 15 Çok Okunan
|
İnsanlar arasında aptallık fikrinin yaygınlaşmasını daha çok bu yüzyılda, özellikle de yurdum insanları arasında, gözlemlemek mümkün. Dolayısıyla bu dönemdeki aptallık akımını incelemek için entelektüel çevrelerdeki baskın görüşleri temsil etmesi anlamında orta sınıf züppelerine ait aptalca düşünceleri dikkate almak gerekli, çünkü bu züppeler arasında arasında dönemin bayraktarlarını görmekteyiz. Ancak şunu da kaydetmek gerekir ki, entelektüel çevreleri temsil ettiğini iddia etmesine rağmen bu züppeler, düşünsel anlamda tutarlı, içsel bütünlüğü olan insanlar hiçbir zaman olamadı. Bunun nedeni muhtemelen aptallığın kendisinin tutarlı ve bütünsel bir görünüm ifade etmemesiydi. Zaten böyle bir niyetinde olmadığını biliyoruz. Bir... 
07-09-2007 09:01 - astralseyahat 
- dostum, sen, harekete geçiremeyeceğimiz terzisin o zaman; sökük olmayan yerde kendi yolunu diken!
- sökükleri terzi müsvetteleri diker, bense dağları aşarak gelen bir ceylanın esnekliğiyle koşan bir finoyum olsam olsam
- finolar beyaz tenleriyle güneşte yanarlarsa, o zaman hangi kesintisiz su onları temizleyebilir, hangi dağın eteğinden süzülüp gelen coşkun ırmak yaralarını dindirebilir? çok çaresiz olmalısınız
- çaresizliğim çaremden kaynaklı benim keza ortada bir mama yoksa fino neden deniz kıyısına insinde güneşlensin bu durgun ay altında?
- o aylardan hangi biri kirpinin tek dikeni küçüklüğündeki yıldızları aydınlatabilmiş ki koskoca bir finoyu aydınlatsın? kendinizi kandırmayınız rica ederim.
03-09-2007 10:07 - astralseyahat 
Önce söz vardı diyor İncil... Oysa şimdi söz bitti… Sizler sözü tüketiniz… Söylenecek her şeyi söyledim... Ve şimdi ise zamansız bir hiçliğe sürükleniyorsunuz hep birlikte… Aslında farkındaydılar sizlerin, korkuyorlardı ama inkâr ediyorlardı diğerleri... Birileri söylemeye çalışınca onu her türlü uyarı ve ceza ile sindirmeye çalışıyordunuz... Ama biliyorlardı... Zamansız ve anlamsız bir hiçlikte savruluyordunuz. İnsandınız her şeye anlam veriyordunuz... Tanımlayamadığımız hiçbir şey yoktu… Tanımlayamadıklarınızın bile adı vardı: Tanımlanamadan cezalandırılan insanlar... gibi... Maskelerinizin altında neler gizli kim bilir... Korkularınızı nasıl da siper etmişsiniz da göremiyorsunuz dünyayı. Nasıl bu kadar kör... 
02-09-2007 23:41 - astralseyahat 
Bu konuda içimi dökmeye ihtiyacım vardı.Bu yazıyı oturdum dün gece yazdım.Ağırlığım hafiflesin diye...Ben tiyatrocu oldum tek sevdiğimse biricik oyunum....
Karanlıkta olmayan ışığı arıyorum.O ışığa ulaşmam kurtulmam demek.Olmayan ışık,olmayan umut...Var olan arayış,var olan işkence...
Korku dolu gecelerin sonu gelmiyor.Huzur bulmayı umut edip uykuya dalıyorum hep.Uykularımda da karşıma çıkıyorsun.Kaçışı olmayan bir koridor,kadere mahkum bir martı...
Uyanıkken her şey olduğundan daha da kötü gözüküyor.Umutla dalgalanan kanatlarımı fırlatıp attığın o anı hiç unutmayacağım.Seni düşünmediğimi söyleyerek en başta kendimi kandırıyorum.Hiçbir şeyin sonu yokmuş gibi görünüyor.Hiçbir şey uzaklaşıyormuş gibi de görünmüyor.Sonu gelen tek... 
