Konuşmuyorum seninle, artık sustum. Kış da geldi zaten. Yoo! Daha sonbaharın ortası, kışına daha var, özlemiyorum da seni. Evet evet, beklediğimi sanma, beklemiyorum. Aylar bir bir hesapsız geçiyor. Kendimi güzün
yapraklar gibiPublished by yedi 22-10-2005 |
|
Konuşmuyorum seninle, artık sustum. Kış da geldi zaten. Yoo! Daha sonbaharın ortası, kışına daha var, özlemiyorum da seni. Evet evet, beklediğimi sanma, beklemiyorum. Aylar bir bir hesapsız geçiyor. Kendimi güzün karanlık tarafına ayarladım. Ne saatim kaldı ne molam. Hiç durmuyorum artık. Hiç.
Batıyor işte. Güneş. Hayatımın son iki senesi batıyor kızıla çalarak bir pencerenin önünden. Diz çökerek geçen iki koca yılın ardından soğuk bir kış… Hazır olmak gerek, kışlıkları çıkarmak, raflara yerleştirmek… Günlere, bir şey var mı, dolu musunuz, diye sormaya başlamak… Nasıl ısınacağını düşünmek gerek tek başına. Buyurun efendim; ne alırsınız? Bana bi hayat lütfen, şekerli olsun, yanına da şöyle sıcak bi insan alayım, az pişmiş... Nehrin kenarına gittim yine. Tüm doğa sarılara bürünmüş, o da kışa hazırlanıyor sanırım. Renkler pastel, ıssızlık ve soğuk... Bir kışı yaka paça evimin içine aldım, üşüyorum diyorum, ne kadar komik, ne kadar hüsran. Mızmızlanmak insanın doğasında var, insan da doğanın bi parçası sonuçta; deniz, kuşlar, böcükler ve gel gelelim insanlar bazen geri zekâlı olsalar da doğanın değerli bir parçası. Biraz sonra Migros, sonra evim, sonra yine yalnız geçen saatler… Benden önce gidip onları kapı dışarı edecek hiç kimse yok. Benden önce... Evet. Benden önce bana gelecek ve ısıtacak beni. Ben kendime gelmeden önce, gözlerimi açmadan önce gözlerini açacak ve beni görüp sonra gerçekleri ısıtacak biri… İçimi. Dalga dalga yayılarak… Bir hüsran denizinde boğulmadan ilerleyecek… Gözyaşlarında boğulmadan… Kendini kaybetmeden, yıllar önce kaybolmuş bir şeyi bulup çıkaracak su yüzüne… Hiç, ama hiç kimse… Arka sokağa girsek daha iyi olur. Evimin önündeki yolu sevmiyorum. Yoo! Öyle herhangi bir şeyden çekindiğim yok. Bu gün ön sokak havamda değilim. Çok açıklık, geniş bi sokak. Varlığım kuytuya hasret. Karanlıkta kalmalı, gölgelerin arasından gizlenerek girmeliyim evime. Yakalanırsam bütün gece uyuyamam ve sabaha kadar karabasanlar peşimi bırakmaz. Yakalanırsam evet. Kaçıyorum kaç haftadır yalnızlığımdan. Kalabalık yerlerden uzak duruyorum bi gören olur diye. Tezat di mi! Evet ama asıl tezat o insanı ısıtamayan kalabalıkta. Cüzamlı bi neşesi var dikkat ettiniz mi hiç? İnsan kaptırırsa ölür, bi daha kendine gelemez, yolunu yönünü şaşırır gider. Gittiği yer de hep aynı. Ermişi nasıl bilirdiniz dervişler? Nereye gitsen yalnızsın zaten, mezar bile yalnızlık kokar. İki kişi gömülsen bile nafile, konuşmak yasak, sevişmek yasak. Oldu canım bi de ışıkları açayım. Hayır. Böyle daha iyi, loş ışıkta daha iyi gizleniyorum kendimden. Uzak dur! Uzakta yolun karşısında büyük meşe ağacından düşen yaprakların rüzgâr sayesinde tekrar bir araya geldikleri yerde bir şeyler arıyormuş gibi yaparak eğildi. Kurumuş yapraklara eliyle dokunmak istiyordu. Birine uzandı. Kurumuş cildi yabancılık çekmedi bu sert, kırılgan ve orada olmasını kimsenin umursamadığı cisme dokununca. Daha da eğildi. Hatta yere yattı ve içinden bütün yaprakların üzerine dökülmesini diledi. Dökülün ve örtün beni ey güzel yapraklar! Ben de geri dönmek istiyorum. |
|
|
![]() |
| Etiketler |
| gibi, yapraklar |
| Echoes Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Echoes | Echoes Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| şaka gibi...! | shadow | Road Trip | 7 | 26-02-2006 02:48 |
| Kapı Gibi | Baziiil | Echoes | 0 | 18-09-2005 22:50 |
| Bir Nefes Düş Gibi | dEaThCLocK | Beyin Fırtınası | 4 | 27-01-2005 18:50 |
| sik gibi bi olay | bLaDe MM | Duyurular - Şikayetler | 4 | 18-12-2003 12:43 |