Güç; her istediğinde sevgiline kahve yaptırabilmektir
|
#101
| ||||
| ||||
| Ynt: Güç Nedir ? Güç; her istediğinde sevgiline kahve yaptırabilmektir I am the Reaver of Souls. |
|
#102
| ||||
| ||||
| Ynt: Güç Nedir ? hayatın üzerinde ne kadar kontrol sahibiysen o kadar güçlüsündür ,bence |
|
#107
| ||||
| ||||
| Ynt: Güç Nedir ? güç kendine söz geçirebilmektir bi kere.bu başlıktaki 3.postum ve artık karar verdim ne olduğuna hicbir sey senin icin ailen, odan ve gecmisin kadar tehlikeli degildir. |
|
#109
| ||||
| | ||||
| Ynt: Güç Nedir ? Güç bilgidir Mutlak ve kesintisiz bilgi Impossible Itself Consists "I" "M" "Possible" |
|
#111
| ||||
| ||||
| Ynt: Güç Nedir ? bana sanki bilgi de gerektiğinde kafayı karıştırıp kişiye dezavantaj olarak geri dönebilir gibi geliyor. ankette kişinin kendisi dir dedim; ama daha çok özgür olmak güçtür bence. tam kontrol, sonsuz bilgi zaten mümkün değil, hani özgürlük de pek değil gibi yaşadığımız düzen içinde; ama bundan sıyrılıp gerçekten "özgür"olabilen en büyük güce ulaşır kanımca. To sleep, perchance to dream, ay there's the rub, |
|
#112
| ||||
| ||||
| Ynt: Güç Nedir ? Güç nefrettir When the world spinning around |
|
#113
| ||||
| ||||
| Ynt: Güç Nedir ? Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik... Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir |
|
#114
| ||||
| ||||
| Ynt: Güç Nedir ? Velev ki, Güç teferruattır "Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A. |
|
#115
| ||||
| ||||
| Ynt: Güç Nedir ? "Güç sizinle olsun" Güç her yerdedir, içimize işler, etrafımızı sarar nesnelerle aramızdaki bağ ve yıldızları ve galaksileri bir arada tutan kuvvettir, sevgidir. Bizimle iletişim kurar ve anlamamızı sağlar. Et ve kemik değiliz biz ışıl ışılız. Grand Master Yoda ![]() İnsanda ise güç den ziyade Nietzsche nin Apollo-Dionysos diyalektiği içinde kurgulamış olduğu Güç İstencinden bahsedebiliriz. Bunun bilimsel açıklaması büyük enerji dizgelerinin kendisinin unsuru olan küçük enrji dizgelerini bağlayıcı niteliğidir ve aynı zamanda ikisi arasında büyüğün lehine olan bir diyalektiktir. Yani yıldız sistemleri varlıklarını galaksiye borçludurlar ve daha büyük dizgelere doğru yönelirler. İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin iki milyar yıl sonra büyük Andromeda tarafından yutulacak oluşu gibi. Bu durumun bugünlük sınırlarını "Büyük Duvar" denilen megagalaksi topluluğuna kadar olan kısmını biliyoruz ve yapısına bakıldığında onun da şimdiki bilgimiz ölçüsünde görüş alanımız ve perspektifimiz dışında başka bir dizgenin kolu olmadığından emin olmak için hiç bir neden yok bilimin tarihsel gelişimi içindeki evrensel perspektifimizin de gelişmiş olduğunu bilir isek. Bunun uygar insandaki biçiminin eksikliğini doyurmak olduğunu düşünüyorum. Sıradan küçük adam için kendi amaçsız varlığının baskısı zihninde yarattığı,Tanrı, Devlet,İdeal vb düşüncelerden faydalanarak bu durumu görmezden gelmesini sağlayabilir. Ya da doğa ile diyalektik uyumunu yitirmiş ve ihtiyaçları, arzuları bağlı bulunduğu topluluk tarafından sömürülmekte olan uygar insan için bunların yerine koyduğu ego doyurucu varoluş biçimlerine yönelmek de aynı işlevin bir parçası sayılabilir. Mesela