68 Kuşağı Üzerine Yanlışlar
Posted 10-05-2008 at 09:54 by Thunderpeak
68 kuşağı, Deniz Gezmiş ile Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın ölüm yıldönümleri nedeniyle yeniden gündemde..
Yazar: Sina Çıladır
Proleter devrimcilikte anı yazma geleneği yoktur. Çünkü proleter devrimcilik kesintisiz bir süreçtir; yaşam noktalanıncaya kadar sürer... Anı geleneği, ununu eleyip eleğini duvara asmış “geçici yol arkadaşları”na özgü bir fantezidir. Devrimciler, yolunu anıların ışığında değil, devrimci pratiğin ışığında bulur, yönlerini öyle tayin ederler...
TV’lerde, gazetelerde Deniz’leri, buradan kalkarak 68 kuşağını anlatanlara, o dönemi tartışanlara bakıyorum.. Hemen hepsi ununu eleyip eleğini duvara asmış emekliler ile döneklerden oluşuyor!..
Bundan olacak, anlattıkları ya gerçeklere tam uymuyor; ya da dönemi ve kişileri bugünkü kafalarına göre yorumlayıp yanlış yansıtıyorlar..
Ben bu yıl da TV’lerdeki, gazetelerdeki –özellikle– dönek şovlarında üç yanlış yakaladım:
Birincisi, başta Deniz Gezmiş olmak üzere 68 kuşağının eylemci önderlerine yakıştırılan Atatürkçülüktü..
68 kuşağı, Gazi’ye ve Cumhuriyet Devrimi’ne büyük saygı duyan; Gazi’yi; “Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük devrimci” olarak anan/kutsayan bir kuşaktı..
Ama, “Atatürkçü” değildi.. Marksist-Leninist’ti! Nitekim, Gezmiş, idam sehpasında bunu dile getirmiş; “Yaşasın Marksizm-Leninizm ” diye haykırmıştı..
Bakıyorum.. Dönekler, ola ki bugünkü imajlarına zarar verir diye bunu saklıyorlar...
İkincisi, 68 kuşağı, “dış mihraklar tarafından provoke edilmiş” bir kuşak da değildi..
Dış etki yok muydu hiç peki?
Şu anlamda vardı:
60’lı yılların sonlarında Avrupa gençliği dev bir devrimci dalga halinde düzene başkaldırmıştı.. İkinci büyük savaşın yaralarını sarmaya çalışan yaşlı kıtayı yönetenler başta öğrenci-gençlik olmak üzere emekçi gençliğe karşı acımasızdı.. Gençlik, geleceğini karanlık görüyordu.. Yaşam koşulları da kötüydü..
Avrupa gençliği kaynıyor, daha adil bir düzen, sosyalist düzen istiyordu..
Fransa’da, Jean Paul Sartre gibi aydınlar gençliği destekliyor; eylemci gençlere sırtını dönen, De Gaulle iktidarı ile işçi ücretlerinin arttırılması için pazarlığa oturan sendikalar ile Komünist Partisi’ni devrime ihanetle suçluyorlardı..
Türkiye’deki 68 kuşağı tabii ki Avrupa’daki gençlik ayaklanmasından etkilenmişti.. Ama sadece onlardan değil.. Latin Amerika’daki devrimci kalkışmalar, bu arada önceki devrim kuramlarını altüst eden Küba Devrimi, Türkiye’deki 68 hareketine ivme kazandırmıştı..
68’liler, milli ve demokratik aşamalardan geçecek bir sosyalist devrimi öngörüyordu.. Tam bağımsızlık.. Feodalizmin tümüyle tasfiyesi ve sosyalizm!..
68’lilerin asgari ve nihai programı buydu..
Üçüncü yanlış; 68 kuşağını berrak bir kurama ve siyasal çizgiye sahip olmadan alelacele yola çıkan “avunturistler” olarak gören iddiaydı..
Bu da doğru değil. Tamam, “İlk ben başlatacağım” acelesi vardı; ama, 68’lilerin “pervaneler gibi kendilerini ateşe atan yiğit, ama romantik maceracılar” olduğu savı da saçma!..
O döneme ait kuramsal yazılar ve tartışmalar ile örneğin, Mahir Çayan’ın, benim de katkım olan “Kesintisiz Devrim” çalışması buna tanıktır.. Buna mahkemelerdeki savunmalar da eklenebilir..
Bugünkü genç kuşakların en büyük talihsizliği; efsanevi 68 kuşağını daha çok döneklerden öğreniyor (!) olmalarıdır!..
Bazen kendi kendime; “Proleter devrimcilikte keşke anı geleneği de olsaydı” diyorum..
Ne yazık yok!..
Sina Çıladır; şu anda çalışmakta olduğum Demokrat Medya Grubunun yayınladığı Demokrat Gazetesinin Yazı İşleri Müdürüdür.

Yazar: Sina Çıladır
Proleter devrimcilikte anı yazma geleneği yoktur. Çünkü proleter devrimcilik kesintisiz bir süreçtir; yaşam noktalanıncaya kadar sürer... Anı geleneği, ununu eleyip eleğini duvara asmış “geçici yol arkadaşları”na özgü bir fantezidir. Devrimciler, yolunu anıların ışığında değil, devrimci pratiğin ışığında bulur, yönlerini öyle tayin ederler...
