Sorduğumu Hatırlamıyorum
Her zamanki gecelerden birisiydi onun için. Yatmış sıradan bir uyku uyumuş ama erkenden uykusuz bir şekilde uyanmış kendini evin dışına atmıştı. Yanan midesi ağzına kötü bir tat versede evin içinde bulunmak , duvarların üstüne gelmesi onu fazlasıyla rahatsız ediyordu. Ustüne bir gömlek attı dolabı açıp eline aldığı birasıyla bir anda kendini sokak kapısının dışına attı. Asansörü düğmesine basıp çağırması ile gözleri karmakarışık şekilde ilerleyen numaralara takıldı. Garip bir şekilde asansörün bulunduğu katı gösteren numaralar birbirini takip etmeden ilerlemekteydi. Asansörün bozulmuş olduğuna karar verdiği an kapı açıldı. Fazlasıyla akşamdan kaldığını düşündükten sonra asansöre binip garaj ın düğmesine bastı.
Bir gece önce yaşadıklarını düşününce içi bir kötü oldu. Bir bara gitmiş arkadaşlarıyla içerken karşıda bilardo oynayan kızın kendisine bakmasıyla farklı bir gece başlamıştı onun için. Bir anda kanının kaynadığını fark etmesiyle arkadaşlarından izin istemiş ve kızın yanına doğru ilerlemişti. Kıza aldığı birayı uzatırken kendisine teklif edilen maçı kabul etmiş ve eline aldığı ıstaka ile ilk vuruşu yapmıştı. Gayet iyi bilardo oynamasına rağmen kızın her bakışı ile heyecalanmaya ve çok kolay atışları bile kaçırmaya başlamıştı. Kız ise sanki yıllardır bu oyunu oynuyor gibi gayet rahat oynuyordu. Masada kalan son topa vurma hazırlığı yaparken kız birden ,
-Bu topu sokarsam sen bu gene benim olucaksın , sokamazsam ben senin olucam. Ne diyorsun bu teklifime ?
-Kim böyle bir teklifi reddebilir ki ?
-Yalnız seni uyarmalıyım , ben bir kere sahip olduğum hiçbir şeyi bırakmam.
-Fazla konuşmadan atışını yapsana sen , istiyorsan heyecanını bastırmak için bir shot alayım sana
diyaloğu üzerine atışını yapıp topu deliğe sokmayı başarmıştı. Kaybetmenin verdiği şaşkınlığın üzerine bara doğru ilerleyip 2 bira 2 tanede shot almış masaya geri dönmüştü adam.
Asansörün kapısı açıldığı sırada birasından son yudumu alarak çöp tenekesine boş kutuyu atan adam arabasına doğru yürümeye başladı. Kilide anahtarı sokup tam kilidi çevirdiği sırada cebinde titreşen telefonunu açtı. Karşıdaki sesi ilk defa duyuyordu ve şaşkınlığı giderek artmaktaydı. Kendisinin karakola çağrıldığı ve bir soruşturma ile ilgili görüşülmek istendiğini öğrenmesi üzerine telaşla arabasına binip karakola doğru ilerlemeye başladı. Yol boyunca neden kadakola çağrıldığını düşünen adam bir türlü neden olduğunu bulamıyordu. Arabasını park ettikten sonra karakolun girişinde kendisini çağıran müfettişin ismini verdi ve onunla görüşmek için çağrıldığını söyledi. Kendisine yol gösteren bir memur onu bir masa 2 sandalyeden oluşan bir odaya aldı. Odaya girişi ile panik seviyesi yukarı çıkan adam karşısında duran aynanın filmlerden tek taraflı bir ayna olduğunu farkedince bir anda kendisinin zanlı durumunda olabileceğini hissetti.
