Hint kültürü
Hindistan uygarlık tarihi boyunca tüm dünyayı cezbetmiş, sürekli istilalar yaşamış, ancak her istilada biraz daha yok olmak yerine, gelen kültürleri içine alarak zenginliğini artırmayı başarmış bir medeniyettir. Kültürel mirasının en büyük kaynaklarından birisini de buradan alır. Hint Kültürü, Mutfağı, Müziği, Dansı, Sineması, Draması, Mimarisi ve diğer sanat kollarıyla çok zengin bir miras üzerine inşa edilmiş görkemli bir yapıdır.

Bu yapıda binlerce yıl öncesinin mirası danslar ve festivallerle en canlı biçimiyle bir gelenek olarak yaşatılmaktadır. Hint dansları kaynağını toplumun dinsel dürtülerinden alır. Dansların motiflerine yansıyan renkli içeriğin kökeni ülkenin çok engin mitolojik birikimine dayanmaktadır. Hint dansları üç farklı türden oluşur. "Nritta" beden, kol ve bacakların hareketlerine dayanan sade ve basit dans. "Nritya" sembolik vücut duruşları ve el hareketlerinin yüz anlatımıyla ilişkilendirilmesiyle yapılan dans. "Natya" drama öğelerine sahip, söz dünyasının kullanımını da içeren dans. Bütün türler "mudras" yani dans sırasında el kol hareketlerinden oluşan figürleri kullanmaktadır. Dansçılar izleyicilerle iletişim kurmak için tüm bedenlerini kullanırlar.
En önemli klasik hint dansları: Bharata Natyam, Kathakali, Kathak and Manipuri, Kuchipudi, Odissi ve Mohini Attam'dır. Bunların yanı sıra ülke çapında yaygın sayısız yöre ve kabile dansı bulunmaktadır.
Hint Kültürü kutlanan festivallerin büyüklüğü ve bunlara verilen önemle de bir ifade bulmaktadır. Bu festivalleri dine, kutlandığı bölgeye, iklimlere, etnik kökene ve sosyal yapıya bağlı festivaller olarak sınıflamak mümkündür.
Hindistan'da festivaller renk, neşe, sevinç, coşku ve iştah açıcı yiyeceklerin dua ve dinsel törenlerle biraraya gelmesi anlamına gelmektedir. Sayısı 50'yi aşan festivallerden bazıları: Pongal, Sankranti, Lohri, Bhogali Bihu, Gangasagar Mela, Spituk, Vasanth Panchami, Ratha Saptami, Shivaratri, Holi, Mahavira Jayanti, Dol Purnima, Chitra Festival, Dhungri, Naga Panchami, Amarnath Yatra, Diwali, Hanukkah, Mela Hemis Gomp, Raksha Bandhan.
HİNDİSTAN'DA DANS
Hindistan'da çok eski tarihlerden bu yana dans önemli bir kültürel olgu olarak yer almaktadır. Mohenjodaro kalıntılarında ortaya çıkarılan dans eden gençkız heykelinin yaklaşık olarak M.Ö. 2. yüzyıla ait olduğu kabul edilmektedir. Madhya Pradesh eyaletindeki Bhimabetaka mağaralarındaki kaya resimlerinde ard arda dizilmiş dans eden gruplar mükemmel bir biçimde gösterilmiştir. Sanchi'nin girişine dans eden Apsaralar oyulmuştur. Ajanta ve Ellora duvar resimleri, Khajuraho yontuları, Hoysala hanedanına ait tapınak duvarları Hint danslarının antik dönemlerden beri ne kadar popüler olduğunun göstergesidir.
Yüzyıllar boyunca Hindistan'da dans bir tür tapınma yöntemi ve coşkunun dışa vurumu olarak kullanılmıştır. Tapınak dançıları (Devasis) Tanrı ve Tanrıçaları memnun edebilmek için kutsal dansları sürdürebilmek için çok zor bir yaşamı kabullenmişlerdir. Devadasi sistemi Hindistan'ın bazı eyaletlerinde hala yaygındır.Karnataka ve Orissa buna bir örnektir.
