Ceset Çürükleri

Çürük kokuyor burası, ceset çürüğü olmalı. Işık ışık... Yanılmamışım burası cesetlerle dolu. Çürümeye terk edilmişler. arkalarında bıraktıkları hiç ilgilenmemiş onlarla. Belki de ölmek istedikleri için çürümeye terkedilmiştirler, nasıl bilebilirim ki..!

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Echoes  »  Ceset Çürükleri

Cevap Yaz
 
LinkBack Echoes Tools Görünüş Şekli

Ceset Çürükleri

Published by Villians 08-11-2005

Çürük kokuyor burası, ceset çürüğü olmalı. Işık ışık... Yanılmamışım burası cesetlerle dolu. Çürümeye terk edilmişler. arkalarında bıraktıkları hiç ilgilenmemiş onlarla.

Belki de ölmek istedikleri için çürümeye terkedilmiştirler, nasıl bilebilirim ki..! Böcekler her tarafını sarmış bu cesetlerin sanki çok uzun zaman öncesinde bekliyorlarmış gibi.

Midem bulanıyor... Birazdan başım da dönmeye başlar!

Çık buradan...

Nefes almak istiyormuşum meğer, ceset kokusunu değil. Ben başka bir şey bulmaya mı gelmiştim buraya da ceset çürükleriyle karşılaştım. Kafam karıştı. Yok yok ben ne yaptığımı kesinlikle bilmiyorum. Rahatlamam gerekiyor. Karanlık çoktan çökmüş, çürükler arasında hiç fark etmemiştim bunu içerisi de karanlıktı ve ben dışarısıyla aynı zannetmiş olabilirim.

Hafıza kaybı olduğunu sanmıyorum. Sadece gelgitlerimden birisi olsa gerek.
Bulmam gereken de bir ceset miydi yoksa...

İz bırakmadan giden birisinin peşindeydim. Onu bulup geri götürecektim. Evet yine kendime geldim... Açık hem de çok açık. Oysaki döneceğine inandırmıştım kendimi.
Güveniyordum ona. Yoksa yoksa zarar mı verdiler ona... Bunu asla bilemeyiz öyle değil mi?

Yürümeliyim...

Bulutlar da toplanmaya başlamış işte. Yağmur yağmaya başlar birazdan.
Yağmur daha da bir hüzün katıyor sanırım bu duruma. Akan damlalar da anlayacakmış gibi sanki kaybımı, üzüldüğümü.

Hayal etmeye çalış...
İstiyorsan bulursun gerçekten istiyorsan ama..!

Artık daha emin adımlarla yürümeliydi. Kimse yok kimse neden hep yalnız hissederim. Onu da kaybedersem hepten yalnız kalmış olacağımı biliyorum. Cebime baktım ıslanmış bir kağıt parçası ve içinde kalan son kelimeleri. "Bu sefer tek başıma olacağım", demişti. Acaba bunları söylerken bilebiliyor muydu onun peşimden geleceğimi?

Hatırlıyorum birçok kişinin ölümünü ama onun öldüğünü ne görmek ne de hatırlamak istiyorum...

Bir koku daha... Lütfen olmasın
Koş haydi...

Bir ev daha çıktı karşıma işte. Hemen içeriye girdim. "Sammmmmmmmmmmmm!!!", diye bağırdım. Neden bağırdığımı bilmiyorum, küçük evde sesimin nereye kadar ulaşmasını bekleyebilirdim ki..? Kimse yok hatta bu sefer ceset çürükleri bile. Evden çıkıp ileriye doğru daha da hızlı koşmaya başladım. Yorulmamalıyım. O da yoruldu mu acaba?

Düştüm...
Hem de hiç engel olmadan. Sular içine duştum. Yağmur hızlanarak daha da çamur hale getirmeye çalışıyordu beni. Fiziksel acımı hissetmiyordum. Başka bir şey acıyordu, vücudum her yerinde hissediyordum.

Neden sonra sırtıma bir el dokunduğunu hissetim."Kayıp mı oldun?”, dedi. Ben “kaybettim”, diyebildim.

Bana yardım etti o tanımadığım kişi, ilk önce kalkmama yardım etti. Sonra bu yağmurlu havada burada kalmamam gerektiğini söyledi. "Peki ya kalacak bir yerin yoksa yağmur olması ne fark eder ki?”, diye sordum. Sadece gülümsedi "Seni buradan götürüyorum", dedi. Ona kardeşimi bulmadan buradan gidemeyeceğimi söyledim. Beni bekliyor olacak. "Merak etme, yarın belki güneş doğar, hem araman daha kolay olur, hem şunu da bilmelisin ki kendine bu şekilde davranmaya devam edersen belki onu aramaya gücün bile kalmayabilir". "Kendimi…", beni susturup sırtına aldı. Uyuya dalmışım. Yağmur damlalarını hala hissedebiliyordum ama uyanmıyordum.

