Piramit

Ayyas  »  Bloglar  »  title  »  Piramit

description

Piramit

Posted 01-07-2008 at 19:45 by marlasinger
Updated 01-07-2008 at 19:59 by marlasinger
MISIR PİRAMİTLERİ




Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser, Mısır'daki Keops Piramididir. Mısır'ın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır.
Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır.
Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısır'ın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keops'un mezarıdır. İkinci büyük piramit, Keops'un kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefren'e aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500'lü yıllarda hüküm süren Mikerinos'a aittir.
Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de "Dünyanın Birinci Harikası" olma niteliğine hak kazanmıştır.
Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır.
Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir. Tepeden 10 metre kadar aşınmıştır. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2.300.000 adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.
Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür. Bu muazzam mezar, üç ayda bir toplanan 100.000 esirin çalışmasıyla 30 yılda tamamlanmıştır. Daha sonra da Keops'un ve eşinin mumyalanmış cesetleri bu mezara yerleştirilmiştir.


MISIR PİRAMİTLERİ
Ehramlar olarak da bilinen Mısır piramitleri,çoğu eski ve orta krallık döneminde Mısır krallarının (Firavun) mezarları üstüne yapılmış büyük anıtsal yapılardır.Orta ve Güney Amerika’da Mayalar, Aztekler ve İnkalar tarafından benzer yapılar yapılmıştır, ama gerçek piramitler Mısır’dadır.Yunanca pyramis sözcüğünden türemiş olan piramitlerde genellikle taş ya da tuğla kullanılmıştır.Dörtgen bir taban üzerinde yükselen piramitlerin üçgen biçimli dört kenar yüzeyi tepede bir noktada birleşir. Mezar odası çoğunlukla piramidin üzerine oturduğu kayanın içine oyulmuştur.
Eski Krallık’ta 2. hanedan döneminin sonuna kadar (yaklaşık İ.Ö.1650) krallar ve soylular masta-
ba denen mezarlara gömülürlerdi.Mastabalar, dikdörtgen biçimli, yan duvarları içeriye doğru eğimli ve üst yüzeyi düz olan; daha çok üstü kesik bir piramide benzeyen anıtmezarlardı. 3. hanedan döne-
minde (İ.Ö.2650-2575) kral mezarlarında taş kullanılmaya başlandı.İlk piramit, bu dönemde, Kahire
nin yakınındaki Sakkara’da ünlü mimar İmotep tarafından yapıldı.Kral Zoser için tasarlanan ve üst üste konmuş altı mastabadan oluşan bu anıtmezara Basamaklı Piramit denmiştir.
Kutsal sayılan ölmüş krala armağanların sunulduğu bir tapınağı da içeren Basamaklı Piramit ve ek yapıları geniş bir duvarla çevrelenmiştir.60 metre yüksekliğinde olan ve kireç taşından yapılan bu piramit Eski Mısır’ın en güzel anıtlarından biridir.Yapının altından toprağın içine uzanan 11 geçitte kral ve bazı soyluların pembe granit ve albatrdan (kaymak taşı) yapılma lahitleri bulunur.Ne var ki, bu lahitler, daha önce soyulduğu için bu kişilerin mumyalanmış cesetleri bulunamamıştır.Bölgede daha birçok piramidin yapıldığı sanılmaktadır.1953’te Sakkara’da 3.hanedan döneminden kalma ta-
mamlanmamış bir başka basamaklı piramidin kalıntılarına rastlanmıştır.
En tanınmış piramitler, Kahire’nin güneyinde Gize’de bulunan üç piramittir.Bu piramitler 4. ha-
nedan döneminden (İ.Ö.2575-2468) kalmıştır.En büyüğünü Yunanca adıyla Firavun Keops yaptır-
mıştır. Keops Mısırlılar’ca Khufu olarak adlandırılır.Keops Piramidi’nin taban kenarları yaklaşık 230 metre ve yüksekliği 146 metredir.Ama dış kaplaması aşındığı için bugün yüksekliği 9 metre daha düşüktür.Kayalık bir zemine oturan piramidin dış bölümü kireç taşı ve granitten yapılmıştır. Tüm yapıda her biri ortalama 2,75 ton ağırlığında toplam 2,3 milyon taş blok kullanılmıştır.
Piramidin yapımında kullanılan kayalar Nil ırmağının karşı kıyısından getirilmiş, kireç taşı Kahire yakınlarından,granit ise Assuan’dan taşınmıştı. Kabaca yontulan granit bloklar, silindirler üzerinde çekilerek ırmağa getirilir ve buradan mavnalarla piramide en yakın yük iskelesine taşınırdı. Bloklar, iskele ile piramit arasında döşenmiş granit geçitten, tahta silindirler üzerinde çekilerek yerine ulaş –tırılırdı.Taş blokları çıkaran ve taşıyan kişiler kendi adlarını kırmızı bir boya ile taşın üzerine yazar-
lardı. Bu yazılar bugün de okunabilmektedir.Taşlar çok düzgün bir biçimde bakır aletlerle işlenirdi.
Keops’un ardından Kefren ve Mikerinos tarafından yaptırılan öbür ünlü iki piramit, ilkine göre daha küçüktür.Her üç piramit de yağmalanmış oldukları için içlerindeki eşyaların çoğu kaybolmuş-
tur.5. ve 6. hanedan kralları da (İ.Ö.2465-2150) Gize ve Abu Şir’de birçok piramit yaptırmışlardı. 11. ve 12. hanedan krallarının (İ.Ö.2130-1756)piramitleri daha çok Dahşur, Havara ve el-Lahun’da bulunmuştur.Bu dönemden sonra, soylulara mezar olarak kullanılan piramitlerin yapımına son verildi.Mısırlılar krallarını, 18. hanedan döneminde (İ.Ö.1540-1292) başkent olan Teb yakınların-
daki Krallar Vadisi’nde kayalara oyulmuş mezar odalarına gömmeye başladılar.
Bir zamanlar Nil ırmağının batı kıyısı boyunca birçok piramit yer alırdı.Bunların Eski ve Orta Krallık döneminde yapılmış olmaları ile Mısırlılar’ın Güneş tanrısı Ra’ya tapınmaya ve ölülerini mumyalamaya başlamaları arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır.Eski Mısırlılar, ölen bir kişinin bedenini koruyarak, ona yiyecek ve içecek sunarak ölümden sonra yaşamasını sağlayabileceklerine inanırlardı.Bu nedenle ölülerini, öbür dünyada gereksinecekleri eşyalarla birlikte gömerler, mezar duvarlarına çizdikleri resimler ve yazdıkları yazılarla ölülere karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunma yollarını gösterirlerdi.



DÜNYANIN YEDİ HARİKASI

MISIR PİRAMİTLERİ

Keops piramidi M.Ö. 2560 yılında yapılmıştır ve Kahire’de bulunur.
Piramitlerin en ünlüsünü Keops yaptırmıştır. Bunlardan başka Kefren ve Mikerinos’un yaptırdığı iki tane daha büyük piramit vardır. Bunlara Gize piramitleri denir. Keops piramidinin yüksekliği 147 m (yıkıldıktan sonra ise 138 m)dir. Kenar uzunluğu 227 metredir ve dört hektarlık bir alana oturmaktadır.
Kefren piramidi ise onun kadar yüksek fakat daha dardır. Tepe kaplamalarının bir bölümü günümüze kadar ulaşmıştır.
Mikerinos piramidi ise diğer ikisinden daha küçüktür. Bu piramitlerin çevresinde kraliçeler için daha küçük piramitler de vardır. Mısır piramitlerinin yapılırken toprak yığılmış ve rampa ile iskeleler yapılmıştır. Böylece büyük ve ağır kaplama taşları yukarı kısımlara çıkarılmıştır.

BABİL’İN ASMA BAHÇELERİ

Babil’in Asma Bahçeleri M.Ö 604-562 Mezopotamya’da bulunmuştur.
Babil kralı Nabukodonosor II ‘nin karısı için yaptırdığı bahçeler, ayaklara oturan tonozlar üzerinde set set yükselmekteydi.
Saray yapıları ile birlikte ortaya çıkarılan kalıntıların bu bahçelere ait olduğu sanılmaktadır.

