description
Kararsızlık ve İrade
Posted 29-09-2007 at 17:36 by marlasinger
Kendinizi gözlemlemeyle kısıtlarsanız,yaşamınızın anlamını atlarsınız. Amaç şöyle ifade edilebilir: Olabildiğince iyi bir şekilde yaşamak. Hayat,içine dalıp sonuna kadar oynarsanız, kurallarını öğrenebileceğiniz bir oyundur. Aksi takdirde yer değiştirenoyun tarafından sürekli yanıltılıp, sendelediğiniz anlarda yakalanırsınız. Oyuncu olmayanlar, şansın onlara uğramadan gelip geçtiğinden dert yanar,inlerler. Onlar şanslarının bir kısmını kendilerinin yaratabileceğini görmeyi reddederler.
Darwi Odrade
Bazıları hiç katılmazlar. Hayat, onlara sunulur. Sessiz dirençten biraz daha fazlasıyla yaşamlarını sürdürürler ve onları güvenlik yanılsamalarıyla doldurulmuş kırgınlıklarından çekip çıkaran her şeye öfke ve şiddetle direnirler.
Alma Mavis Taraza
Sanatların en iyisi hayatı, zorlayıcı bir şekilde taklit eder. Eğer taklit edilen bir rüya ise bu bir hayatın rüyası olmalıdır. Aksi takdirde bağıntı kurabileceğimiz bir yer olmaz. Bağlantılarımız uyumsuz kalır.
Darwi Odrade
Yukarıdaki sözler Büyük Üstat Frank Herbert in Muhteşem serisi Dune un 6. cilt i olan “Rahibeler Meclisi”nden alıntıdır. Ve bana göre kararsızlığı çok iyi tanımlamaktadır. ( Pek tabii ki kitabın konusu bu değil çok daha fazlasıdır.)
Kararsızlık nedir? Sadece bugün ne giysem, ne yesem, ne yapsam, nereye gitsem vs. acaba diye sormak değildir tabi ki. Aslında bu sadece onun küçük bir parçasıdır. Asıl kararsızlık insanın kendini ifade yeteneğinde ve yine kendisi için çizmeye çalıştığı standartların toplamında kendini göstermektedir.
Örneğin kendini prensip sahibi olarak gösteren insanları ele alalım. Bunlar genellikle belirgin bir kararsızlık durumundan kaçınabilmek adına belli sınırların dışına taşmış ya da taşması muhtemel eylem ve davranışlara neden olabilecek düşüncelerden kendilerini sürekli geri çekerler.
Bu sayede belli bir kararlılık hali göstermiş görünürler. Aslında bu tür kişiler önceden sınırları çizilmiş atadan gelme ve ya otomatik süreçlerle kendilerini şartladıkları durumlar içinde kalabildikleri oranda bu kararlılığa sahiptirler.
Mesela yüksek yetkili bir memur ya da asker onu koruyan süreçlerden birden mahrum kalırsa kararsızlığın pençesine çok ağır biçimde düşerek intihara bile sürüklenebilir. Çünkü alışkanlık haline getirdiği yaşam biçimi düz bir çizgi haline gelmiştir ve o çizginin dışında olup bitenlerle ilgilenmesine o güne dek hiç gerek olmamıştır. Hatta buna çok iyi şartlandırıldığı için ya da kendi motivasyonu ile şartlandığı için diğer ihtimaller ve yaşamlar hakkında bir şey bilmesi ya da onlara sonradan adapte olabilmesi imkansız bir hal almıştır.
Benzer bir örnek olarak diktatörleri ve iflas edip intihar eden yüksek gelirli kişileri de gösterebiliriz. Çünkü bu kişiler tek biçimli yaşayıp düşünmek için şartlanmış durumdadırlar. Bu bozulursa hiçbir şeyleri kalmaz.
Ancak aynı durum daha basit düşünen ve sürekli iş değiştiren ve dolayısıyla belirgin bir konuma yani mutlak bağlılığa sahip olmayan kişiler için geçerli değildir. O yüzden insanlar kravatları ve smokinleriyle ve kokteyllerde boy gösteren göbekli adamları kararlı, bunun tersine el sanatlarıyla ya da herhangi bir zanaat olmamış sanatsal eylemlerde çabalayan insanları kararsız olarak görme eğilimindedirler. Dolaylı yoldan entelektüel açıdan kendini geliştirmiş kişilere de aynı tabiri kullanabilirler.