Shot'ları içtikten sonra kadın adamı elinden tuttuğu gibi barın dışına çıkaran kadın susmamacasına konuşmaya başlamıştı. Gittikçe adamın dahada ilgisini çeken kadın onu doğuda bulunan parka doğru götürmeye başlamıştı. Parkın girişinde bir banka oturan kadın adamında yanına oturmasını istedikten sonra bir anda dönerek ihtirasla adamı öpmeye başladı. Dakikalar ilerledikçe ikisininde dayanıcak gücü kalmamıştı. Kadın aniden ayağa kalkarak adama bakarak herşey buraya kadar. Artık benim gitmem gerekiyor ama şunu unutmamanı istiyorum. Ben seni kazandım ve sen artık bana aitsin dedikten sonra aniden yürümeye başladı. Şaşkınlık içinde kalan adam kalkarak kadının peşinden giderek neden ayrıldığını çözmeye çalışırken kadın evde kendisini bekleyen birisinin olduğunu onu yanlız bırakamıyacağını dile getirsede adam kadından bu kadar kolay vazgeçmeyi istemiyordu. Sonunda evdeki kişinin biraz daha bekleyebileceğine karar veren kadınla adam çalıların arkasında kuytu bir köşeye doğru ilerlemeye başladı.
Odaya giren dedektif iyi günler diledikten sonra adama kendisini bu sabah parkta bulunan bir ceset ile ilgili birkaç soru sormak istediklerini söyledi. Bunun üzerine iyice heyecanlanan adam şaşkınlığını gizleyemeden cesedin kime ait olduğunu düşünürken dedektifin soruları ardı arkasına gelmeye başladı. Dün gene ile ilgili olanları aklında kaldığınca anlatan adam mümkünse bir bardak su içip içemeyeceğini sordu. Dedektif en son kendisine parktan kaçta ayrıldığını sorduğu zaman sabaha doğru olması gerektiğini söyledi. Paniği biraz üzerinden atabilen adam kendisinin telefonuna nereden ulaştıklarını sorduktan sonra avukatını çağırmak istediğini dedektife söylediğinde dedektif kendisine bakarak ölen kişinin kendisi olduğunu söyledi.
Yaşadıkları ateşli dakikalar sonrasında ayağa kalkan kadın adama dönerek ona sahip olmanın mükemmel olduğunu ama artık herşeyin bitmesi gerektiğini dile getirdikten sonra çantasını açarak çıkardığı silahı ile bir anda adamın kafasına doğrultarak tetiği çekti.
Şaşkınlıktan dilini yutan adam dedektife bakarak
- Nasıl ?
- Dün akşam başınıza bir el ateş edilme suretiyle öldürülmüş bulunuyorsunuz. Cesediniz bu sabah parkta koşmaya çıkmış insanlar tarafından bulundu.
- Peki diyelim sizin dediğiniz gibi ölüyüm , Bu sabah yatağımda uyandım , kalktıktan sonra bir bira içtim , telefonda sizinle konuştum sonra kalkıp buraya geldim ve hala da sizinle konuşmaya devam ediyorum. Bu nasıl olabiliyor.
- Her zaman insanlar kendilerine belirlenen yaşam sürelerini sonuna kadar yaşayamayabilir. Bazen ölüme hiç hazır olmadıkları anda ölümle tanışırlar ve bu durumlarda bizler belli bir alışkanlık durumu için insanlara yaşadıklarını hissettirmeye çalışırız. Ayrıca sizin ölümünüzdeki sıradışı durum sizin ölü olsanızda bir müddet daha yaşamanızı gerektiriyordu.
- Sıradışı ? Silahla vurularak öldürüldüğümü söylediniz hergün onlarca benzer vaka olurken benimkini sıradan dışı yapan nedir ?
- Hiç düşündünüz mü ? Dün gece beraber olduğunuz kişi ne kadar diğer insanlardan farklıydı. Ismini sormadan onu farkettiğiniz an büyüsüne kapıldınız ve ondan sonra hiçde kendiniz gibi davranmadınız. O bayanın ismi neydi hatırlıyor musunuz ?
- Sorduğumu hatırlamıyorum.
Son topa vurmadan önce kadın adama bakarak yaptığı uyarı sonrasında adama bakarak sessizce şunları söylemişti :
Yüzyıllardır değişik şekillerde insanoğlunu avlamaktayım. Tanrı denilen sefil ile aramda süregelen savaş teknolojinin gelişmesi ile insanoğlunun sonunda onun kölesi olmasını ve insanların benden nefret etmesini sağladı. Artık kendi yaşamımı devam ettirmemi sağlayan ruhları ele geçirebilmek için keşke bu kadar düşmeseydim. Ama tek seçeneğim kaldı o da insanoğlunun tutkusu olan kadın ve kumarı kullanmak.