EFES ARTEMİS TAPINAĞI

Artemis Tapınağı M.Ö. 550 yılında yapılmıştır. İzmir’in Selçuk ilçesinde Kuşadası yolu üstünde bulunmaktadır.
Yapı tümüyle beyaz mermerden yapılmış anıtsal ölçülerde ilk Yunan mimarlık ürünüdür. Bugün tapınağın yerinde yalnızca beyaz bir sütun bulunmaktadır.
Eski Artemis Tapınağı M.Ö. 356 yılında Büyük İskender’in doğduğu gece Herostratos adlı bir ruh hastası tarafından yakılmıştır.
Kısa bir süre sonra yerine yeni Artemis tapınağı yapılmıştır.
Bu yapı da got hücumlarıyla yıkılmıştır.
Kalıntıları Ayasofya kilisesesinin yapımında kullanılmıştır.









ZEUS HEYKELİ

Olimpiyat oyunlarının yapıldığı Olympia kutsal bir yerdi.
İlk olimpiyat oyunları M.Ö. 776 yılında yapılmıştır. Bu alana M.Ö 450 yılında Libon adında bir mimar tarafından Zeus tapınağı yapılmıştır.
Bu tapınakta altın fil dişinden yapılma çok büyük bir heykelde bulunmaktaydı. Bu heykelin kaidesi 6.5 metre genişliğinde ve 1 m yüksekliğindeydi.Heykelin yüksekliği 13 m yüksekliğinde ve 4 katlı bir bina kadardır.


HALİKARNAS ANIT MEZARI

Halikarnas Muğla iline bağlı Bodrum ilçesinin antik ismidir. Mausolos’un anıt mezarı M.Ö. 350 yılında karısı Artemisia II tarafından yaptırılmıştır.
Halikarnas Büyük İskender’e karşı koyan çok az kentten biridir.Bu nedenle çok yakılıp yakıldı.
Tarihteki önemli konumuna karşın antik Halikarnas’tan günümüze birçok yapı ulaşmıştır.
Danimarkalı arkeologlarca yapılan kazılarda anıt mezarın çevre duvarı ortaya çıkarılmıştır.


RODOS HEYKELİ

Rodos limanının girişinde yer aldığı düşünülen Lindoslu Khares’in yapıtı olan Helios’un 32 m yüksekliğindeki heykeli M.Ö. 305-304 yıllarında yapılmıştır.
Heykelin yapılış nedeni Rodoslular’ın Poliorketes’e karşı başarılı savunmalarıdır.
Bu Rodos heykeli M.Ö. 227-226 da bir deprem sonucu devrilmiştir.


İSKENDERİYE FENERİ

İskenderiye Feneri , İskenderiye limanının karşısında Pharos adasındaki deniz feneri M.Ö. 282-246 yılları arasında yapılmıştır.
Yaklaşık 120 m büyüklüğündedir, üst üste üç bölümden meydana gelmiştir..
Çok uzaktan görülen aynasıyla ünlüdür.
Önemli bir bölümü 1324 depreminde yıkılmıştır.




PİRAMİTLER

Krallık ailesinin mezarlarını korumak amacıyla yapılan piramitler Mısır’da çok eski tarihlerde ortaya çıktı ve eski imparatorluk döneminin belirgin anıtları olarak kaldı.

Üçüncü sülaleye dek kral mezarları mustabalardan oluşurdu. Mustabalar yamuk biçimli höyüklerdi ve tören odasını gizlemek amacıyla kuyu mezar üzerine yapılırdı. Piramitin başlangıçta çok büyük olan boyutları eski imparatorluk döneminde (M.Ö. 2780-2380) yavaş yavaş küçüldü ve orta imparatorluk döneminde (M.Ö. 2065-1785) belirli bir ölçüde kaldı. Yeni imparatorluk döneminde ise (M.Ö. 1580-1085) piramitler kral mezarı olarak ortadan kalktı.

Üçüncü sülalenin kurucusu olan Firavun Zoser’ın piramidi bilinen ilk piramittir. Kahire’nin güneyinde Sakkara Yaylası’nda eski başkent Menfis’in yakınında yükselen bu piramit Firavu’nun emriyle mimar İmhotep’e yaptırıldı ve bu gelenek firavunlara tanınan bir ayrıcalık oldu. Dört bir yanın yanındaki altışar geniş taş basamağıyla dev bir merdiven gibi görünen Zoser Piramidi. 109 metre eninde 121 metre boyundaki dikdörtgen bir taban üzerinde yükseliyordu.

Piramit yapımında bundan sonraki aşama Sakkara’nın güneyinde Medum’da dördüncü sülalenin ilk firavunu Snefru tarafından yürütüldü. Snefru Zoser’inkine benzer üç piramit yaptırdı. Medum’daki başlangıçta sekiz basamaklı olan mezar basakları doldurularak tabandan tepeye kesiksiz eğim halinde yükselen dümdüz dört kenarı elde eden Snefru tarafından tam bir piramide dönüştürüldü Dahşur’daki öbür iki piramitten biri eşkenar dörtgen biçimindedir. Diğerinin ise eğimi azdır.

Önceleri piramitlerin iç kısımları süslenmezken 4.sülale döneminde Firavun Unas Piramidin içini süsletti.Ve mezar odasının duvarlarına pramit metinleri denilen yazılar yazdırttı.
Mısır’da, El-Gize yakınlarında Nil’in batı kıyısındaki kayalık bir düzlük dördüncü sülale döneminde (M.Ö 2613-2494) firavunlar için piramit biçiminde üç mezar yapısı .Dünyanın yedi harikası arasında sayılırlar. En kuzeyindekini 4. sülalenin ikinci firavunu Keops yaptırmıştır üçü içinde en büyükleri olduğu için Büyük Piramit adıyla da anılır.Taban kenarlarının uzunluğu yaklaşık 230.4 metredir; yüksekliği ise yapıldığı sırada 147 metre idi. Ortadaki piramidi 4. sülalenin dördüncüsü firanun Kefren yaptırmıştır.Bu yapının taban kenarlarının uzunluğu 216 metre yüksekliği 143 metredir.En son inşa edilen en güneydeki piramit 4. sulalenin altıncı firavunu Mikerinos’undur. Taban kenarlarının uzunluğu 109 metre olan bu piramidin yapıldığı zamandaki yüksekliği 66 metre idi. Piramitlerin üçü de zaman içinde yağmalanmış olduğundan, mezar eşyalarının çoğu artık yoktur. Yumuşak, beyaz kireç taşından dış kapları neredeyse tümüyle aşındığı için ilk yapıldıkları yükseklikte de değildirler. Örneğin büyük piramidin yüksekliği artık yalnızca 138 metredir. Ama ortadaki Kefren Piramidi’nin en tepesindeki dış kaplama hala durmaktadır.

Keops piramidi büyük bir olasılıkla insan elinden çıkma yapıların en büyüğüdür. 50 derece 52’lik bir açıyla yükselen yan yüzleri tam dört ana yöne bakar. Keops piramidi sarımtırak renkte bloklardan inşa edilmiştir; bu gün bütünüyle aşınmış olan dış kaplamasıyla içindeki dehlizler daha nitelikli ve açık renkde kireç taşından mezar odası ise çok büyük granit bloklarından yapılmıştır. Bu görkemli yapı için her biri 2.5 ton ağırlığında yaklaşık 2.3 milyon blok taş kullanılmıştır.

Keops Piramidi öteki iki piramit gibi bir teknik ustalık ve mühendislik yeteneği baş yapıtıdır .Yerleştirilişindeki geometrik doğruluk ve taşların kesimindeki titizlik özellikle yapının dev boyutları ve kullanılan blokları boyut ve ağırlıkları göz önüne alındığında şaşırtıcıdır.Gerçek iç duvarların , gerekse bugün (bazısının ağırlığı 16 tonu bulan) birkaç taşı kalmış olan dış kaplamanın birleşme ayrıntıları yalnız eski Mısır’da değil, büyük olasılık la dünyadaki bütün yığma taş duvarlarındakinden daha yetkindir.
Keops Piramidi’nin girişi kuzey cephesinde, yerden 18 metre yüksektir. Buradan başlayarak piramidin oturduğu kayalık zeminin içine doğru inan eğimli bir geçit bitmemiş bir mezar odasında son bulur. Bu geçidin yukarı doğru ayrılan eğimli bir başka geçit kraliçe odası diye bilinen odaya ve 46 metre uzunluğundaki eğimli bir galeriye ulaşır.Bu galerinin yukarı ucunda bulunan dar ve uzun bir geçitten de kral odası adı verilen, döşemesi, tavanı ve duvarları bütünüyle granit kaplı asıl mezar odasına geçilir. Bu odadan başlayıp piramidin dış yüzüne çıkan iki eğik baca kanalı vardır. Bu bacalar dinsel bir işlevi karşılamak için olabileceği gibi havalandırma amacıylada yapılmış olabilir.Kral Odası’nın üstünde, kütlesel yatay granit levhalarla birbirinden ayrılmış beş levha bulunur. Bu levhaların, üsteki taş duvarlardan mezar odasının tavanına gelen büyük basıncı dağıttığı ileri sürülmektedir.

