Garip Bir "İşten Çıkartılma Durumu"
{Gerçekten komik ve bir o kadar da hatalı bir işten çıkarma durumu olduğunu düşünüyorum. TOKİ'NİN yanısıra bence cnbc-e kanalı da çevirmenin işine son vermekle hata etmiş durumda.}
Nisan ayında, Türkiye’de bir altyazı çevirmeni yanlış çeviri suçlamasıyla işten çıkarılmıştı. CNBCe adlı kanalda yayınlanan Sopranos dizisinde anılan, Amerikan “Housing & Urban Development (HUD)” kurumunu “TOKİ” olarak çevrilmesi üzerine, TOKİ yetkilileri kanalı uyarmış, kanal da çevirmeni işten çıkarma ve diziyi yeniden yayınlama yoluna gitmişti. Çevirmen Ebru Kardeşler, yaptığı ayrıntılı basın açıklamasıyla bu uygulamanın yanlış ve yanıltıcı olduğunu belirtmişti.
Ve Ebru Kardeşler'in basın açıklaması:
Sabah gazetesinin 5 Nisan’daki haberiyle birlikte arasında sizin siteniz de bulunduğu haber sitelerinde “Yanlış Çeviri Özür Diletti” başlıklı haberler sadece tek yanlı bir görüş sunmakla kalmıyor aynı zamanda birtakım yanlış bilgilendirmeler de taşıyor.
İlk iddia “yanlış çeviri” iddiasıdır. Altyazı çevirisi hem birtakım teknik kısıtlamalar taşır (örneğin bir satırda, boşluklar dâhil ortalama 38 karakter zorunluluğu), hem de izleyicinin iki saniyelik okuma süresince en anlamlı karşılıkların bulunması yönünden bir çeviri zorluğu taşır. Amerika’daki Housing & Urban Development kuruluşunun Türkiye’deki bire bir karşılığı TOKİ’dir. Bunu İngilizcesiyle ya da HUD kısaltmasıyla bırakmak gerekirse o halde bir Amerikan dizisinde geçen Dışişleri Bakanlığı’nı da Foreign Affairs olarak ya da FA kısaltmasıyla bırakmak gerekir. Bu durumda İngilizce bilmeye zorunlu olmayan seyirci neyi nasıl anlayacak? Ya da Amerikan dizisinin Türkçe çevirisinde Dışişleri Bakanlığı olarak bire bir kurumsal karşılık kullanıldığında Dışişleri Bakanlığımızın ayağa mı kalkması gerekir? Şu halde bir Amerikan dizisinde emniyet müdürünün kirli bağlantıları varsa, ülkemizdeki emniyet müdürlerinin de galeyana gelmesi geriyor. Böyle bir mantık olabilir mi? Kurumsal adların çevirisinde, eğer bunların bire bir karşılıkları varsa, muhakkak ki bu karşılıklar kullanılır, eğer yoksa, çevirmen, başka bir yaratıcı çözümü teknik şartlar dahilinde zorlamaya çalışır. Yakın karşılıklar kullanılmadığı takdirde, seyirciden, konuyu anlama hakkından fedakârlık etmesi bekleniyor demektir.
İkinci iddia ise TOKİ’nin Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’ni kastediyor oluşudur ki, bu da doğru değildir. Sopranos adlı Amerikan dizisinde T.C Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nin geçmediği gayet açıktır. Üstelik TOKİ, T.C Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nin tescilli kısaltması değildir. Bir kısaltmanın tescilli olup olmadığı o kısaltmanın yanındaki uluslararası alanda kabul görmüş işaretlerden anlaşılır. İdarenin resmi sitesini ve bu sitede bulunan mevzuat sayfasında TOKİ kısaltmasında bu tescil işaretleri mevcut değildir. Eğer resmi olarak tescilliyse ve başbakanlığın resmi sayfalarında bu belirtilmemişse takdir edersiniz ki çevirmen de bundan haberdar olamaz.
