Yitirilen
Ola ki yürürüm bir başka aşka
ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
unutma ki tek aşk olduğum sensin
âşık olduğum değil.
Karanlıkla süzülüyor içime yıkım
'dur' diyorum. yıkılıyorum...
uçurumları başucuma koyuyorum sonra
okşuyorum saçlarını rüzgarda
sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime
gitme diyorum, gitme! düşüyorum.
sonra beni soruyorlar bana
tanımıyorum diyorum daha hiç karşılaşmadık
aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça
yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
önce bir bir sonra hepsi
sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık
uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık.
Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana
öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta
her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra
tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte.
Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın
bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala?
vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
hala kaçıyor musun zamansız gözlerini bırakarak birilerinde
hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak
küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun?
kendin kadar aklımdasın.
Hala öyle savruk bir gök
hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi
ve aşkını şaşırmış bir tanrı.
Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara.
Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım
öyle bıraktığım gibi misin?
gerçeği yakmada hala usta mısın?
yoksa çırak mı yanarken yalanda
saçlarıma dolanan aydınlığımsın.
somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirde
anlattıkça eksilen tek anlam
anlattıkça eksilen tek anlam.
Hala bıraktığım gibi misin
Yoksa beni bıraktığın gibi mi?
kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma.
Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma.
Hala bıraktığım gibi misin?
Uzun zamandır Umut Altınçağ'ın yorumu ile dinlediğim ve cok beğendiğim bir şiir umarım sizde beğenirsiniz.
Yotubede videosu ile yeni karşılaştım, dinlemek isteyenlere ;
ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
unutma ki tek aşk olduğum sensin
âşık olduğum değil.
Karanlıkla süzülüyor içime yıkım
'dur' diyorum. yıkılıyorum...
uçurumları başucuma koyuyorum sonra
okşuyorum saçlarını rüzgarda
sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime
gitme diyorum, gitme! düşüyorum.
sonra beni soruyorlar bana
tanımıyorum diyorum daha hiç karşılaşmadık
aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça
yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
önce bir bir sonra hepsi
sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık
uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık.
Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana
öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta
her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra
tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte.
Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın
bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala?
vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
hala kaçıyor musun zamansız gözlerini bırakarak birilerinde
hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak
küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun?
kendin kadar aklımdasın.
Hala öyle savruk bir gök
hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi
ve aşkını şaşırmış bir tanrı.
Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara.
Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım
öyle bıraktığım gibi misin?
gerçeği yakmada hala usta mısın?
yoksa çırak mı yanarken yalanda
saçlarıma dolanan aydınlığımsın.
somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirde
anlattıkça eksilen tek anlam
anlattıkça eksilen tek anlam.
Hala bıraktığım gibi misin
Yoksa beni bıraktığın gibi mi?
kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma.
Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma.
Hala bıraktığım gibi misin?
Uzun zamandır Umut Altınçağ'ın yorumu ile dinlediğim ve cok beğendiğim bir şiir umarım sizde beğenirsiniz.
Yotubede videosu ile yeni karşılaştım, dinlemek isteyenlere ;
Ayyas Visual Trip
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
tafi ait Blog Başlıkları
- Pan Flut (29-02-2008)
- Birileri banada anlatsın ! (22-10-2007)
- Munshy (15-10-2007)
- Kısa bir öykü (07-07-2007)
- Yitirilen (24-03-2007)