Bana uzun gelen bir süreden sonra bir yatakta uyandım, çok rahat hissediyordum. Odada tek başıma olduğumu sanıyordum ama değildim. "Günaydın. Gerçekten de uykuya ihtiyacın varmış". "Kaç gün oldu bilmiyorum", dedim. Ve bana yiyecek bir şeyler getirdi. Ne kadar iyi davranıyordu bana. Korkmalı mıydım onun bu davranışından. Ya bir yanım sığınacak bir liman arıyorsa, yalnızlıktan usanmışken. Belki de bu bir armağandır. Ve ben sessiz olmalıyım.

Bana hikâyemi sordu, ben de ona anlattım, hem de hiç tereddüt etmemecesine...

"İşte böyle… Onun ölmüş olması kendimi hiç de iyi hissettirmiyor bana. Hem ölmüş olsa bile onu yalnız bırakamam. Çünkü ona bu şekilde söylemedim ben"

"Ya ölmemişse? Sonuçta kötü şeyleri akla getirmek bazen kötüyü olur olmaz yaşatıyor bizlere". "Eğer uzun bir süre beklediysen, kötü olanı düşünüyorsun", diye yanıt verdim.

"Hiç ölü insan gördün mü?". “Evet”, diye yanıt verdi, hatta öldürdüklerim bile oldu.
Nasıl böyle söyleyebilirdi kolayca. Alışmış olmasına inanamadım. Belki de, dedim, ben zayıflık ediyorum.

Beni anlayamıyorsun öyle değil mi?
“Yalan söylemeyi sevmem”, dedim. “Evet, seni anlayamıyorum"

Zaman geçip gidiyor...
İnsan bir yabancıya nasıl alışır. Ben alışmıştım ama… Hem de öyle alışmıştım ki..!

Benim güldüğümü görünce o da gülüyordu. "İşte böyle Mecha diyordu, kalbinden de gözlerinden de atmalısın gözyaşlarını."

Sık sık bana yeni şeyler öğretiyordu. Bu arada kardeşimi bir an olsun bile unutmadık. Sürekli onu arıyordum ama bir yandan da hayatın devam edebileceğini öğreniyordum.

Bir gün apar topar çıktı evden. Evden çıkmamamı söyledi. Ama onu dinleyemezdim, gizlice onu takip ettim. Yine öldürmeye mi gidiyordu acaba? Dikkatlice onu izledim. Bir yerler yanıyordu ve insan çığlıkları yükseliyordu. Kendimi birden kötü hissetim, hayır berbat.

Koş...
Hiçbir şeyi düşünmeden koşmaya başladım. Kendimi o karmaşanın içine attım. Beni fark etmiş olmalıydı. “Dur”, diye bağırıyordu arkamdan. Hislerim daha hızlı koş diyordu. Alevler vardı. Çığlıkları takip etmeye çalışıyordum. Sonra birsinin bir evde bir erkek çocuğun sıkışıp kaldığını söylediğini duydum. Sam..! Vardığımda alevler evi hızlıca kaplıyordu. İleriye doğru atıldım ama kolumdan birisi çıkıp gözlerimi kapadı. "Bakma lütfen”, dedi. "Biliyordum o değil mi?”, dedim. "Lütfen bakma sana onu getireceğim sadece dediğimi yap". "Hayır onu ben almalıyım".

Beni duymadan o alevlerin arasından kollarında bir erkek çocuğuyla çıkmıştı. Hemen ona doğru koştum. Üzgünüm diyordu.
Bağırmaya başladım nasıl üzgün olabilirsin benim ne hissettiğimi, nasıl anlayacaksın ki...

Bağırdım içimden geldiği kadar. Sonra ona vurmaya başladım. Tepki göstermiyordu. Bana sımsıkı sarıldı. Ben hala yumruklamaya devam ettim.
Ölüydü... Sam yetişemedim..! Ölüsüne bir süre baktım. Neden diye sormuyordum çünkü bir cevap alamayacağımdan emindim.

"Götürelim onu buradan".

İnsanlar kayıplarına çare bulamıyorlar. Hatta engel bile olamıyorlar. Kabullenmek olmuş doğanın parçası. Hayatlarını devam ettiriyorlar sadece. Ama nasıl, onlar da bilmiyorlar. Bu çok kötü eksik yaşayamazsın, yaşayacağını söylerler ama dinlemezsin.

Ben de böyle zannettim ama oyundu sadece.
Ama seviyorsan...

"Kendine de iyi bakmalısın, kendin için değilse bile o bunu bilmek istiyor"
Ceset Çürükleri - Echoes
Yazar
Villians nickli Ayya$'ın avatarı
Üyelik Tarihi: Nov 2005
Mesajlar: 4
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet

Ceset Çürükleri Yorumları

Cevap Yaz

Etiketler
ceset

Echoes Tools
Görünüş Şekli

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Echoes Echoes Starter Comment Cevap Son Mesaj
Canlı yayın için ceset aranıyor Cey Güncel Olaylar 19 23-11-2004 16:54