TV’lerde, gazetelerde Deniz’leri, buradan kalkarak 68 kuşağını anlatanlara, o dönemi tartışanlara bakıyorum.. Hemen hepsi ununu eleyip eleğini duvara asmış emekliler ile döneklerden oluşuyor!..
Bundan olacak, anlattıkları ya gerçeklere tam uymuyor; ya da dönemi ve kişileri bugünkü kafalarına göre yorumlayıp yanlış yansıtıyorlar..
Ben bu yıl da TV’lerdeki, gazetelerdeki –özellikle– dönek şovlarında üç yanlış yakaladım:
Birincisi, başta Deniz Gezmiş olmak üzere 68 kuşağının eylemci önderlerine yakıştırılan Atatürkçülüktü..
68 kuşağı, Gazi’ye ve Cumhuriyet Devrimi’ne büyük saygı duyan; Gazi’yi; “Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük devrimci” olarak anan/kutsayan bir kuşaktı..
Ama, “Atatürkçü” değildi.. Marksist-Leninist’ti! Nitekim, Gezmiş, idam sehpasında bunu dile getirmiş; “Yaşasın Marksizm-Leninizm ” diye haykırmıştı..
Bakıyorum.. Dönekler, ola ki bugünkü imajlarına zarar verir diye bunu saklıyorlar...
İkincisi, 68 kuşağı, “dış mihraklar tarafından provoke edilmiş” bir kuşak da değildi..
Dış etki yok muydu hiç peki?
Şu anlamda vardı:
60’lı yılların sonlarında Avrupa gençliği dev bir devrimci dalga halinde düzene başkaldırmıştı.. İkinci büyük savaşın yaralarını sarmaya çalışan yaşlı kıtayı yönetenler başta öğrenci-gençlik olmak üzere emekçi gençliğe karşı acımasızdı.. Gençlik, geleceğini karanlık görüyordu.. Yaşam koşulları da kötüydü..
Avrupa gençliği kaynıyor, daha adil bir düzen, sosyalist düzen istiyordu..
Fransa’da, Jean Paul Sartre gibi aydınlar gençliği destekliyor; eylemci gençlere sırtını dönen, De Gaulle iktidarı ile işçi ücretlerinin arttırılması için pazarlığa oturan sendikalar ile Komünist Partisi’ni devrime ihanetle suçluyorlardı..
Türkiye’deki 68 kuşağı tabii ki Avrupa’daki gençlik ayaklanmasından etkilenmişti.. Ama sadece onlardan değil.. Latin Amerika’daki devrimci kalkışmalar, bu arada önceki devrim kuramlarını altüst eden Küba Devrimi, Türkiye’deki 68 hareketine ivme kazandırmıştı..
68’liler, milli ve demokratik aşamalardan geçecek bir sosyalist devrimi öngörüyordu.. Tam bağımsızlık.. Feodalizmin tümüyle tasfiyesi ve sosyalizm!..
68’lilerin asgari ve nihai programı buydu..
Üçüncü yanlış; 68 kuşağını berrak bir kurama ve siyasal çizgiye sahip olmadan alelacele yola çıkan “avunturistler” olarak gören iddiaydı..
Bu da doğru değil. Tamam, “İlk ben başlatacağım” acelesi vardı; ama, 68’lilerin “pervaneler gibi kendilerini ateşe atan yiğit, ama romantik maceracılar” olduğu savı da saçma!..
O döneme ait kuramsal yazılar ve tartışmalar ile örneğin, Mahir Çayan’ın, benim de katkım olan “Kesintisiz Devrim” çalışması buna tanıktır.. Buna mahkemelerdeki savunmalar da eklenebilir..
Bugünkü genç kuşakların en büyük talihsizliği; efsanevi 68 kuşağını daha çok döneklerden öğreniyor (!) olmalarıdır!..
Bazen kendi kendime; “Proleter devrimcilikte keşke anı geleneği de olsaydı” diyorum..
Ne yazık yok!..
Sina Çıladır; şu anda çalışmakta olduğum Demokrat Medya Grubunun yayınladığı Demokrat Gazetesinin Yazı İşleri Müdürüdür.

Toplam Yorumlar 2
Yorumlar
| | Son günlerde herkes bir tutturmuş 68 diye, ne aşağı iniyorlar ne de yukarı çıkıyorlar; 67 ya da 69 olsa olmaz mı, yok ille de 68... Simdi; bu abilerimizin bi türlü göremedigi bi sey var ki(eski kusak olduklarından heralde |
| Posted 10-05-2008 at 11:25 by Dave |
| | sorun bu ülkeninin insanın kafa yapısında .. siyasetçisinde nasıl iş yoksa 68 kuşağındada yok . |
| Posted 10-05-2008 at 14:11 by Serenity |
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Thunderpeak ait Blog Başlıkları
- İlk Sayım - Part Tu - Rivenc Of Dı Kapak (13-05-2008)
- James Hetfield (11-05-2008)
- Yanardağ ve Yıldırım (11-05-2008)
- 1927 Solvay Konferansı - SuperScience Team (11-05-2008)
- 68 Kuşağı Üzerine Yanlışlar (10-05-2008)