Bir gece önce yaşadıklarını düşününce içi bir kötü oldu. Bir bara gitmiş arkadaşlarıyla içerken karşıda bilardo oynayan kızın kendisine bakmasıyla farklı bir gece başlamıştı onun için. Bir anda kanının kaynadığını fark etmesiyle arkadaşlarından izin istemiş ve kızın yanına doğru ilerlemişti. Kıza aldığı birayı uzatırken kendisine teklif edilen maçı kabul etmiş ve eline aldığı ıstaka ile ilk vuruşu yapmıştı. Gayet iyi bilardo oynamasına rağmen kızın her bakışı ile heyecalanmaya ve çok kolay atışları bile kaçırmaya başlamıştı. Kız ise sanki yıllardır bu oyunu oynuyor gibi gayet rahat oynuyordu. Masada kalan son topa vurma hazırlığı yaparken kız birden ,
-Bu topu sokarsam sen bu gene benim olucaksın , sokamazsam ben senin olucam. Ne diyorsun bu teklifime ?
-Kim böyle bir teklifi reddebilir ki ?
-Yalnız seni uyarmalıyım , ben bir kere sahip olduğum hiçbir şeyi bırakmam.
-Fazla konuşmadan atışını yapsana sen , istiyorsan heyecanını bastırmak için bir shot alayım sana
diyaloğu üzerine atışını yapıp topu deliğe sokmayı başarmıştı. Kaybetmenin verdiği şaşkınlığın üzerine bara doğru ilerleyip 2 bira 2 tanede shot almış masaya geri dönmüştü adam.
Asansörün kapısı açıldığı sırada birasından son yudumu alarak çöp tenekesine boş kutuyu atan adam arabasına doğru yürümeye başladı. Kilide anahtarı sokup tam kilidi çevirdiği sırada cebinde titreşen telefonunu açtı. Karşıdaki sesi ilk defa duyuyordu ve şaşkınlığı giderek artmaktaydı. Kendisinin karakola çağrıldığı ve bir soruşturma ile ilgili görüşülmek istendiğini öğrenmesi üzerine telaşla arabasına binip karakola doğru ilerlemeye başladı. Yol boyunca neden kadakola çağrıldığını düşünen adam bir türlü neden olduğunu bulamıyordu. Arabasını park ettikten sonra karakolun girişinde kendisini çağıran müfettişin ismini verdi ve onunla görüşmek için çağrıldığını söyledi. Kendisine yol gösteren bir memur onu bir masa 2 sandalyeden oluşan bir odaya aldı. Odaya girişi ile panik seviyesi yukarı çıkan adam karşısında duran aynanın filmlerden tek taraflı bir ayna olduğunu farkedince bir anda kendisinin zanlı durumunda olabileceğini hissetti.
Shot'ları içtikten sonra kadın adamı elinden tuttuğu gibi barın dışına çıkaran kadın susmamacasına konuşmaya başlamıştı. Gittikçe adamın dahada ilgisini çeken kadın onu doğuda bulunan parka doğru götürmeye başlamıştı. Parkın girişinde bir banka oturan kadın adamında yanına oturmasını istedikten sonra bir anda dönerek ihtirasla adamı öpmeye başladı. Dakikalar ilerledikçe ikisininde dayanıcak gücü kalmamıştı. Kadın aniden ayağa kalkarak adama bakarak herşey buraya kadar. Artık benim gitmem gerekiyor ama şunu unutmamanı istiyorum. Ben seni kazandım ve sen artık bana aitsin dedikten sonra aniden yürümeye başladı. Şaşkınlık içinde kalan adam kalkarak kadının peşinden giderek neden ayrıldığını çözmeye çalışırken kadın evde kendisini bekleyen birisinin olduğunu onu yanlız bırakamıyacağını dile getirsede adam kadından bu kadar kolay vazgeçmeyi istemiyordu. Sonunda evdeki kişinin biraz daha bekleyebileceğine karar veren kadınla adam çalıların arkasında kuytu bir köşeye doğru ilerlemeye başladı.