02-09-2007 20:35 - marlasinger 
Önce önümüze bir fikir koyup, onu eğip bükerek bir yerlere varmaya çalışalım; aptallığın, kişisel olduğu, toplumsal ve sinir bozucu olduğu düşüncelerini bir kenara bırakarak, aslında tam da bu düşünceye ters düşecek ve “hıyar herif” olarak değerlendirilebilecek bir bakış tarzım olduğunu anlayacaksınız, Bu meseleden çok canı yanmış bir kuşağa mensup birisiyim ve buna hakkım var.
Aptallığın sosyolojik temelini oluşturan şu soruyu sorduğumuzda konunun özünü yakalamış oluruz; bir yazıyı okuyup “bu yazıyı yazan harbi aptalmış” ya da “yok, bu yazıyı bir aptal yazmış olamaz” dedirten şey nedir? Bunun bir olgu olduğunun ayırtına hemen varmalıyız. Ancak belli bir bağlamda, işlediği ölçüde, dönemin bazı... 
02-09-2007 20:24 - astralseyahat 
Herşeyi yerli yerine koymuştu,ve sıra gelmişti geçmişi silmeye "delet" e basıcak ve bütün bilgileri yok olucaktı adeta sıfır bir beyinle hayatına yeniden başlıyacaktı.Bir an aklına ilk aşkı geldi ne güzeldi o duygular acaba dedi duygularımda ölürmü ama yok... Programı satan adam duygularına hiç bir zarar gelmiyeceğine dair söz vermişti sadece geçmişi yaşadıkları aklından silinip gidecekti.
Sonra acaba dedi gerçekten geçmişim olmadan daha mı mutlu olurum... Cevabıda hemen verdi elbette geçmişi onu yiyip bitiriyordu yaşadıkları,yaşayamadıkları.Onları silicek ve yeni bir hayata başlıyacaktı imleci bir kez daha "delete" simgesinin üstüne getirdi tam sol tuşu tılayacakken aklına oğlunu kucağına ilk alışı geldi.Bu anı... 
25-08-2007 18:47 - marlasinger 
devr-i alem cümlesine bakınca anlamış ölümü
devrik cümleler kurmuş sonun başından içeri
etrafa gülücükler sacmış büyülemiş,sapık
taraf degiştirmiş yanlızları oynamış ilklerde
sonlarda bulmuş derviş baba türbesinden gecen gercekleri
dayanmış beyin kıvrımları ezan sesine,güzel yüzüne
şehr-i melekler sarmış gölge kirleri ve dar yollar
dunalgaz daglarına sıgmamış heykeli,cok degerli
sönmüş, ışıklı agacların güneşte parlayan gövdeleri
kelime dagarcıgım gelişmiş,küçülmüş
24-08-2007 13:14 - cover 
Sigara dumanı ve kadınlar... İkisi de an gelir, uçup gider.
24-08-2007 10:55 - ozgurondemir 
En iyisi olmak..Başarılar,sonrasında ki alkışlar.Bağzen yatağınızdan kalkma nedeniniz sadece o alkışlardır.Bilirsiniz,onlar için savaşmaya devam edersiniz ki ödülünüzü alasınız.O ödül,sizi bi adım öteye taşıyan,o parlak göz kamaştıran ve huzur veren ödül.
Boş bedenlerin yansıması olan o alkışlar.ödülünüz olan o alkışlar..
O günün de bundan bir farkı yoktu.En iyisi olma takıntım çok öncelere dayanırdı.Bu,kendimi kanıtlamaktan ya da alkışlardan öte bi neden içindi.Birine,bir yakınıma, kanımdan olan bir canlıya o ödülü sunmak,onu onurlandırmak..Çünkü onun gözlerinde hiç bir zaman başarıya ulaşamamıştım.Bunun tutkusuyla koştum o gün.Rüzgarı hissetmedim, rüzgarın kendisi oldum.Rakiplerimi tek tek geçerken gene o huzur dolu... 
23-08-2007 00:52 - elvan 
çok sevdiğim birine...
