Felsefe denen tek dişi kalmış canavar.

Ayyas  »  Bloglar  »  title  »  Felsefe denen tek dişi kalmış canavar.

description

Felsefe denen tek dişi kalmış canavar.

Posted 04-04-2007 at 15:56 by Psychedelic
Öyle garip bir şeydir ki şu felsefe denen. Bazısının hoşuna gitmeyen şeyleri eleştirdiği bazısınında hoşuna giden şeyleri kanıtladığı ve aynı zamanda kanıtlanamamanın bile kanıtlanıp kendi durumuyla çelişkiye düşmüş olmanın umursanmadığı kelimeler bütünüdür. Platon u Aristoteles çürütmüştür hem de platon un mantığıyla. Sonra sofistler kanıtlanamaz kanıtlansa da anlaşılmaz anlaşılsa da anlatılmaz diyee bir cümle ortaya atıp,sırf cümlenin düşünsel estetiğinden ötürü bu konuda tartışılmasına sebeb olup yüzyıllarca kafaları meşgul etmişlerdir. Sokrat ı da unutmamak lazım tabi kendini öldürterek(Hatta Atinayı öğrencisinin öğrencisi Aristo gibi terk edebileceği yerde gönüllü ölüme giderek) bir kavramı kanıtlama(akılcılık) uğraşına girmiş yegane memeli hayvanlardan birisidir kendileri. Aynı durum Aristonun başına musallat olduğunda o icat ettiği tek yönlü mantığı kullanarak 'Atina da bir filozof un daha öldürülmesine gönlüm razı olmadı' diyecektir haklı olarak hocalarından öğrendikleriyle kendini geliştirmiş olduğundan. Sonra hıristiyanlık,Roma İmparatorluğunun geleceği açısından(Doğu Roma) faydalı bir inanç olduğu kabul edildiği için,bu inancı en iyi kim ispatlayabilir diye düşünülüp Aristo imdada çağrılmıştır. Skolastik denilen bu dönem işine geldiğinde antikçağ sofistleri gibi bedenden vazgeçen bir yaşamı işine geldiğinde de artık dümdüz hale getirilmiş Aristo mantığını kullanarak,kimsenin inanca karşı çıkamamasını rahatlıkla sağlamıştır. Tapınaklarda ağıt yakıp bağışlarla güç kudret sahibi olan Rahiplerden de böyle bir felsefe beklenebilir tabi ki ancak. O sırada Müslümanlık sayesinde düşünmeye karar vererek Romanın paralı korsanı olmaktan vazgeçen Arap kabileleri de Devlet kurmanın mantığını kavramış ancak bu iş karmaşık olduğundan kütüphanelere giden bilginler üretmiştir. Anlaşılmıştır ki Yunanlılar haklıdır. Bu sayede Sonunda Roma imparatorluğunun yıkılabilir bir imparatorluk olduğu anlaşılarak karşı bir güç meydana getirilebilmiştir. Neyseki Asyadan gelen savaş uzmanları sonunda bunu başarmış fakat ortaya hiç umulmadık bir durum çıkmıştır. Çünkü O zamanlar habire kurtarıcı beklemeye alıştırılmış Hıristiyanlık sürüsü kurtarıcı bir türlü gelmeyince yeniden Antik Yunanlılara başvurarak (Onu da müslüman dostlarından öğrenmişlerdir Romadan kaçan Bilginler sayesinde) 'Biz ne saçmalamışız bu kendini filozof sanan Rahipler yüzünden bu kitaplarda yazmıyo öyle bir şey?' Diyerek kendine gelmiş, Katedral yapma teknolojisinden başka teknolojilerin de varolabileceğini düşünmeye başlamıştır. Tabi bu arada felsefe geri gelmiş,her şey üzerinde yeniden tartışılmaya başlanmıştır farklı kelimelerle. Mesela David Hume melek yoktur onu biz kuş ile insanı birleştirip zihnimizde yapmışız derken, Descartes düşünebildiğine hayret edip yaşadığını ve dolayısıyla da varolduğunu fark ederek analitik geometriyi icat etmiş Rasyonalist olduğu halde Dualist bir şüpheci(Ruh-Beden ayrılığı) Platon u mantıklı bulmuştur.(Ne çelişki ama) Tüm bu tartışmalar sırasında Bir tek o güne dek Demokritos ve takipçisi şair filozof(Çok tehlikeli bir birleşim) Epikuros mantıksız konuşan bir deli olarak adlandırılsalar da, ilerde en çok onlar mantıklı bulunacaktır, her şey sırayla.(Atom teorisi) Kant en sevilmeyen filozof olma başarısına ulaşarak(Anlaşılmaz zeka disiplinleri geliştirip Aristoya özenmiştir çünkü) Biz bize yansıyanı görürüz kendinde şey ne bilemeyiz demiş ve önceki tüm tartışmaları susturmuştur.(İdea mı madde mi,ruh mu beden mi,sezgi mi deneylenen mi gibi) Fakat Hegel e bu yetmemiş demek ki evren,Karşıtların birliğidir diyerek hem karşıtlığı hem de Mutlak Tin adını verdiği Tanrı hayaletini kullanmak vasıtasıyla sömürgeci Prusya devletine ideolojik bi temel yaratmıştır Mutlak Devlet kavramıyla.(Platon u da unutmamış tabi) İnsan yaşamıyla alakasız bu tür tartışmaların çok abartıldığını fark ederek sinirlenen Karl Marx ise Hegel e kızarak,Baş aşağı duruyorsun demek suretiyle onu gerçeğe yani tüm bu düşüncelerin insanların eylemine dair olduğunu anlatmış fakat Hegel bunu duymamıştır. Bu arada Nietzsche tüm bunların ne kadar çelişik olduğunu görmüş kendisi de felsefe ile ilgili olduğundan acılar içinde kıvranmıştır. Bugün bile Hegelciler ile Marx çılar arasında kavga sürse de Hıristiyan sürüsü daha çok şeyi fark etmiş olmanın getirdiği üretimle kendi borusunu öttürmenin yolunu bulmuştur onca açlık ve sefaletten sonra. Fakat sorular ve cevapları seçilen kelimeler dışında hiç değişmemiş, felsefe başka şeylerin aracı olmayı sürdürmüştür. Her ne kadar çok yüceltilen görelilik herakleitos un her şey akar genel doğru yoktur düşüncesine gitse de sonrasında felsefi düşünceyle gelişen matematik ve geometri Descartes yüzünden kesin doğruluk ilkesi olarak kabul edilmekte ve materyalistlerin de tanrıya ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır.(Her ne kadar reddediyor görünseler de Tanrı zar atmaz diyen bir Einstein ımız vardır) Bakalım sıra da hangi eski filozof un garip düşüncesinden yeni bir gelecek inşa etmenin matematiksel ve sosyolojik temeli atılacak. Belki de Kuantum ve Khaos teorileri Büyük birleşik kuvvet ilkesinin de bulunmasıyla (Şu an her yerde aranan cosmic gizem) bi bakmışınız eski mutlakiyetçilerin savaşan evren özgürlüğün yansımasıdır tarzında bir rahip bilgeler(Bilimadamı devletbaşkanları) dönemine götürür bizi.
psychedelic

Kategori Etiketlenmemiş
Görüntüleme 169 Yorumlar 0 Edit Tags Blog Başlığını Email ile Gönder