sevgi ve cinsellik noktasında tatmini bulamayan bireyler için hükmetmek bir başarıdır. Kendi organize başarısızlığını kapatmak için bir devlet adamı, kendini askeri lider ilan ederek güce tapanların vasıtasıyla güce tapınabilir. Adolf Hitler gibi. Kendi yaşama gücünü yitirmiş sıradan küçük adam ın, güç sahiplerine veya etkili kişilere olan hayranlıklarının altında da bu asalakça güce dokunma,onun gücünden ve etkinliğinden istifade ederek asalakça emip tüketme asalaklığı olduğunu söyleyebiliriz. Asalakların sindirimi biyolojik olarak, diğerine kıyasla gelişmemiştir. Buradan hareketle asalak insanın da üretim kabiliyetinden yoksun olup güce tapındığını ondan sadece hazır faydalanmak istediğini söyleyebiliriz. Siyaset de o nedenle çok konuştuğumuz bir konudur. Çünkü o noktadaki eylemden yoksunluğumuzu eylemde olanların tarafından yorumlayarak içimizdeki varoluş çelişkilerini dengelemeye uğraşırız. Kimimiz belli bir taraftan olur kimimiz her taraf ın karşısında. Ancak her şekilde aslında kendi hayatımız için gerekli olan ihtiyaçlarımızın yine kendi doğal işbirliğimiz içinde karşılanamıyor oluşunun sebep olduğu bir tatminsizlik bulunur. Bu noktada güç diğerlerini etkileyebilme kuvveti olur ki,toplumun üzerindeki ortak düşünce sistemlerinin varlığı da bu yol vasıtasıyla bireylerin etkinliğini arttırma çabasından başka birşey değildir. En zayıf iradeli kişiler, toplum içinde en güçlü iradeye sahip olan muhalif kişiler üzerinde örneğin böylelikle yaptırım sahibi olabilir. Bu noktayı da Nietzsche Zerdüşt de "zayıflar nasıl kazandılar" başlığı altında güç istencinin asalak sömürüsü yoluyla kullanıldığını söyleyerek açıklamıştır. Güç, birim zamanda kullanılabilen enerji miktarıdır fizikte. Birim zaman olarak hayatın kendisi ve dönemleri baz alınır ise, insanın birim zamanda kullanabileceği enerji miktarını arttırmaya yönelik eylemlerinin hepsi de güç istenci olarak görülebilir. Bu noktada güç enerji ile aynı anlama gelmektedir ve kişinin içindeki yaşama enerjisi yani hayatta tutunma,üretme,yaratma kabiliyetindeki miktar ile güç sahibi olma ve güç tutkusu arasındaki ters orantıdan bahsedilebilir. Belki de o nedenledir insanın sömürülmeye müsait oluşu. Çünkü kendinden ve yaşamından memnun yaratıcıların tersine güç tutkusu olanlar güç sahibi olmanın yollarını arar ve diğerlerindeki eksiklikleri kullanarak onlar üzerinde güç sahibi olabilirler. Bir Devlet başkanı ya da yöneticisi kısır olduğu ölçüde kitlesi tarafından daha fazla alkış toplar bu nedenle. Çünkü onun sloganları güc ü sembolize etmektedir işlevsel bir organizasyon hakkındaki bilgi ve beceri yerine. Bireyler ise kısa yoldan güç ve etkinlik istedikleri oranda en amaçsız sloganlara en doğru analizlerden çok daha fazla değer verirler güç istencine olan ve güç e olan mistik arzuları dolayısıyla. Bu yüzden de zamanımızın düşünceleri güçlü olma ve güçlünün yanında olma psikolojisinin neden olduğu adaletsizlikleri, hayatın diyalektiği gören, güç sahibi olamamış çoğunluğunun azınlığın elindeki güce ulaşma arzuları dahilindeki anlayışlardan ibarettir. Bence. Anılar belkemiğimiz değildir, en büyük sözleri isteyenler ve verenler sonra hepsiyle alay ederler. Geçmiş unutulmalıdır. |