Piramitlerin nasıl inşa edilmiş olduğu sorusuna hala doyurucu bir yanıt verilmemiştir. Çeşitli savların içinde en inandırıcı olanı, ağır yükleri kaldırmak için makaralı halat sistemini bilmeyen Eski Mısırlıların bunun yerine, tuğla, toprak ve kumdan,pramitle birlikte yükselen rampalar yaparak taş blokları bunların üstünde kızaklar silindirik takozlar ve manivelalar aracılığıyla çektikleridir. Eski Yunanlı tarihçi Herodotos’a göre, Keops piramidinin 20 yıl sürmüş bu işte 100000 işçi çalışmıştır. Tarım işçisi oldukları var sayılan bu insanların yalnızca Nil Irmağı’nın taşarak tarlaları kapladığı dönemlerde piramitlerde çalıştıkları düşünüldüğünde, bu sayı inandırıcı olmaktadır.

Keops Piramidi’nin güneye doğru Kefren’in vadi tapınağı yakınında Büyük Sfenks yer alır. Masif bir kayadan oyulmuş olan Sfenks Kefren’in yüz çizgilerine ve yatan bit aslanın bedenine sahiptir.Yaklaşık 73 metre uzunluğunda ve 20 metre yüksekliğindedir.

1925’te ,Keops’un Piramidine giden yolun üst ucunda annesi Heteferes’in defin eşyalarını içeren bir çukur mezar keşfedildi. Taş doldurulmuş derin bir kuyunun dibinde kraliçenin boş lahti bulundu.Lahit, 4. sülale dönemi zanaatçılarının yüksek sanatsal yeteneklerini ve teknik yetkilerini belgeleyen mücevherler ve mobilyalarla çevrilmişti.

Yukarı Nübye’de Meroe kralları yandan görünüşü çok dik olan mezar biçimini benimsemişlerdir. Ama bu anıtlar Mısır’ın eski imparatorluk devrindekiler kadar muhteşem değildi. Mısır piramitlerinin taklidi olarak bu gün Roma’da kerpiçten yapılmış ve üstü mermer kaplanmış bir piramit vardır. Bu piramit M.Ö 12 de ölmüş olan Romalı hakim ve hatip Caiuse Cestius’un mezarıdır.

Üç piramidin çevresinde, mastaba adı verilen,kesik piramit biçiminde mezar yapıları ile dolu geniş alanlar vardır. Bunlar kralların akrabaların yada memurlarının gömülmesi içindir. El-Gize’de 4. sülaleye ait ızgara düzeninde yerleştirilmiş olanların yanı sıra, çok sayıda başka mastaba bulunmuştur .Bunlardan birkaçı üçüncü sülale (M.Ö 2686-2613) dönemine,çoğunluğu ise 5. ve 6. sülalelere (M.Ö 2494-2181) aittir. Mısır’ın çeşitli bölgelerinde 3.ve 17. sülalelerin egemenliği arasında yapılmış 80 piramit vardır.

Eski mısırlıların dinsel inançlarına göre bedenin gökyüzüne çıkıp Ra’ya ulaşacağına inanılır ve piramitlerin gökyüzüne bir merdiven olduğu benimsenirdi. Piramitlere yalnız cenazeyle ilgili armağanlar götürülürdü ve krallara, bu anıtların yakınında kurulan tapınaklarda tapınılırdı .


ESKİ MISIR İNANÇLARINDA OSİRİS KÜLTÜ
Mısır , tarihinin ilk dönemlerinde farklı kabilelerden , daha sonra da farklı nomoslardan oluştuğu için , Mısır panteonu çok sayıda tanrı ile doludur.
Aşağı ve Yukarı Mısır’ın birleşmesinden önce yerel bir çok kült vardı ve her kabile farklı bir tanrıya tapardı. Bu kültler en sonunda , Aşağı Mısır ve Yukarı Mısır krallıklarının dinini oluşturmuştur. Bu sistem her kabilenin inançlarından izler taşıyordu. Ayrıca , bir savaş sonrasında , yenen kabile , yenilen kabilenin tanrısını da kendi panteonuna dahil ediyordu.
Birleşme olduğu zaman ise hanedan soyunun en büyük tanrısı Horus , en büyük tanrı olarak kabul edilmiştir. Horus hakkında çok fazla bilgimiz yoktur. Fakat Horus’un bir Gök-tanrı olduğu sanılmaktadır. Ayrıca firavunun da yaşayan Horus olarak görülmesi de bu kült ile ilintilidir.
Horus kültünün yanında Seth kültü de halk kitleleri arasında varlığını korumuştur. Yukarı Mısır’da yaygınlığını koruyan Seth kültü hanedanlar zamanında da devam etmiş , özellikle de İkinci Hanedan zamanında Seth bir süre Horus’un yerine en büyük tanrı olarak tanınmıştır.
Horus ile Seth arasındaki bu çekişme sonraki dönem mitolojisine de yansımıştır. Seth kültü Mısır’da uzun süre varlığını sürdürmüş ve daha sonra göreceğimiz gibi, Seth kötü güçlerin temsilcisi olmuştur.
Mısır’ın arkaik dönemine baktığımızda farklı yerlerde farklı tanrıların önem kazanmış oldukları görülmektedir. Heliopolis’de Ra , Memfis’de Ptah , Busiris’de Osiris önemli tanrılar arasındadır.

