The Invasion filminden bir dialog
Posted 24-12-2007 at 14:58 by Thunderpeak
-Ben psikiyatrist olduğunu söyledi. Çok ilgi çekici. Bu tam da benim ihtiyacım olan şey.
-Sana tüm Çeklere lazım olan şey lazım: kıçınıza Rus çizmesiyle sert bir tekme.
-Rus çizmeleri üretmiyor olmaları çok yazık. Hepsini Çin’de üretiyorlar.
-Beni tanıştırmadığın güzel bir kadının yanına oturtuyorsun, ve bana hakaret ediyorsun.
-Oh, başlamasına izin verme Henyo.
-Üzgünüm Yorish. Nâçizane özürlerimi kabul et.
-Dr. Bennell, Washington'un en kötü üne sahipdiplomatlarından biriyle tanışma şerefine nail oluyorsunuz. Arkadaşım ve bu nefis havyarın kaynağı Rusya büyükelçisi Yorish Kaganovich.
- Tanıştığımıza memnun oldum büyükelçi.
- O zevk tamamen bana ait.
-Henryk'in misafirleri genelde benim gibi yaşlı ve çirkin olurlar.
-Farklı olmasını dilerdim. Kimse senin kadar çirkin olamaz Yorish.
-"Çekoslovakya" Rusçada ne anlama gelir biliyor musunuz doktor? "Paspas" anlamına gelir.
-Rusça konuşanlar var mı hâlâ? Ben ölü bir dil olduğunu sanıyordum.
-Yüzsüz arkadaşım ve ben birbirimizden hoşlanıyor gibi davranırız, ama gizliden gizliye hasımızdır, çıkarlarımız için birbirimizi kullanırız. Ben
onun pahalı şampanyasını içmek için buradayım, o da beni gerçek havyar
bulabildiğim için davet ediyor. Bir nezaket maskesi gerçek çıkarlarımızı saklıyor. Dünyanın gerçek doğası budur, değil mi?
-Yorish, uslu dur.
-Sadece merak ediyorum. Uygarlığın bir yanılsama olduğunu söylüyorum, bir rol yapma oyunu. Gerçek olan bizim hâlâ ilkel içgüdülerimiz tarafından yönetilen hayvanlar olduğumuz. Bir psikiyatrist olarak bunun gerçek olduğunu biliyor olmalısınız.
-Dürüst olmak gerekirse büyükelçi, biri bana gerçeklerden bahsetmeye başladığı zaman daha çok dünya hakkında değil de kendileri hakkında
konuştuklarını duyuyorum.
- Çok doğru. Aferin.
- Belki haklısınız. Belki bu ülkede Rus olmak bir çeşit hastalıktır. Eee, ne dersiniz? Bana yardım edebilir misiniz? Bana bir ilaç verebilir misiniz? Dünyayı siz Amerikalıların gördüğü şekilde görmemi sağlamak için. Bir hap, Irak'ta, Darfur'da ya da en azından New Orleans'da olanları anlamamı sağlayabilir mi?
-Onun deliliği aklını çelmesin doktor. O bir Rus. Tartışmak onun için
nefes almak gibi bir ihtiyaçtır.
-Tüm söylediğim uygarlık ona en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda parçalanıyor. Uygun şartlar altında en korkunç suçları işleyecek kapasiteye sahibiz. Çıkan her krizin yeni bir vahşetle sonuçlanmadığı, her gazetenin savaş ve şiddet haberleriyle dolu olmadığı bir dünya hayal etmek...
-Şey, bu insanların insan olmayı bıraktıkları bir dünya hayal etmek olur.
Ben dediğiniz gibi hâlâ bazı hayvansal içgüdülere sahip olduğumuzu kabul ederken siz de bir kaç bin yıl öncekiyle aynı hayvan olmadığımızı kabul etmelisiniz.
- Doğru.
- Piaget, Kohlberg ya da Maslow, Graves, Wilber'ı okursanız hâlâ geliştiğimizi göreceksiniz. Bilincimiz değişiyor. Beş yüzyıl önce, post-modern feminist diye bir şey yoktu buna karşılık bugün bir
tanesi yanınızda oturuyor. Bu gerçek, dünyada yapılan bütün korkunç
şeyleri geri çeviremeyecek olsa bile en azından bir gün farklı
olabileceğimize dair bana ümit veriyor.
- Teşekkürler doktor.
- Bir şey değil büyükelçi.
-Mükemmel. Ben, evimize getirdiğin bütün o kadınlar arasından bununla evlenmene izin veriyoruz.
-Hey, bak şimdi.
-Birbirinize nasıl baktığınızı izliyorum.
- Oh, o kadar güzel ve zekisiniz ki.
- Görüyorsun, işte olan bu. Bu evin içinde akıllarına eseni söylüyorlar sonra da diplomatik dokunulmazlıkları olduğunu söylüyorlar.
- Birlikte yapacağınız çocukları bir düşünün.
- Yeter. Yeter.
-Sana tüm Çeklere lazım olan şey lazım: kıçınıza Rus çizmesiyle sert bir tekme.
