Galata Kulesi

Ayyas  »  Bloglar  »  §ờµпđ_ờ₣_§ίℓĕп¢ĕ  »  Galata Kulesi

Biraz deliyim galiba Bir de herkesi ve herşeyi, herşeye rağmen her zaman seviyorum... Manyağım ben… Deli ötesi... Mal... Artık siz ne yakıştırırsanız...

Ya da şöyle diyelim " Kim; neyi, nasıl düşünmek istiyorsa..."

Saygılar efenim...
Bu Başlığı Değerlendirin

Galata Kulesi

Posted 21-08-2007 at 18:15 by Sound_Of_Silence
Updated 07-09-2007 at 00:08 by Sound_Of_Silence
Tarihçesi

Galata Kulesi'nin yapılışı hakkında çeşitli rivayetler var. Kuleyi Doğu Roma İmparatorlarından Anastasius
Oilozus'un 507 yılında bir fener kulesi olarak yaptırdığı ve Cenevizliler'in bu eski kuleyi genişletip büyüttükleri rivayetlerden birisidir. Daha çok üzerinde durulan ise Cenevizliler'in gelmelerinden sonra, 1348 yılında bölgelerini yabancılara karşı korumak amacıyla, Galata surlarını yaptırdıkları ve Galata Kulesi'nin bu surların baş kulesi olduğudur.

Galata adının nasıl verildiği de tam bilinmemektedir. Kelt Kavmi buradan geçerken, önderleri Brennos yönetiminde bu bölgede kaldıkları ve 'Galata' adının da bu nedenle yöreye verildiği söylenmektedir. Bir başka görüşe göre ise bu ad, Grekçe'de 'süt' anlamına gelen 'gala' sözcüğünden türemiştir. Galata sözcük olarak 'sütler', galatas 'sütçü' anlamına gelmektedir. Bir üçüncü görüşe göre, Galata adı İtalyanca'nın Cenova Lehçesi'nde 'yokuş' anlamına gelen 'caladdo' sözcüğünden türemiştir.

Yüksekliği 56 metre olan kuleye güney cephesinden dar bir kapı ile girilir. Bu kapıya, 10 basamaklı bir merdiven ile çıkılır. İçeride beş sahanlıklı ve 146 basamaklı bir merdiven vardır. Galata Kulesi'nin iç çapı, zemin katında 8.95 m.dir. Duvar kalınlığı 3.75 m olan kulenin zemin katında dış çapı ise 16.45 metredir. Dördüncü kattan sonra, Türk çağı yapımı olduğunu gösteren biçimde mazgallar ve beşinci katta top namlularının yerleştirildiği yuvalar vardır.

Tepesindeki haç işaretinden dolayı Cenevizlilerin "İsa Kulesi' adını verdikleri kule, Bizans tarafından bir çok kez yıkılmak istenmişse de Cenevizlilerin direnişi yıkımı engellemiştir.

Yerden külah ucuna kadar kulenin bütün yüksekliği 66.90 m.dir. Uzun bir tarihi geçmişe sahip olan kulenin başlangıçta tepesinden haçlı sivri bir külahın bulunduğu ve Fatih Sultan Mehmet'in bu külahı yıktırarak yeniden yaptırdığı, adına da Isa Kulesi denildiği belirtilmektedir. Fatih yazdığı bir manzume ile kuleyi tasvir ederken

Bağlamaz firdevse gönlini kalatayı gören
Servi anmaz anda ol Servi dilarayı gören
Bir firengi sivelü Isayi gördüm anda kim
Lebleri dirisüdür dir idi Isayi gören

Kule, fetihten sonra çeşitli devirlerde tamirler görmüş, yangınlar geçirmiştir. Kanuni devrinde Kasımpaşa tersanesinde çalıştırılan esirler için zindan olarak kullanılmış, daha sonraları tersanenin ambarı haline getirilmiştir. III.Murat zamanında kulenin rasathane olarak da kullanıldığı belirtilmektedir. Galata Kulesi'nin üzerinde duracağımız kısmı yangın kulesi olarak kullanılmıştır. Günün yirmi dört saati kule içinde dönerek yangın gözetleyen bıçkın köşklülerin birbirinden ilginç hikayeleri bulunmaktadır. Fransa'dan göç ederek gelen Gerçek Davut'un ilk tulumbayı yapmış ve bu tulumbanın Tophane yangınında kullanılıp başarısı görüldükten sonra, bir kısım yeniçeriler Gerçek Davut'un emrine verilmiş ve 1714 yılında ilk İtfaiye Teşkilatının kurulmasından sonra yangınların haber alınması ve duyurulması için çalışmalara başlanmış ve Galata Kulesi 1717'den itibaren yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.