Üçüncü iddia ise dizide TOKİ’ye “rüşvetçi” imasında bulunulduğudur. Bu iddia da tümüyle yanlıştır zira dizide bahsi geçen HUD (Housing & Urban Development)ya da bire bir kurumsal karşılığı olan Toplu Konut İdaresi rüşvetçi değil, mafya, siyaset ve sivil toplum örgütünden oluşan üç ayaklı bir dolandırıcılığa kurban giden idealist ve kamu hizmeti vermeye çalışan bir kurum olarak resmedilmiştir. Dolayısıyla T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nin burada kendisine “rüşvetçi” imasında bulunulduğu yönündeki endişesi dayanaksız bir kuruntudan ibarettir. Bu haberlere konusu olan eleştiri ve ithamlar kısaltmanın kullanıldığı ilk bölümden bir ay sonra, 21 Mart 2007 Çarşamba yayınlanan “The Strong Silent Type” adlı 410’uncu bölümü takiben gelmiştir. Kanalın talep ettiği üzere kısaltmanın kullanıldığı yerleri tek tek belirttim ve bu metinlerde TOKİ yerine HUD yazılması dışında başka bir düzeltme yapılmadı.
Söz konusu bölümün aslı ve çevirisi aşağıdaki gibidir:
The Sopranos Bölüm 408, “Watching Too Much Television”
Yayın tarihi: 28 Şubat 2007 Çarşamba
BRIAN : Actually, you ever hear of HUD?
: TOKİ'yi duydunuz mu hiç?
TONY : Housin’ development, yeah.
: Toplu konut idaresi, evet.
BRIAN : HUD was set up in part to help minorities and low income families become homeowners. As long as the Feds are guaranteeing the home mortgage, the banks figure what the hell. They’ll loan the money. You get a front man to buy houses in some crummy neighborhood. Talkin’ about some real shit boxes, maybe they’re worth like a hundred grand apiece. Next, you tie up with some nonprofit organization who goes to HUD... Says they intend to buy these houses from your stooge. They’re gonna convert ‘em to homes for workin’ class blacks, blah-blah-blah. Thing is, though...
: TOKİ'nin kurulmasındaki bir amaç da azınlıkların ve düşük gelirlilerin ev sahibi olmasını sağlamaktı. Federaller ipotek kredilerini garanti altına aldığı sürece bankalar da neden olmasın dedi ve kredileri verdiler. Kötü bir mahallede ev alması için bir paravan adam buluyorsun. Çöplük gibi yerler olacak, değeri yüz bin dolar civarında. Sonra kâr amacı gütmeyen bir organizasyonla anlaşacaksın. Organizasyon TOKİ'ye gidecek ve sizin kukladan bu evleri alıp işçi sınıfından siyahlara vermek istediğini söyleyecek.
…
RALPH : Dr. Fried, he’s a urologist. We’re gonna give him a half mil of our money. Have him grab up these four houses on Garside Street, for a hundred twenty five grand a piece. Once we own the houses we got an appraiser who’ll play ball. He’s gonna reappraise them in the three hundred thousand dollar range. What you do Maurice is you take the phony appraisals to HUD. Tell ‘em your Urban Housing thing wants to buy up these shitholes. Convert ‘em to low-cost housing for workin’ families. Once HUD guarantees the mortgage app... You take it to the bank. They cut a check and we whack it up nice.
: Dr. Fried, bir ürolog. Ona yarım milyon verip Garside Sokağı'ndan dört evi tanesi yüz yirmi beşten aldıracağız. Evleri aldıktan sonra bir bilirkişi tutacağız. Evlere üç yüz biner dolar civarında değer biçecek. Sen Maurice, sahte bilirkişi raporlarını TOKİ'ye götürecek ve Kent Konut Birliği'nin bu viraneleri satın alıp işçi aileleri için düşük maliyetli evlere dönüştürmek istediğini söyleyeceksin. TOKİ ipotek kredilerine garanti verince bankaya gideceksin. Banka çeki yazacak ve biz de güzelce bölüşeceğiz.
MAURICE : At which point I assume my organization fails to make the mortgage payment.
: Sonrasında organizasyonum ipotek kredilerini ödeyemeyecek.
ZELLMAN : Unforeseen construction delays, and repeated vandalism, forced the project into dissolution. We all walk away from the houses.
: Öngörülemeyen inşaat gecikmeleri ve sürekli verilen zararlar projenin iptaline neden olacak. Biz de evleri bırakıp gideceğiz.