-Rus çizmeleri üretmiyor olmaları çok yazık. Hepsini Çin’de üretiyorlar.
-Beni tanıştırmadığın güzel bir kadının yanına oturtuyorsun, ve bana hakaret ediyorsun.
-Oh, başlamasına izin verme Henyo.
-Üzgünüm Yorish. Nâçizane özürlerimi kabul et.
-Dr. Bennell, Washington'un en kötü üne sahipdiplomatlarından biriyle tanışma şerefine nail oluyorsunuz. Arkadaşım ve bu nefis havyarın kaynağı Rusya büyükelçisi Yorish Kaganovich.
- Tanıştığımıza memnun oldum büyükelçi.
- O zevk tamamen bana ait.
-Henryk'in misafirleri genelde benim gibi yaşlı ve çirkin olurlar.
-Farklı olmasını dilerdim. Kimse senin kadar çirkin olamaz Yorish.
-"Çekoslovakya" Rusçada ne anlama gelir biliyor musunuz doktor? "Paspas" anlamına gelir.
-Rusça konuşanlar var mı hâlâ? Ben ölü bir dil olduğunu sanıyordum.
-Yüzsüz arkadaşım ve ben birbirimizden hoşlanıyor gibi davranırız, ama gizliden gizliye hasımızdır, çıkarlarımız için birbirimizi kullanırız. Ben
onun pahalı şampanyasını içmek için buradayım, o da beni gerçek havyar
bulabildiğim için davet ediyor. Bir nezaket maskesi gerçek çıkarlarımızı saklıyor. Dünyanın gerçek doğası budur, değil mi?
-Yorish, uslu dur.
-Sadece merak ediyorum. Uygarlığın bir yanılsama olduğunu söylüyorum, bir rol yapma oyunu. Gerçek olan bizim hâlâ ilkel içgüdülerimiz tarafından yönetilen hayvanlar olduğumuz. Bir psikiyatrist olarak bunun gerçek olduğunu biliyor olmalısınız.
-Dürüst olmak gerekirse büyükelçi, biri bana gerçeklerden bahsetmeye başladığı zaman daha çok dünya hakkında değil de kendileri hakkında
konuştuklarını duyuyorum.
- Çok doğru. Aferin.
- Belki haklısınız. Belki bu ülkede Rus olmak bir çeşit hastalıktır. Eee, ne dersiniz? Bana yardım edebilir misiniz? Bana bir ilaç verebilir misiniz? Dünyayı siz Amerikalıların gördüğü şekilde görmemi sağlamak için. Bir hap, Irak'ta, Darfur'da ya da en azından New Orleans'da olanları anlamamı sağlayabilir mi?
-Onun deliliği aklını çelmesin doktor. O bir Rus. Tartışmak onun için
nefes almak gibi bir ihtiyaçtır.
-Tüm söylediğim uygarlık ona en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda parçalanıyor. Uygun şartlar altında en korkunç suçları işleyecek kapasiteye sahibiz. Çıkan her krizin yeni bir vahşetle sonuçlanmadığı, her gazetenin savaş ve şiddet haberleriyle dolu olmadığı bir dünya hayal etmek...
-Şey, bu insanların insan olmayı bıraktıkları bir dünya hayal etmek olur.
Ben dediğiniz gibi hâlâ bazı hayvansal içgüdülere sahip olduğumuzu kabul ederken siz de bir kaç bin yıl öncekiyle aynı hayvan olmadığımızı kabul etmelisiniz.
- Doğru.
- Piaget, Kohlberg ya da Maslow, Graves, Wilber'ı okursanız hâlâ geliştiğimizi göreceksiniz. Bilincimiz değişiyor. Beş yüzyıl önce, post-modern feminist diye bir şey yoktu buna karşılık bugün bir
tanesi yanınızda oturuyor. Bu gerçek, dünyada yapılan bütün korkunç
şeyleri geri çeviremeyecek olsa bile en azından bir gün farklı
olabileceğimize dair bana ümit veriyor.
- Teşekkürler doktor.
- Bir şey değil büyükelçi.
-Mükemmel. Ben, evimize getirdiğin bütün o kadınlar arasından bununla evlenmene izin veriyoruz.
-Hey, bak şimdi.
-Birbirinize nasıl baktığınızı izliyorum.
- Oh, o kadar güzel ve zekisiniz ki.
- Görüyorsun, işte olan bu. Bu evin içinde akıllarına eseni söylüyorlar sonra da diplomatik dokunulmazlıkları olduğunu söylüyorlar.
- Birlikte yapacağınız çocukları bir düşünün.
- Yeter. Yeter.
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Thunderpeak ait Blog Başlıkları
- HalaHula (05-06-2008)
- The original Indiana Jones: Otto Rahn and the temple of doom (04-06-2008)
- Bina Yanızlıyor (29-05-2008)
- İlk Sayım - Part Tu - Rivenc Of Dı Kapak (13-05-2008)
- James Hetfield (11-05-2008)