Çünkü kararlılık, belli bir durumda yapılabilecek en iyi hareketin kesinlik ölçüsüdür. Gerçek yaşamda böyle bir garanti olmamasına rağmen tutucu ve sabit fikirli insanların her türlü organize hareket içindeki yüksek konumlandırılma sebeblerinden birisi de budur.
Tutuculuk,sabit fikirlilik hatta daha ötesi olan yobazlık; garantili bir yaşam biçimidir ve türlü büyük fedakarlıklar ve ödünlerle kademe atlamanın yollarından bir tanesidir. O nedenle isyankar insanlar genellikle aşırı beyin aktivitesinin sonucu olan bir sıkıntının pençesine düşerler. Kararsızlık.
Bu durum seçeneklerin olmamasından ziyade varolan seçeneklerin getirilerinin aslında dışardan göründüğü gibi olmadığını fark etmelerinden kaynaklanır. Örneğin zaten bir sürü prensip ile kendini çok önceden sınırlandırılmış olan sıradan yalancı, kendini bile varolan yalana uydurup türlü misyonerliklerle avunabilmekte hatta bunu bir başarı olarak görebilmektedir. Oysa onun kararsız dediği ressam ya da sanatçı belki ömrü boyu bu yaftalarla itilip kakıldıktan sonra kıymete binebilmektedir. Bunun da nedeni tek biçimli düşünen garanti belgeli kararlılar ordusudur. Hatta bu tam anlamıyla bir ordudur. Bazı şeyleri mutlak boyun eğmekle ya da görmezden gelmeyle aşmıştır. Koruduğu hayat aldatmaca olsa bile topluluk içinde kendini güvende hissetmektedir. Aykırılıklar gereksizdir ona göre bu nedenle de. Bir nevi robot a dönüştürülmüş olan bu kararlılar ordusu aynı zamanda genellikle de kararsızların yani bazen de sanatçıların baş düşmanlarıdırlar.
Çünkü, onların sanatlarını anlamadıkları için en iyi ihtimalle öncüllerini birebir taklit ederek ahkam kesmenin ötesine geçemez,her türlü doğru söz ya da inatçı karşı duruşu kararsızlık olarak nitelendirerek işin içinden sıyrılırlar.
Ergenlik dönemindeki gençlerin ebeveynleriyle yaşadığı kuşak çatışması denilen olgunun merkezinde de bu unsur yatmaktadır. Aileler her zaman çocuklarından daha kararlıdır. Tabi bunda ebeveynlerin yaptırım gücü adaletsizliği de rol oynar ancak aynı nedenden ötürü en tutucu ve kararlı ailelerden bol miktarda sorunlu ve kararsız genç çıkmaktadır.
Çünkü gerçek kararlılık ile emrivaki ve dayatmalar farklı köklere dayanır. Dayatmalar havadan getirilmiş birtakım ilke ve kuralların dışına çıkılmasının tamamen dışlandığı ve varolması durumunda kınama, dışlama, tecrit etme ve fiziksel acı gibi türlü biçimlerde cezalandırıldığı bir fiil iken, kararlılık mevcut durumlar içinden özgür iradeye dayalı bir yol seçebilme durumudur. Bu nedenden ötürü de kararlılık-kararsızlık ile uyumluluk-uyumsuzluk karıştırılır. Uyumlu insanların birçoğu her olguyu kendi özerklikleri içinde bağımsız düşünebildiklerinden dolayı dışarıya kararlı bir imaj çizmekle birlikte sosyal ilişkiler içindeki uyumsuz insanların bolluğu nedeniyle dışlanıp yalnız bırakılmaktadırlar. Bu nedenle de yağmacılar yağmalayamadıkları her şeye çamur attıkları için kendileriyle işbirliğine yanaşmayan,çünkü bu işbirliğinin tek yönlü sonucunun farkına varan kişileri kararsız olarak nitelendirebilir.