RALPH : Your cut’ll be in the ten percent of the profit range.
: Senin payın kârın yüzde onu civarında olacak.
The Sopranos Bölüm 407, “Mergers & Acquisitions”
Yayın tarihi: 7 Mart 2007 Çarşamba
CARMELA : I was just wondering if you had any ideas what Tony and I should do with the proceeds from the property in Newark we sold?
: Tony'yle Newark'ta bir emlak sattık, ondan gelen gelirle ne yapabileceğimize dair bir önerin olur mu diye merak ediyordum.
BRIAN : HUD?
: TOKİ mi?
CARMELA : What?
: Ne?
The Sopranos Bölüm 410, “The Strong Silent Type”
Yayın tarihi: 21 Mart 2007 Çarşamba
JOHNNY SACK : How’s your real estate business?
: Emlak işin nasıl gidiyor?
TONY : Excuse me?
: Anlayamadım.
JOHNNY SACK : You know, HUD. Garside Street. You, Ralph, Zellman.
: TOKİ, işte. Garside Sokağı. Sen, Ralph, Zellman.
TONY : Zellman tell you this?
: Bunu sana Zellman mı söyledi?
JOHNNY SACK : Now, Carmine doesn’t know anything about this yet, Tony. I’m givin’ you an opportunity to cut a deal—make it right.
: Carmine henüz bilmiyor, Tony. Sana bir anlaşmayla durumu düzeltme şansı veriyorum.
TONY : Last time, Frelinghuysen Avenue I cut you in outta friendship, but that’s over, John. You got nothin’ comin’ to you. You or Carmine.
: Geçen sefer, Frelinghuysen Caddesi işinde dostluğumuza hürmetten size pay verdim. Ama o iş artık bitti, John. Bu işten bir şey alamazsınız. Ne sen ne de Carmine.
JOHNNY SACK : You sure you wanna go down this road, Tony?
: Bu yola girmek istediğinden emin misin, Tony?
Kaynak: 1
Kaynak: 2
Nisan ayında, Türkiye’de bir altyazı çevirmeni yanlış çeviri suçlamasıyla işten çıkarılmıştı. CNBCe adlı kanalda yayınlanan Sopranos dizisinde anılan, Amerikan “Housing & Urban Development (HUD)” kurumunu “TOKİ” olarak çevrilmesi üzerine, TOKİ yetkilileri kanalı uyarmış, kanal da çevirmeni işten çıkarma ve diziyi yeniden yayınlama yoluna gitmişti. Çevirmen Ebru Kardeşler, yaptığı ayrıntılı basın açıklamasıyla bu uygulamanın yanlış ve yanıltıcı olduğunu belirtmişti.
Ve Ebru Kardeşler'in basın açıklaması:
Sabah gazetesinin 5 Nisan’daki haberiyle birlikte arasında sizin siteniz de bulunduğu haber sitelerinde “Yanlış Çeviri Özür Diletti” başlıklı haberler sadece tek yanlı bir görüş sunmakla kalmıyor aynı zamanda birtakım yanlış bilgilendirmeler de taşıyor.
İlk iddia “yanlış çeviri” iddiasıdır. Altyazı çevirisi hem birtakım teknik kısıtlamalar taşır (örneğin bir satırda, boşluklar dâhil ortalama 38 karakter zorunluluğu), hem de izleyicinin iki saniyelik okuma süresince en anlamlı karşılıkların bulunması yönünden bir çeviri zorluğu taşır. Amerika’daki Housing & Urban Development kuruluşunun Türkiye’deki bire bir karşılığı TOKİ’dir. Bunu İngilizcesiyle ya da HUD kısaltmasıyla bırakmak gerekirse o halde bir Amerikan dizisinde geçen Dışişleri Bakanlığı’nı da Foreign Affairs olarak ya da FA kısaltmasıyla bırakmak gerekir. Bu durumda İngilizce bilmeye zorunlu olmayan seyirci neyi nasıl anlayacak? Ya da Amerikan dizisinin Türkçe çevirisinde Dışişleri Bakanlığı olarak bire bir kurumsal karşılık kullanıldığında Dışişleri Bakanlığımızın ayağa mı kalkması gerekir? Şu halde bir Amerikan dizisinde emniyet müdürünün kirli bağlantıları varsa, ülkemizdeki emniyet müdürlerinin de galeyana gelmesi geriyor. Böyle bir mantık olabilir mi? Kurumsal adların çevirisinde, eğer bunların bire bir karşılıkları varsa, muhakkak ki bu karşılıklar kullanılır, eğer yoksa, çevirmen, başka bir yaratıcı çözümü teknik şartlar dahilinde zorlamaya çalışır. Yakın karşılıklar kullanılmadığı takdirde, seyirciden, konuyu anlama hakkından fedakârlık etmesi bekleniyor demektir.
