Özlediğim Lider - Turgut Özal
Posted 17-04-2008 at 21:02 by Lizard King
Ilkokulda ya 2 ya 3. senemdi . Sokağa çıkarken ailemin tedirginlik yaşadığı günler yavaş yavaş uzakta kalıyordu ama nede olsa ülke bir darbenin etkisinden çıkmıştı. Şehirlerarası telefon açmak için saatler , milletlerarası açmak için günlerce beklemeniz gerekirdi. Bugün oturduğum evden 5-6 km uzakta bulunan yazlığımızda telefon yoktu ve gelmesi için yıllar gerektiği söylenirdi. Kaçakçılık ağırlıklı olarak döviz , altın , sigara için yapılır ve hepsinden önemlisi ülkede kimsenin vizyonu kalmamıştı. Darbenin gölgesindeki 6 Kasım 1983 seçimlerinde hiç kimsenin beklemediği Anavatan Partisi birinci parti çıkınca ülkede büyük bir şaşkınlık olmuştu. Kenan Evren acaba hükümet kurma görevini Özal'a mı verecek tartışmaları sonrasında başa gelen Özal ve Anap , Türkiye Cumhuriyetinde benim 32 yıllık yaşamım boyunca bir daha benzerini göremediğim büyük devrimleri gerçekleştirmeye başladı. Belki çok kişi kızacaktır ancak Özal'ın devrimleri Atatürk devrimleri gibidir benim açımdan. Kabuğuna saplanmış ve hiçbir şekilde geleceğine bakamayan Türkiye'yi ayaklandıracak adımlar atmaya başladı , Türkiye'ye ve Türk insanına kendine güvenmesini öğretti , büyük bir ülke olduğumuz gerçeğini herkesin kafasına soktu. Elbetteki birçok yanlışıda oldu herkes gibi ancak bu ülkenin 1923 - 1938 yılları arasındaki atılımına birtek Özal dönemi eşdeğer icraatlar sunabildi. Bugün kapısına girmek için her şeyi yaptığımız AB'ye girme çabasına karşı duranlar olduğunu görünce arkasını dönerek Türk Cumhuriyetler Birliğini kurma çalışmasına girdi. Herşeyden önemlisi Özal kendisine en büyük rakip olacak Demirel , Ecevit , İnönü gibi liderlerin önünü açacak kadar kendisine güvenen insandı ki bana göre en büyük siyasi yanlışı siyasi yasaklıların yasaklarının kalkması için referanduma gitmesi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı sırasında mensubu bulunduğu partiyi kollamayan ve ülkeyi bütünleştirmekten hiç uzaklaşmamasıda bu ülke insanının Özal'ı bu kadar çok sevmesindeki nedenlerden biridir. PKK sorununu savaşarak değil uzlaşmacı bir şekilde çözmek istemesi , Güneydoğuya yaptığı yatırımlar ne kadar farklı vizyona sahip olduğunu ortaya koyuyordu. En büyük şansızlığı ise malesef sahip olduğu aileydi. Icraatın İçinden programlarında elinden düşürmediği altın kalem , Ulke liderlerinin kullanması için satın alınan Ata uçağı , hiçbir koruma olmadan kullandığı zırhlı siyah BMW'si hiçbir zaman aklımdan çıkmaz. Kendisiyle birden çok defa karşılaşmış birisi olmam ve elini sıkmış olmam benim için gerçekten unutulmayacak anılardır. Bugün kendisinin ölüm yıldönümü malesef Atatürk gibi Özal'da yapacaklarını yapamadan aramızdan çok erken ayrıldı.
Turgut Özal Özal'ın Hayatı
Turgut Özal, banka memuru Mehmed Sıddık ve ilkokul öğretmeni Hafize Hanım’ın çocukları olarak 13 Ekim 1927’de Malatya’da dünyaya geldi.
Babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştiren Özal, ilköğrenim hayatına Bilecik’in Söğüt ilçesinde başlar. Silifke’de başladığı ortaokulu, Mardin’de bitirir. Mardin’de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi’nde eğitimine devam eder. Aynı dönemde kardeşi Korkut Özal da ortaokulu bitirmiştir. Her iki çocuğunu da paralı yatılı okulda okutmaya gücü yetmeyen Özal Ailesi, buna da bir çözüm yolu bulur. İki kardeş de dayıları Süleyman Doğan’ın Malatya’daki evlerine belli bir kira karşılığında yerleştirilir. Üniversite zamanı geldiğinde Turgut Özal girdiği üç fakültenin de imtihanlarını başarır. Fakat bunların arasından, burslu olarak kazandığı İTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünü seçer. Başarılı bir üniversite öğrencisi olan Turgut Özal, 1950 yılında üniversiteden mezun olur.
Üniversite yıllarında gençlik hareketlerinde de aktif rol alır. Talebe Cemiyeti’nde yardım kolu başkanlığı yapar. Kardeşi Korkut ile birlikte, “Anadolu’nun bağrından kopanlara İstanbul’u Tanıtma Kulübü”nü kurar. 1940’lı yılların insan hak ve hürriyetleri açısından sıkıntılı günlerinde, Mareşal Fevzi Çakmak’ın cenazesinin İslâmi usullere göre gömülmesi ve vatandaşın omuzlarında taşınması konusunda aktif rol oynar.
Özal, üniversiteden mezun olduğu yıl Ankara Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde mühendis olarak çalışmaya başlar. Bu arada evlenir; fakat bu evlilik kısa sürer. 1952 yılında ilk evliliğini noktalayan Özal, EİEİ’deki çalışma arkadaşı, kurumda daktilocu olarak görev yapan Semra Hanım ile evlenir. Özal’ın bu evlilikten 3 çocuğu olur.
Özal, evliliğinden hemen sonra mesleğinde ihtisas yapması amacıyla Amerika’ya gönderilir. Dönüşünde Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde Genel Direktör, Teknik Müşaviri olarak görev alır. 1958 yılında zamanın hükümetince kurulan Planlama Komisyonu’nun sekretarya görevini de yapan Özal, bu arada askerlik görevini de yapmak üzere 1959 yılında Ankara Ordonat Okulu’nda yedek subay olur. Devlet Su İşleri Genel Müdürü Süleyman Demirel de, usta asker Turgut Özal’ın yanına yedek subay öğrencisi olarak gelir ve Özal ona hem komutanlık, hem de öğretmenlik yapar. 1960 yılındaki askeri darbe sırasında Özal askerdir. Askerlik görevinin hemen ardından Elektrik İşleri Etüd İdaresi’ndeki görevine tekrar dönen Özal, Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluş çalışmalarına da katılır.
1965 seçimlerinden sonra Başbakan olan Süleyman Demirel’in yanında, önce danışmanı olarak görev alan Özal, daha sonra da 1967 yılında DPT Müsteşarlığı’na getirilir. DPT’de görev yaptığı dönemde, planlamada özel girişime ağırlık verilmesi gerektiğini ısrarla savunur. 12 Mart 1971 Askeri Darbesi’nden sonra DPT’deki görevinden ayrılır ve Amerika’ya gider. Burada 1973 yılına kadar kalan ve Dünya Bankası Sanayi Dairesi’nde sanayi ve maden konularında özel danışmanlık görevi yapan Özal, yurda dönüşünde özel sektörde bankacılık, demir-çelik, otomotiv sanayi, tekstil, gıda, dövme ve döküm alanlarında yönetici olarak çalışır. 1977 Genel Seçimlerinde MSP’den İzmir Milletvekili adayı olur ve seçimi az bir farkla kaybeder. Daha sonra MESS’de (Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası) Sendika Başkanı olarak görev yapar. Kasım 1979 yılında Süleyman Demirel Başkanlığında kurulan azınlık hükümet ile tekrar devlet memurluğuna dönen Özal’a, Başbakanlık Müsteşarı ve DPT Müsteşar Vekilliği görevi verilir. Türk ekonomisinin liberalleşmesini hedefleyen 24 Ocak kararlarının hazırlanmasında aktif görev alır.