Heliopolis yaradılış efsanelerine göre , Atum/Ra tek bir erkek tanrı olduğu için , ancak masturbasyon yolu ile başka varlıkları meydana getirmiştir. Piramit metinlerine göre , Atum/Ra “ erkeklik organını elleri arasına alıp , fışkırtarak ikizleri meydana getirdi : Şu ve Tefnut .”
Adını “kaldırmak” anlamına gelen bir sözcükten alan Şu , Yunan mitolojisindeki Atlas gibi gökyüzünü taşır. Aslında Şu havayı sembolize etmektedir.
Tefnet ise Şu’nun ikiz kardeşi olduğu gibi aynı zamanda karısıdır. Kökeni daha eskiye hatta Güneş kültüne dayandığı zannedilen Tefnet daha çok havadaki nemi ve yağmuru sembolize eder. Bazı metinlerde kardeşi Şu ile beraber , Güneş’in doğuşundan itibaren gökyüzünü taşır.
Şu Tefrut çiftinden iki önemli tanrısal varlık doğar . Bunlar Geb ve Nut’tur. Erkek olan Geb Mısır toprağını , daha genel olarak da yeryüzünü temsil eder. Dişi olan Nut ise gökyüzüdür. Burada Mısır mitolojisinin Hint-Avrupa mitolojilerinden farkını görürüz. Hint-Avrupa mitolojilerinde genelde yeryüzü dişidir. Efsaneye göre Geb ve Nut önceden birbirlerine yapışık iken daha sonra Şu tarafından birbirlerinden ayrılmışlardır.
Geb ve Nut’tan ise dört tanrı doğar : Osiris , Isis , Seth ve Nephthys .
Bu konuda Plutarkhos’un “De Iside et Osiride “ adlı eserinde ilginç bir mitos vardır. Plutarkhos asıl söylenceye sadık kalmasa da , efsane doğa olaylarını açıklaması açısından da önemlidir. Efsaneye göre Ra’nın karısı Nut, Geb’i kendisine aşık eder. Bunun üzerine Ra Nut’a bir ceza verir ve ona yılın hiç bir ayında ya da gününde çocuk sahibi olamayacağını söyler. Ra’nın emirleri hiç bir zaman reddedilemeyeceği için Nu çareyi Thot’tan yardım istemekte bulur. Thot uzun uzun düşündükten sonra aklına iyi bir fikir gelir. Ay tanrıçası Selene’ye gider ve onu tavla oynamaya davet eder. Tanrıça bu oyunu kaybederse aydınlık bölümlerinden yedide birini Thot’a verecektir. Oyunu Thoth kazanır. Selene aynen söz verdiği gibi ışığının yedide birini Thot’a verir. Thoth tanrıçadan aldığı ışıktan beş gün yaratır ve bu günleri yıla ekler. Böylece Nut,hiç bir yıla ve aya ait olmayan bu beş günde doğum yapabilecektir. Nut’un Osiris, Horus, Set, İsis ve Nephtys adlarında beş çocuğu olur. Osiris birinci günde , Horus ikinci günde, Seth üçüncü günde , İsis dördüncü günde ve Nephtys beşinci günde doğarlar.
Osiris
Osiris doğanlar içinde en büyükleridir ve bu nedenle , Geb gökyüzüne çıktıktan sonra , Mısır toprakları üzerinde hüküm sürme hakkı ona aittir. Osiris’in üstünlüğü daha doğumunda belli olmuştur. Osiris doğduğu zaman gizemli bir ses “Evrenin Efendisi” nin geldiğini söylemiştir.
Osiris adı aslında Mısır dilinde Usir olan tanrının adının Yunanca’ya uydurulmuş şeklidir. Osiris Yunanlılar tarafından Dionysos ve Hades ile bir tutulmuştur. Osiris , güzel yüzlü , koyu tenli ve insanlardan daha uzun resmedilmiştir.
Osiris’in tahta geçme miti aynı zamanda meşru firavunun da tahta geçme miti ile ilintilidir. Güneş-tanrı’nın hükümdarlığını Osiris’e vermesi gibi , firavun da gücünü Güneş-tanrı’dan almaktadır. Ayrıca bu mit firavunun hükümdarlığına ait bazı usulleri de meşrulaştımaktadır.
Osiris’in tahta geçtikten sonra ilk yaptığı işlerden biri , ilkel bir hayat süren Mısır’lıları uygarlaştırmak olmuştur. Osiris onlara ilk tarım araçlarını yapmayı, toprağı işlemeyi , buğdayı ve üzümü yetiştirmeyi , ekmek , şarap ve bira yapmayı öğretmiştir. Ayrıca ilkel Mısır’lılara ilk defa tapınak inşa etmeyi ve tanrılara tapmayı öğreten ve dini törenleri düzenleyen de Osiris’tir. Hatta ikili flütü de ilk Osiris yapmıştır.
Osiris , şu an Louvre Müzesi’nde bulunan Amenmos Steli’ne göre , bolluk , bereket getiren bir doğa tanrısı özellikleri de taşımaktadır. Osiris , doğal kaynaklara hükmetmekte , onunla birlikte rüzgarlar esmekte , ekinler yeşermekte ve hayvanlar yetişmektedir.
Osiris Mısır’ın uygarlaştırılmasını tamamladıktan sonra , bütün dünyanın uygarlaştırılması işine girişir. Tahtı kardeşi ve aynı zamanda da karısı olan İsis’e bırakır ve yanında veziri Thot , Anubis ve Ofois ile birlikte sefere çıkar. Uzun süre dünyanın uygarlaşması için çalışır.
Burada Anubis için de bir parantez açmak gerekmektedir . Eski Mısır’da Anpu diye adlandırılan Anubis , mitolojiye göre , ölülere Öteki Dünya’nın yolunu gösteren çakal başlı varlıktır. Piramit metinlerinde , Anubis Ra’nın oğlu olarak yer alır. Başka metinlerde ise Osiris ya da Seth ile ilişkilendirilir. Osiris ile ilgili efsanelerde , adı çok sık geçmese de, Anubis’in önemli bir yeri vardır. İlk olarak Anubis daha önce de gördüğümüz gibi dünyanın fethine Osiris ile birlikte çıkmıştır. Ancak bu fetih savaşla yapılan istila anlamına değil, insanların uygarlaştırılması anlamına gelmektedir. Aslında bu efsaneden yola çıkarak , Anubis , tanrıların insanları eğitmesinde önemli rol oynayan varlıklardan bir olarak karşımıza çıkar. İkinci olarak da Anubis Osiris’in ölümünden sonra onun “vücudunun” korunması işini üstlenir. İlk olarak bu görevi olan Anubis zamanla Osiris’in cenazesi ile olan ilgisinden dolayı ölü kültleri ile ilgili bir özellik kazanmış ve mumyalama ve ölünün yargılanması ile ilgili yol gösterme görevleri gibi görevler üstlenmiştir.
Osiris döndüğünde ülkesini , İsis’in başarılı yönetimi sayesinde , çok iyi durumda bulur.
Ancak bu dönem uzun sürmez. Tahta geçmeyi arzulayan , fakat Osiris’in yokluğunda dahi hüküm süremeyen Seth , Osiris’i yok etmek için bir plan hazırlamıştır. Bu plana göre Seth , Osiris’in ölçülerine göre bir sandık hazırlatır ve sandığı en değerli taşlarla süsletir . Seth , bundan sonra kendisine yardım eden yetmiş iki kişiyle birlikte planını uygulamaya koyulur .
Seth büyük bir yemek verir ve Osiris’i de çağırır. Osiris hiç bir şeyden şüphelenmeyerek yemeğe gider. Yemek sonunda Seth , sandık kimin ölçülerine uyarsa , sandığın sahibinin o olduğunu söyler. Denemek için herkes sırayla sandığın içine yatar. Sıra Osiris’e gelmiştir. Osiris yatar yatmaz Seth sandığı çiviler , eritilmiş kurşunla lehimler ve Nil nehrine atar. Böylece Seth planını uygulamıştır. Bu olay “ Osiris’in krallığının yirmi sekizinci yılında , Athyr ayının on yedisinde olmuştur.
İsis bunu duyunca , üzüntüsünden saçlarını keser , elbiselerini parçalar ve Osiris’in kapatıldığı sandığı aramaya çıkar.
Osiris’in kapatıldığı sandık , Fenike’ye , Byblos kentine kadar sürüklenmiş ve burada karaya vurmuştur. Karaya çıktığı yerde ise süratle büyüyen bir ağaç sandığı gövdesinin içine almıştır.
Byblos Kralı Malkandros bu ağacı gördüğünde hayran kalır ve ağacı kestirerek sarayına sütun olarak diktirmeye karar verir. Ağaç kesildiğinde çok güzel bir koku çıkarmıştır.
Bu olay Isis’in kulağına kadar gelmiştir. İsis durumu anlar ve Malkandros’un sarayına gider. Burada önce Astarte’nin çocuğunun dadısı olur.
İsis bir gün çocuğu ölümsüz yapmak ister ve bu amaçla çocuğu ölümsüzlük ateşine batırır. Bunu gören kraliçe çığlıklar atarak İsis’i engeller. İsis artık kendini tanıtmak zorunda kalır. Daha sonra Kral Malkandros’dan izin alarak ağacın gövdesini açar ve içinden sandığı alır.
İsis sandığı vatanına geri getirdikten sonra , Buto şehrine , oğlu Horus’un ziyaretine giderken sandığı , güvenli zannettiği bir yere saklayarak bırakır. Gece dolunayda avlanan Seth sandığı bulur ve Osiris’in bedenini tanır. Bunun üzerine , Seth Osiris’in bedenini 14 parçaya ayırır ve bu parçaları Mısır toprakları üzerine dağıtır.
Bunu duyan İsis papirüs ağacından yapılma bir tekneye biner ve bütün Mısır’ı dolaşarak Osiris’in bedeninin parçalarını toplar ve parçaları her bulduğu yere bir tapınak diker. Bu yüzden Mısır’ın bir çok yerinde , içinde Osiris’in cesedinin bulunduğu söylenen bir çok tapınak vardır.
Efsanenin sonunda ise Osiris’in oğlu Horus Seth’i yener . Yeniden canlanan Osiris artık bu dünyada yaşamak istemez ve hükmetmek için ölüler ülkesine gitmeyi tercih eder. Burada yine Anubis ile birlikte olacaktır. Anubis ölüleri yargılanması için Osiris’e getirecektir.
Efsanenin klasik yorumuna göre Osiris aslında diğer bahar ve toprak kültleri ile ilgili efsanelerde olduğu gibi doğanın ölümünü ve ilkbaharda yeniden canlanmasını temsil etmektedir. Başka yorumlara göre Osiris’in yazın kuruyan Nil Nehri’ni temsil ettiği ya da günlerin uzayıp kısalmasını belirttiği söylenebilir.
Daha önce de edebiyat tarihinde örnekleri görüldüğü gibi Plutarkhos , diğer Yunan yazarları gibi, efsaneyi biraz tahrif etmiş olsa da varolan bir efsaneyi anlattığı kesindir. Zaten piramit metinlerinde ve Ölüler Kitabı’nda buna benzer motiflerin yer alması bunu kanıtlamaktadır.
Ancak her efsanede olduğu gibi bu efsanede de daha derin anlamlar olduğu kesindir.
Bu efsaneyi dikkatle incelersek başka bir yerden gelen bir kişinin yanında diğerleri ile birlikte insanları eğittiğini ve daha sonra da kardeşi ( ya da onunla birlikte gelen diyelim) tarafından öldürüldüğünü fakat vücudunun (belki de kurduklarının) bir başkası (Anubis) tarafından korunduğunu görüyoruz. Bir bilim-kurgu romanı gibi gözükse de bu efsanenin geçmişte olan ve gelecekte de olması olası bir olaya atıfta bulunduğu görülmektedir. Dışarıdan gelen eğiticilerin , Erich Von Daniken’e rağmen, uzaylılar olması da gerekmemektir. Daha ileri bir uygarlıktan gelip Mısır halkını eğitmiş başka toplulukların olması da olası bir durum olarak gözükmektedir.
Bu efsanede bir ilginç nokta da bir tanrının , Osiris’in o sandığa sahip olma isteği ve sandığın tam olarak ona tıpatıp uyduğunu düşündüğü an onun içinde hapis olmasıdır. Bu bizim de sık sık içine düşebileceğimiz bir durumdur. Her zaman karşımıza biz cazip gelebilecek “sandıklar” çıkabilir. Hatta biz bunların tam bize uygun olduklarını düşünebiliriz. İşte o andan itibaren de onun esiri olabiliriz. Sonunda bu sahte cennet bizim sonumuz olabilir.
Sonuçta bu efsane için bir çok yorum olabilmektedir. Belki sizin yorumunuz da farklı olabilecektir. Ancak şunu her zaman göz önünde bulundurmak gerekir. Efsaneler her zaman geçmişte olan ya da olduğu varsayılan olayları anlatmazlar. Bazen de gelecek hakkında fikir veriler.