İkinci iddia ise TOKİ’nin Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’ni kastediyor oluşudur ki, bu da doğru değildir. Sopranos adlı Amerikan dizisinde T.C Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nin geçmediği gayet açıktır. Üstelik TOKİ, T.C Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nin tescilli kısaltması değildir. Bir kısaltmanın tescilli olup olmadığı o kısaltmanın yanındaki uluslararası alanda kabul görmüş işaretlerden anlaşılır. İdarenin resmi sitesini ve bu sitede bulunan mevzuat sayfasında TOKİ kısaltmasında bu tescil işaretleri mevcut değildir. Eğer resmi olarak tescilliyse ve başbakanlığın resmi sayfalarında bu belirtilmemişse takdir edersiniz ki çevirmen de bundan haberdar olamaz.
Üçüncü iddia ise dizide TOKİ’ye “rüşvetçi” imasında bulunulduğudur. Bu iddia da tümüyle yanlıştır zira dizide bahsi geçen HUD (Housing & Urban Development)ya da bire bir kurumsal karşılığı olan Toplu Konut İdaresi rüşvetçi değil, mafya, siyaset ve sivil toplum örgütünden oluşan üç ayaklı bir dolandırıcılığa kurban giden idealist ve kamu hizmeti vermeye çalışan bir kurum olarak resmedilmiştir. Dolayısıyla T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nin burada kendisine “rüşvetçi” imasında bulunulduğu yönündeki endişesi dayanaksız bir kuruntudan ibarettir. Bu haberlere konusu olan eleştiri ve ithamlar kısaltmanın kullanıldığı ilk bölümden bir ay sonra, 21 Mart 2007 Çarşamba yayınlanan “The Strong Silent Type” adlı 410’uncu bölümü takiben gelmiştir. Kanalın talep ettiği üzere kısaltmanın kullanıldığı yerleri tek tek belirttim ve bu metinlerde TOKİ yerine HUD yazılması dışında başka bir düzeltme yapılmadı.
Söz konusu bölümün aslı ve çevirisi aşağıdaki gibidir:
The Sopranos Bölüm 408, “Watching Too Much Television”
Yayın tarihi: 28 Şubat 2007 Çarşamba
BRIAN : Actually, you ever hear of HUD?
: TOKİ'yi duydunuz mu hiç?
TONY : Housin’ development, yeah.
: Toplu konut idaresi, evet.
BRIAN : HUD was set up in part to help minorities and low income families become homeowners. As long as the Feds are guaranteeing the home mortgage, the banks figure what the hell. They’ll loan the money. You get a front man to buy houses in some crummy neighborhood. Talkin’ about some real shit boxes, maybe they’re worth like a hundred grand apiece. Next, you tie up with some nonprofit organization who goes to HUD... Says they intend to buy these houses from your stooge. They’re gonna convert ‘em to homes for workin’ class blacks, blah-blah-blah. Thing is, though...
: TOKİ'nin kurulmasındaki bir amaç da azınlıkların ve düşük gelirlilerin ev sahibi olmasını sağlamaktı. Federaller ipotek kredilerini garanti altına aldığı sürece bankalar da neden olmasın dedi ve kredileri verdiler. Kötü bir mahallede ev alması için bir paravan adam buluyorsun. Çöplük gibi yerler olacak, değeri yüz bin dolar civarında. Sonra kâr amacı gütmeyen bir organizasyonla anlaşacaksın. Organizasyon TOKİ'ye gidecek ve sizin kukladan bu evleri alıp işçi sınıfından siyahlara vermek istediğini söyleyecek.