12 Ocak 1980 askeri darbesinden sonra kurulan Bülend Ulusu Hükümeti’nde ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirilir. Bu görevi 22 ay sürdürür ve 14 Temmuz 1982 yılında istifa eder. 20 Mayıs 1983’te Anavatan Partisi’ni kurar. Özal, 12 Eylül sonrası yapılan ilk serbest genel seçimlerde 6 Kasım 1983’te 211 milletvekili çıkarır, toplam 400 kişiden oluşan Parlamentoda çoğunluğu sağlar ve Anavatan Partisi iktidar olur. Birinci Özal Hükümeti, Aralık 1983’te kurulur. Özal, bu dönemde idari ve mali alanda devrim sayılacak kararlara imzasını atar. 1984 yılı Martında yapılan yerel seçimlerde de ezici bir üstünlük sağlar. Partinin 13 Nisan 1985’te yapılan ilk büyük kongresinde tekrar genel başkanlığa seçilen Özal, 1987 yılında yapılan genel seçimlerde de 292 milletvekili çıkararak TBMM’de çoğunluğu sağlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin 47. Hükümeti olan İkinci Özal Hükümeti Aralık 1987 kurulur.
18 Haziran 1988’de yapılan Anavatan Partisi 2. Olağan Kongresi sırasında Özal’a suikast girişiminde bulunulur ve elinden yaralanır. Özal aynı gün tekrar oy birliğiyle genel başkanlığa seçilir.
31 Ekim 1989’da Kenan Evren’den boşalan Cumhurbaşkanlığı makamına seçilir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı olarak 9 Kasım 1989’da göreve başlar.
Meraklı gözler, laik bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Özal’ın cuma namazına gidip gitmeyeceğini merakla beklemektedir. Fakat o, her zamanki gibi rahat ve tabulara meydan okuyan tavrıyla Ankara Kocatepe Camii’ne gider ve cuma namazını kılar. O gün Kocatepe’de izdiham yaşanır ve halk sevinçten gözyaşlarına boğulur.
Türkiye’nin bölgesinde etkin rol oynamasını isteyen Özal, Balkanlara ve hemen peşinden Orta Asya’ya yaptığı uzun ve yorucu seyahatlerden sonra döndüğü o çok sevdiği vatanında, 17 Nisan 1993’te vefat eder. Ulu Önder Atatürk’ten sonra görevi başında vefat eden, ikinci Cumhurbaşkanı olan Merhum Turgut Özal’ın cenazesine ülkenin dört bir yanından yüz binlerce kişi akın eder. Cumhurbaşkanı seçildiğinin ertesi günü sevinç gözyaşlarıyla kendisini Kocatepe Camii’nde karşılayan halk, bu kez onu ayrılık gözyaşlarıyla aynı yerden uğurlar.
“Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed’in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum” şeklindeki vasiyetine uyularak Adnan Menderes’in de bulunduğu yere defnedilir. Kabri, halen çok sayıda vatandaş tarafından ziyaret edilmektedir.
http://www.turgutozal.org.tr/main.ph...TR&t=who&id=18
Turgut Özal Özal'ın Hayatı
Turgut Özal, banka memuru Mehmed Sıddık ve ilkokul öğretmeni Hafize Hanım’ın çocukları olarak 13 Ekim 1927’de Malatya’da dünyaya geldi.
Babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştiren Özal, ilköğrenim hayatına Bilecik’in Söğüt ilçesinde başlar. Silifke’de başladığı ortaokulu, Mardin’de bitirir. Mardin’de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi’nde eğitimine devam eder. Aynı dönemde kardeşi Korkut Özal da ortaokulu bitirmiştir. Her iki çocuğunu da paralı yatılı okulda okutmaya gücü yetmeyen Özal Ailesi, buna da bir çözüm yolu bulur. İki kardeş de dayıları Süleyman Doğan’ın Malatya’daki evlerine belli bir kira karşılığında yerleştirilir. Üniversite zamanı geldiğinde Turgut Özal girdiği üç fakültenin de imtihanlarını başarır. Fakat bunların arasından, burslu olarak kazandığı İTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünü seçer. Başarılı bir üniversite öğrencisi olan Turgut Özal, 1950 yılında üniversiteden mezun olur.
