Enki Bilal ve Immortal

Ayyas  »  Bloglar  »  title  »  Enki Bilal ve Immortal

description

Enki Bilal ve Immortal

Posted 02-10-2007 at 20:51 by marlasinger


Enki Bilal çağımızın önemli çizerleri arasındadır. Amerikan çizgi romancılığının süper kahramanlar merkezinde dönen idealleştirilmiş abartılı şekline hiç benzemeyen öykülerinde hayal gücü ile olumsuz ütopyaları bir arada bulmanız mümkündür. Karakterlerin insani ve psikolojik hallerinin çok iyi verildiği bu öykülerden ünlü “Nikopol Üçlemesi” nin dünyadaki tek en iyi kitap ödülü almış çizgi roman olması da bu nedenle bir tesadüf değildir.

Enki Bilal çizgi roman çizerliği kariyerini ilerlettiği sıralarda kamera arkasında da çalışmış ve bunun sonucunda yönetmenlik kariyerini de ilerletmiştir. En bilinen filmi daha ticari bir senaryo ile ele alınmış olsa da ünlü Nikopol üçlemesinin filme aktarıldığı “Immortal”dır. İzleyicinin daha rahat algılayabilmesi için Jill ve Nikopol karakterlerinin öne çıkarıldığı ve Tanrı Horus a daha basit bir görev verilen film yine de etkileyicidir. %. Element tarzı kirli teknolojik kurgulanım ve yaşam biçiminin hakim olduğu karanlık atmosferli bu film aslında Enki Bilal in dünyasını tam olarak yansıtmaz. Yine de animasyon ile gerçek oyuncuların bir arada bulunduğu film görsel olarak da konu itibariyle de dikkat çekicidir. Ama ben yine de Nikopol üçlemesinin okunmasından yanayım film izlenmiş olsa bile.

Aşağıda film ile ilgili yorumları ve çizgi romandan alıntıları bulacaksınız.
Bir ilginç bilgi Nikopol üçlemesinde geçen oyuncuların hem satranç oynayıp hem boks maçı yaptıkları ilginç spor da bu öyküden esinlenerek gerçekten de oynanmaya ve uluslar arası turnuvaları yapılmaya başlanmıştır.
Marla
Ölümsüzler panayırı

'Ölümsüzlük, hayatın ölüme uyguladığı bir çeşit diktatörlüktür... Ve yaşayan bir diktatör olarak bana ölümsüzlükten başka bir şey kalmıyor. Ve ben de başaracağım! Ölüme karşı direneceğim! ' J-F.Choublanc

Paris 2023 Mart Başı - Anlamsız seçim maskaralığından bir önceki gün siyasi açıdan özerk ve çaresiz bir şekilde faşistleşmiş Parisliler'in uçsuz bucaksız kalabalığında hiç bir şey değişecek gibi görünmüyor....

(Kitabın İçinden)

Galip Tekin'den Kenan Yarar'a kadar pek çok yerli çizgi romancıyı da etkileyen, büyüleyici çizimleriyle ve enfes hikayeleriyle okuyanları mest eden Boşnak asıllı Fransız usta çizer Enki Bilal'in bu kitaptan sonra yayınlanacak diğer kitapları şöyle:

- Tehlikeli Kadın - Nikopol Üçlemesi 2

- Soğuk Ekvator - Nikopol Üçlemesi 3

- Canavarın Uykusu

- 32 Aralık

- Yokedici 17

Ölümsüzler Panayırı

'Ölümsüzlük, hayatın ölüme uyguladığı bir çeşit diktatörlüktür... Ve yaşayan bir diktatör olarak bana ölümsüzlükten başka bir şey kalmıyor. Ve ben de başaracağım! Ölüme karşı direneceğim! '



Paris 2023 Mart Başı - Anlamsız seçim maskaralığından bir önceki gün siyasi açıdan özerk ve çaresiz bir şekilde faşistleşmiş Parisliler'in uçsuz bucaksız kalabalığında hiç bir şey değişecek gibi görünmüyor....

Tehlikeli Kadın

'Bizim, şimdi burada konuştuğumuzdan daha canlı diller olduğunu ve geleceğin, şimdiden eski bir malzeme olduğunu mu varsaymak gerekir? '

Soğuk Ekvator

Soğuk Ekvator Enki Bilal tarafından 1980 yılında Ölümsüzler Panayırı ile başlayan ve 1986 yılında Tehlikeli Kadın ile devam eden Nikopol Üçlemesi'nin üçüncü kitabıdır.

Bilal'ın başyapıtı olarak kabul edilebilecek Nikopol Üçlemesi'nin son kitabı olan Froid Equateur (Soğuk Ekvator) adlı eseri,1992'de Lyre dergisi tarafından verilen yılın en iyi kitabı ödülünü kazandı ve bu ödülü kazanan ilk ve tek çizgi roman kitabı olarak kaldı.