…
RALPH : Dr. Fried, he’s a urologist. We’re gonna give him a half mil of our money. Have him grab up these four houses on Garside Street, for a hundred twenty five grand a piece. Once we own the houses we got an appraiser who’ll play ball. He’s gonna reappraise them in the three hundred thousand dollar range. What you do Maurice is you take the phony appraisals to HUD. Tell ‘em your Urban Housing thing wants to buy up these shitholes. Convert ‘em to low-cost housing for workin’ families. Once HUD guarantees the mortgage app... You take it to the bank. They cut a check and we whack it up nice.
: Dr. Fried, bir ürolog. Ona yarım milyon verip Garside Sokağı'ndan dört evi tanesi yüz yirmi beşten aldıracağız. Evleri aldıktan sonra bir bilirkişi tutacağız. Evlere üç yüz biner dolar civarında değer biçecek. Sen Maurice, sahte bilirkişi raporlarını TOKİ'ye götürecek ve Kent Konut Birliği'nin bu viraneleri satın alıp işçi aileleri için düşük maliyetli evlere dönüştürmek istediğini söyleyeceksin. TOKİ ipotek kredilerine garanti verince bankaya gideceksin. Banka çeki yazacak ve biz de güzelce bölüşeceğiz.
MAURICE : At which point I assume my organization fails to make the mortgage payment.
: Sonrasında organizasyonum ipotek kredilerini ödeyemeyecek.
ZELLMAN : Unforeseen construction delays, and repeated vandalism, forced the project into dissolution. We all walk away from the houses.
: Öngörülemeyen inşaat gecikmeleri ve sürekli verilen zararlar projenin iptaline neden olacak. Biz de evleri bırakıp gideceğiz.
RALPH : Your cut’ll be in the ten percent of the profit range.
: Senin payın kârın yüzde onu civarında olacak.
The Sopranos Bölüm 407, “Mergers & Acquisitions”
Yayın tarihi: 7 Mart 2007 Çarşamba
CARMELA : I was just wondering if you had any ideas what Tony and I should do with the proceeds from the property in Newark we sold?
: Tony'yle Newark'ta bir emlak sattık, ondan gelen gelirle ne yapabileceğimize dair bir önerin olur mu diye merak ediyordum.
BRIAN : HUD?
: TOKİ mi?
CARMELA : What?
: Ne?
The Sopranos Bölüm 410, “The Strong Silent Type”
Yayın tarihi: 21 Mart 2007 Çarşamba
JOHNNY SACK : How’s your real estate business?
: Emlak işin nasıl gidiyor?
TONY : Excuse me?
: Anlayamadım.
JOHNNY SACK : You know, HUD. Garside Street. You, Ralph, Zellman.
: TOKİ, işte. Garside Sokağı. Sen, Ralph, Zellman.
TONY : Zellman tell you this?
: Bunu sana Zellman mı söyledi?
JOHNNY SACK : Now, Carmine doesn’t know anything about this yet, Tony. I’m givin’ you an opportunity to cut a deal—make it right.
: Carmine henüz bilmiyor, Tony. Sana bir anlaşmayla durumu düzeltme şansı veriyorum.
TONY : Last time, Frelinghuysen Avenue I cut you in outta friendship, but that’s over, John. You got nothin’ comin’ to you. You or Carmine.
: Geçen sefer, Frelinghuysen Caddesi işinde dostluğumuza hürmetten size pay verdim. Ama o iş artık bitti, John. Bu işten bir şey alamazsınız. Ne sen ne de Carmine.
JOHNNY SACK : You sure you wanna go down this road, Tony?
: Bu yola girmek istediğinden emin misin, Tony?
Kaynak: 1
Kaynak: 2
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Sound_Of_Silence ait Blog Başlıkları
- The COOK'tan Haberler... (05-07-2008)
- I love Humeyni - Yılmaz Özdil (13-06-2008)
- Fince Öğrenmek (05-06-2008)
- Sona 54 Kala (04-06-2008)
- Gökyüzünde yemek/Dinner in the sky (24-05-2008)