Görüldüğü üzere bu son derece ince ve göreceli bir durumdur. Kararsız kim?
Tüm bu düşünceler eşliğinde bakıldığında kararsızlığın asıl imleminin verilen karardan vazgeçip geçmemekle ölçülebildiğini görebiliriz. Yani kararsızlık aslında karar verememe durumundan ziyade insanın hayalinde şekillendirdiği iyi ya da kötü imaj her ne olursa olsun yaptığı seçimi istikrarlı biçimde yürütüp yürütmediği sorunudur. Eğer sürekli vazgeçip yaptığı seçimden korkan paranoyak bir kişilik ise kararsızlığı sürecek ve ilerleyecektir. Ancak içlerinden bazılarında ödün verebiliyor ve inatla devam ettirebiliyorsa kararlı olduğu söylenir.
Ancak bu çizdiği hayali imajda ne kadar inat ettiğine de bağımlılıdır. Müzisyen olmak isteyen birinin bu noktada hayati şartlardan ötürü okulu düşünmesi en büyük kararsızlıklardan biridir; çünkü genellikle ikisi de aynı oranda uğraş gerektirdiğinden her ikisinin de başarısızlığa uğrama olasılığı çok yüksektir. Biri ikinci planda olmak zorundadır.
Bu gibi durumlar karşısında ortalama zeka sahibi sıradan insanlar her şeyi olduğu gibi örneğin müziğin seçilmesini isyankar ve anarşizan bir tavır olarak göreceklerdir ve de bayağı ve küçük göreceklerdir. Oysa Avukat ya da Doktor olmak kararlılık ve zeka belirtisidir. Çünkü bu ikisi düz bir çizgi gibidir ve uğraşanlarında çok az dehaya rastlanmasından da anlaşıldığı gibi katı prensipler dahilinde okuluna kabul edilirsiniz. Oydsa sanat ın her dalı belli bir obsesyonla birlikte sürekli değişim ve belirsizliği de dayatmakta ve bu nedenle şartlar oluşursa bir eser deha lık ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Bu noktadaki sanatçı kararlılığı sıradan kararlılıktan ayrılır. Onun kararı bu isterse gümüşçülük el işçiliği gibi belli bir zanaat da olsa diğerinin seçmediği yolu seçme kararlılığıdır. Seçim tamamen kendisine aittir ve alışılmış standartlarda parıltılı bir geleceğe yaslanmaz. Çünkü o parıltının bir esaret olduğunu düşünerek salt kendi özgürlüğü açısından değerlendirebilmektedir. O nedenle en büyük kararlılığı göstererek sürekli bir risk içinde yaşamak zorunda bulur kendini. Bu aynı zamanda onu ayakta tutar ve hayattan bezip nefretle yaşamasını engeller. Bu nedenle sanatçılar memurlardan ve askerlerden daha az kararlı görünmelerine rağmen daha zinde ve uzun ömürlü olurlar genellikle planladıklarının aksine. Çünkü yaşam tüm garanti belgelerini sahipleri ile birlikte yırtıp yok eden bir belirsiz organizasyon olarak varlığını geleceğe aktarır. Tüm çatışkı da bunun görünümleridir. Yani kararlılığı asıl belirleyen ana unsur olarak iradenin gücü. Sahte kararlılıklarsa küçük şakalaşmalarla insanı yıllarca bir yerde tutabilse de uzun bir yaşlılıkla birlikte kanseri getirirler. Oysa iradenin gücüyle yaşanan sürekli neşe iki ayak üstündeyken mutlu ölümün yaratıcısıdır. Ancak dış görünüş aldatıcıdır ve korkaklar genellikle çok kararlı göründükleri için çok çabuk korkutulabilir ve önleme teşvik edilirler. Ama son karar dan yani yaşam ın onlar için vereceği karardabn kaçış yoktur bu his içlerinde hep büyür ve çoğunluğu aldatmacalara ve nefrete teşvik eder.
Ancak bu hiçbir şeyi değiştirmez güçlü iradeler güçlü ve mutlu yaşamları zor bir yoldan da olsa getirirken, yaşayan ölüler için sığınacakları bir kutsal taş hep olacaktır acılarını unutturacak.