Çoktandır böyle girmiyordu aklıma birden onu hatırladım duygularımı anlatacak yanımda bir kağıt parçası vardı...
22-08-2007 11:31 - Darkmare 
Hiç bilmezdim o asi bakışlarının aksine, içinde duygusal bir çocuk taşıdığını. Hırçın ama duygusal, asi ama sevecen. İçinde kopan fırtınaların ardına saklanmış, hayattan nerdeyse tamamen kopmuş, yaşamayı bile mecburiyet olarak gören ''sen''....
Şimdi ise gülümseyişini kıskanıyor herkes, şaşırıyorlar, anlayamıyorlar. Neydi? seni bir anda değiştiren şey...
Ben biliyorum, aşk'tı bunun adı sevgilim, kimsenin yaşamaya cesaret edemediği bir duyguydu bu. Artık birlikteyiz sevgilim, aşk'ı doya doya yaşıyoruz. Sınırsızca, kimseye aldırış etmeden. Artık yaşamak için bir nedenizmiz var. Artık ikimiz varız. Sadece birbirimiz için yaşıyoruz. O hırçın çocuğun içindeki, saf temiz çocuğu çıkarttım ortaya....
Artık bir tek ''SEN'' varsın... 
18-08-2007 18:38 - elvan 
lakırdı
Her şey izafı, mutluluk bile...
15-08-2007 18:14 - VotkaveBlues 
içimin koridorlarında
bir matem siyahlığında;
bakışlarımdan geriye kalan her uzaklığı,
ve önceleri evimin duvarlarına yazdığım o iki kelimelik boyaları
hep yalnızlığımın yüzüne yaptığım makyaj olarak düşündüm...
hep hükmünü yitirmiş bir gaz lambasında yabancılaştım aşka...
kapıları vurup kaçan çocaklar gibi
nihayetsiz bir şarkıyı mırıldanırken
kendime açık kalp ameliyatlarında unuttum düşlerimi...
.....gri bir yanı var odamın..
13-08-2007 19:40 - VotkaveBlues 
Gök gürültüsüyle birlikte başlayan sağnak bir yağmurun etkisinde, tellerinde gerili bir kumaş olmayan çıplak şemsiyemin altındaki günahkar bedenim. Bir an olsun bile düşünmeden öpüştüğümüz o dakikadan beri bir sancı var karnımın tam ortasında. İçimdeki kütle büyüdükçe büyüyor ve ben durduramıyorum kanımın sel olup tek bir noktaya doğru akmasını. Kural dışı bir şey bu, yazdığını sanmıyorum hiçbir şairin el defterinde. Henüz bitiremediğim bir aşk şarkısının serenomisi hala kulaklarımdayken kendime dur diyemememin aptallığında bedenine hapsoldum. Kusursuz kişiliklerimizin kusurları çıktı tenlerimizin birbirleriyle temas etmesiyle birlikte. Biz hiç biz olamayacak bizlerdeniz ve ben artık bitiremiyorum eski besteyi. İki durak arasında... 
12-08-2007 18:40 - MyMoon 
... herzamanki olağan huzursuzluğuyla başladı gününe. Daha sonradan sıkıcı bulmaya başladığı , kendi seçtiği duvar kağıtlarına bakarken düşüncelerini sarı -yeşil bir tonla doldurdu. Kalktı , kahvesini hazırladı , düzensiz şekilde dolabına tıkıştırdığı kıyafetlerden seçti , sıkılarak giyindi ve işine gitmek üzere hazırlanmaya başladı .
Genelde tez hazırlarken kaynak olarak gösterilebilecek türden kitaplar yayınlayan bir yayın evinde editör olarak çalışıyordu . Çevirisi tamamlanmış kitapları okuyup imla hatalarını düzeltmek onun göreviydi. Okadar sıkıcı kitaplar okumak zorunda kalıyordu ki, bilinçli şekilde kendini sanki bilgisayarmış gibi hissettirmeye çalışıyordu. Yani okurken aslında okumayıp sadece hataları aramaya programlı... 
11-08-2007 18:22 - gudem 
|