Odaya giren dedektif iyi günler diledikten sonra adama kendisini bu sabah parkta bulunan bir ceset ile ilgili birkaç soru sormak istediklerini söyledi. Bunun üzerine iyice heyecanlanan adam şaşkınlığını gizleyemeden cesedin kime ait olduğunu düşünürken dedektifin soruları ardı arkasına gelmeye başladı. Dün gene ile ilgili olanları aklında kaldığınca anlatan adam mümkünse bir bardak su içip içemeyeceğini sordu. Dedektif en son kendisine parktan kaçta ayrıldığını sorduğu zaman sabaha doğru olması gerektiğini söyledi. Paniği biraz üzerinden atabilen adam kendisinin telefonuna nereden ulaştıklarını sorduktan sonra avukatını çağırmak istediğini dedektife söylediğinde dedektif kendisine bakarak ölen kişinin kendisi olduğunu söyledi.
Yaşadıkları ateşli dakikalar sonrasında ayağa kalkan kadın adama dönerek ona sahip olmanın mükemmel olduğunu ama artık herşeyin bitmesi gerektiğini dile getirdikten sonra çantasını açarak çıkardığı silahı ile bir anda adamın kafasına doğrultarak tetiği çekti.
Şaşkınlıktan dilini yutan adam dedektife bakarak
- Nasıl ?
- Dün akşam başınıza bir el ateş edilme suretiyle öldürülmüş bulunuyorsunuz. Cesediniz bu sabah parkta koşmaya çıkmış insanlar tarafından bulundu.
- Peki diyelim sizin dediğiniz gibi ölüyüm , Bu sabah yatağımda uyandım , kalktıktan sonra bir bira içtim , telefonda sizinle konuştum sonra kalkıp buraya geldim ve hala da sizinle konuşmaya devam ediyorum. Bu nasıl olabiliyor.
- Her zaman insanlar kendilerine belirlenen yaşam sürelerini sonuna kadar yaşayamayabilir. Bazen ölüme hiç hazır olmadıkları anda ölümle tanışırlar ve bu durumlarda bizler belli bir alışkanlık durumu için insanlara yaşadıklarını hissettirmeye çalışırız. Ayrıca sizin ölümünüzdeki sıradışı durum sizin ölü olsanızda bir müddet daha yaşamanızı gerektiriyordu.
- Sıradışı ? Silahla vurularak öldürüldüğümü söylediniz hergün onlarca benzer vaka olurken benimkini sıradan dışı yapan nedir ?
- Hiç düşündünüz mü ? Dün gece beraber olduğunuz kişi ne kadar diğer insanlardan farklıydı. Ismini sormadan onu farkettiğiniz an büyüsüne kapıldınız ve ondan sonra hiçde kendiniz gibi davranmadınız. O bayanın ismi neydi hatırlıyor musunuz ?
- Sorduğumu hatırlamıyorum.
Son topa vurmadan önce kadın adama bakarak yaptığı uyarı sonrasında adama bakarak sessizce şunları söylemişti :
Yüzyıllardır değişik şekillerde insanoğlunu avlamaktayım. Tanrı denilen sefil ile aramda süregelen savaş teknolojinin gelişmesi ile insanoğlunun sonunda onun kölesi olmasını ve insanların benden nefret etmesini sağladı. Artık kendi yaşamımı devam ettirmemi sağlayan ruhları ele geçirebilmek için keşke bu kadar düşmeseydim. Ama tek seçeneğim kaldı o da insanoğlunun tutkusu olan kadın ve kumarı kullanmak.
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Lizard King ait Blog Başlıkları
- Kaliteli Spor Basını (20-06-2008)
- Ayyaş'a Bir Ödül Daha (04-06-2008)
- Bosphorus (28-05-2008)
- Küçük Emrah Ruhu (13-05-2008)
- Lakers - Jazz (05-05-2008)










