Yaralı Atlı

bire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!... "
O atlı benim şimdi, hani şu yuvarlanıp üstü başı toz içinde kalan zavallı atlı."Parıldayan nallar" da sensin. İkisi de parlıyor, ikisi de gözümü alıyor. Yine de ikisi de ulaşılmaz değil. "Uzaklaşan atlılar" geride "yaralı atlı”yı bıraktıklarını hatırlayabilirler. Sen de beni geride bıraktığını hatırlayabilirsin…
Sanırım "umut", diye buna diyorlar ya da "sevmek", "bağlanmak" diye buna diyorlar. Unutamamak diye buna diyorlar.
Aslında yazıya başlarken daha parlak, daha güzel şeylerden bahsetmek istiyordum. Güzel bir şeyler paylaşmak istiyordum bir kez de. Ama sanırım sadece hüzünlüyken dökebiliyorum duygularımı kelimelere. Yaşamadan yazamıyorum hiçbir şey ve unutamıyorum yaşadıklarımı ömrüm boyunca.
Sürpriz! Sürprizleri hatırlıyor musun? Hani bana yaptıklarını... Bi’ de yumurtalar vardı hani küçükken, onlar geldi aklıma; hani içinden ne çıkacağı belli olmayan yumurtalar vardı ya! Onlar gibisin sen de. Çikolata kaplısın. Yiyesi geliyor insanın, o kadar tatlısın. Yedikçe, karşıma bin bir sürprizle çıkıyorsun ve o sürprizler de yumurtadaki sürprizler kadar bilinmez. Ne zaman nerden çıkacağın belli olmuyor. Yine sürpriz yapar mısın bana, ya da sihirbazlık yapar mısın? Gölgem olur saklanır mısın yine arkamda? Elini bir an için bıraktığımda kaybolur, beni deli eder, sonra yine hiç tahmin etmediğim bir yerden çıkar mısın karşıma? Dolu dizgin yaşar mıyız yine hayatı? Şaşırtır mıyız insanları? Hani bi’ ip olsa mesela elimizde, bizi birbirimize bağlamaya yeter mi sence? Ya da kocaman bi’ kalp olsa elimizde, sığar mıyız sadece ikimiz o kalbin içine? Değiş tokuş eder miyiz fikirlerimizi? Oynar mıyız tatlı oyunlar yine?
Ne yaparız sence?
Ben de hâlâ umut olduğu sürece,
Yaparız gibi geliyor her şeyi gönlümüzce...
Yaşarız yine doludizgin bu hayatı. Değiş tokuş ederiz yine hayallerimizi. Sevmişse bir insan unutamaz kolay kolay. Başaramaz bunu, gidemez bu kadar kolay. Eğer gidiyorsa, bi’ tek bu cümle bu kadar yakışabilir, bu kompozisyonun sonuna:
"...ve deler sevgi dolu yüreğini, sevgi bilmeyen bir kurşun."
S. İpek Ortaer
21-10-2005
Toplam Yorumlar 1
Yorumlar
| | umut etmek...her seferinde umut edip hayalkırıklığına uğramak....bunları çok güzel yansıtmışsın ![]() |
| Posted 06-09-2007 at 23:53 by deathrider |
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Sound_Of_Silence ait Blog Başlıkları
- The COOK'tan Haberler... (05-07-2008)
- I love Humeyni - Yılmaz Özdil (13-06-2008)
- Fince Öğrenmek (05-06-2008)
- Sona 54 Kala (04-06-2008)
- Gökyüzünde yemek/Dinner in the sky (24-05-2008)












