Hrant Dink'i yitireli koca bir yıl geçti Hrant için! Adalet için!FEZA KURKÇUOGLU

Ayyas  »  Bloglar  »  title  »  Hrant Dink'i yitireli koca bir yıl geçti Hrant için! Adalet için!FEZA KURKÇUOGLU

description
Bu Başlığı Değerlendirin

Hrant Dink'i yitireli koca bir yıl geçti Hrant için! Adalet için!FEZA KURKÇUOGLU

Posted 15-01-2008 at 17:29 by sea60
Sevgili arkadaşımız, kardeşimiz Hrant Dink'i yitireli koca bir yıl geçti. Hrant, yaşamı boyunca adaletsizliğe karşı "adalet"in sesi oldu. Susmadı, mırıldanmadı... Yüksek sesle düşündüklerini dile getirdi. Adalet istiyordu, öldürdüler! Kardeşim Hrant'm "adalet" isteyen bir yazısını birlikte okuyalım istiyorum.

İşte, İnsan Hakları İstanbul Şubesi tarafından 2000 yılında yayınlanan "Tuzla Ermeni Çocuk Kampı - Bir El Koyma Öyküsü" isimli kitaptan Hrant Dink'in "Davacıyım Ey İnsanlık!.." başlıklı yazısından bir bölüm: "Aldılar bir sabah biz 13 çocuğu... Gedikpa-şa'dan yürüyerek Sirkeci'ye... Oradan vapurla Haydarpaşa'ya... Haydarpaşa'dan trenle Tuzla İstasyonu'na... İstasyondan da bir saat yürüyerek, göl ile denizi kenarlayan geniş, uçsuz bucaksız düz bir araziye götürdüler. O zamanın Tuzla'sı bugünkü gibi zenginlerin ve bürokratların villalarıyla dolu bir mekân değil... (...)

Üç yıl şafak vakti kalkıp, gece yarılarına dek çalışarak kamp binasını tamamladık. En kısa boylularımızdan biri olan 'Kütük' (Zakar'a böyle hitap ederdik) bir başına çimento torbasını kucaklayıp çatıya kadar çıkarabiliyordu. Geceleri uykuda yorgunluktan altımıza işerdik.

Sekiz yaşında gittim Tuzla'ya. Tam 20 yıl oraya emek verdim. Eşim Rakel'i orada tanıdım. Birlikte büyüdük. Orada evlendik. Çocuklarımız orada doğdu... 12 Eylül'den sonra kampımızın müdürünü 'Ermeni militan yetiştiriyor' suçlamasıyla içeri aldılar. Haksız bir suçlamaydı. Hiçbirimiz Ermeni militanlar olarak yetişti-rilmemiştik. Başsız kalan kampın ve yetimhanenin kapanmaması için görevi bu kez ben ve oradan yetişen arkadaşlarım üstlendik. Ama bir gün elimize bir mahkeme kâğıdı tutuşturdular...

'Siz Azınlık kurumları yer satın alma hakkına sahip değilmişsiniz! Biz zamanında size izin verirken yanlış yapmışız. Artık burası eski sahibinin olacak.' Beş yıl süren direnişimize rağmen yenildik... Ne yapalım ki, karşımızda devlet vardı. Şikayetim var ey insanlık!.. Bizi, yarattığımız uygarlığımızdan attılar. Orada yetişmiş bin beş yüz çocuğun alınterinin üstüne oturdular.

Bizlerin çocuk emeğini gasp ettiler. Orayı tekrar yoksul çocuklar için bir yetimhane yapsalardı, kimliği ne olursa olsun, yoksul ya da özürlü çocuklar için kamp olarak kullansalardı, hakkımı helal ederdim. Ama bu şekilde emeğimi helal etmiyorum. Ve artık bizim yarattığımız 'Tuzla Yoksul Çocuk Kampı'mız, bizim Atlantis uygarlığımız' şimdi bir harabe...

Çocuk cıvıltıları çekilince suyu da çekilmiş kuyunun... Binanın omuzları düşük... Toprak çorak... Ağaçlar küskün... Benim isyanımın pike uçuşları ise bin bir özenle yaptığı yuvası bir darbeyle yok edilmiş kırlangıcınki kadar keskin... Lakin çaresiz..." Kardeşim Hrant'ı adalet istediği için öldürdüler!

Şimdi "Hrant'in arkadaşları" adalet istiyorlar. Ölümünün birinci yıldönümünde, yurtiçinde, yurtdışında düzenlenecek etkinliklerde "Hrant için, Adalet için" diyerek Hrant'ı anacağız. Hrant'ın katillerine inat, "Hrant ölmedi, düşünceleriyle hâlâ yaşıyor!" diyerek artık biz "adalet" arayacağız. Hrant'ın arkadaşları, ne yazık ki onun öldürülmesini önleyemediler. Ama ona sözümüz, katillerinin karşılarına dikilip: "Hrant için, Adalet için!" diye haykırmaya, adalet aramaya devam edeceğiz!..

Kategori Etiketlenmemiş
Görüntüleme 109 Yorumlar 0 Edit Tags Blog Başlığını Email ile Gönder
Toplam Yorumlar 0

Yorumlar

Yorum Gönderin Yorum Gönderin
Toplam Trackbacks 0

Trackbacks