Khard. Bölüm 2 -Tanrılarla konuşmak-
Posted 18-04-2007 at 20:33 by ozy
Gecenin donuk ışıltılarından özenle sakınılmış mağarasında oturuyordu. Karanlığın içinde, karanlıktan daha karanlık gölsesiyle hemen ayırt edilebiliyordu. Gölgelerin arasında parıldayan kızıl gözleri özellikle dikkat çekiciydi. Belinin iki tarafında asılı duran kocaman iki siyah kılıcı donuk donuk parıldıyordu. Bedeni bu dünyaya aitmiş gibi görünsede ruhu kesinlikle bu düzleme aykırıydı.
Derin bir trans halinde düşüncelere dalmış gibi taştan tahtında oturuyordu. Düşünceleri sadece bu boyutu değil, tanrıların oturduğu, onların yüce salonlarının olduğu Eliadon diye adlandırılan boşluktaki kutsal salonlarda geziniyordu. Zihnine ilk dokunan Deoasiya oldu. Doğanın koruyucusunun dokunuşu tıpkı ılık bir havada gemide gezinmek gibi bir his veriyordu. "Selamlar" dedi kıkırdayarak. "Bende size yeniden doğuşumu bizzat kendim bildireyim dedim, iyi etmişmiyim ?" diye ekledi. Hala dalga geçiyordu ve sesinin tonlamasından, konuşmasına kadar Deosiyayla dalga geçtiği belli oluyordu. "hıh, sen gelmeden öncede haberimiz vardı, talihsiz kaçışından" Sesinde patlayan denizlerin öfkesini barındırıyordu. " Düşündükki aciz hapisin akıllanmana yetmiştir. Eğer yetmediyse Dharga, çekeceğin eziyetin ynaında dipsiz kuyu bebeklerin beşiğe koyulmasıyla eş değer kalır." Birden ılık dokunuş ve denizin o serin hissi dağıldı. Khard Deoasiya' nın gittiğini görmese bile alamıştı. Tanrıların keçışına çok fazla sinirlendiğini hissetmekten çok birincil elden olmak üzere görmüştü artık. Birde her gün planladıklarını yapmaya başlayınca görseler neler olurdu kim bilir?
Şu anki sarayı olan mağarasında gözlerini tekrar açtığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Kendisine gelmesi bir kaç saniyesi sürdü. Oysaki bu yürüyüşü yapamya kalkan ölümlü varlıklar, yürüyüşün yarısında ölürdü. Bu da Khard' ın ne kadar güçlendiğini gösteriyordu. Kendisine geldiği zaman buz gibi bir kahkaha patlatı verdi gökyüzüne. Karanlık bulutlar daha sıkı birbirlerine geçtiler ve Khard' ın o iğrenç ve bir o kadarda korkutucu kahkahası bütün dağın üzerinde dalgalandı.
Daha kahkasını bitirmemiştiki bütün vücuduna ateş yayıldı. Kahkahası birden tiz bir çığlığa dönüştü. Beyninde yankılanan onun gücüne denk tek tanrıydı. " Dharga " seste hiç bir ifade yoktu, ne bir nefret, ne bir kin. Buz gibi olan ses tüm ihtişamıyla devam etti ve Khard' ın çığlığıda. " Ne kadar güçlü olduğunu sanıyorsunki sürgün olmuş sen tanrıların salonlarında tekrardan yürüyebileceğini sanıyorsun" acı biraz daha yükselmişti ve artık Halad-orr' un sesi öfkeli çıkmaya başlamıştı. Bu acı Khard' ın ruhu dağlayan tanrının öfkesiydi ve ufak bir uyarısı. "Bir daha ölümlülere karışırsan veya bizim salonlarımızda yürümeyi tekrardan denersen, herhangi bir şekilde kaosu yaymaya çalışırsan seni bulurum Dharga ve inan bana bu güne kadar gördüğün hiç bir şey sana yapacağım işkencelerin ynaında hiç kalır" Khard artık kendisini yavaş yavaş toparlamaya başlamıştı. Ani olan bu saldırının arkasındaki güç ve kendi güçlerini daha tam oalrak toparlayamamsı nedeniyle biraz acı çekmişti. Bunu oda kabul ediyordu, hala zayıftı. Beyninin içinde ses dalgalanmaya devam ediyordu, Khard' sa onu umursamamaa çalışıp bütün gücünü toparlamaya odaklanmıştı. " Dharga sana sesleniyorum, bütün gücünü tüketememiş olabiliriz, bizim hapsanemizden kaçmış oalbilirsin ve bu dünyada senin arkandan gelmeyi seçen aptallar hala var olabilir, bu benim seni tıpkı bir insanoğlunun bir böceği gibi ezebileceğim gerçeğini değiştiremez unutma" Khard artık hemen hemen bütün gücünü toparlamıştı ve onu bulan tanrıya yöneltti. "Halad-orr defol git buradan aciz tanrı, senin ve senin gibilerin güçlerinden korkmuyorum artık, benim günlerim yaklaşıyor, eskisinden de daha ihtişamlı bir hale geleceğim günler" İçten bir kahkaha patlattı. "Şimdi yıkıl karşımdan" bütün gücünü Halad-orr' a yönelterek onun bağlarını kopardı ve arkasından açık unuttuğu kendi bağlarını.
Tanrılar hala değişmemiş demekki. Onların tahtlarını ellerinden aldığım zaman bunu onalra hatırlatmam gerekecek. Herkez değişir, her şey değişir. Bazıalrı gücünü arttırır, bazıları geriler. Olduğu yerde duran ise her zaman kaybeder...
