son yolculuk
son yolculuk
gökyüzüne yağmur yağıyor. bulutlar ıslanıyor. ya benim ne işim var burada, bu ıssız gökyüzünde. kuşlar bile aşağıda uçuyor, küçücük görünüyorlar gözüme. hep bu dalgınlığım yüzünden ama, ben fark etmeden büyümüş adımlarım, ayaklarım yerden kesilmiş. geri dönsem diyorum, yeryüzüne, düşmekten de korkuyorum ama. çaresiz, tutunacağım bir yere.
güneş, aşağıda biryerlerde, kaybolup gitmek üzere. karanlık artıyor. kuşlar da görünmez oldu. yıldızların ve gezegenlerin uğultusu beni kendine çekiyor. yıldızlar da olmasa korkabilirdim. oysa eğlence daha yeni başlıyor. dünya ufacık olmuş, aşağıda dönüp duruyor.
kimin için dönüyorsun dünya? hoşça kal!
şu ilerideki beyaz şey ay olmalı. insanoğlu gerçekten aya ayak bastı mı? gidip yakından görmeli. bakalım ayak izleri var mı! insanlık için değil ama, benim için sert bir iniş oldu bu. öykülerde bahsedildiği gibi de kremayla kaplı değilmiş ay yüzeyi. bildiğin toprak. beyaz bile değil. üstelik satılmış parsel parsel. bu ziyaret bir haneye tecavüz.
gitmeliyim ay, hoşça kal!
küçük bir gezegene doğru yol alıyorum şimdi de. masmavi, sudan bir gezegen. yusyuvarlak bir havuz gibi. öyle de küçük ki, sanki o değil de, ben çekiyorum onu kendime. soyunuyorum, hızla dalıyorum suyuna, üstünden girip altından çıkıyorum.
elbiselerim senin olsun sulu şey. hoşça kal!
uzayın ortasında çırılçıplak dolanıyorum. aslında yıldızlardan utanıyorum. saklanacak bir yer arıyorum... şuradaki şey bir kulubeye benziyor. ışığı da var. belki sıcak bir çorba... yeni elbiseler... hatta bir kadın... derken kapısından içeri giriyorum. içinde dev çarklar var, paslanmış dönmüyorlar. tekrar dışarı çıkıyorum. kulübe sandığım şeye tekrar bakıyorum. karşımda kocaman bir saat buluyorum. durmuş... çalışmıyor.
kimin için durdun saat? hoşça kal!
(bir macerayı daha olgunlaşmaya bırakıyorum.)
güneş, aşağıda biryerlerde, kaybolup gitmek üzere. karanlık artıyor. kuşlar da görünmez oldu. yıldızların ve gezegenlerin uğultusu beni kendine çekiyor. yıldızlar da olmasa korkabilirdim. oysa eğlence daha yeni başlıyor. dünya ufacık olmuş, aşağıda dönüp duruyor.
kimin için dönüyorsun dünya? hoşça kal!
şu ilerideki beyaz şey ay olmalı. insanoğlu gerçekten aya ayak bastı mı? gidip yakından görmeli. bakalım ayak izleri var mı! insanlık için değil ama, benim için sert bir iniş oldu bu. öykülerde bahsedildiği gibi de kremayla kaplı değilmiş ay yüzeyi. bildiğin toprak. beyaz bile değil. üstelik satılmış parsel parsel. bu ziyaret bir haneye tecavüz.
gitmeliyim ay, hoşça kal!
küçük bir gezegene doğru yol alıyorum şimdi de. masmavi, sudan bir gezegen. yusyuvarlak bir havuz gibi. öyle de küçük ki, sanki o değil de, ben çekiyorum onu kendime. soyunuyorum, hızla dalıyorum suyuna, üstünden girip altından çıkıyorum.
elbiselerim senin olsun sulu şey. hoşça kal!
uzayın ortasında çırılçıplak dolanıyorum. aslında yıldızlardan utanıyorum. saklanacak bir yer arıyorum... şuradaki şey bir kulubeye benziyor. ışığı da var. belki sıcak bir çorba... yeni elbiseler... hatta bir kadın... derken kapısından içeri giriyorum. içinde dev çarklar var, paslanmış dönmüyorlar. tekrar dışarı çıkıyorum. kulübe sandığım şeye tekrar bakıyorum. karşımda kocaman bir saat buluyorum. durmuş... çalışmıyor.
kimin için durdun saat? hoşça kal!
(bir macerayı daha olgunlaşmaya bırakıyorum.)