Portekizli gezgin Domingo Paes M.S. 1520-22 yıllarında Vijayanagar krallığını ziyaret etmiş ve bu ziyaret sonrası geride krallıkta gördüğü dansçılara ait oldukça detaylı bilgiler bırakmıştır. Orjinal kronikleri Paris'teki Fransa Milli Kütüphanesi'nde saklanmaktadır. Paes, özellikle genç bayan dansçılara yoğun eğitimlerin verildiği büyük dans salonlarını gezmiştir. Duvarlar, adımlarını düzenlemelerine yardımcı çok çeşitli dans duruşları içeren resimlerle süslenmişti. Kral Krishna Devaraya bu dans eğitimleriyle çok yakından ilgileniyor ve salonları periyodik olarak ziyaret ediyordu. Navaratri festivali kutlamaları sırasında dans gösterilerine büyük önem veriliyordu. Dansçılar altın, inci ve elmaslarla işlenmiş son derece zengin süslerle donatılmışlardı.
Dans eden Tanrı Shiva (Nataraja) Hint dansının en önde gelen simgesidir. Başının üstünde duran ay duyuların kontrolünün sembolüdür. Bedeni etrafına sarılmış yılanlar hayat veren yaşam güçleri üzerindeki kontrolünün ispatıdır. Kötü bir şeytanın üzerine kalmış ayağı, egoyu alt etmenin sembolüdür.
HİNDİSTAN'DA MÜZİK
Hint müziğinin tarihçesi binyıllar ötesine, Veda devrine kadar geri gider. Pek çok Hint ilahisi melodilerle okunarak günümüze dek taşınmıştır. Samaveda "Melodi Bilgisi" dir ve Rigveda ilahilerinin nasıl okunacağını gösterir.
En eski "Müzik ve Dans Bilgisi" kitabı, Gandharva Vedalardır. Eserin yazarı olarak Muni Bharata gösterilir ve mitolojideki göksel şair ve müzisyenlerin adı olan Gandharvaların ismini taşır. Gene yazarı olarak Bharata gösterilen Natyaşastra da, yaklaşık 3 .yüzyıla tarihlendirilen ünlü bir dans, müzik ve dram eseridir.
Hint geleneğinde müziğin büyük önemi vardır. Dinsel duaları okumada gösterilen disiplin, müziğin gelişmesine yaradı. Zamanla insanların duyguları, yerel kültürlerin karışımı ile müziği zenginleştirdi. Hint müziği birçok ölçü, renk ve melodi kazandı. Hint notalarının isimleri şöyledir;
SA Rİ GA MA PA DHA Nİ SA
do re mi fa sol la si do
Raga "renk" anlamına gelen bir sözcüktür. Müzikal anlamda ise "nota, armoni, melodi" anlamlarına gelir. Biz bu sözcüğü "melodi" veya "makam" anlamında kullanıyoruz. Bharata, altı tane raga saymaktadır. Bhairava, Kauşika, Hindola, Dipaka, Şri-raga, Megha. Her biri ayrı bir heyecanı yansıtır. Bazı yazarlar yedi, bazıları 26 tane raga sayarlar. Bunları kişileştirip 6 ragayı 5-6 dişi raga, yani Ragin ile birleştirip yeni yeni müzikal tonlar elde ederler. Her raga, gündüzün veya gecenin bir zamanıyla ilgili ve uyumludur. Mevsimlere uygun ragalar da vardır. Tala sözcüğü ise "müzik ölçüsü, ritim" anlamlarına gelir. Bazı önemli ragalar şunlardır:
Bilaval
(hareketli, neşeli)
Lalit
(berrak, duygulu sabah melodisi)
Todi
(yumuşak sabah ragası)
Sarang
(günortası ragası)
Bhup
(yumuşak aksam ragası)
Des
(aşk dolu gece ragası)
Malkauns
(gece yarısı ragası)
Bhairavi
(şafak sökerken, bazen de geniş anlamlı)
Megh Malhar
(yağmur ve gökgürültüsünü betimler)
Dipak
(şimdi kullanılmıyor, kullananın öldüğüne inanılmıştır)
Hint Müzik Aletleri
Şankha (Denizkabuğu borusu): Bu, binlerce yıl öncesinden beri kullanılan bir alettir. Bildiğimiz deniz kabuğudur. Üflenince güçlü bir ses çıkarır. Savaşlarda düşmanı korkutmak ve haberleşmek için kullanılırdı. Dinsel seramonilerin başlangıç ve bitişinde öttürülür. Bhagavadgita'da Arcuna ve kardeşleri savaştan önce bir Şankha öttürürler. Herbirinin şankhasının özel bir adı da vardır.

