Bir iki dakikadır orada sessizce dikilmekte olduğunu unutarak sanki yeni gelmiş de zaten aralık olan kapıdan şimdi giriyormuş gibi paldır küldür içeri daldı.Bu kadar hızlı girmeyi düşünmemişti.Birden pencerenin önünde buldu kendini.Odaya girerken kısa süreliğine de olsa soluna bir göz atmayı isterdi.Oysa düşmemek için tutunacak birşey bulma kaygısı-bir anlık da olsa-odaya neden girdiğini unutturacak kadar telaşlandırmıştı onu.Neyse ki pencerenin solunda duvara bitişik duran yatağın ayak ucuna tutunabilmişti.Tabi bunların hepsi birkaç saniye içinde olmuş bitmişti. Artık pencerenin önündeydi ve dışarıda yağan yağmuru seyre koyulmuştu. Yaptığı hareketin saygısızlık olarak algılanmaması ve büyük ihtimalle şimdi solunda ona şaşkın şakın bakmakta olana-veya olanlara-ağırbaşlılığını ispatlamak için hiçbirşey olmamış gibi öylece duruyordu. -Zaten hep buradaydım,diye düşündü.Hem bunun saygısızlık olduğu ne malum?Mazeret uydurmaktan kolayı mı var?Odaya girerken ayağım takıldı derim,olur biter.Ayrıca bunu pek kibarca anlatmasını da bilirim,ne de olsa görgü kurallarına her zaman riayet eden bir ailede yetiştim. Hızlı hızlı soluk alması hala dinmemişti. -Odaya öylece paldır küldür girmemden olsa gerek,diye düşündü.Ancak biraz da heyecanından ötürü böyle nefes alıp verdiği de apaçık ortadaydı.Zira tedirginliği-veya heyecanı-o her ne kadar tam tersi görünmek istese de-yanaklarının kızarmasından ve ellerinin hafifçe titremesinden anlaşılıyordu. -Yok canım ne heyecanı?Niye heyecanlanacak mışım ki?Hem ne var bunda?Tamam,odaya giriş şeklim pek olağan olmasa da nihayetinde bir süredir beni bekliyor olduğunu biliyorum ve işte..Buradayım..Nasıl girdiğimin ne önemi var?Evet,şimdi ne yapacağım?Hayır!Ben başlamayacağım konuşmaya!Burada böylece duracak ve onun başlamasını bekleyeceğim.Bıktım artık.Bugüne kadar hep ben başlattım konuşmayı.Ama şimdi... Aklından bunları geçirirken bir anda odadaki ölüm sessizliğinin farkına vardı. -Konuşmuyor olsa da en azından nefes alıp verişini duymam gerekirdi,diye düşündü.Soğuk bir ürperti dolaştı bedeninde.Belki de soluna baktığında bir ölüyle karşılaşacaktı.Hanidir ortalıkta görünmediğini de biliyordu.Bu düşünce onu korkutmaktan çok kendini hayal kırıklığına uğramış,çıkarı zedelenmiş ve bunun getirdiği yenilmişlik duygusuyla çaresizliğin dipsiz çukuruna düşmüş biri gibi hissetmesine neden olmuştu. -Yok canım abartıyorum.Hem niye paniğe kapılıyorum ki?Off..Eminim tedirginliğim dışarıdan bakıldığında apaçık anlaşılıyordur.Hiçbirşey olmamış gibi.. Aklından geçenlerin tamamlanmasına gerek duymaksızın eski umursamaz tavrını takınmaya çalıştı.Oysa dışarıda yağan yağmurun ölüm sessizliği içindeki odada yankılanan sesi bile onu tedirginliğe sürüklemeye yetiyordu. Oysa böyle düşünmemeliydi,hem onu böyle düşünmeye,böyle hissetmeye sevk edecek ne olmuştu ki?Yağmur hala aynı gücüyle yağmaya devam ediyordu..Önceden de yağmıştı..İleride de yağmaya devam edecekti.. Bu düşünce onu biraz rahatlatmıştı.Hatta yüzüne,kendi kendinden memnun olmanın getirdiği bir gülümsemenin yayılması da gecikmemişti. -Ama durumumdan memnun olduğumu belli etmemeliyim,diye düşündü ve gülümsemeyi kesti,hatta sıkıntısını belli etmek için aralıklarla birkaç kez yüksek sesle derin derin nefes aldı. Bu sahte,sadece dikkat çekmek için alınan derin nefesler bir süre sonra onu tedirginliğin ve kuşkunun kucağına bırakmaya yetmişti.Artık gerçekten sıkıldığını hissediyordu.Sonuçsuzluğun getirdiği bir sıkıntıydı bu.Zira odaya gireli neredeyse yarım saat olmasına rağmen hala bir tepki yoktu.Tepkinin yokluğu bir yana kendisininkinin dışında bir nefes alış verişi bile duymuyordu. Birden bu cansız nesnelerin arasındaki tek varlık olabileceği düşüncesiyle burkuldu içi.Bunun için mi gelmişti buraya?Bir anda,sırf şaşkınlık yaratmak için –içten içe bir sürpriz yapma isteğiyle-odaya paldır küldür girmesi boşuna mıydı?Neden hep bu gibi alçaltıcı hallere düşmesi gerekiyordu? Kendisine karşı bir nefret duygusuyla doldu içi.Ancak odaya girmeden önce,aralanmış kapının gerisine beklerken sol tarafına bakma konusundaki tereddütü geldi aklına.Buna tahammül edemeyeceğini hissetmişti.Bu hissinin,az önce aklından geçen düşüncelerle çeliştiğinin farkına vardı.Demek odada yalnız olmadığına inanıyordu.Belki de buna inanmak istiyordu çünkü birbiriyle uyuşmayan düşüncelere sahip olmaktan oldukça rahatsız olurdu.Ama bu durumda uyumsuz olan,iki farklı düşünce değil,hissettiği ile düşündüğü idi. -Böyle olsa da,diye düşündü,hissettiğime kulak vermeyi yeğlerim.İnanmak istediği ile bilmediği gerçeğin oluşturduğu çemberin içinde hapsolmuştu ancak bunun tam olarak farkında değil gibiydi,belki farkındaydı da yine de... -Aa!!Neler saçmalıyorum böyle?dedi kendi kendine.Bunun saçmasapan bir kaygı olduğunu düşünerek sevindi.Peki ya bu tahammül edemeyecek olma hissi de neyin nesiydi?Neden böyle hissetmişti?Bir süre bunun üzerinde düşündü ancak bunun için de bir sebep bulamadı. -Lanet olsun,bir kez olsun tutarlı bir düşünceye sahip olup onu izleyen tutarlı bir harekette bulunamayacak mıyım? Ne yaptım?Neden yaptım?Kime karşı?..Off.. Aptal gibi hissediyordu ve bu kez gerçekten kızmıştı kendine.Artık odada kendisinden başka kimsenin olmaması için dua eder hale gelmişti.Çünkü kim onu bu halde görse hakkındaki yargısını acımasızca verecek,çıkıp geldiği o işkence yuvasına gerisingeri gönderecekti.Hak etmediğini biliyordu,şaka ya da sürpriz amacıyla da olsa bu tip hareketlerde bulunması saçmaydı artık.Saçma olmaktan öte yapmacık ve kişiliksiz bir davranıştı.Hem bunca olan bitenden sonra.. Ancak o bunu unutmuş,pervasızca,sanki hiçbirşey olmamış,bütün geçmiş güzellikler içinde geride kalmış gibi tutup böyle bir davranışta bulunmuştu. -Yeter artık!!Ne söz vermiştim kendime o pis çukurdan çıkmadan önce?Hani artık yüklenmeyecektim kendime?Hani sırf kendim hakkında ince eleyip sık dokuduğum için bu gibi durumlara düştüğüm,oysa o kadar karaktersiz biri olmadığım konusunda mutabakata varmıştım kendimle? Hem o aptal insanlar önce kendilerine baksınlar!Ne sanıyor kendilerini bunlar?Niye en başta,odaya girmeden önce soluma şöylece bir göz atmadım ki?Niye çekindim bundan?Oysa benim değil onun-veya onların-çekinmesi gerekirdi.Ne aptalım!Neyse,hala kaybetmiş değilim.Şimdi,ona-veya onlara-doğru dön,saygıyı elden bırakmadan biraz da mağrur bir edayla konuşmaya başla.Ne de olsa senin çektiğin işkencelerden biriyle bile karşılaşmadı onlar.Yalnız fazla yakın olmaktan kaçın.Yoksa sınırı aşıp işi laubaliliğe vardırabilirler.İyisi mi biraz soğuk görün ama saygıyı elden bırakma,çünkü sen iyi bir terbiye aldın..Ailen... Derin bir nefes aldı;birkaç saniye sonra önce başı sonra tüm vücuduyla sola döndü.Konuşmaya başlamadan önce aldığı derin nefes boğazına tıkanıp kaldı,başını yavaşça sağa çevirdi,gözlerini bir süre kapalı tutup boğazına tıkanan nefesi güçlükle geri verdi.Gözü pencereye ilişti.Yağmur hala yağıyordu.Belki de ona öyle geliyordu zira gözünde biriken yaşlardan önünü göremez olmuştu. Odada kimse yoktu... |
|
|
|
#1
Gönderen
Sound_Of_Silence
on
22-02-2006, 14:59
|
|
Çok güzel bi hikaye olmuş bence..Durup kendini sorgulaması fln.. Hep yaparım. Bu kadar uzun sürmez bazen .. Ama çok uzun sürdüğü de olmuştur. Peki odada birilerinin olmamasını iyiye mi yormalıyız yoksa kötüye mi hehe
ben karıştımda azcık ![]() |
|
#2
Gönderen
JosefK
on
22-02-2006, 19:44
|
|
belki de "orada" olmasını istemişti hep birinin..belki umut etmişti..bu bir kriz..bir bulantı..bir sinir nöbeti...bir ara birilerinin olmaması için dua edecek hale gelse de,küçülse de kendi gözünde,yine de isterdi..ama oda boştu..