Galata kulesi III. Selim döneminde 1794 yılına kadar taş duvar üzerine konulmuş üstü kurşunla ahşap bir külah ile iki odadan ibaretti. 25 Temmuz 1794'te Galata' da çıkan bir yangın sonucu bu çatı, odalar ve merdivenler tamamıyla yanmış ve yeniden onarılmıştır. Kuleye sivri bir külah konulmuş ve bugünkü kulenin en üst kısmına denk gelen yerde dört tarafa çıkıntılar verilmek üzere dört camlı köşk yapılmıştı. Kulede ayrıca üç oda ve etrafına birer sofa ve divanhane eklenmişti.

Galata'da 1831 günü çıkan yangında Galata' nın bir bölümü ve Galata Kulesinin ahşap kısımları yanmıştır. Bu yangına kadar kulenin en üst katında bir kahvehane bulunuyordu. Kulenin bugünkü şekli II. Mahmut döneminde yapılan onarımda verilmiştir. En üst katın biçimi değiştirilerek, buraya kemerli on dört büyük pencereli bir kat yapılmıştır. Bunun üstüne kurşun kaplı sivri bir külah yerleştirilip, pencerelerin önüne çepeçevre demir bir parmaklık takılarak, İstanbul'u her yönden panoramik görme imkanı sağlayan bir gezinti yeri yaratılmıştır. Ayrıca, Padişah bu kuleye bir saat koyulmasını emretmiştir.

Kule, 1864'te başlayan 'imar' çalışmalarında avlusunu, kapılarını, kıyıya inen sur duvarlarını kaybetti, hendekler dolduruldu. 1874'den itibaren sadece yangın gözetleme ve haber verme üssü haline getirildi. 18. Yüzyılda Galata Kulesi'ne, gece yarısını haber vermekle görevli bir Mehterhane Ocağı yerleştirildi. 1875'te Galata Kulesi'nin üst kısmı bütünüyle değiştirilip külah kaldırıldı.

Beyoğlu'nun büyük kesimi ile Haliç'in Eminönü'nden Eyüp'e kadar olan kesimi gözetleniyordu. İlk yangın gözetleme amacıyla kullanılmaya başlandığında, görülen yangın, sadece kule içine asılı kös vurarak halka duyuruyordu. Bu gelenek sürekli devam etmiş ama uzaklardan yangının haber alınabilmesi için kös çalmanın yanında bayrak ve fener asılmaya da başlanmıştır.

Yangın görüldüğü zaman İcadiye tepesine haber vermek için gündüz kırmızı bir bayrak ve geceleri kırmızı bir fener asılırdı. İcadiye tepesi yangının olduğunu görünce top atışı yapardı. Top sesini duyan bütün İstanbul halkı yangın semtini öğrenmek için "köşklü"leri beklerdi. İcadiye tepesinden yapılan top atışlarının, daha sonra II.Abdülhamit tarafından düşmanların geldiği şeklinde evhamlanması sebebiyle yasakladığı belirtilmektedir.

İstanbul içi, surların dışından, Haliç kıyısından, Eyüp ve Marmara kıyısından Yeşilköy'e kadar olan kısımda yangın olduğu zaman Galata kulesine, gündüzleri biri sarı biri kırmızı iki bayrak ve geceleri iki kırmızı fener asılırdı. Yangın, Kadıköy, Üsküdar ve Boğaziçi'nin Anadolu yakasında ise gündüzleri tek yeşil bayrak ve geceleri tek yeşil fener asılırdı. Beyoğlu tarafı ve Boğaziçi'nin Rumeli tarafı için ise gündüzleri bir beyaz bayrak ve geceleri bir beyaz fener asılırdı.

19. yüzyılın son yıllarında da Galata yangın kulesi ağalığı unvanıyla bir kadro verilmiştir. Kulede 18 köşklü bulunuyordu. Bunlar, başağa, ikinci ağa, çavuşlar ve neferler den ibaretti.