Üniversite yıllarında gençlik hareketlerinde de aktif rol alır. Talebe Cemiyeti’nde yardım kolu başkanlığı yapar. Kardeşi Korkut ile birlikte, “Anadolu’nun bağrından kopanlara İstanbul’u Tanıtma Kulübü”nü kurar. 1940’lı yılların insan hak ve hürriyetleri açısından sıkıntılı günlerinde, Mareşal Fevzi Çakmak’ın cenazesinin İslâmi usullere göre gömülmesi ve vatandaşın omuzlarında taşınması konusunda aktif rol oynar.
Özal, üniversiteden mezun olduğu yıl Ankara Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde mühendis olarak çalışmaya başlar. Bu arada evlenir; fakat bu evlilik kısa sürer. 1952 yılında ilk evliliğini noktalayan Özal, EİEİ’deki çalışma arkadaşı, kurumda daktilocu olarak görev yapan Semra Hanım ile evlenir. Özal’ın bu evlilikten 3 çocuğu olur.
Özal, evliliğinden hemen sonra mesleğinde ihtisas yapması amacıyla Amerika’ya gönderilir. Dönüşünde Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde Genel Direktör, Teknik Müşaviri olarak görev alır. 1958 yılında zamanın hükümetince kurulan Planlama Komisyonu’nun sekretarya görevini de yapan Özal, bu arada askerlik görevini de yapmak üzere 1959 yılında Ankara Ordonat Okulu’nda yedek subay olur. Devlet Su İşleri Genel Müdürü Süleyman Demirel de, usta asker Turgut Özal’ın yanına yedek subay öğrencisi olarak gelir ve Özal ona hem komutanlık, hem de öğretmenlik yapar. 1960 yılındaki askeri darbe sırasında Özal askerdir. Askerlik görevinin hemen ardından Elektrik İşleri Etüd İdaresi’ndeki görevine tekrar dönen Özal, Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluş çalışmalarına da katılır.
1965 seçimlerinden sonra Başbakan olan Süleyman Demirel’in yanında, önce danışmanı olarak görev alan Özal, daha sonra da 1967 yılında DPT Müsteşarlığı’na getirilir. DPT’de görev yaptığı dönemde, planlamada özel girişime ağırlık verilmesi gerektiğini ısrarla savunur. 12 Mart 1971 Askeri Darbesi’nden sonra DPT’deki görevinden ayrılır ve Amerika’ya gider. Burada 1973 yılına kadar kalan ve Dünya Bankası Sanayi Dairesi’nde sanayi ve maden konularında özel danışmanlık görevi yapan Özal, yurda dönüşünde özel sektörde bankacılık, demir-çelik, otomotiv sanayi, tekstil, gıda, dövme ve döküm alanlarında yönetici olarak çalışır. 1977 Genel Seçimlerinde MSP’den İzmir Milletvekili adayı olur ve seçimi az bir farkla kaybeder. Daha sonra MESS’de (Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası) Sendika Başkanı olarak görev yapar. Kasım 1979 yılında Süleyman Demirel Başkanlığında kurulan azınlık hükümet ile tekrar devlet memurluğuna dönen Özal’a, Başbakanlık Müsteşarı ve DPT Müsteşar Vekilliği görevi verilir. Türk ekonomisinin liberalleşmesini hedefleyen 24 Ocak kararlarının hazırlanmasında aktif görev alır.
12 Ocak 1980 askeri darbesinden sonra kurulan Bülend Ulusu Hükümeti’nde ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirilir. Bu görevi 22 ay sürdürür ve 14 Temmuz 1982 yılında istifa eder. 20 Mayıs 1983’te Anavatan Partisi’ni kurar. Özal, 12 Eylül sonrası yapılan ilk serbest genel seçimlerde 6 Kasım 1983’te 211 milletvekili çıkarır, toplam 400 kişiden oluşan Parlamentoda çoğunluğu sağlar ve Anavatan Partisi iktidar olur. Birinci Özal Hükümeti, Aralık 1983’te kurulur. Özal, bu dönemde idari ve mali alanda devrim sayılacak kararlara imzasını atar. 1984 yılı Martında yapılan yerel seçimlerde de ezici bir üstünlük sağlar. Partinin 13 Nisan 1985’te yapılan ilk büyük kongresinde tekrar genel başkanlığa seçilen Özal, 1987 yılında yapılan genel seçimlerde de 292 milletvekili çıkararak TBMM’de çoğunluğu sağlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin 47. Hükümeti olan İkinci Özal Hükümeti Aralık 1987 kurulur.