Marla
Soylu insan, bir değerler yaratıcısıdır.
Nietzsche
Darwi Odrade
Bazıları hiç katılmazlar. Hayat, onlara sunulur. Sessiz dirençten biraz daha fazlasıyla yaşamlarını sürdürürler ve onları güvenlik yanılsamalarıyla doldurulmuş kırgınlıklarından çekip çıkaran her şeye öfke ve şiddetle direnirler.
Alma Mavis Taraza
Sanatların en iyisi hayatı, zorlayıcı bir şekilde taklit eder. Eğer taklit edilen bir rüya ise bu bir hayatın rüyası olmalıdır. Aksi takdirde bağıntı kurabileceğimiz bir yer olmaz. Bağlantılarımız uyumsuz kalır.
Darwi Odrade
Yukarıdaki sözler Büyük Üstat Frank Herbert in Muhteşem serisi Dune un 6. cilt i olan “Rahibeler Meclisi”nden alıntıdır. Ve bana göre kararsızlığı çok iyi tanımlamaktadır. ( Pek tabii ki kitabın konusu bu değil çok daha fazlasıdır.)
Kararsızlık nedir? Sadece bugün ne giysem, ne yesem, ne yapsam, nereye gitsem vs. acaba diye sormak değildir tabi ki. Aslında bu sadece onun küçük bir parçasıdır. Asıl kararsızlık insanın kendini ifade yeteneğinde ve yine kendisi için çizmeye çalıştığı standartların toplamında kendini göstermektedir.
Örneğin kendini prensip sahibi olarak gösteren insanları ele alalım. Bunlar genellikle belirgin bir kararsızlık durumundan kaçınabilmek adına belli sınırların dışına taşmış ya da taşması muhtemel eylem ve davranışlara neden olabilecek düşüncelerden kendilerini sürekli geri çekerler.
Bu sayede belli bir kararlılık hali göstermiş görünürler. Aslında bu tür kişiler önceden sınırları çizilmiş atadan gelme ve ya otomatik süreçlerle kendilerini şartladıkları durumlar içinde kalabildikleri oranda bu kararlılığa sahiptirler.
Mesela yüksek yetkili bir memur ya da asker onu koruyan süreçlerden birden mahrum kalırsa kararsızlığın pençesine çok ağır biçimde düşerek intihara bile sürüklenebilir. Çünkü alışkanlık haline getirdiği yaşam biçimi düz bir çizgi haline gelmiştir ve o çizginin dışında olup bitenlerle ilgilenmesine o güne dek hiç gerek olmamıştır. Hatta buna çok iyi şartlandırıldığı için ya da kendi motivasyonu ile şartlandığı için diğer ihtimaller ve yaşamlar hakkında bir şey bilmesi ya da onlara sonradan adapte olabilmesi imkansız bir hal almıştır.
Benzer bir örnek olarak diktatörleri ve iflas edip intihar eden yüksek gelirli kişileri de gösterebiliriz. Çünkü bu kişiler tek biçimli yaşayıp düşünmek için şartlanmış durumdadırlar. Bu bozulursa hiçbir şeyleri kalmaz.
Ancak aynı durum daha basit düşünen ve sürekli iş değiştiren ve dolayısıyla belirgin bir konuma yani mutlak bağlılığa sahip olmayan kişiler için geçerli değildir. O yüzden insanlar kravatları ve smokinleriyle ve kokteyllerde boy gösteren göbekli adamları kararlı, bunun tersine el sanatlarıyla ya da herhangi bir zanaat olmamış sanatsal eylemlerde çabalayan insanları kararsız olarak görme eğilimindedirler. Dolaylı yoldan entelektüel açıdan kendini geliştirmiş kişilere de aynı tabiri kullanabilirler.
Çünkü kararlılık, belli bir durumda yapılabilecek en iyi hareketin kesinlik ölçüsüdür. Gerçek yaşamda böyle bir garanti olmamasına rağmen tutucu ve sabit fikirli insanların her türlü organize hareket içindeki yüksek konumlandırılma sebeblerinden birisi de budur.