Dholak (Davul): İki yanından da çalınır. Boyuna asılır, bele bağlanır ve kucakta tutulur. Hindistan'ın her yerinde kullanılan popüler bir çalgıdır. Yüzlerce çeşidi vardır. Bölgeden bölgeye biçimi değişir. Bengal'de devasa boyuttadır ve "dhak" denir. Tanrı Şiva'nın Tandava dansını yaparken çaldığı ise "damaru"dur.

Bansuri (Flüt): İki tiptir, yan olanı daha popülerdir. Yerel halk müziği ve klasik müzikte rahatlıkla kullanılabilir.

Harmonium: Bir kutu içinde bulunan, Piyano tuşları gibi beyaz-siyah tuşlardan oluşan ve arkasındaki körüğün bastığı hava ile ses çıkaran bir müzik aletidir. Akorda gerek yoktur, tekdüze yumuşak bir ses çıkarır. Müzisyenler tarafindan sıklıkla kullanılır.

Sarangi: Yayla çalınan telli bir halk sazıdır. Bununla büyük konserler verilir. Konser tipi olan alet, 60 cm. uzunluğunda tahtadan bir parçadan oluşur. Çukur yeri genişçedir, aşağı kısma doğru biraz daralır. Dört telli, kirişli bir alettir. Parmakları tellere bastırıp yayı teller üstünde gezdirerek çalınır. Kuzey Hindistan'da bu sazın yüzlerce halk tipi çeşitlemeleri vardır.

Sarod: Tahta gövdeli bir tür lavtadır. Sap kısmı çelik kaplamadır. Dört ana, dört yardımcı telden ve bir düzine titreştiriciden oluşur. Orta Asya'daki ud'un geliştirilmesiyle oluşturulduğu söylenir. Üstad Amcad Ali Han bir sarod üstadıdır.

Şehnai: Uflenen yerden aşağı doğru genişleyerek inen nefesli bir sazdır. Bu müzik aletinin birçok tipi ve adı bulunur. Orta Asya'lı zurna ile akrabalığı vardır. Klasik konserlerde sıkça kullanılır. En ünlü ustalarından biri üstad Bismillah Han'dır.

Sitar: Sukabağı gibi gövdeli, uzun saplı bir tür lavtadır. Sapın üzerinde dışbükey pirinç perdeler bulunur ve bazı sitarlarda bu istenilen şekle göre ayarlanabilir. Beş ana metal teli vardır. Bunlardan başka, ikisi pes, onbir veya onyedisi tiz olmak üzere başka teller de bulunur. Çok tanınan ve konserlerde sıkça kullanılan bir müzik aletidir. En büyük üstadı Pandit Ravi Şankar'dır.

Tabla: İki parçadan oluşan bir vurmalı çalgıdır. Küçük parçaya tabla diğerine ise dagga adı verilir; ama genellikle ikisine birden Tabla denir. Dagga tahtadan yapılır, tabla ise metaldir. Her ikisinin üzerleri deri kaplıdır. Tabla sağ el ile, dagga sol el ile çalınır. Büyük olandan pes sesler de çıkartilabilir. En büyük tabla üstatları olarak Alla Rakha, Zakir Hüseyin sayılabilir.
Tanpura: Dört telli, uzun saplı, balkabağı gövdeli bir müzik aletidir. Bu gövde, yıllar süren bir kurutma işlemiyle elde edilir. Teller metaliktir. Alet genelde diğer müzik enstrümanlarının arkasında bir fon olarak kullanılır. Güney Hindistan'da balkabağı yerine tahta kullanılır.

Vina: Sitar gibi çok popüler olan telli çalgılardan biri de Vina'dır. Birçok çeşidi vardır. En çok bilineni, Sarasvati Vina denilen çeşididir. Sarasvati, bilgelik, eğitim ve güzel söz söyleme tanrıçasıdır ve elinde Vina ile resmedilir. Uzun bir sapın her iki ucunda da su kabağı vardır. Sap, bitim yerinde U biçiminde kıvrılır. Teller sapın üstünde yer alır. Bazı Vinaları çalmak için, kuş yumurtası gibi traşlanmış, oval parlak bir taş kullanılır.

