Madem sonunda herşey toprakla sonuçlanıyor... Nasıl yaşadığının ne önemi var?
Bu Başlığı Değerlendirin

GERÇEK

Posted 11-08-2007 at 11:04 by mandragora
Farkına varmak ve tek başınıza olduğunuzu unutmamak anlaşılması gereken budur. Kendi içinizde bir sığınak taşımak,ihtiyaç olduğunda oraya gitmek,başka bir sığınak aramamak sığınağınızın kendinizde içinizde olduğunu bilmektir.

Dünya;şu anda gözüme görünen şekli,dünya krallıktır ve dünya kraldır.Ötesi yok perdesi kalkmış hali budur .
Doğduğumuzda iki seçenek vardır. Ya kral olacaksın ya da köle.Ve hayatımız boyunca bu iki yüz arasında gider geliriz.Ne zaman dünyaya etken olmaya çalışsak bir şeyler tarafından geri çevriliriz.Ne zaman kendimize dönüp gerçekliği arasak zamanın boşa geçtiğini duyumsar,rahatsızlık hissederiz.Ne yaparsak yapalım farklı bir şeyler yapmak gerektiğini düşünü
rüz herzaman.Anlaşılması gereken hepimiz doğduğumuzda ölümcül bir yara almışızdır.Ne yapar insanlar,dini bir kaçış olarak kullanırlar.Her ne kadar farkına varmasalarda...
Hoşnut değillerdir.Her zaman dörtdörtlük bir yaşam arayışı içindedirler.Ve diğer bir çok insanda işi,cinselliği, arka
daşlığı herşeyi hayatın ıstırabına karşı bir kalkan olarak kullanır.Bir insan çok paralı olabilir ama hala bir şeylerin eksikliğinide duyabilir.İyi bir işi olabilir ama işindende nefret edebilir.Harika bir evliliği güzel çocukları olabilir ama yalnızlıktan muzdarip bir halede bürünebilir.Kayda değer yeteneği olupta kendini niteliksiz de bulabilir.

Elimize sunulan bir şey karşılığında her ne kadar tatmin olmuş görsekte kendimizi,bir sonraki hayali kurmaya başlarız daha o zamanda.Bu da demektir ki tatminsiz olduğumuzu bildiğimiz halde tatmin olamadığımızdan yakınmaktır.Bir zamanlar değer verdiğimiz herşey toz ve kül olur.Ne yaparız sonra?önceden gözden kaçırdığımız şeyleri görürüz.
Yaşam tatmin edici değildir işe yaramaz beklentiletimizden kurtulmamız gerekir..

Diğer insanlar ibadethanelere giderler.Çünkü onların iyi bir insan olmak gibi romantik düşünceleri vardır.İyi ile kötü arasında ki çizgi,bizim kendi kalbimizin merkezinde bulunur.
Hepimiz iyi ve kötünün karışımıyızdır.Yalnızca iyi olmaya çalışmak ya da kötü.komik... ve hepimizin dünyaya karşı ümitsizliği var.Dünya bize hiç bir şey yapmaz.o taleplerimizi karşılamadı diye bir saçmalık içine girer ve onu reddederiz.De-
ğişmesi gereken dünya değik bakış açısıdır.
Kafka'nın dediği gibi,biz dünyayı tutar onun bizi bırakmadığından yakınırız.

Bir şeye çok değer verirsiniz,ama bu bir başkası için faydasız ve anlamsızdır.Yani her kelimenin anlamı herbirimize göre farklıdır.Sonrada kimsenin bizi anlamadığından yakınırız.Sonra o çok değer verdiğimiz şeyler zaman içinde gözümüzde anlamını yitirir.Anlam dediğimiz herşey anlamsızlığa dönüşür.Herşeyin ucu bir saçmalığa dayalıdır.Anlam yitirmesinin sebebi ise, çocukluktan örnek vereyim;Elinize oyuncaklar tutuşturulur.
Bunu kabul etmek zorundasınızdır.Zamanla kendi bağımsızlığını kazanmalısın diye salık verirler size,uyarsınız.Derken sevdiklerinizin belirmesine yönelik değerler konulur.
Böylelikle herbirimizde bir güvensizlik kendine kuşkuyla bakma ve pek çok karmaşık acı veren duygular gün yüzüne çıkar.Kendimizi bir şey olarak görmekten vazgeçmeliyiz.

Kibir;daha fazla çalışmaya yönlendirir kişiyi.Çalışmalarının sebebi ise başkalarını etkilemeye çalışmaktır.İzlenmek onlar için büyük bir zevk kaynağıdır.Ve sık sık diğerlerinin davranışlarını eleştirirler.Sebebi ise kendilerinden daha iyi olabilecek
diğerlerine katlanamamaları,onları yıkmaya çalışmalarıdır. Tanrıyı övme- leri nin sebebi ise ödüllendirileceklerine inanmalarıdır.

Kimileri herşeyi boşverip diledikleri gibi yaşar,çarka uyum sağlar.kimileri ise kaldıramayacakları inzivaya çekilir.Uç noktalar
bunlar ve kötüdür.Böyle yapmalarının sebebi ise ruhsal oburluk içinde olmalarıdır.

Kibir,kızgınlık,ruhsal oburluk ve kıskançlık.Bir olma,tek olma,ilgi odağı olma'dan kaynaklanır.Herbirimiz bir'iz aslında küçük evreniz.ama bunu görmez çoğumuz,tüm arzuları bir olma isteğinden açlıktan ileri gelir.Sorun olan nesneleri arzulamamız.aslında bu da değil.o nesnelere yüklediğimiz anlamdır.sorunun kendisi...Mesela hiç deneyim görmezseniz,hiç birşey bilmezseniz,hissetmezseniz, görmezseniz ya da anlamazsanız.Bu derin açlığı hiçbir ün,zenginlik,aşk ilşkisi ya da güç tatmin edemez.ardından karanlığa girersiniz.Ruha zarar veren tek şey nesnelere duyulan istek ve arzudur.Seven sevilenden aşağıdadır.Çünkü onun sevgi nesnesine bağlıdır.

Velhasılkelam kendimizi tanımayız.Onun yerine şeyleri,düşünceleri,hisler duyguları biliriz.Fakat kendimizi değil.Düşünürün biri kendini tanımak istiyorsan kendini unut demişti.Ama unutmaktan önce tanımak gerek.Ben ben ben...çıkmışız bir ben tahtasına yaşam denizinde sörf yapıyoruz.Fakat dalgaların arasına gömülüyoruz hep.Mutluluk ta anlam değiştirdi.Ego tatmini ile mutluluğu karıştırıyoruz.Oysa onlar birbirinden çok farklıdır.Hep kendimizi ya da başkalarını yargılarız.Övgü ve suçlama eşit olarak bölünür.Herşeyi yaşam senaryosuna uygun olarak yaparız.Shakespeare,tüm dünya bir tiyatro sahnesidir ve tüm erkekler ve kadınlar yalnızca oyunculardır.dememişmidir.O yüzden bu tiyatroyu yansıma olarak görmeyi bilmeliyiz tek ihtiyacımız olan hiç bir yansımanın olmadığı o an

Görüntüleme 149 Yorumlar 0 Edit Tags Blog Başlığını Email ile Gönder
Toplam Trackbacks 0

Trackbacks