İstanbul Belediyesi kuleyi 1967'de II. Mahmud dönemindeki sekline göre onardı. Ve külah yerine konuldu, kulenin içine bir asansör konuldu ve pencereli üst kat, lokanta ve lokal olarak kiraya verildi. Dünyanın, içinde yemek servisi verilen en eski kulesi olduğu söylenen Galata Kulesi, turistler tarafından özellikle ilkbahar ve sonbaharda yoğun bir biçimde ziyaret ediliyor.


Yapı


Galata Kulesinin ölçülerinin Ceneviz dönemindekilerle aynı olduğu düşünülmektedir. Kule Haliç kıyısından 425 metre mesafede ve denizden 35 metre yukarıda bir tepenin üzerine kuruludur. Giriş kısmı kulenin kuzeyinde iki taraftan kıvrılarak gelen procennesin mermerinden yapılmıştır. Girişteki kitabede Pertev tarafından kuleyi Hicri 1248 (Miladi 1832) yılında restore ettirdiği için II. Mahmut'a yazdığı on altı mısralık methiye vardır. O zamana kadar ahşap olduğu düşünülen giriş merdivenleri II. Mahmut zamanındaki restorasyondan beri değişmemiştir. Kapının üstündeki pencere muhtemelen askerlerin nöbetçiye bakmaları için yapılmıştır. Kulenin dışarıdaki taban çapı 16.45 metre iç çapı 8.95 metredir, duvarların kalınlığı 3.75 metredir. Yüksek giriş katından sonra dokuz kat vardır. En üst katta seyir balkonu bulunmaktadır. Alt kattaki pencereler küçük açıklıklar halindeyken altıncı ve yedinci katta daha geniş bir hal almaktadır. Sekizinci katta yay şeklindeki geniş pencereler dokuzuncu katta büyük kemerli pencereler halindedir.

Güneydeki geniş giriş kısmı şu anda giriş lobisi olarak kullanılan ana hole açılır ve buradan asansörle yedinci kata çıkılır. Asansörün üstünde Muhteşem Süleyman'ın Baş Ressamı Matrakçı Nasuh tarafından 1535 yılında yapılan minyatürün bronz rölyefi bulunmaktadır. Daha önceleri beşinci kata kadar taş merdivenler ve üst kısımda ahşap merdivenler kullanılırken ahşap merdiven bugün yenilenerek Hazerfan Ahmet Çelebi'nin rölyefi olan yedinci kattan yukarı çıkmak için kullanılmaktadır. Gözlem balkonu yerden 51.75 metre yukarıda, konik tepenin başlangıç noktası 62.59 metre ve tepe noktası 69.90 metre yüksekliktedir.

Kule Üzerine Rivayetler:
**Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde Uluğdağ'dan bile rahatlıkla görüldüğü rivayet edilen kuledir: "fatih hazretlerinin tamir ettirdiği galata kulesi denizden 118 zira -yani yaklaşik 95 metre- yüksekliğindedir ki, göklere baş kaldırmıştır. zirvesi halis kurşunla örtülmüstür. istanbul surlarinin her yerden görünmemesine karşilik, bu galata kulesi çok uzaklardan dahi kolayca dikkati çeker. bursa'daki keşiş dagi' ndan bile -yani uludağ'dan- açık, seçik görülebilir. kuleye çıkılıp dürbünle bakılsa, bursa'nın imaretlerinin bile görüleceğini söylerler."

**Kavuşamayacak sevgililer Galata Kulesi'ne çıkamazmış. Siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bir şekilde bir engel çıkarmış ve ömür boyu hayatınızı geçireceğiniz kişi ile çıkarmışsınız sadece kuleye.

**Kulemiz Kız Kulesi'ne aşıkmış. Ancak Kız Kulesi çevresinde dolanan onca gemi arasından onu görmezmiş bile...

**Bir başka rivayete göre İstanbul'a gelen ilk cenevizlilerin gemilerine karanlıkta uçan bir martının yol gösterdiği, ve daha sonra bahsi geçen gemicilerin bu martıyı mesih sayıp ve inançlarınca isanın etini yemek sünnet olduğundan, kuşu yedikleri anlatılır. işte galata kuleside bu martının yuvasının olduğu yere cenevizliler tarafından inşa edilmiştir...


