Elmatepe
Posted 24-03-2008 at 20:56 by Thunderpeak
Elmatepe nam-ı diğer YARMA! Ereğli'nin merkezinden, çıkışına uzanan yol üstünde bir tepedir Elmatepe. Birçok farklı hikayesi vardır Yarma'ya Yarma denmesinin sebebi olarak. Bana en inandırıcı gelen tepenin tam ortasından geçen (tepeyi yaran) bir yolun bulunmasıdır. Zaman içinde alışılagelmiş bu sözden rahatsız olan bazı şahsı muhteremler başvuruyla ismini değiştirdiler. Zira bir yerde de haklıydılar. Minibüstesiniz ve muavin soruyor "Yarma var mı?" bunun üstüne ya "var" diyip insanların kıkırtılarına aldırmadan ineceksiniz yada hiçbirşey demedin bir müddet gidip müsait bir yerde ineceksiniz. Tabii bunun üzerine yaşanan tartışmalar ve alaylar da bu ismin değiştirilmesinde etkili olmuştur. O değiştikten sonra yıllardır "Dombay Deresi" diye anılan yerin adı da değiştirilip "Sakin Dere" oldu.
Şimdi gelelim tüm bunları neden anlattığıma. Dışarıda ahmak ıslatan denen ince yağmur sinsice sızarken çıktım ofisten bir görüşme yapmak üzere. Terslik bu ya gittiğim yerde yağmur rüzgarla yağıyordu ve şemsiye hiç fayda etmiyordu ama asıl terslik o değilmiş meğerse. Görüşmeyi yapacağım şirket taşınmış ve yürüyerek gitmek için çok uzaktaymış. Ben de neyse diyerek başladım minibüs beklemeye. Elmatepe'ye gitmem gerekiyor bir başka görüşme için. İnat mıdır nedir bugün talih, minibüs gelmek bilmiyor br türlü. Bir elimde rüzgarda uçmasın diye sıkıca tuttuğum şemsiyem, diğer elimde çantam, rüzgar kırbaç gibi vuruyor yağmur damlalarını yüzüme. Derken gözüküyor bir minibüs. Durması için işaret ediyorum ama basıkça basıyor ve uzaklaşıyor. Söylenmeye başlıyorum ki ikinci bir minibüs geliyor. Biniyorum. Bitkinim. Arka kapı açık, rüzgar yüzüme yüzüme vuruyor. Bu nasıl bir inattır. "Kaptan" diyorum "arka kapıyı kapatır mısın?" duymuyor...Bir daha sesleniyorum, gene duymuyor. Elinde cep telefonu birilerine laf yetiştiriyor. Birisi omzuna dokunup arka kapıyı kapatmasını söylüyor. Kapı kapanıyor. Bir müddet gidiyoruz. Muavin geliyor, ücreti alıyor...Canım sıkkın, yorgunum ve tepeden tırnağa ıslağım... Elmatepe görünüyor. Oturduğum yerden sesleniyorum "YARMA" minibüs Elmatepe'ye yaklaştıkça ayağa kalkıyorum ve kapıya ilerliyorum ama minibüs durmuyor harekete devam ediyor. "kaptan inecek var" diyorum. Minibüs yavaşlarken muvain yanıma geliyor "Kusura bakmayın, duymadım" diyor ve ben tüm o katastrofinin içinde "YARMA dedim ben sana, sen duymadın" diyorum....Ateş fışkırıyor suratımdan. Utancımdan yerin dibine girmek üzereyken kapı açılıyor ve ben alelacele inirken minibüsten arkama bile bakamıyorum...
Şimdi gelelim tüm bunları neden anlattığıma. Dışarıda ahmak ıslatan denen ince yağmur sinsice sızarken çıktım ofisten bir görüşme yapmak üzere. Terslik bu ya gittiğim yerde yağmur rüzgarla yağıyordu ve şemsiye hiç fayda etmiyordu ama asıl terslik o değilmiş meğerse. Görüşmeyi yapacağım şirket taşınmış ve yürüyerek gitmek için çok uzaktaymış. Ben de neyse diyerek başladım minibüs beklemeye. Elmatepe'ye gitmem gerekiyor bir başka görüşme için. İnat mıdır nedir bugün talih, minibüs gelmek bilmiyor br türlü. Bir elimde rüzgarda uçmasın diye sıkıca tuttuğum şemsiyem, diğer elimde çantam, rüzgar kırbaç gibi vuruyor yağmur damlalarını yüzüme. Derken gözüküyor bir minibüs. Durması için işaret ediyorum ama basıkça basıyor ve uzaklaşıyor. Söylenmeye başlıyorum ki ikinci bir minibüs geliyor. Biniyorum. Bitkinim. Arka kapı açık, rüzgar yüzüme yüzüme vuruyor. Bu nasıl bir inattır. "Kaptan" diyorum "arka kapıyı kapatır mısın?" duymuyor...Bir daha sesleniyorum, gene duymuyor. Elinde cep telefonu birilerine laf yetiştiriyor. Birisi omzuna dokunup arka kapıyı kapatmasını söylüyor. Kapı kapanıyor. Bir müddet gidiyoruz. Muavin geliyor, ücreti alıyor...Canım sıkkın, yorgunum ve tepeden tırnağa ıslağım... Elmatepe görünüyor. Oturduğum yerden sesleniyorum "YARMA" minibüs Elmatepe'ye yaklaştıkça ayağa kalkıyorum ve kapıya ilerliyorum ama minibüs durmuyor harekete devam ediyor. "kaptan inecek var" diyorum. Minibüs yavaşlarken muvain yanıma geliyor "Kusura bakmayın, duymadım" diyor ve ben tüm o katastrofinin içinde "YARMA dedim ben sana, sen duymadın" diyorum....Ateş fışkırıyor suratımdan. Utancımdan yerin dibine girmek üzereyken kapı açılıyor ve ben alelacele inirken minibüsten arkama bile bakamıyorum...
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Thunderpeak ait Blog Başlıkları
- HalaHula (05-06-2008)
- The original Indiana Jones: Otto Rahn and the temple of doom (04-06-2008)
- Bina Yanızlıyor (29-05-2008)
- İlk Sayım - Part Tu - Rivenc Of Dı Kapak (13-05-2008)
- James Hetfield (11-05-2008)