TARİH

Eski Mısır yaklaşık üç binyıl varlığını sürdürdükten sonra, İ.S. 395'te Bizans egemenliği altına girerek Hıristiyanlığı yada Kıptiliği benimsedi ama Hıristiyanlar ve Araplar, bu son derece gelişmiş uygarlığın izlerini silemediler.
İ.S.VI. yy'da imparator İustinianos, Philai'deki İsis Tapınağı'nı (Hıristiyan mısır'daki son pagan merkezi) kapattırınca, dünyanın en eski uyarlığı sayılan bu uygarlığın üstüne bütün kapılar kapanmış oldu.
Daha sonra Fransız Jean-François Champollion'un hiyeroglif yazılarını incelemesi ve dolayısıyla o tarihe kadar karanlıkta kalmış birçok soruya ışık tutması sonucunda Eski Mısır uygarlığıyla ilgili pek çok şey öğrenildi.
XIX. yy'a kadar, Mısır tarihi Eski Yunan yazarlarının, özellikle de Herodotos, Sicilyalı Diodoros ve Stranbon'un yazdıklarından öğreniliyordu; ayrıca Mısırlı rahip Manethon'un Aigyptiake adlı yapıtından da yararlanılıyordu; Manethon bir Mısır tarihi yazmaya girişmiş ve Mısır firavunlarını 31 sülalede toplayarak bir firavunlar listesi yapmaya çalışmıştır.Bu bölümleme modern bilinler tarafından her zaman kullanılmıştır.Günümüzde Eski Mısır bilimi (ejiptoloji) henüz çok yeni bir bilim dalıdır, ama incelediği yazıtlar ve arkeoloji gereçleri o kadar zengin ve o kadar çeşitlidir ki, daha şimdiden Tarihöncesi dönemden Hıristiyanlık dönemine kadar Eski Mısır uygarlığının ve tarihinin ana hatları
çizilebilir, en özgün yanları belirtilebilir.İ.Ö. 3000'e doğru, Mısır'ın yazılı tarihinin başladığı sıralarda, uyarlığın bütün öğeleri bir araya toplanmıştı: Ülke Nil'in suladığı bir toprak şeridi üstüne kurulmuştu ve ırmağın taşkın sularıyla besleniyordu; güneş her gün ışıklarıyla çevreye iyilik saçıyor, Afrika kökenli beyaz halk sulama kanallarının bakımıyla uğraşıyor ve huzurunu sağlayan doğal öğelere tapıyordu.Mısır halkı daha tarihsel döneminin başlangıç yıllarında kendine özgü bir dinginlik edinmişti; bu durum biraz da siyasal sistem, dinsel özellikler, dil ve yazıyı koruma kaygısından kaynaklanıyordu.Eski Mısır yalnızca, şaşmaz ve düzenli bir firavunlar dizisi değil, ama eksiksiz bir uygarlığın serüveni görünümünü taşıyordu.

-----------------------------

Eski Mısır'da hükümdar ve ülkenin mutlak efendisi. Eski Mısır dilindeki Per-aâ'dan gelen firavun sözcüğü, önceleri krallık sarayını belirtirken, XXII. Sülale döneminde (İ.Ö. 950-İ.Ö. 730) bu sarayın sahibi, yani Mısır kralı da bu adla anılmaya başlanmış, bu anlamıyla sözcük, ilk olarak ibraniler tarafından yaygın olarak kullanılmıştır

-----------------------------

PİRAMİTLER

Krallık ailesinin lahitlerini barındırmak amacıyla yapılan piramitler (Yunanlıların bir pasta adından esinlenerek verdikleri ad) Mısır'da çok eski tarihlerde ortaya çıktı ve Eski İmparatorluğun (III.-VI. sülale, İ.Ö. 2780-2380) belirgin anıtları olarak kaldı.
Piramitlerin biçimi bir simgedir; Gerçekten de kenarları basamaklar halinde olduğunda piramitler ölü kralın ruhunun, babası Ra'ya yani, Güneş'e kavuştuğu merdiveni belirtir; daha sonraları kenarları düz yapılmaya başlandığında piramitlerin bulutların içinden geçerek eğimli biçimde düşen güneş ışınları demetinin taşlaşmış bir görüntüsünü simgelediği bilinir.Piramit ölü kral için yaptırılan mimari bütünün en önemli bütünüydü.Çevresinde anıtsal bir duvar vardı; yanındaysa ölü tapınakları yer alıyordu.Piramitlerin başlangıçta çok büyük olan boyutları Eski İmparatorluk döneminde yavaş yavaş küçüldü ve Orta İmparatorluk'ta belirli bir ölçüde kaldı.Yeni İmparatorluk dönemindeyse piramitler kral mezarı olarak
ortadan kalktı.
III. sülalenin kurucusu olan kral Zoser'in piramidi bilinen ilk piramittir.Kahire'nin 28 km güneyinde Sakkara yaylasında eski başkent Menfis (Memphis) yakınında yükselen bu piramit, firavunun emri üzerine mimar İmhotep tarafından gerçekleştirildi.İmhotep piramit biçimindeki ilk kral mezarını ortaya attı ve bu gelenek, firavunlara tanınan bir ayrıcalık olarak kaldı.Dört bir yanındaki altışar geniş taş basamağıyla dev bir merdiven gibi görünen Zoser piramidi 109m eninde 121m boyundaki dikdörtgen bir taban üstünde yükseliyordu (61m).
Piramidin altında, kayalar içine derin biçimde oyulmuş ve mavi fayans karolarla süslü ölü odaları bulunuyordu.Bu basamaklı piramit, 1600m uzunluğunda ve 10,5m yüksekliğinde görkemli bir duvarla kuşatılan on beş hektarlık merkezinde yer alır.Kralın bu "ebedi konutu"nda törenlerinin kutlanmasına yarayan çeşitli ek binalar da, günümüzde Mısır'ın en etkileyici arkeolojik sitelerinden biri olan bu anıtlar bütününün içinde yer alıyordu.
Piramit yapımında bundan sonraki aşama Sakkara'nın 19 km güneyinde Medum sitesinde IV. Sülalenin ilk firavunu Snefru tarafından yürütüldü.Başlangıçta sekiz basamaklı olan mezar, basamakları doldurtarak tabandan tepeye kesiksiz eğim halinde yükselen dümdüz dört kenarı elde eden Snefru tarafından tam bir piramide dönüştürüldü.Snefru için, Sakkara yakınında Dahşur'da iki piramit daha dikildi


















AŞAĞIDA BİNLERCE OLARAK SAYILABİLECEK MISIR TANRILARININ EN GÜÇLÜLERİNDEN
BİRKAÇ ÖRNEKLER VERDİM.İNANÇLARA GÖRE İLK TANRI 'ATUM'DUR VE BÜTÜN TANRILARIN BABASI SAYILIR.