Hint müziği herzaman büyüleyici gelmiştir bana.Çok farklı bir hüzün var bazı şarkılarda.bir kaç tanesini sizinlede paylaşayım
http://www.youtube.com/watch?v=J-y-y...eature=related
http://www.youtube.com/watch?v=VCoBw...eature=related

Bu yapıda binlerce yıl öncesinin mirası danslar ve festivallerle en canlı biçimiyle bir gelenek olarak yaşatılmaktadır. Hint dansları kaynağını toplumun dinsel dürtülerinden alır. Dansların motiflerine yansıyan renkli içeriğin kökeni ülkenin çok engin mitolojik birikimine dayanmaktadır. Hint dansları üç farklı türden oluşur. "Nritta" beden, kol ve bacakların hareketlerine dayanan sade ve basit dans. "Nritya" sembolik vücut duruşları ve el hareketlerinin yüz anlatımıyla ilişkilendirilmesiyle yapılan dans. "Natya" drama öğelerine sahip, söz dünyasının kullanımını da içeren dans. Bütün türler "mudras" yani dans sırasında el kol hareketlerinden oluşan figürleri kullanmaktadır. Dansçılar izleyicilerle iletişim kurmak için tüm bedenlerini kullanırlar.
En önemli klasik hint dansları: Bharata Natyam, Kathakali, Kathak and Manipuri, Kuchipudi, Odissi ve Mohini Attam'dır. Bunların yanı sıra ülke çapında yaygın sayısız yöre ve kabile dansı bulunmaktadır.
Hint Kültürü kutlanan festivallerin büyüklüğü ve bunlara verilen önemle de bir ifade bulmaktadır. Bu festivalleri dine, kutlandığı bölgeye, iklimlere, etnik kökene ve sosyal yapıya bağlı festivaller olarak sınıflamak mümkündür.
Hindistan'da festivaller renk, neşe, sevinç, coşku ve iştah açıcı yiyeceklerin dua ve dinsel törenlerle biraraya gelmesi anlamına gelmektedir. Sayısı 50'yi aşan festivallerden bazıları: Pongal, Sankranti, Lohri, Bhogali Bihu, Gangasagar Mela, Spituk, Vasanth Panchami, Ratha Saptami, Shivaratri, Holi, Mahavira Jayanti, Dol Purnima, Chitra Festival, Dhungri, Naga Panchami, Amarnath Yatra, Diwali, Hanukkah, Mela Hemis Gomp, Raksha Bandhan.
HİNDİSTAN'DA DANS
Hindistan'da çok eski tarihlerden bu yana dans önemli bir kültürel olgu olarak yer almaktadır. Mohenjodaro kalıntılarında ortaya çıkarılan dans eden gençkız heykelinin yaklaşık olarak M.Ö. 2. yüzyıla ait olduğu kabul edilmektedir. Madhya Pradesh eyaletindeki Bhimabetaka mağaralarındaki kaya resimlerinde ard arda dizilmiş dans eden gruplar mükemmel bir biçimde gösterilmiştir. Sanchi'nin girişine dans eden Apsaralar oyulmuştur. Ajanta ve Ellora duvar resimleri, Khajuraho yontuları, Hoysala hanedanına ait tapınak duvarları Hint danslarının antik dönemlerden beri ne kadar popüler olduğunun göstergesidir.
Yüzyıllar boyunca Hindistan'da dans bir tür tapınma yöntemi ve coşkunun dışa vurumu olarak kullanılmıştır. Tapınak dançıları (Devasis) Tanrı ve Tanrıçaları memnun edebilmek için kutsal dansları sürdürebilmek için çok zor bir yaşamı kabullenmişlerdir. Devadasi sistemi Hindistan'ın bazı eyaletlerinde hala yaygındır.Karnataka ve Orissa buna bir örnektir.