Tutuculuk,sabit fikirlilik hatta daha ötesi olan yobazlık; garantili bir yaşam biçimidir ve türlü büyük fedakarlıklar ve ödünlerle kademe atlamanın yollarından bir tanesidir. O nedenle isyankar insanlar genellikle aşırı beyin aktivitesinin sonucu olan bir sıkıntının pençesine düşerler. Kararsızlık.
Bu durum seçeneklerin olmamasından ziyade varolan seçeneklerin getirilerinin aslında dışardan göründüğü gibi olmadığını fark etmelerinden kaynaklanır. Örneğin zaten bir sürü prensip ile kendini çok önceden sınırlandırılmış olan sıradan yalancı, kendini bile varolan yalana uydurup türlü misyonerliklerle avunabilmekte hatta bunu bir başarı olarak görebilmektedir. Oysa onun kararsız dediği ressam ya da sanatçı belki ömrü boyu bu yaftalarla itilip kakıldıktan sonra kıymete binebilmektedir. Bunun da nedeni tek biçimli düşünen garanti belgeli kararlılar ordusudur. Hatta bu tam anlamıyla bir ordudur. Bazı şeyleri mutlak boyun eğmekle ya da görmezden gelmeyle aşmıştır. Koruduğu hayat aldatmaca olsa bile topluluk içinde kendini güvende hissetmektedir. Aykırılıklar gereksizdir ona göre bu nedenle de. Bir nevi robot a dönüştürülmüş olan bu kararlılar ordusu aynı zamanda genellikle de kararsızların yani bazen de sanatçıların baş düşmanlarıdırlar.
Çünkü, onların sanatlarını anlamadıkları için en iyi ihtimalle öncüllerini birebir taklit ederek ahkam kesmenin ötesine geçemez,her türlü doğru söz ya da inatçı karşı duruşu kararsızlık olarak nitelendirerek işin içinden sıyrılırlar.
Ergenlik dönemindeki gençlerin ebeveynleriyle yaşadığı kuşak çatışması denilen olgunun merkezinde de bu unsur yatmaktadır. Aileler her zaman çocuklarından daha kararlıdır. Tabi bunda ebeveynlerin yaptırım gücü adaletsizliği de rol oynar ancak aynı nedenden ötürü en tutucu ve kararlı ailelerden bol miktarda sorunlu ve kararsız genç çıkmaktadır.
Çünkü gerçek kararlılık ile emrivaki ve dayatmalar farklı köklere dayanır. Dayatmalar havadan getirilmiş birtakım ilke ve kuralların dışına çıkılmasının tamamen dışlandığı ve varolması durumunda kınama, dışlama, tecrit etme ve fiziksel acı gibi türlü biçimlerde cezalandırıldığı bir fiil iken, kararlılık mevcut durumlar içinden özgür iradeye dayalı bir yol seçebilme durumudur. Bu nedenden ötürü de kararlılık-kararsızlık ile uyumluluk-uyumsuzluk karıştırılır. Uyumlu insanların birçoğu her olguyu kendi özerklikleri içinde bağımsız düşünebildiklerinden dolayı dışarıya kararlı bir imaj çizmekle birlikte sosyal ilişkiler içindeki uyumsuz insanların bolluğu nedeniyle dışlanıp yalnız bırakılmaktadırlar. Bu nedenle de yağmacılar yağmalayamadıkları her şeye çamur attıkları için kendileriyle işbirliğine yanaşmayan,çünkü bu işbirliğinin tek yönlü sonucunun farkına varan kişileri kararsız olarak nitelendirebilir.
Görüldüğü üzere bu son derece ince ve göreceli bir durumdur. Kararsız kim?
Tüm bu düşünceler eşliğinde bakıldığında kararsızlığın asıl imleminin verilen karardan vazgeçip geçmemekle ölçülebildiğini görebiliriz. Yani kararsızlık aslında karar verememe durumundan ziyade insanın hayalinde şekillendirdiği iyi ya da kötü imaj her ne olursa olsun yaptığı seçimi istikrarlı biçimde yürütüp yürütmediği sorunudur. Eğer sürekli vazgeçip yaptığı seçimden korkan paranoyak bir kişilik ise kararsızlığı sürecek ve ilerleyecektir. Ancak içlerinden bazılarında ödün verebiliyor ve inatla devam ettirebiliyorsa kararlı olduğu söylenir.
