Bir köpeğin hikayesi.
Posted 10-02-2008 at 22:50 by Recnes
Bir varmış bir yokmuş... Develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, uçsuz bucaksız çöllerde yolunu kaybetmiş bir köpekcik varmış.
Bu köpekcik günler boyu çölde bir o yana bir bu yana aç susuz dolanırmış ama bir türlü çölden çıkışı bulamazmış. her gün kilometrelerce yol yürür, bazen bulduğu bir vahada susuzluğunu giderir dinlenirmiş. Her zaman bir istikhamete doğru yürüdüğünü zannedermiş ancak gece dinlenmek için bulduğu kuytulara girdiğinde, çöl fırtınaları kum tepelerinin yerlerini hep değiştirirmiş. Sabah uyandığında yola koyulan köpek bu yüzden hep yolunu kaybedermiş. Günler aylar geçmiş köpekcik bu devasa çölde yolunu bulmaya çalışarak hayatını geçirmiş. Karnını doyurmak için çölde yakaladığı çöl hayvanatlarını yermiş. Bir gün yine güneşin alnında yol teperken karnının acıktığını hissetmiş. Yiyecek birşeyler aranırken, bir orayı bir burayı koklarken karşısına bir kertenkele çıkmış. Başlamış kertenkeleyi kovalamaya. Koşmuşta koşmuş kertenkeleyi yakalamk için. Kertenkele de can havliyle bir oraya bir buraya savrulup duruyormuş. Tam o esnada köpekcik durmuş. Karşısındaki manzaraya inanamamış. Gözlerini ovuşturmuş, kendini çimdirmiş. Bunun bir rüya olmadığından emin olduğunu anladığında sevinç çığlığını basmış "Hav!Hav!" (kurtuldummm).
Karşısındaki manzara bir ormanlıkmış. Patilerinin çime değmesi ile bir rahatlık kaplamış içini. Ormanın dingin ılık rüzgarı tüylerini yalamış geçmiş, ağaçlarının hışırtısı ise ninni gibiymiş. Biraz ilerledikten sonra bir pınarın kenarına gelmiş. Berrak suya vuran güneş ışı gözünü kamaştrıyormuş. Yaklaşmış, eğilmiş ve buz gibi sudan kana kana içmiş. Yorgunluğun acısı öyle çökmüş ki üzerine hemen yanındaki çınar ağacının gögesine sokulup kafasını patisinin üzerine koyup uyumaya başlamış.
Bu sırada ormanın içinde güzeller güzeli bir tavşan, oradan oraya neşe içinde koşuşturarak gezmekteymiş. Tavşancık o ormanın güzel prensesiymiş. Gittiği her yere ışık saçar, beraberinde tüm güzellikleri götürürmüş. Geçtiği yollarda allı al nar çiçekleri, güneş gibi turuncu portakal çiçekleri, bembeyaz lâleler kısacası envai çeşit rengarenk çiçekler açarmış. Bu gezinmeleri sırasında pınarın kenarına gelmiş. Su içmek için pınara eğilmiş, iki yudum alıp tam kafasını kaldırdığında karşısında köpeği görmüş. Köpekde Tavşanın sesine uyanmış onu izliyormuş. Tavşan önceleri ürkmüş, ama köpeğin sevimli bakışlarına takılmış gözleri. Köpekse tavşanı gördüğünde yerine çakılmış kalmış, güzelliği ve zerafetiyle nutkunu bağlamış.
Köpek kendini toplayıp tavşancığa selam etmiş, tavşancık selamını almış. Sen de kimsin yabancı? demiş tavşancık. Ben uzun zamandır çöllerde yolumu kaybetmiş bir garip köpeğim demiş köpek. Şans eseri bu ormanı buldum demiş. Tavşancık gözlerini köpekten alamışyormuş bir türlü, Köpekte tavşandan. Nasıl oldu da kayboldun çölde demiş tavşancık. Köpek başlamış anlatmaya. Köpek anlattıkca tavşancık daha rahat duymak için her cümlede bir adım daha yaklaşmış köpeğe, köpek de geri kalmamış. Adım adım yaklaşmışlar birbirine. Köpek işte böyle demiş hikayesini bitirdiğinde. Tavşancık köpeğin durumuna çok üzülmüş, demiş ki; ben bu ormanın prensesiyim, istediğin kadar burada kalabilirsin. Köpek teşekkür etmiş. Tavşan benim gitmem gerek demiş sen istediğin gibi gez dolaş demiş. Tavşancık tam arkasını döndüğünde köpek seslenmiş. Seni tekrar görebilecek miyim diye. Tavşancık tabiki ben buraların prensesiyim unuttun mu demiş ve uzaklaşmış.