#3
Gönderen High Hopes
on
05-11-2005, 20:31
gökyüzüne yağmur yağdıran bir bakış açısı 
hoş geldi bana

hoş geldi bana

İtalo Calvino'nun Sıfır Zaman adlı hikaye kitabındaki ilk öykü olan Yumuşak Ay'ın başında, Yaşlı Qfwfq öyküyü anlatmaya başlamadan önce şöyle bir bilgi verilmiş okuyuculara:
"H. Gerstenkorn'un, H. Alfven tarafından geliştirilen gözlemlerine göre, yeryüzü kıtaları gezegenimize düşen Ay parçalarından başka bir şey değildir. Ay da başlangıçta, Dünya'ya olan yakınlığı nedeniyle yörüngesinden çıkana kadar, Güneş'in çevresinde dolanan bir gezegendi. Yeryüzünün çekimine yakalanınca, yörüngesini çevremizde daraltarak bize gittikçe yaklaştı. Bir an geldi karşılıklı çekim, Dünya ve Ay arasındaki boşlukta hızla dönen parçaların, özellikle de Dünya'ya düşen Ay parçalarının koptuğu çok yüksek dalgalar yaratınca, bu iki gök cisminin yüzeylerinin biçimini bozmaya başladı. Ardından, gelgitlerimizin etkisiyle, bugünkü yörüngesine oturuncaya kadar, Ay yeniden Dünya'dan uzaklaşmak zorunda kaldı. Ama Ay kütlesinin bir bölümü, belki de yarısı Dünya'da kaldı ve kıtaları yarattı."
Yeryüzündeki kıtaların Ay'dan kopan parçalar olduğunu düşünmek, Dünya'nın bu olaylardan önce, benim de öyküde bahsettiğim şu sudan gezegen gibi, sadece sudan oluşan bir gezegen olduğunu düşünmekle aynı şey aslında.
"H. Gerstenkorn'un, H. Alfven tarafından geliştirilen gözlemlerine göre, yeryüzü kıtaları gezegenimize düşen Ay parçalarından başka bir şey değildir. Ay da başlangıçta, Dünya'ya olan yakınlığı nedeniyle yörüngesinden çıkana kadar, Güneş'in çevresinde dolanan bir gezegendi. Yeryüzünün çekimine yakalanınca, yörüngesini çevremizde daraltarak bize gittikçe yaklaştı. Bir an geldi karşılıklı çekim, Dünya ve Ay arasındaki boşlukta hızla dönen parçaların, özellikle de Dünya'ya düşen Ay parçalarının koptuğu çok yüksek dalgalar yaratınca, bu iki gök cisminin yüzeylerinin biçimini bozmaya başladı. Ardından, gelgitlerimizin etkisiyle, bugünkü yörüngesine oturuncaya kadar, Ay yeniden Dünya'dan uzaklaşmak zorunda kaldı. Ama Ay kütlesinin bir bölümü, belki de yarısı Dünya'da kaldı ve kıtaları yarattı."
Yeryüzündeki kıtaların Ay'dan kopan parçalar olduğunu düşünmek, Dünya'nın bu olaylardan önce, benim de öyküde bahsettiğim şu sudan gezegen gibi, sadece sudan oluşan bir gezegen olduğunu düşünmekle aynı şey aslında.
"Ve üzüntünü unuttuğunda (insan her zaman unutur üzüntüsünü) beni tanımış olduğuna sevineceksin. Hep dostum olarak kalacaksın. Benimle birlikte gülmek isteyecek canın. Ve kimi zaman gidip, öylesine, keyfince, pencereyi açacaksın... Dostların senin gökyüzüne bakarak güldüğünü görünce şaşacaklar. O zaman onlara diyeceksin ki: 'Evet, yıldızlar beni hep güldürür!' Seni deli sanacaklar..."
|
|
Benzer Başlıklar
Yolculuk... Saplandı bir cigara yanığı göğsümün üzerine, Neferinden öğrendim ki geçmezmiş acısı Tırnaklarımı...
zamanda yolculuk... nereye bakıyorsun öyle? yoksa güneşe mi ulaşmak istiyorsun? bir an önce yanıp kül olmak! istediğin...
bir yolculuk elbiselerini çıkarır gibi bir bir vaz geçiyor hayallerinden. önce biri, sonra bir değeri ve...
..calvino oğluna yalan mı söylemiş?
..kremalı pastayı kim yemiş?
..yerçekimi hayaletmiş.. hayat etmezsen yokmuş..
..yıldızlara basa basa ellerini incitmiş..
..her şey hoşmuş..