(Tanıtım Yazısından)



Bilal'in karanlık dünyası (Immortal)

Enki Bilal, üç çizgi romanını temel alarak yazdığı ve yönettiği 'Kadın Tuzağı'nda hayranlarını memnun ediyor
02/10/2005 (718 defa okundu)
ERMAN ATA UNCU (Arşivi)
2095 yılının New York'u. Çeşitli kategorilere ayrılan toplumda insanlar, gezegen dışı mutantları kobay olarak kullanıyor. Gezegende adeta tıbbi bir dikta rejimi hüküm sürüyor. Şehri avucunun içine almış Eugenics şirketiyle yolsuzluk arsızı senatör arasındaki ilişki şaibeli. Kentin alt segmentlerinde kurbanlarını patlatarak öldüren bir seri katil, distopik geleceğin kasvetine kasvet katıyor. Ama filmin en loş ayrıntısı, şehrin tepesine çöreklenmiş Mısır piramidi. Tekrar ölümsüz olabilmek için önünde yedi gün olan "paranoyak tanrı" Horus (Thomas M. Pollard), bedenine muhtaç olduğu gizemli genç kadın Jill Bioskop'un (Linda Hardy) peşine takılıyor. Onu cezbedebilmek içinse eski politik suçlu Nikopol'ün ('Piyanist'in "iyi" Nazi'si Thomas Kretschmann) bedenini ele geçiriyor.
'Immortal (ad vitam)/Kadın Tuzağı', Fransız usulü distopyanın perdedeki son temsilcisi. Fransızların karanlık gelecek tasvirlerindeki köşetaşlarının; mavi saçlı genç kadınların, punkımsı kıyafetlerin, göze hoş görünen, kasvetli tasarımların hepsini barındırıyor. Üstüne üstlük distopya denince akla ilk gelen isimlerden Enki Bilal'in imzasını taşıyor. Çizer/yazar Bilal, tıpkı geçen aylarda gösterime giren 'Günah Şehri'nde yönetmen koltuğunu Roberto Rodriguez'le paylaşan Frank Miller gibi kendi çizgi roman üçlemesini perdeye uyarlıyor. Ancak çizgi romanlarına saplantılı bir şekilde kare kare sadık kalan Miller'ın aksine hikâye örgüsünde köklü değişiklikler yapıyor. Temelini, bizde de yayımlanan 'La Foire aux Immortels/Ölümsüzler Panayırı', 'La Femme Piege/Tehlikeli Kadın' ve 'Froid Equateur/Soğuk Ekvator' çizgi romanlarından alan film, tüm bu kitaplardaki öğeleri kendine özgü bir hikâyede biraraya getiriyor. Birbirine ikiz gibi benzeyen baba oğul Nikopol'un, geçmişin, geleceğin ve şimdiki zamanın birbirine karıştığı gerçeküstü maceralarının yerini, filmde daha çizgisel bir hikâye alıyor. Ama Enki Bilal'ın çizgi romanlarından alışık olduğumuz hava sapasağlam yerinde.