Portekizli gezgin Domingo Paes M.S. 1520-22 yıllarında Vijayanagar krallığını ziyaret etmiş ve bu ziyaret sonrası geride krallıkta gördüğü dansçılara ait oldukça detaylı bilgiler bırakmıştır. Orjinal kronikleri Paris'teki Fransa Milli Kütüphanesi'nde saklanmaktadır. Paes, özellikle genç bayan dansçılara yoğun eğitimlerin verildiği büyük dans salonlarını gezmiştir. Duvarlar, adımlarını düzenlemelerine yardımcı çok çeşitli dans duruşları içeren resimlerle süslenmişti. Kral Krishna Devaraya bu dans eğitimleriyle çok yakından ilgileniyor ve salonları periyodik olarak ziyaret ediyordu. Navaratri festivali kutlamaları sırasında dans gösterilerine büyük önem veriliyordu. Dansçılar altın, inci ve elmaslarla işlenmiş son derece zengin süslerle donatılmışlardı.
Dans eden Tanrı Shiva (Nataraja) Hint dansının en önde gelen simgesidir. Başının üstünde duran ay duyuların kontrolünün sembolüdür. Bedeni etrafına sarılmış yılanlar hayat veren yaşam güçleri üzerindeki kontrolünün ispatıdır. Kötü bir şeytanın üzerine kalmış ayağı, egoyu alt etmenin sembolüdür.
HİNDİSTAN'DA MÜZİK
Hint müziğinin tarihçesi binyıllar ötesine, Veda devrine kadar geri gider. Pek çok Hint ilahisi melodilerle okunarak günümüze dek taşınmıştır. Samaveda "Melodi Bilgisi" dir ve Rigveda ilahilerinin nasıl okunacağını gösterir.
En eski "Müzik ve Dans Bilgisi" kitabı, Gandharva Vedalardır. Eserin yazarı olarak Muni Bharata gösterilir ve mitolojideki göksel şair ve müzisyenlerin adı olan Gandharvaların ismini taşır. Gene yazarı olarak Bharata gösterilen Natyaşastra da, yaklaşık 3 .yüzyıla tarihlendirilen ünlü bir dans, müzik ve dram eseridir.
Hint geleneğinde müziğin büyük önemi vardır. Dinsel duaları okumada gösterilen disiplin, müziğin gelişmesine yaradı. Zamanla insanların duyguları, yerel kültürlerin karışımı ile müziği zenginleştirdi. Hint müziği birçok ölçü, renk ve melodi kazandı. Hint notalarının isimleri şöyledir;
SA Rİ GA MA PA DHA Nİ SA
do re mi fa sol la si do
Raga "renk" anlamına gelen bir sözcüktür. Müzikal anlamda ise "nota, armoni, melodi" anlamlarına gelir. Biz bu sözcüğü "melodi" veya "makam" anlamında kullanıyoruz. Bharata, altı tane raga saymaktadır. Bhairava, Kauşika, Hindola, Dipaka, Şri-raga, Megha. Her biri ayrı bir heyecanı yansıtır. Bazı yazarlar yedi, bazıları 26 tane raga sayarlar. Bunları kişileştirip 6 ragayı 5-6 dişi raga, yani Ragin ile birleştirip yeni yeni müzikal tonlar elde ederler. Her raga, gündüzün veya gecenin bir zamanıyla ilgili ve uyumludur. Mevsimlere uygun ragalar da vardır. Tala sözcüğü ise "müzik ölçüsü, ritim" anlamlarına gelir. Bazı önemli ragalar şunlardır:
Bilaval
(hareketli, neşeli)
Lalit
(berrak, duygulu sabah melodisi)
Todi
(yumuşak sabah ragası)
Sarang
(günortası ragası)
Bhup
(yumuşak aksam ragası)
Des
(aşk dolu gece ragası)
Malkauns
(gece yarısı ragası)
Bhairavi
(şafak sökerken, bazen de geniş anlamlı)
Megh Malhar
(yağmur ve gökgürültüsünü betimler)
Dipak
(şimdi kullanılmıyor, kullananın öldüğüne inanılmıştır)
Hint Müzik Aletleri
Şankha (Denizkabuğu borusu): Bu, binlerce yıl öncesinden beri kullanılan bir alettir. Bildiğimiz deniz kabuğudur. Üflenince güçlü bir ses çıkarır. Savaşlarda düşmanı korkutmak ve haberleşmek için kullanılırdı. Dinsel seramonilerin başlangıç ve bitişinde öttürülür. Bhagavadgita'da Arcuna ve kardeşleri savaştan önce bir Şankha öttürürler. Herbirinin şankhasının özel bir adı da vardır.