ATUM:İMPARATORLUK TANRISI
ANUBİS:ÖLÜLER TANRISI
SEKMET:SAVAŞ TANRISI
HATOR:NEŞE VE AŞK TANRIÇASI
HORUS: GÖK VE IŞIK TANRISI
THOTH:İLİM TANRISI
PTAH:SANATÇILARIN TANRISI
OSİRİS:YERALTI VE ÖLÜLER TANRISI
İSİS:BEREKET TANRIÇASI
MAAT:ADALET TANRIÇASI
RA: GÜNEŞ TANRISI
SETH:ÇÖL TANRISI
AMON: GÖK TANRISI

-----------

PİRAMİT

Piramitler denince çoğu insanın aklına Gize'deki üç büyük piramit gelir.Ancak Mısır'da çok daha fazla vardır.Bunlar da Piramit çağı diye adlandırılan Dördüncü sülaleden Altıncı sülaleye kadar olan zaman diliminde yapılmıştır.
Üçüncü Sülale döneminde ilk basamaklı piramitler ortaya çıktı.Bunların şum zamana kadar korunanlarının en büyüğü Firavun Zoser'in
Saqqara'da yaptırdığıdır.Bunun mimarının Zoser'in veziri,papaz İmhotep olduğu bilinmektedir.Daha sonra dördüncü sülaleden KralSnefru,basamakları terketmiş ve son piramit şeklini meydana getirmiştir.Yukarı Mısır'da iki büyük piramit inşaa etmiştir.Keops ise babasının yaptırdıklarının çok uzağında Gize'de
bildiğimiz en büyük piramidi yaptırmıştır.Peki neden?Mezar hırsızlarından
korumak için değil kuşkusuz.Çünkü piramitler hırsızları korkutacağına görkemi boyutlarıyla onları daha çok çekmiştir.Ayrıca dördüncü sülalenin piramitleri (Khufu,Khafra,Menkaura,Kızıl ve Çarpık Piramit)diğerlerinkinden çok daha sağlam ve büyükyürler
ama diğer sülalelerin piramitlerinde birçok hiyeroglif olmasına rağmen onlarda hiç yoktur.Robert Bauval'a göre bunlar bir 'master plan'ın parçasıdır.Eski Mısırda Firavunların ölünce gökyüzünde yıldızlardan oluşan 'Duat' adlı bir bölgeye gideceğine inanılırdı.Bauval'da elindeki kanıtlarla Dördüncü Sülalenin Piramitlerinin bu bölgeyi yani 'Orion ve Hyades' takımyıldızlarının konumlarına göre yapıldığını öne sürmektedir.












Eski Mısır'da esas olarak çok tanrılı bir din vardı ve bu din binlerce yıl hüküm sürmüştü.Halk hükümdarları geçerken "Ey biz canlıların tanrısı, yaşa, varol !" diye tezahürat yapardı. Yani hükümdarlarına (Firavun) ilahlık atfetmek gibi çok yanlış bir inanca sahiplerdi. Firavun, Tanrı'nın oğlu veya doğrudan doğruya yeryüzünde yaşayan bir nevi tanrı gibi kabul ediliyordu.
Firavunların saltanatı 3000 yıldan fazla sürdü ve bu arada otuz hükümdar sülalesi birbirini izledi. M.Ö. 1364 yılına gelindiğinde 18'inci sülaleden Ameophis IV (Akheneton) tahta çıktı. Bu sırada Mısırlılar başta Amon (Güneş Tanrısı) olmak üzere birçok tanrıya tapıyorlardı.
Tahta çıktıktan 5 sene sonra 41 yaşında iken kendisinde çok büyük bir manevi değişiklik hasıl oldu. Tanrı'nın bir, isminin ise Aton olduğunu halkına ilan etti. Tapınaklardaki bütün putların kırılmasını, duvarlardaki tanrı (!) isimlerinin kazınmasını emretti. Ameophis (İmparatorluk tanrısı Amus razı olsun) olan adını Akheneton (Aton'un hadimi, yani hizmetkarı) olarak değiştirdi. Mısır'da o asırda halk tam 13 tanrıya inanıyordu.
Akheneton'un inandığı ve halkının da inanmasını istediği tanrı, kendi ifadesine göre, yalnız Mısırlıların değil, bütün insanların, bütün kainatın tanrısı idi. Güneş'i, Ay'ı, yıldızları yaratan "O" idi.
Akheneton, eski inancın baş şehri olan Teb şehrine karşılık yeni bir başkent kurdu ve adına "Aton'un ufku, Aton'un çevresi" anlamına gelen Akhetaton dedi. Ölünceye kadar bu şehirde yaşadı.

Akheneton'un bir şiiri

Tanrı uludur, birdir, tektir.
Ondan başkası yoktur.
Bir tanedir,
O'dur her varlığı yaratan
Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh...
Ta başlangıçta vardı Tanrı,
Tek varlıktı o.
Hiç birşey yokken o vardı.
Herşeyi o yarattı (...)
Ezelden beri süregelen varlığı,
Ebediyete kadar sürecek,
Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu.
İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman.


Mısır'da adetler
Eski Mısır'a yaşlı bir adam gençlerin bulunduğu bir yere gelince gençler oturdukları yerden kalkmak zorundaydılar. Erkekler sünnet oluyorlardı. Domuz eti yemek günahtı. Tapınağa girmeden önce el ve ayaklarla yüz belirli bir ritüele uygun olarak yıkanıyor, yani abdest alınıyordu. Cinsel ilişkiden sonra da mutlaka yıkanmak lüzumu vardı (gusül abdesti).
Hz. Yusuf'un Akheneton'dan önce Mısır'a yaşadığını biliyoruz. Demek ki Akheneton'un ortaya çıkmasını, Hz. Adem'den beri süregelen ve Hz. İbrahim'le devam eden ve son peygamber Hz. Muhammed'e (sav.) kadar uzanan o tek kaynağa bağlamak akla daha yatkın olacaktır.

Akheneton'a karşı ayaklananlar
Akheneton'a ilk karşı çıkanlar ve bu yeni inancı beğenmeyenler; din adamları yani rahipler oldu. Bunlar eski sistemin devamından çıkar sağlıyorlardı. Mısır halkından bir kısmını da arkalarına alarak firavunu dinsizlikle suçladılar.
Akheneton öldükten sonra yerine geçen Tutankhaton, rahiplerin isteklerine boyun eğdi. Adını Tutankhamon (Bazı kitaplarda Tutankamon olarak geçer) yaparak, başkenti eski yerine taşıdı ve eski din tekrar serbest oldu. Hz. Musa gelene kadar batılın hükmü Mısır'da sürecektir.












ESKİ MISIR'DA İKİ ÜLKENİN YÖNETİCİSİNE(YUKARI VE AŞAĞI MISIR)FİRAVUN DENİRDİ.BUNLAR ÜSTÜN KİŞİLİKLERDİ.TAPINAKLAR İNŞAA EDERLER VE
TANRILARLA İYİ İLİŞKİLER KURMAYA ÇALIŞIRLARDI.BÖYLECE MISIR HALKININ
BOLLUK VEBEREKET İÇİNDE YAŞAYACAĞINA İNANILIRDI.
MISIR'IN EN BÜYÜK FİRAVUNU II.RAMSES'Yİ.60 YILA YAKIN BİR SÜRE
İKTİDARDA KALDI VE ÜLKESİNİ ÇOK İYİ YÖNETTİ.AYRICA EN BÜYÜK FİRAVUNLARIN
SONUNCUSU OLDU.ONDAN SONRA GELENLER ONUN KADAR BAŞARILI OLAMADI AMA ÖYLE OLMAK İÇİN KENDİLERİNE SÜREKLİ RAMSES ASINI KOYDULAR:3.RAMSES,4.RAMSES
GİBİ.MISIR'IN GÜNÜMÜZDEKİ EN BİLİNEN FRAVUNU İSE TUTANKAMON.ASLINDA SADECE
TAHMİNEN 9 YIL İKTİDARDA KALDI AMA KRALLAR VADİSİNDE MEZARI SOYULMAMIŞ
TEK FİRAVUN OLDUĞU İÇİN ALTIN MASKESİYLE VE HAZİNELERİYLE ÜNLÜDÜR.BU MEZARI VADİDE YILLAR SÜREN ÇALIŞMALARININ SONUNDA 4 KASIM 1922 DE İNGİLİZ
ARKEOLOG 'HOWARD CARTER'BULMUŞTUR.

--------------

AŞAĞIDA BİNLERCE OLARAK SAYILABİLECEK MISIR TANRILARININ EN GÜÇLÜLERİNDEN
BİRKAÇ ÖRNEKLER VERDİM.İNANÇLARA GÖRE İLK TANRI 'ATUM'DUR VE BÜTÜN TANRILARIN BABASI SAYILIR.