cevabın için teşekkür ederim ![]() |
|
#3
Gönderen
scarecrow
on
23-02-2006, 19:49
|
|
Belki de odanın solunda başka bir odaya açılan yeni bir kapı bulmak istiyordu. Ve bütün odaların boş olmasını, arayışınınsa hiç bitmemesini...
Şato'ya bir türlü ulaşamayan K. gibi. |
|
#4
Gönderen
JosefK
on
23-02-2006, 22:19
|
|
Alıntı: scarecrow
Belki de odanın solunda başka bir odaya açılan yeni bir kapı bulmak istiyordu. Ve bütün odaların boş olmasını, arayışınınsa hiç bitmemesini... teşekkür ederim scare.. ![]() |
|
#5
Gönderen
mandragora
on
30-06-2007, 15:28
|
|
mükemmel olmuş
her insan içinde bir oda taşır,sessiz durduğunuz da bunu anlarsınız biri hızla geçer,ayna sallanır demişti biri.aslında inanmakla ilgilide olabilir.inandığın herşey olmasa bile elle tutulur gözle görülür hale gelir.en son olarak da çevreyi,insanları fazla önemsemek mükemmel bir insan olmak için çaba sarf etmek insanı böyle buhranlar içine sokabilir.bir sürü anlam çıkarabileceğimiz bir hikaye,eline sağlık ![]() |
|
#6
Gönderen
JosefK
on
30-06-2007, 15:32
|
|
mükemmel olmuş söyleyebileceğim pek birşey kalmamış..teşekkür ederim.. |
|
#7
Gönderen
alane
on
30-06-2007, 16:54
|
|
Odanın içinde birinin olduğundan -emin olmak-,ve daha sonra baktığında o odayı boş görmek..bu daha kötü.
Hikayedeki sadece ummakla kalmış,emin olup sallantılı ve geçici bir huzur bulmamış.bu yalnızlık sanki daha iyi. Diğerinden. İnsan kaybettiği bir şeyi bulunca sevinir,ama yalnızlık kaybedilip tekrar bulunduğunda yıpranmış olur. Üye olduğumdan beri Echoes te sonuna kadar okuduğum tek yazı.umarız devamı gelir ![]() |
|
#8
Gönderen
JosefK
on
30-06-2007, 17:00
|
|
Odanın içinde birinin olduğundan -emin olmak-,ve daha sonra baktığında o odayı boş görmek..bu daha kötü. ![]() |
|
#9
Gönderen
yedi
on
07-07-2007, 21:07
|
|
şizofren bi adamın, aslında var olmayan konukları geldi aklıma. Bu kadının da ( adam olmadığını bi şekilde anlıyoruz ) odada görmeyi umduğu kişi ya da kişiler bunlardan biri olabilir mi acaba. Bana uzunca bir bilmece gibi geldi bu yazı, arada ufak ipuçları yakaladım.
![]() |
|
#10
Gönderen
JosefK
on
10-07-2007, 07:58
|
|
şizofren bi adamın, aslında var olmayan konukları geldi aklıma. Bu kadının da ( adam olmadığını bi şekilde anlıyoruz ) odada görmeyi umduğu kişi ya da kişiler bunlardan biri olabilir mi acaba. Bana uzunca bir bilmece gibi geldi bu yazı, arada ufak ipuçları yakaladım. ama merak ettim yedi,orada "kadın"ı nasıl gördün? |
![]() |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|