Dholak (Davul): İki yanından da çalınır. Boyuna asılır, bele bağlanır ve kucakta tutulur. Hindistan'ın her yerinde kullanılan popüler bir çalgıdır. Yüzlerce çeşidi vardır. Bölgeden bölgeye biçimi değişir. Bengal'de devasa boyuttadır ve "dhak" denir. Tanrı Şiva'nın Tandava dansını yaparken çaldığı ise "damaru"dur.

Bansuri (Flüt): İki tiptir, yan olanı daha popülerdir. Yerel halk müziği ve klasik müzikte rahatlıkla kullanılabilir.

Harmonium: Bir kutu içinde bulunan, Piyano tuşları gibi beyaz-siyah tuşlardan oluşan ve arkasındaki körüğün bastığı hava ile ses çıkaran bir müzik aletidir. Akorda gerek yoktur, tekdüze yumuşak bir ses çıkarır. Müzisyenler tarafindan sıklıkla kullanılır.

Sarangi: Yayla çalınan telli bir halk sazıdır. Bununla büyük konserler verilir. Konser tipi olan alet, 60 cm. uzunluğunda tahtadan bir parçadan oluşur. Çukur yeri genişçedir, aşağı kısma doğru biraz daralır. Dört telli, kirişli bir alettir. Parmakları tellere bastırıp yayı teller üstünde gezdirerek çalınır. Kuzey Hindistan'da bu sazın yüzlerce halk tipi çeşitlemeleri vardır.

Sarod: Tahta gövdeli bir tür lavtadır. Sap kısmı çelik kaplamadır. Dört ana, dört yardımcı telden ve bir düzine titreştiriciden oluşur. Orta Asya'daki ud'un geliştirilmesiyle oluşturulduğu söylenir. Üstad Amcad Ali Han bir sarod üstadıdır.

Şehnai: Uflenen yerden aşağı doğru genişleyerek inen nefesli bir sazdır. Bu müzik aletinin birçok tipi ve adı bulunur. Orta Asya'lı zurna ile akrabalığı vardır. Klasik konserlerde sıkça kullanılır. En ünlü ustalarından biri üstad Bismillah Han'dır.

Sitar: Sukabağı gibi gövdeli, uzun saplı bir tür lavtadır. Sapın üzerinde dışbükey pirinç perdeler bulunur ve bazı sitarlarda bu istenilen şekle göre ayarlanabilir. Beş ana metal teli vardır. Bunlardan başka, ikisi pes, onbir veya onyedisi tiz olmak üzere başka teller de bulunur. Çok tanınan ve konserlerde sıkça kullanılan bir müzik aletidir. En büyük üstadı Pandit Ravi Şankar'dır.

Tabla: İki parçadan oluşan bir vurmalı çalgıdır. Küçük parçaya tabla diğerine ise dagga adı verilir; ama genellikle ikisine birden Tabla denir. Dagga tahtadan yapılır, tabla ise metaldir. Her ikisinin üzerleri deri kaplıdır. Tabla sağ el ile, dagga sol el ile çalınır. Büyük olandan pes sesler de çıkartilabilir. En büyük tabla üstatları olarak Alla Rakha, Zakir Hüseyin sayılabilir.
Tanpura: Dört telli, uzun saplı, balkabağı gövdeli bir müzik aletidir. Bu gövde, yıllar süren bir kurutma işlemiyle elde edilir. Teller metaliktir. Alet genelde diğer müzik enstrümanlarının arkasında bir fon olarak kullanılır. Güney Hindistan'da balkabağı yerine tahta kullanılır.

Vina: Sitar gibi çok popüler olan telli çalgılardan biri de Vina'dır. Birçok çeşidi vardır. En çok bilineni, Sarasvati Vina denilen çeşididir. Sarasvati, bilgelik, eğitim ve güzel söz söyleme tanrıçasıdır ve elinde Vina ile resmedilir. Uzun bir sapın her iki ucunda da su kabağı vardır. Sap, bitim yerinde U biçiminde kıvrılır. Teller sapın üstünde yer alır. Bazı Vinaları çalmak için, kuş yumurtası gibi traşlanmış, oval parlak bir taş kullanılır.

Hint müziği herzaman büyüleyici gelmiştir bana.Çok farklı bir hüzün var bazı şarkılarda.bir kaç tanesini sizinlede paylaşayım

http://www.youtube.com/watch?v=J-y-y...eature=related
http://www.youtube.com/watch?v=VCoBw...eature=related
Ayyas Visual Trip
Ayyas Visual Trip
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
mandragora ait Blog Başlıkları
- tortu olarak beden (06-06-2008)
- Bjork (24-05-2008)
- tirad (06-05-2008)
- uzakdoğu korku sineması (03-05-2008)
- Night Of The Living Dead 1968 (01-05-2008)