Derin bir trans halinde düşüncelere dalmış gibi taştan tahtında oturuyordu. Düşünceleri sadece bu boyutu değil, tanrıların oturduğu, onların yüce salonlarının olduğu Eliadon diye adlandırılan boşluktaki kutsal salonlarda geziniyordu. Zihnine ilk dokunan Deoasiya oldu. Doğanın koruyucusunun dokunuşu tıpkı ılık bir havada gemide gezinmek gibi bir his veriyordu. "Selamlar" dedi kıkırdayarak. "Bende size yeniden doğuşumu bizzat kendim bildireyim dedim, iyi etmişmiyim ?" diye ekledi. Hala dalga geçiyordu ve sesinin tonlamasından, konuşmasına kadar Deosiyayla dalga geçtiği belli oluyordu. "hıh, sen gelmeden öncede haberimiz vardı, talihsiz kaçışından" Sesinde patlayan denizlerin öfkesini barındırıyordu. " Düşündükki aciz hapisin akıllanmana yetmiştir. Eğer yetmediyse Dharga, çekeceğin eziyetin ynaında dipsiz kuyu bebeklerin beşiğe koyulmasıyla eş değer kalır." Birden ılık dokunuş ve denizin o serin hissi dağıldı. Khard Deoasiya' nın gittiğini görmese bile alamıştı. Tanrıların keçışına çok fazla sinirlendiğini hissetmekten çok birincil elden olmak üzere görmüştü artık. Birde her gün planladıklarını yapmaya başlayınca görseler neler olurdu kim bilir?
Şu anki sarayı olan mağarasında gözlerini tekrar açtığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Kendisine gelmesi bir kaç saniyesi sürdü. Oysaki bu yürüyüşü yapamya kalkan ölümlü varlıklar, yürüyüşün yarısında ölürdü. Bu da Khard' ın ne kadar güçlendiğini gösteriyordu. Kendisine geldiği zaman buz gibi bir kahkaha patlatı verdi gökyüzüne. Karanlık bulutlar daha sıkı birbirlerine geçtiler ve Khard' ın o iğrenç ve bir o kadarda korkutucu kahkahası bütün dağın üzerinde dalgalandı.
Daha kahkasını bitirmemiştiki bütün vücuduna ateş yayıldı. Kahkahası birden tiz bir çığlığa dönüştü. Beyninde yankılanan onun gücüne denk tek tanrıydı. " Dharga " seste hiç bir ifade yoktu, ne bir nefret, ne bir kin. Buz gibi olan ses tüm ihtişamıyla devam etti ve Khard' ın çığlığıda. " Ne kadar güçlü olduğunu sanıyorsunki sürgün olmuş sen tanrıların salonlarında tekrardan yürüyebileceğini sanıyorsun" acı biraz daha yükselmişti ve artık Halad-orr' un sesi öfkeli çıkmaya başlamıştı. Bu acı Khard' ın ruhu dağlayan tanrının öfkesiydi ve ufak bir uyarısı. "Bir daha ölümlülere karışırsan veya bizim salonlarımızda yürümeyi tekrardan denersen, herhangi bir şekilde kaosu yaymaya çalışırsan seni bulurum Dharga ve inan bana bu güne kadar gördüğün hiç bir şey sana yapacağım işkencelerin ynaında hiç kalır" Khard artık kendisini yavaş yavaş toparlamaya başlamıştı. Ani olan bu saldırının arkasındaki güç ve kendi güçlerini daha tam oalrak toparlayamamsı nedeniyle biraz acı çekmişti. Bunu oda kabul ediyordu, hala zayıftı. Beyninin içinde ses dalgalanmaya devam ediyordu, Khard' sa onu umursamamaa çalışıp bütün gücünü toparlamaya odaklanmıştı. " Dharga sana sesleniyorum, bütün gücünü tüketememiş olabiliriz, bizim hapsanemizden kaçmış oalbilirsin ve bu dünyada senin arkandan gelmeyi seçen aptallar hala var olabilir, bu benim seni tıpkı bir insanoğlunun bir böceği gibi ezebileceğim gerçeğini değiştiremez unutma" Khard artık hemen hemen bütün gücünü toparlamıştı ve onu bulan tanrıya yöneltti. "Halad-orr defol git buradan aciz tanrı, senin ve senin gibilerin güçlerinden korkmuyorum artık, benim günlerim yaklaşıyor, eskisinden de daha ihtişamlı bir hale geleceğim günler" İçten bir kahkaha patlattı. "Şimdi yıkıl karşımdan" bütün gücünü Halad-orr' a yönelterek onun bağlarını kopardı ve arkasından açık unuttuğu kendi bağlarını.
Tanrılar hala değişmemiş demekki. Onların tahtlarını ellerinden aldığım zaman bunu onalra hatırlatmam gerekecek. Herkez değişir, her şey değişir. Bazıalrı gücünü arttırır, bazıları geriler. Olduğu yerde duran ise her zaman kaybeder...
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
ozy ait Blog Başlıkları
- nerden geldim ben buraya (13-01-2008)
- Yazılarımdaki Karakterler Hakkında (18-04-2007)
- Khard. Bölüm 2 -Tanrılarla konuşmak- (18-04-2007)
- Kaos Kartları (18-04-2007)
- Kutsal savaş (18-04-2007)