Köpekcik bütün gün tavşanı düşünüş durmuş, güzelliği ile büyülenmiş resmen. O gece tavşancığı da uyku tutmamış. Ertesi gün tavşan ile köpek yien karşılaşmışlar. Zamanla muhabbetleri giderek koyulaşmış. Artık her gün görüşüyorlarmış. Bir gün köpek dayanamamış ve tavşana ondan hoşalndığını söylemiş. Tavşancığında duyguları çok farklı değilmiş ve köpekciğe karşılığını göstermiş. Günler içinde mutlu mesut yaşamaya başlamışlar. Hergün beraberlermiş. Gel zaman git zaman köpekcik tavşana daha da layık olabilmek için hayatını düzene koymaya başlamış. Ancak bu hızlı düzen değişikliği yüzünden tavşancıkla pek görüşemez olmuşlar. Tavşancık ise sevdiğini hep yanında istemiş. Fakat köpekcik hırslıymış ilerdeki güzel günler için çalışmaktan tavşanı ihmal etmiş. Artık haftada bir ya da iki kez görüşür olmuşlar.
Tavşancık bir gün köpek ile karşılaştığında oldukça soğuk davranmış ona. köpek ne olduğunu şaşırmış. Neden böyle davrandığını sorduğunda ise tavşanın artık köpeği istemediğini öğrenmiş. Bu köpeğe öyle koymuş ki tozu dumana katarak ormanın içinde koşmaya başlamış üzüntüsünden. Önüne bakmadan o kadar çok koşmuş ki yorulup bir tepeciğe oturmuş ve üzüntüsünden ağlamaya başlamış. Gözlerii açtığında ise bir kum tepeciğinde oturduğunu farketmiş. etrafına bakmış bakmış ama ormanı bir daha hiç görememiş.
O gün bu gündür köpekcik yaptığı hataların pişmanlığı içinde çölde yolunu kaybetmiş bir biçimde dolanıp dururmuş. Tavşansız geçen her gün köpeğin sırtına eklenen bir yük, içindeki tarifsiz acının büyümesine sebep olmuş. Tavşancıkmış tek düşünebildiği. Bir gün tavşancığın onu affedip kurtaracağını düşünerek yine gecenin bir kuytusunda uykuya dalmış, sadece rüyalarında görebildiği tavşancıkla buluşmak için...
(O'na ithafen)
Bu köpekcik günler boyu çölde bir o yana bir bu yana aç susuz dolanırmış ama bir türlü çölden çıkışı bulamazmış. her gün kilometrelerce yol yürür, bazen bulduğu bir vahada susuzluğunu giderir dinlenirmiş. Her zaman bir istikhamete doğru yürüdüğünü zannedermiş ancak gece dinlenmek için bulduğu kuytulara girdiğinde, çöl fırtınaları kum tepelerinin yerlerini hep değiştirirmiş. Sabah uyandığında yola koyulan köpek bu yüzden hep yolunu kaybedermiş. Günler aylar geçmiş köpekcik bu devasa çölde yolunu bulmaya çalışarak hayatını geçirmiş. Karnını doyurmak için çölde yakaladığı çöl hayvanatlarını yermiş. Bir gün yine güneşin alnında yol teperken karnının acıktığını hissetmiş. Yiyecek birşeyler aranırken, bir orayı bir burayı koklarken karşısına bir kertenkele çıkmış. Başlamış kertenkeleyi kovalamaya. Koşmuşta koşmuş kertenkeleyi yakalamk için. Kertenkele de can havliyle bir oraya bir buraya savrulup duruyormuş. Tam o esnada köpekcik durmuş. Karşısındaki manzaraya inanamamış. Gözlerini ovuşturmuş, kendini çimdirmiş. Bunun bir rüya olmadığından emin olduğunu anladığında sevinç çığlığını basmış "Hav!Hav!" (kurtuldummm).
Karşısındaki manzara bir ormanlıkmış. Patilerinin çime değmesi ile bir rahatlık kaplamış içini. Ormanın dingin ılık rüzgarı tüylerini yalamış geçmiş, ağaçlarının hışırtısı ise ninni gibiymiş. Biraz ilerledikten sonra bir pınarın kenarına gelmiş. Berrak suya vuran güneş ışı gözünü kamaştrıyormuş. Yaklaşmış, eğilmiş ve buz gibi sudan kana kana içmiş. Yorgunluğun acısı öyle çökmüş ki üzerine hemen yanındaki çınar ağacının gögesine sokulup kafasını patisinin üzerine koyup uyumaya başlamış.
