Öğrenmek ve Sevmek Üzerine...

Bugün, kimseye değer vermemek ve aşkın büyüklüğünü anlayamayanlara âşık olmamak gerektiğini öğrendim. Öğrendim ama gönül ferman dinlemiyor ki kafasına kafasına vursan da (!)
Bugün, seni terk edip gitmem gerektiğini bir kez daha öğrendim. Bir kez daha öğrendim ama ne değişti? Gide bildim mi? Hayır. Peki, durup tutunacak gücüm var mı? Sanırım yok. Tutunacağım tüm şeyleri elimden aldın ve kaçıyorsun arkana bakmaksızın. Adalet mi yani şimdi bu?
Hayatımın kaybetmek ve yanılgılar üzerine kurulu olduğunu anladım bugün. Sayende. Bir zamanlar beni gerçekten çok ama çok sevdiğine beni inandırdığın için sağol. Bir zamanlar birinin beni gerçekten sevdiğini düşünmek gerçekten hoş bir şey. Ama bunların hepsinin bir yalan olduğunu bilmek benim için en büyük acı. Sırf benim için değil aslında. Yerimde kim olsa böyle düşünürdü sanırım. Sevmek… Karşılıklı sevilmek… Uğruna verebileceğin her şeyi vermek… Biraz azar işitmek ve manevi maddi karşındaki düşünmek belki… Belki de en büyük fedakârlık diğer insanlara vereceğin sevginden ödün verip tüm sevgini bir kişi üzerine yıkmak ve âşık olmak. En güzel hata ama en büyük hata belki de aynı zaman da…
Sanırım yine gece diyedir. Bilmiyorum; içimi bir şey kemiriyor. Kalbimi sökmek için bir şey uğraşıyor sanki. Ama dayanacağım. Kararlıyım bu konuda. Bazı şeyler fedakârlık gerektirir demiştin ya… Ben bana düşen fedakârlığı yaptığım halde devam edeceğim sanırım fedakârlıklarıma. Sen bunları görmek istemesen de… “Belki” diyorum bazen kendi kendime. “Belki bir gün büyür ve gerçekleri görebilir.” “Ben umutluyum… Peki, ama o çaba sarf ediyor mu?” Sanırım hiç çaba sarf etmiyorsun. Aslında sana “çabala” demek de istemiyorum. Bu içten gelmeli öncelikle. Bir de korkuyorum sanırım. Yine rol yaptığımı söylemenden korkuyorum. Ben senin beni ne kadar çok sevdiğini ve değer verdiğini söylemeni beklerken; sen benim bir yalancı olduğumu ve her şeyi bir rol için kurguladığımı söylememi istiyorsun. Ama bu çok saçma. Ben bir yanlış uğruna yalan söyleyemem ki; ben hiç yapmadığım şeyleri kabul ederek tüm yalanları üstelenip aldatmacaların en büyüğünü yapamam ki.
Off off… Bu yazıyı neden yazıyorum diye durup soracak bile vaktim yok şu anda. Her şey çok kısıtlı ve akıp gidiyor ellerimden. Biliyorum bu yazıyı hiç okumayacaksın ama yine de bir şeyler karalamak güzel bence. Belki yazarken bir şeyleri düşünürsem telepatik olarak sana iletebilirim diye düşünmek güzel. Dönüp dönüp okumak istemiyorum yazımı. Yazı niteliği taşıdığından bile şüpheliyim. Sadece insanın beynindeki kelimeleri kâğıda kusması… Toparlayamayacağım sanırım. Tek bildiğim ve hep tekrarladığım bir şey var o kadar… Seni seviyorum; hep seveceğim ve yemin ederim rol yapmıyorum… Sadece şimdilik gidip yatıyorum. İyi geceler…
S. İpek Ortaer
Mart 2006
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Sound_Of_Silence ait Blog Başlıkları
- The COOK'tan Haberler... (05-07-2008)
- I love Humeyni - Yılmaz Özdil (13-06-2008)
- Fince Öğrenmek (05-06-2008)
- Sona 54 Kala (04-06-2008)
- Gökyüzünde yemek/Dinner in the sky (24-05-2008)