ATUM:İMPARATORLUK TANRISI
ANUBİS:ÖLÜLER TANRISI
SEKMET:SAVAŞ TANRISI
HATOR:NEŞE VE AŞK TANRIÇASI
HORUS: GÖK VE IŞIK TANRISI
THOTH:İLİM TANRISI
PTAH:SANATÇILARIN TANRISI
OSİRİS:YERALTI VE ÖLÜLER TANRISI
İSİS:BEREKET TANRIÇASI
MAAT:ADALET TANRIÇASI
RA: GÜNEŞ TANRISI
SETH:ÇÖL TANRISI
AMON: GÖK TANRISI

-------------------

İRAMİTLERİN GİZEMİ
Piramitler denince çoğu insanın aklına Gize'deki üç büyük piramit gelir.Ancak Mısır'da çok daha fazla vardır.Bunlar da Piramit çağı diye adlandırılan Dördüncü sülaleden Altıncı sülaleye kadar olan zaman diliminde yapılmıştır.
Üçüncü Sülale döneminde ilk basamaklı piramitler ortaya çıktı.Bunların şum zamana kadar korunanlarının en büyüğü Firavun Zoser'in
Saqqara'da yaptırdığıdır.Bunun mimarının Zoser'in veziri,papaz İmhotep olduğu bilinmektedir.Daha sonra dördüncü sülaleden KralSnefru,basamakları terketmiş ve son piramit şeklini meydana getirmiştir.Yukarı Mısır'da iki büyük piramit inşaa etmiştir.Keops ise babasının yaptırdıklarının çok uzağında Gize'de
bildiğimiz en büyük piramidi yaptırmıştır.Peki neden?Mezar hırsızlarından
korumak için değil kuşkusuz.Çünkü piramitler hırsızları korkutacağına görkemi boyutlarıyla onları daha çok çekmiştir.Ayrıca dördüncü sülalenin piramitleri (Khufu,Khafra,Menkaura,Kızıl ve Çarpık Piramit)diğerlerinkinden çok daha sağlam ve büyükyürler
ama diğer sülalelerin piramitlerinde birçok hiyeroglif olmasına rağmen onlarda hiç yoktur.Robert Bauval'a göre bunlar bir 'master plan'ın parçasıdır.Eski Mısırda Firavunların ölünce gökyüzünde yıldızlardan oluşan 'Duat' adlı bir bölgeye gideceğine inanılırdı.Bauval'da elindeki kanıtlarla Dördüncü Sülalenin Piramitlerinin bu bölgeyi yani 'Orion ve Hyades' takımyıldızlarının konumlarına göre yapıldığını öne sürmektedir.

-------------------------

MISIR MEDENİYETİ


Mısır Afrika'nın kuzeydoğusunda yer alır.Büyük bölümü çöllerden oluşmaktadır.Herodot'un da dediği gibi:'Mısır Nil'in armağanıdır.'Nil'in yaşanılabilir alanı iki ana bölgede toplanabilir:biri Nil'in böğazlardan ve çöllerden geçerek suladığı upuzun şeriy,diğer de Akdeniz2e dökülürken oluşturduğu deltadır.Bu iki bölgeye her zaman Yukarı ve Aşağı Mısır denmiştir ve bu iki yoprağın karakterleri birbirinden çok farklıdır.
Toprağın doğal nedenlerle bölünmüş olması Yukarı Mısır'la Aşağı Mısır'da iki ayrı krallığın gelişmesine yol açmıştır.Bu iki krallığın tarih öncesi çağlarda nasıl ilişkiler içinde olduğu bilinmese de arkeologlar bunların M.Ö. 3100 yıllarında güçlü Yukarı Mısır Kralı Menes tarafından birleştirildiğini sanmaktadırlar.Birinci sülaleyi böyle kurduğu söylenir.
Genelde bu tarih Mısır Medeniyetinin başlangıcı olarak kabul edilir.Ama ne zaman kurulduklarını veya nerden geldiklerini hiç bir ders kitabı yazmaz.Bazı araştırmalara göre Maya Uygarlığı ve Mısır Uygarlığı birbirine
çok benzemektedir.Bu kadar birbirine uzak olan ülkelerin nasıl olup ta benzediklerini şöyle açıklayabiliriz:Mısırlıların kökenleri Mayalılara dayanmaktadır.Kuruluş tarihi tam olarak bilinmese de bazı kaynaklar Mısırlıların M.Ö 10.000lerde bile varolduklarını söylemektedirler.
Mısırlılar çok tanrılı bir yıldız dinine inanmışlardır.Firavunların tanrıların elçileri olduklarını düşünürlerdi ve sadece firavunların öldüklerinde tanrıların yanına,gökyzünde 'Duat'denilen 'Orion'yıldız kuşağına gittiklerine inanılırdı.Firavunlar öldüğünde 'Krallar Vadisi' denilen yere gömülmeden önceki 70 günde ceset mumyalanır ve cenaze eşyaları hazırlanırdı.Mezara gömüldükten sonra Ölüler Tanrısı Anubis'in
ölen kişinin kalbini 'tarttığına'inanılırdı.Terazinin bir tarafına ölen kişinin kalbini,bir tarafına da hukuk tanrıçası'Maat'ı temsil eden bir tüy koyardı.Eğer kalp tüyden hafif gelirse o kişi yeraltı ve ölüler tanrısı Osiris'in cennetine giderdi,ama değilse kişinin ruhunun korkunç bir canavar tarafından yutulduğuna nanılırdı.
















AMEN(Amon,Amun,Ammon,Amoun)

"Amen" "sakli olan" demektir.Teb'in bas tanrisidir.Esi Ame -net'le birlikte ilk tanrilardan biridir.Kutsal hayvanlari kaz ve koçtur.Orta Krallik döneminde sadece yerel bir tanriydi ama Tebliler Misir'a hakim olunca Amen önemli bir tanri oldu.18.Hanedan'dan itibaren Tanrilarin Krali oldu.Ünlü Amen tapinagi Karnak,dünyanin en büyük dinî yapisidir.Yeni Krallik boyunca Amen'in esi Mut olarak kabul edildi.Bu ikilinin çocugu Ay tanrisi olarak bilinen Khons(Chons)'tur.




AMEN-RA(Amon-Re)

Amen rahipleri tarafindan Yeni Krallik'a geçisi saglamasi için tasarlanmis karma bir tanridir.Bu Amen'in gücünü Ra'ya yansitir (veya tam tersi)



ANUBIS(Anpu,Ano-Oobist)

Anubis,Nephthys ve Seth'in(bazi efsanelere göre Osiris ve Isis'in) ogludur.Çakallarin mezarlar etrafinda dolasmasi nedeniyle çakal basli Anubis ölümle birlikte anilmistir.Ölen Osiris'i mumyaladigi için mumyalama tanrisi olmustur.Görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir.Bu yüzden mumyalamayla görevli kisiler Anubis maskesi takarlar.Ölen kisi diger dünyada yargilanirken ona yardim eder.




ANUKET

Yukari Misir'da,Elephantin yöresinde Khnum ve Sati'nin kizi olarak bilinir.Kutsal hayvani ceylandir.Kus tüyleriyle kapli bir taç giyer ve soguk su tanriçasidir.



APIS

Sadece hayvan olarak çizilen ender tanrilardan biridir.Egemenlik alani Memphis'ti.Verimliligi temsil ederdi.Basinda günes diski ve uraeus yilani bulunan bir boga olarak çizilmistir.






ATEN

18.Hanedan zamaninda IV.Amenhotep tek tanri olan Aten'i yaymaya çalisti.Hatta adini da Akhenaten(Aten'in sevgilisi) olarak degistirdi.Aten her isininin ucunda bir el olan bir Günes olarak çizilirdi ve hayati temsil ederdi.Daha sonra Tutankhamon Misir'da Aten inanisina son verdi.



BAST(Bastet)

Bir Delta sehri olan Bubastis'te ortaya çikan kedi tanriça.Kediler evde beslenmeye baslandiginda önemli bir tanri oldu.Aslan tan- riça Sekhmet'in olumlu yansimasidir.




EDJO

Yukari Misir'da Nekhbet'in esi olarak bilinen,Asagi Misir'in sembolü ve koruyucusu olan Delta'daki yilan tanri.Firavunun tacinin bir parçasidir.




GEB(Seb)

Shu ve Tefnut'un oglu,Nut'un esi olan Dünya Tanrisi.Kutsal hayvani ve sembolü kazdi.Yesil ve siyah derili bir adam olarak çizildi(Bitkilerin ve verimli Nil çamurunu renkleri).



HATHOR(Het-Heru,Het-Hert)

Eski zamanlardan beri tapilan inek tanri.Ismi "uzaktaki ev" veya "Horus'un evi" anlamina gelir.Gökyüzüyle baglantilidir.Edfu'da Horus'un esi olarak bilinir.Teb'de ölüm tanrisidir.Ama genel olarak ask,nese,dans,alkol tanrisi olarak kabul edilir.