Bu sırada ormanın içinde güzeller güzeli bir tavşan, oradan oraya neşe içinde koşuşturarak gezmekteymiş. Tavşancık o ormanın güzel prensesiymiş. Gittiği her yere ışık saçar, beraberinde tüm güzellikleri götürürmüş. Geçtiği yollarda allı al nar çiçekleri, güneş gibi turuncu portakal çiçekleri, bembeyaz lâleler kısacası envai çeşit rengarenk çiçekler açarmış. Bu gezinmeleri sırasında pınarın kenarına gelmiş. Su içmek için pınara eğilmiş, iki yudum alıp tam kafasını kaldırdığında karşısında köpeği görmüş. Köpekde Tavşanın sesine uyanmış onu izliyormuş. Tavşan önceleri ürkmüş, ama köpeğin sevimli bakışlarına takılmış gözleri. Köpekse tavşanı gördüğünde yerine çakılmış kalmış, güzelliği ve zerafetiyle nutkunu bağlamış.
Köpek kendini toplayıp tavşancığa selam etmiş, tavşancık selamını almış. Sen de kimsin yabancı? demiş tavşancık. Ben uzun zamandır çöllerde yolumu kaybetmiş bir garip köpeğim demiş köpek. Şans eseri bu ormanı buldum demiş. Tavşancık gözlerini köpekten alamışyormuş bir türlü, Köpekte tavşandan. Nasıl oldu da kayboldun çölde demiş tavşancık. Köpek başlamış anlatmaya. Köpek anlattıkca tavşancık daha rahat duymak için her cümlede bir adım daha yaklaşmış köpeğe, köpek de geri kalmamış. Adım adım yaklaşmışlar birbirine. Köpek işte böyle demiş hikayesini bitirdiğinde. Tavşancık köpeğin durumuna çok üzülmüş, demiş ki; ben bu ormanın prensesiyim, istediğin kadar burada kalabilirsin. Köpek teşekkür etmiş. Tavşan benim gitmem gerek demiş sen istediğin gibi gez dolaş demiş. Tavşancık tam arkasını döndüğünde köpek seslenmiş. Seni tekrar görebilecek miyim diye. Tavşancık tabiki ben buraların prensesiyim unuttun mu demiş ve uzaklaşmış.
Köpekcik bütün gün tavşanı düşünüş durmuş, güzelliği ile büyülenmiş resmen. O gece tavşancığı da uyku tutmamış. Ertesi gün tavşan ile köpek yien karşılaşmışlar. Zamanla muhabbetleri giderek koyulaşmış. Artık her gün görüşüyorlarmış. Bir gün köpek dayanamamış ve tavşana ondan hoşalndığını söylemiş. Tavşancığında duyguları çok farklı değilmiş ve köpekciğe karşılığını göstermiş. Günler içinde mutlu mesut yaşamaya başlamışlar. Hergün beraberlermiş. Gel zaman git zaman köpekcik tavşana daha da layık olabilmek için hayatını düzene koymaya başlamış. Ancak bu hızlı düzen değişikliği yüzünden tavşancıkla pek görüşemez olmuşlar. Tavşancık ise sevdiğini hep yanında istemiş. Fakat köpekcik hırslıymış ilerdeki güzel günler için çalışmaktan tavşanı ihmal etmiş. Artık haftada bir ya da iki kez görüşür olmuşlar.
Tavşancık bir gün köpek ile karşılaştığında oldukça soğuk davranmış ona. köpek ne olduğunu şaşırmış. Neden böyle davrandığını sorduğunda ise tavşanın artık köpeği istemediğini öğrenmiş. Bu köpeğe öyle koymuş ki tozu dumana katarak ormanın içinde koşmaya başlamış üzüntüsünden. Önüne bakmadan o kadar çok koşmuş ki yorulup bir tepeciğe oturmuş ve üzüntüsünden ağlamaya başlamış. Gözlerii açtığında ise bir kum tepeciğinde oturduğunu farketmiş. etrafına bakmış bakmış ama ormanı bir daha hiç görememiş.
O gün bu gündür köpekcik yaptığı hataların pişmanlığı içinde çölde yolunu kaybetmiş bir biçimde dolanıp dururmuş. Tavşansız geçen her gün köpeğin sırtına eklenen bir yük, içindeki tarifsiz acının büyümesine sebep olmuş. Tavşancıkmış tek düşünebildiği. Bir gün tavşancığın onu affedip kurtaracağını düşünerek yine gecenin bir kuytusunda uykuya dalmış, sadece rüyalarında görebildiği tavşancıkla buluşmak için...
(O'na ithafen)
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Recnes ait Blog Başlıkları
- Uzunyol Uyanıkları (30-06-2008)
- Vangelis - Tibet (A Passage To) (21-06-2008)
- AÖF 2008 Yılsonu sınavları açıklanmış. (21-06-2008)
- Opera 9.50 Çıktı (21-06-2008)
- 250 ağaç yanacaktı az daha. (16-06-2008)










