Bir dünya kargaşasında derin ötesi bir çukurdan aşağıya doğru gitmek… Cehennem denen yedi katlı ateş katmanına ulaşmak ve yedinci katın dibini delerek dünya denen yuvarlağın diğer yüzündeki yedinci kattan yukarı
Yükseğe Düşmek...Published by nugo 26-12-2005 |
|
Bir dünya kargaşasında derin ötesi bir çukurdan aşağıya doğru gitmek… Cehennem denen yedi katlı ateş katmanına ulaşmak ve yedinci katın dibini delerek dünya denen yuvarlağın diğer yüzündeki yedinci kattan yukarı çıkmak, yeryüzünü aşıp göğü delmek… Zirve! Hiç durmadan inerek ne kadar yükseğe düşebileceğimi bilen bir yıldızın tepesinde oturmuş dünyayı ve koşuşturan insanları izliyorum. Gezegenleri tek sıra haline getirip ortalarındaki deliklerden güneşi görmeye çalışan bunak bir tanrının kudretli ve kocaman ellerine düşüyorum. Eller o denli büyükler ki tanrı beni ezmek istediğinde yaşlı ellerinin çizgileri arasına kaçıyorum ve bu sefilliğimden ötürü kendimi kutsanmış hissediyorum.
Zamanın sonunu kovalıyoruz ama ne bulacağımızı bilmiyor ve bundan ötürü korkuyoruz. Her titrememizde ve o soğuk terlemelerimizde saklanan bir mezarlığın sarmal bilinmezliğine doğru koşuyoruz. Gittikçe daha yukarı düşüyoruz zamanın kumları aşağı akarken… Zamanın sonunu kovalıyoruz, ölümü… Ölüm denen yanılsama sözcüğün asıl anlamını kavramak ile delirmek arasındaki o incecik çizgiyi geçmeden düşünebilmek… Zamanın bitmeyen uğultusunu hiçe sayarak tik ve tak arsında kilitlenmek… Sonun olmadığını anlatıp inanmak ve hep aynı notayı basarak sonsuzlaşmak… Kainat sandığımız, tanrının bodrumundaki küçük, tozlu kutudan fırlayıp daha yükseğe düşmek… İsyan! Tanrının odasındaki taşlı avizenin üzerinde oturmuş onu izliyorum şimdi. O artık hasta ve yaşlı, ölümü bekliyor sessizce… Bir zamanın sonu ötekinin başlangıcı… Mantıken geçersiz bir faniliğin göz ardı edilemeyen kuralı bu. Hala korkuyoruz. Kainat hala o tozlu yığının arasında çöpe atılmayı bekliyor. Düşünüyorum(deliriyorum) da acaba masasının üzerindeki işlemeli vazonun içindekiler de korkuyorlar mı? Yoksa orada zamanın sonu geleli çok mu oldu? İsa Mesih tarafından kurtarılmayı bekleyenlerin ve diğer inananların tanrısı ölürken içeri kısa boylu, hafif topal bir başka tanrı giriyor arkasındaki küçük tanrılar kalabalığıyla. Ve dua ediyorlar ölen tanrının ruhu için. Hayal kırıklığı? Delirmek? Onun da tanrısı varmış. Belki o tanrının da bir tanrısı vardır? Belki ben de bir tanrıyımdır? Çılgınlık? Çıldırmak? Belki benim masamın üzerindeki kalemlik de bir kainat; belki bir sürü kainat… Atom çekirdeği dediğimiz bir sistem etrafında dönen elektron adlı gezegenler var içinde. Belki de zaman orada milyar kat daha hızlı işliyor.. Bilemiyorum… Bilmiyorum………. |
|
|
|
#2
Gönderen
nugo
on
27-12-2005, 17:08
|
|
Alıntı: scarecrow Ne diyeceğimi bilemedim ya, garip bir his. |
|
#3
Gönderen
nugo
on
01-01-2006, 00:26
|
|
Ve yeni yıla girerken yeniden hissediyorum düştüğümü. Sanırım daha yükseğe düşüyorum...
|
|
#4
Gönderen
alalax
on
11-01-2006, 22:45
|
|
doğrusu değişik bi yazı..insanı biraz açmaza sokuyo...
sorgulama batağına dal gene ve çıkma ![]() gerçekten hissettin mi böle bi şeyi yoksa bu da bi sanrı mı? |
|
#5
Gönderen
nugo
on
11-01-2006, 22:58
|
|
Alıntı: alalax
doğrusu değişik bi yazı..insanı biraz açmaza sokuyo... |
![]() |
| Etiketler |
| dusmek, yuksege |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| yayina üç şey alsan nasil bir issiz adaya düşmek istersin? | melancholy | Beyin Fırtınası | 23 | 03-10-2004 02:04 |