HERU-RA-HA

Ra-Hoor-Khuit ve Hoor-Par-Kraat'tan olusan karma tanri.Ismi "Horus ve Ra'ya sükür" demektir.







HORUS(Hor)

Misir'in en önemli tanrilarindan biri,Osiris ve Isis'in ogludur. Çocuklugu boyunca Harpocrates(Hoor-Par-Kraat) ismini tasidi. Hain amcasi Seth'den babasini intikamini aldi ve tüm firavunlarin koruyucusu haline geldi.Yukari Misir'în patron tanrisidir.Seth'in Asagi Misir'in patron tanrisi olmasi nedeniyle Horus ve Seth'in savasi,Asagi ve Yukari Misir'in savasi haline gelmistir.Behdet'te "Behdet Horus'u" olarak bilinir ve kanatli bir günes diski olarak temsil edilir.

HORUS'UN DÖRT OGLU(Amset,Hapi,Duamutef,Qebhsenuef)



ISIS(Auset)

En önemli tanrica;anneligi,tedaviyi ve büyüyü simgeler. Evrendeki en güçlü büyücüdür.Ra'nin kendisinden Ra'nin gizli adini ögrenmistir.Osiris'in karisi Nephthys'in ikiz kardesidir. Horus'un annesi,Horus'un oglu Amset'in koruyucusudur. Isis Horus'u çocuklugu boyunca Seth'ten korumustur.Egemenlik bölgesi Abidos'tur.



KHNUM

Antinoe ve Elephantin'de koç basli bir adam olarak bilinir. Esi çesitli hikayelere göre Sati,Heqet veya Neith'dir.




KHONS(Chons)

Muhtesem Teb üçlüsünün üçüncü üyesidir(ebeveynleri Amen ve Mut'la birlikte.)Ay tanrisi olarak bilinir.Karnak'ta ona adanmis bir tapinak vardir



MAAT

Adalet tanriçasi.Ismi "Adalet","Evrensel Düzen" anlamina gelir. Kafasinda bir devekusu tüyü tasir.Bu tüy diger dünyada, Osiris'in mahkemesinde,ölünün kalbi karsisinda bir terazide tartilir.Bu tartilmaya göre ölünün ruhu cezalandirilir veya ödüllendirilir.




MONTH(Mentu,Men Thu)

Amen yayginlasmadan önce Teb'deki ana tanri.Sahin basli bir insan olarak betimlenmistir.Savas tanrisidir.




MUT(Auramooth)

Amen'in karisi,Khons'un annesi.Ismi anne demektir.




NEFERTUM

Ptah ve Sekhmet'in genç ogludur.Taç giymis veya bir nilüferin üzerine oturmus bir genç olarak çizilir.



NEITH(Net,Neit,Thoum-aesh-neith)

Çok eski bir savas tanriçasidir.Deltada zekilik tanriçasi olarak bilinir.Yunan mitolojisindeki Athena'yla eslesir.Duamutef'in koruyucusudur.Timsah tanri Sobek'in annesidir.



NEKHBET

Yukari Misir patron tanriçasidir.Ikonografide bir akbaba olarak betimlenir.Kral ve kraliçenin tacinin bir parçasi,Edjo'nun esidir.



NEPHTHYS(Nebt-het)

Geb ve Nut'un en küçük çocugu,Seth'in karisi,Anubis'in anne- sidir.Seth Osiris'i öldürdügünde onu terketmis,Osiris'in canlan-masi için Isis'e yardim etmistir.Hapi'nin koruyucusudur.




NUT(Nuit)

Geb'in esi,Shu ve Tefnut'un kizidir.Gökyüzü tanricasidir.Yesil derili ve vücudu yildizlarla kapli bir kadin olarak resmedilmistir.



OSIRIS(Ausar)

Ölülerin koruyucusu ve yargilayicisidir.Abidos'da hüküm sürdü.Nut ve Geb'in ilk çocugudur.Ra dünyayi terk ettiginde dünyayi yönetmeye basladi ama Set onu öldürdügünde Isis onu tekrar canlandirdi.Böylece Osiris yeralti dünyasinin hükümdari oldu.Oglu Horus onun intikamini Seth'le savasarak ve onu yenerek aldi.Basindaki sapka Yukari ve Asagi Misir'in birligini simgeler.





PTAH

Memphis'te Dünya'yi yarattigina inanilir.Bazi efsanelere göre Thoth'un emirleri altinda çalistigina ve cenneti ve dünyayi yarattigina inanilir.



RA

Günes tanrisi ve "Yaratici" olarak bilinir.Sahin basý nedeniyle bazen Horus'la eslestirilir.Hakimiyet merkezi bugünkü Kahire olan Annu'ydu.5. Hanedan'dan dan itibaren firavunlara "Sa-Ra" (Ra'nin oglu)ünvani verildi.Shu ve Tefnut'un babasidir.




RA-HORAKHTY(Ra-Hoor-Khuit)

Karma tanri.Ismi"Ufuklarin Horus'u olan Ra" demektir.




SATI

Elephantin'de hüküm süren tanriça,Khnum'un esi ve Anuket'in annesidir.




SEKER

Isik tanrisi,ruhlarin yardimcisidir.Memphis'te Ptah'la eslestirilir. Sahin basli mumyalanmis bir adam olarak çizilir.




SEKHMET

Aslan tanriça.Memphis'te Ptah'in esi olarak bilinir.Ra'nin yarattigi Sekhmet,dogruluk tanriçasi olarak da bilinir.



SELKET(Serket,Serqet)

Kafasinda zehirli bir akrep bulunan güzel bir kadin olarak çizilmis-tir.Kadinlara dogumda yardimci olur,akrep tarafindan sokulan insanlarin hayatini kurtarir.Isis'i Seth'ten korumak için Seth'e yedi akrep göndermistir.Qebhsenuef 'in koruyucusudur.Tutankhamon' un mezarindaki heykeli çok ünlüdür.



SET(Seth)

Eskiden Asagi Misir'in patron tanrisi olan Seth firtina ve çöl tanrisi olarak bilinirdi.Kardesi Osiris'i öldürerek Osiris'in oglu Horus'un,Isis'in ve Nephthys'in düsmanligini kazandi.Horus'la yaptigi savaslar,ayni zamanda Asagi ve Yukari Misir'in savasi oldu.Bu savasin sonunda Horus'a yenilerek çölde taþamaya mahkum oldu.Misir'i çöllerden gelen yabancilardan koruduguna inanilir.




SHU

Rüzgarin ve atmosferin tanrisi.Ra'nin oglu ve Tefnut'un kocasi.



SOBEK

Arsinoe(Crocodilopolis)'de yasayan timsah tanri.Sobek 4 elementi de temsil ederdi(Ra'nin atesi,Shu'nun havasi,Geb'in topragi,Osiris'in suyu).Ölüler Kitabi'nda Sobek'in Horus'un dogumuna yardim ettigi,dolayisiyla Seth'in yenilmesine yardimci oldugu yazar.



TEFNUT

Bulutlarin tanriçasi,Ra'nin kizi ve Shu'nun esidir.Kutsal hayvani olan aslan basli bir kadin olarak çizilir.



THOTH

Ay'in,zamanin ve yazinin tanrisi.Esi Maat'tir.Thoth'un sekiz çocugundan en önemlisi Amen'dir.Hieroglifleri icat ettigine inanilir.




THOUERIS

Hippopotam tanriça.Verimlilik sembolü.Çocuklarin dogumuna yardim eder.Esi Bes'tir.

- Eski Mısır Tanrıları

Eklenmiş önizlemeler
Orijinal halini görmek için resme tıkla

Isim:  keops.jpg
Görüntüleme: 31
Boyut:  40.4 KB  Orijinal halini görmek için resme tıkla

Isim:  keops_5.jpg
Görüntüleme: 40
Boyut:  35.0 KB  Orijinal halini görmek için resme tıkla

Isim:  keops_piramidi_1.jpg
Görüntüleme: 35
Boyut:  35.7 KB  Orijinal halini görmek için resme tıkla

Isim:  normal_Giza,_Egypt_2001.jpg
Görüntüleme: 34
Boyut:  14.1 KB  

Kategori Etiketlenmemiş
Görüntüleme 127 Yorumlar 0 Edit Tags Blog Başlığını Email ile Gönder
Toplam Yorumlar 0

Yorumlar

Yorum Gönderin Yorum Gönderin
Toplam Trackbacks 0

Trackbacks