Galata Kulesiyle İlgili Olarak:

Hazerfan Ahmet Çelebi

Hazerfan Ahmet Çelebi Osmanlı döneminde 17. yy'da İstanbul'da yaşamış ve yaptığı kanatlarla uçmayı başarmış ilk havacıdır. Leonardo Da Vinci'nin kuşların uçuşuyla ilgili yaptığı çalışmalardan etkilendiği sanılmaktadır. Galata kulesinden uçarak boğazı geçmiştir. Hazerfan'ın arkadaşlarından Lagari Hasan Çelebi'de ilk uçuşunu konik tepeli içi barut dolu bir roket ile yapmıştır. Ahmet Çelebi'ye çok bilgili olması nedeniyle "1000 bilim" anlamına gelen Hazerfan ismi verilmiştir. Uçmayla ilgili ilk çalışmalarında onuncu yüzyılda yaşamış Türk bilim adamı İsmail Cevheri'den etkilenmiştir. Çelebi Cevheri'nin buluşlarını dikkatle inceleyip birçok defa denedikten sonra Galata Kulesi'ne tırmanıp kendini rüzgara bırakmış Boğaz'ı geçerek Anadolu yakasında Üsküdar sırtlarına konmuştur.

Bu olay büyük sansasyon yaratmıştır. Sultan IV. Murat önceleri bu işten çok memnun olsa da daha sonra Şeyhülislam tarafından aklı çelinmiştir. Hazerfan Cezayir'e sürülmüş ve orada 31 yaşında ölmüştür.

Bugün İstanbul'daki önemli havaalanlarından birine Hazerfan adı verilmiştir.

Ümit Yaşa Oğuzcan'ın Oğlu Vedat'ın İntiharı
6 Haziran 1973 günü Ümit Yaşar'ın oğlu Vedat Galata Kulesi'nden atlayacak intihar etmiştir. Oğuzcan oğlu anısına bir şiir yazmıştır.

galata kulesi

6 haziran 1973
piril piril bir yaz gunuydu
aydinlikti, guzeldi dunya
bir adam dustu o gun galata kulesinden
kendini bir anda birakti bosluga
omrunun baharinda
butun umutlariyla birlikte
paramparca oldu
bir adam dustu galata kulesinden
bu adam benim oglumdu

gencecikti vedat
isil isildi gozleri
ici
butun insanlar icin sevgiyle doluydu
cikti apansiz o donulmez yolculuga
kendini bir anda birakti bosluga
sondu gunes, karardi yeryuzu butun
zaman durdu
bir adam dustu galata kulesinden
bu adam benim oglumdu

"acarken ufkunda guller alevden"
cikti, her gunku gibi gulerek evden
kimseye belli etmedi icindeki yangini
yurudu, kendinden emin
sonsuzluga dogru
galata kulesinde bekliyordu ecel
bir fincan kahve, bir kadeh konyak
olum yolcusunun son arzusuydu buydu
bir adam dustu galata kulesinden
bu adam benim oglumdu

kucucuktu bir zaman
kucagima alir ninniler soylerdim ona
uyu oglum, uyu oglum, ninni
bir daha uyanmamak uzere uyudu vedat
6 haziran 1973
galata kulesinden bir adam atti kendini
bu nankor insanlara
bu kalles dunyaya inat
simdi yine bir ninni soyluyorum ona
uyan oglum, uyan oglum, uyan vedat.

umit yasar oguzcan

*Ayrıca Attila İlhan'ın "Yangın Gecesi"nde şöyle geçer:

"bu geceyi bağırtan ben değilim
bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu
bu uğultulu yangın gecesini
rezil rezil bağırtan ben değilim
gemiler kendileri bağırıyorlar
galata kulesi kendiliğinden bagırıyor
ben kendim bağırıyorum bilmeyerek
haykırdığımın farkında olmayarak
kirpiklerim bıyıklarım kavruluyorlar
yangın hayallerime sokuluyor "

Resimleri
Resim-1
Resim-2
Resim-3
Resim-4
Resim-5
Resim-6

Kaynaklar:
1
2

Görüntüleme 134 Yorumlar 0 Edit Tags Blog Başlığını Email ile Gönder
Toplam Yorumlar 0

Yorumlar

Yorum Gönderin Yorum Gönderin
Toplam Trackbacks 0

Trackbacks