Çizgi destekli sinema kariyeri
Çizer, kendi alamet-i farikası olan karanlık dünyasını peliküle geçirirken pek zorluk çekmiyor. Zaten Bilal'in sinemayla ilişkisi 'Kadın Tuzağı'nın çok daha öncesine gidiyor. Frankofonların efsanevi çizgi roman yazarı Goscinny'nin ('Asterix', 'Red Kit', 'Pıtırcık') teşvikiyle profesyonel çizerliğe adım atan Enki Bilal'in çizgi romana gönül vermesi, gördüğü filmlerin etkisiyle olmuş. Sinemanın kendisi için ulaşılmaz olduğunu anlayınca çizmeye, kendi deyişiyle "tek başına film çekmeye" başlamış.
Zaman içinde gerçeküstü öğelerin yoğun olduğu çizgileriyle kendine has bir tarz yaratan Bilal, gerçek anlamda sinemaya bir çizer için en kolay yerden, sanat tasarımından bulaşmış. Alain Resnais'nin fantastik müzikal komedisi 'La vie est un roman/Hayat Bir Romandır' ve Michael Mann'in bilim kurgusu 'The Keep', Enki Bilal'ın, çizgileriyle hizmet verdiği filmler. 'Bunker Palace Hotel'le ve senaryosunu Dan Franck'le beraber yazdığı 'Tykoon Hotel'leyse yönetmenliği deniyor. Ama 'Kadın Tuzağı'nın bu iki filmden farkı bir adaptasyon olması.
Başyapıtı olarak adlandırılan üçlemeyi bunca sene sonra sinemaya uyarlamasındaysa dijital teknolojinin etkisi olsa gerek. Zira çizer, yıllar önce verdiği bir röportajda, sinemanın yeni oyuncaklarının genç yönetmenlerin istediklerini gerçekleştirmeleri için sağladığı olanaklardan büyük bir iştahla söz ediyor. E, teknolojinin nimetleri ve Enki Bilal'e 'Kadın Tuzağı'nı çekmesi için verilen açık çek de biraraya gelince, Nikopol üçlemesinin Fransız ölçeklerinde sinemaya aktarılmasındaki zorlukların da üstesinden geliniyor.
Her şey sanal
İşin garibi, çoğuna göre Bilal'in filminin yumuşak karnının da tam burada olması. Elbette ki her bir karesi gerçeküstü ayrıntılarla bezeli çizgi romanları sinemaya aktarmada CGI (bilgisayar yoluyla oluşturulan görüntü) uzmanlarına çok iş düşüyor. 'Kadın Tuzağı' da tıpkı 'Sky Captain ve Yarının Dünyası', 'Vidocq' ve çok uçlarda bir örnek olarak Eric Rohmer'ın 'L'Anglaise et le duc/Leydi ve Dük'ü gibi gerçek oyuncuların dışında neredeyse her şeyin sanal olduğu filmlerden. Tüm bu filmlerin ortak noktası, bu özelliklerini bir nişan gibi taşımaları, gerçekçiliğe öykünmemeleri. Sanal tasarımlar, 'Sky Captain...'da 1930'lar avantür sinemasının şimdi gerçek dışı duran havasını yakalamak, 'Vidocq'ta fantastik bir 19. yüzyıl Paris'i oluşturmak, 'Leydi ve Dük'te ise Fransız Devrimi'nde geçen hikâyeye dönemin resimlerini anımsatan bir atmosfer sağlamak için kullanılıyor. 'Kadın Tuzağı' da Enki Bilal'ın, gerçeküstücü gelecek tasvirini üç boyutlu hale getirmek için bilgisayara başvurarak bu zincire ekleniyor.
Ancak iş, fantezi ile gerçeği tutarlı bir görsel yapıda biraraya getirmeye gelince film, bir yerde fire veriyor. Gerçek oyunculara eşlik eden sanal figürler, beden hareketlerinde inandırıcı olsalar da suratlarıyla bir bilgisayar oyunundan fırlamış izlenimi yaratıyor. Doğrusu, bunun Bilal'in suçu olduğunu söylemek zor. Zira bilgisayar ortamında yaratılan insansı figürler arasında bu maske etkisini bertaraf edebilen örnek yok gibi. Zaten filmin genel görsel yapısı da bu defoyu gözardı ettirecek kadar çekici. Bu görsel yapıya bel bağlamayıp onu zenginleştiren hikâye de 'Kadın Tuzağı'nı ilgi çekici bir distopya yapıyor. Yan rollerden birindeki Charlotte Rampling de bu distopyanın bonusu.

Radikal



Aşağıda Immortal filminin google linki var isteyen Türkçe dublaj ile seyredebilir tamamını. Ancak Türkçe dublajı pek iyi olmamış benden söylemesi.

http://video.google.com/videoplay?do...32526138&hl=fr

Kategori Etiketlenmemiş
Görüntüleme 275 Yorumlar 5 Edit Tags Blog Başlığını Email ile Gönder
Toplam Yorumlar 5

Yorumlar

  1. Eski
    wikmaster nickli Ayya$'ın avatarı
    Bu adam gerçekten inanılmazdır, fakat çizerken. İzlerken açıkçası çok da beklediğimi bulamamıştım filmini, üstelik bir de üçlemeleri okumayanlar varsa sıkılacaklarından oldukça emin, ve Enki Bilal'i keşfetme arzusundan mahrum kalacakları endişesiyle izlemiştim.
    permalink
    Posted 03-10-2007 at 10:30 by wikmaster wikmaster şu an forumda değil
  2. Eski
    mandragora nickli Ayya$'ın avatarı
    ben okumadım ama film gayet güzeldi...
    permalink
    Posted 03-10-2007 at 14:19 by mandragora mandragora şu an forumda değil
  3. Eski
    marlasinger nickli Ayya$'ın avatarı
    Üçlemeyle filmin uzaktan yakından ilgisi yok zaten
    .Fakat filmin müzikleri çok iyi (bence)
    permalink
    Posted 03-10-2007 at 19:05 by marlasinger marlasinger şu an forumda değil
    Updated 03-10-2007 at 19:27 by marlasinger
  4. Eski
    Bu adam çok sağlam. Karanlık ve kirli bir atmosferde çizdiği öyküler çizgi romana benzemez içine çeker. Filme uyarlanan üçleme Horus un piç liklerini izlemek için değer ama yok asıl öyküyle alakası evet. Horus da horus yalnız hiç kaçırmıyor muhabbetleri. Sıkılınca uçuyor acrion nerdeyse orda anında :D
    permalink
    Posted 23-10-2007 at 03:32 by nacre nacre şu an forumda değil
  5. Eski
    filmini bir kaç kez izlemiştim an itibariylede bir üçleme olduğunu öğreniyorum bir fırsatını bulunca okumak isterim romanlarını
    permalink
    Posted 27-11-2008 at 00:39 by kabasakal kabasakal şu an forumda değil
Yorum Gönderin Yorum Gönderin
Toplam Trackbacks 0

Trackbacks