Ancak bu çizdiği hayali imajda ne kadar inat ettiğine de bağımlılıdır. Müzisyen olmak isteyen birinin bu noktada hayati şartlardan ötürü okulu düşünmesi en büyük kararsızlıklardan biridir; çünkü genellikle ikisi de aynı oranda uğraş gerektirdiğinden her ikisinin de başarısızlığa uğrama olasılığı çok yüksektir. Biri ikinci planda olmak zorundadır.
Bu gibi durumlar karşısında ortalama zeka sahibi sıradan insanlar her şeyi olduğu gibi örneğin müziğin seçilmesini isyankar ve anarşizan bir tavır olarak göreceklerdir ve de bayağı ve küçük göreceklerdir. Oysa Avukat ya da Doktor olmak kararlılık ve zeka belirtisidir. Çünkü bu ikisi düz bir çizgi gibidir ve uğraşanlarında çok az dehaya rastlanmasından da anlaşıldığı gibi katı prensipler dahilinde okuluna kabul edilirsiniz. Oydsa sanat ın her dalı belli bir obsesyonla birlikte sürekli değişim ve belirsizliği de dayatmakta ve bu nedenle şartlar oluşursa bir eser deha lık ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Bu noktadaki sanatçı kararlılığı sıradan kararlılıktan ayrılır. Onun kararı bu isterse gümüşçülük el işçiliği gibi belli bir zanaat da olsa diğerinin seçmediği yolu seçme kararlılığıdır. Seçim tamamen kendisine aittir ve alışılmış standartlarda parıltılı bir geleceğe yaslanmaz. Çünkü o parıltının bir esaret olduğunu düşünerek salt kendi özgürlüğü açısından değerlendirebilmektedir. O nedenle en büyük kararlılığı göstererek sürekli bir risk içinde yaşamak zorunda bulur kendini. Bu aynı zamanda onu ayakta tutar ve hayattan bezip nefretle yaşamasını engeller. Bu nedenle sanatçılar memurlardan ve askerlerden daha az kararlı görünmelerine rağmen daha zinde ve uzun ömürlü olurlar genellikle planladıklarının aksine. Çünkü yaşam tüm garanti belgelerini sahipleri ile birlikte yırtıp yok eden bir belirsiz organizasyon olarak varlığını geleceğe aktarır. Tüm çatışkı da bunun görünümleridir. Yani kararlılığı asıl belirleyen ana unsur olarak iradenin gücü. Sahte kararlılıklarsa küçük şakalaşmalarla insanı yıllarca bir yerde tutabilse de uzun bir yaşlılıkla birlikte kanseri getirirler. Oysa iradenin gücüyle yaşanan sürekli neşe iki ayak üstündeyken mutlu ölümün yaratıcısıdır. Ancak dış görünüş aldatıcıdır ve korkaklar genellikle çok kararlı göründükleri için çok çabuk korkutulabilir ve önleme teşvik edilirler. Ama son karar dan yani yaşam ın onlar için vereceği karardabn kaçış yoktur bu his içlerinde hep büyür ve çoğunluğu aldatmacalara ve nefrete teşvik eder.
Ancak bu hiçbir şeyi değiştirmez güçlü iradeler güçlü ve mutlu yaşamları zor bir yoldan da olsa getirirken, yaşayan ölüler için sığınacakları bir kutsal taş hep olacaktır acılarını unutturacak.
Marla
Soylu insan, bir değerler yaratıcısıdır.
Nietzsche
Toplam Yorumlar 1
Yorumlar
-
"Çok kararsızız millet olarak çok" dermişim, sen de yermişin.
Yazı güzel de çok ayrıntıya girmişin bee. Dune dan buraya nasıl geldik anlayamadım beynim döndü. Kararsızlık hali var biraz yazıda. :D Ben çok kararlıyımdır karar vermeme konusunda bazen.Posted 23-10-2007 at 03:52 by nacre
Yorum Gönderin
|
Toplam Trackbacks 0
