18 Haziran 1988’de yapılan Anavatan Partisi 2. Olağan Kongresi sırasında Özal’a suikast girişiminde bulunulur ve elinden yaralanır. Özal aynı gün tekrar oy birliğiyle genel başkanlığa seçilir.
31 Ekim 1989’da Kenan Evren’den boşalan Cumhurbaşkanlığı makamına seçilir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı olarak 9 Kasım 1989’da göreve başlar.
Meraklı gözler, laik bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Özal’ın cuma namazına gidip gitmeyeceğini merakla beklemektedir. Fakat o, her zamanki gibi rahat ve tabulara meydan okuyan tavrıyla Ankara Kocatepe Camii’ne gider ve cuma namazını kılar. O gün Kocatepe’de izdiham yaşanır ve halk sevinçten gözyaşlarına boğulur.
Türkiye’nin bölgesinde etkin rol oynamasını isteyen Özal, Balkanlara ve hemen peşinden Orta Asya’ya yaptığı uzun ve yorucu seyahatlerden sonra döndüğü o çok sevdiği vatanında, 17 Nisan 1993’te vefat eder. Ulu Önder Atatürk’ten sonra görevi başında vefat eden, ikinci Cumhurbaşkanı olan Merhum Turgut Özal’ın cenazesine ülkenin dört bir yanından yüz binlerce kişi akın eder. Cumhurbaşkanı seçildiğinin ertesi günü sevinç gözyaşlarıyla kendisini Kocatepe Camii’nde karşılayan halk, bu kez onu ayrılık gözyaşlarıyla aynı yerden uğurlar.
“Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed’in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum” şeklindeki vasiyetine uyularak Adnan Menderes’in de bulunduğu yere defnedilir. Kabri, halen çok sayıda vatandaş tarafından ziyaret edilmektedir.
http://www.turgutozal.org.tr/main.ph...TR&t=who&id=18
Toplam Yorumlar 6
Yorumlar
| | O dönemleri pek hatırlamıyorum ama Özal'ın öldüğü gün dün gibi aklımdadır. Denizli'den Acıpayam'a eve dönerken yolda arabada almıştık haberi rahmetli babam acı bir fren koymuş ana yolun ortasında. Ben anlamadım tabi nolduğunu haber bitene kadar olduğumuz yerde kalmıştık. Haber bitti yola devam ettik ama eve gidene kadar yaklaşık 2 saat boyunca çıt çıkmamıştı arabada. Babam baya duygulanmıştı. |
| Posted 17-04-2008 at 22:46 by Junkie_XL |
| | Bende çocuktum Turgut Özal öldüğünde ve haberi televizyondan duydum. Bizim ailede ne sevilirdi nede sevilmezdi yani kimsenin alakası yoktu buna rağmen haberi duyduğumda ağlamıştım, çocukluk işte .. ozamanlar saygın bir kişilik olarak yer etmişti bilincime yada cumhurbaşkanlığı makamı saygındı tam emin olamıyorum ozamanki durumdan ama bugün cumhurbaşkanı ölse Turgut Özal'ın ölümünün yarattığı etkiyi yaratamaz . Turgut özel konusunda taraf tutmuyorum çünkü onun yandaşları ve karşıtlarını izleyerek büyüdüm halada izliyorum. Bu iki taraf birbirinden okadar uç noktalarda ki gerçekte ne olup ne bittiğini anlamak güç. Bir taraf Özal'ın devrimlerinin ülke için yenilikçi , ileri görüşlü ve kalkındırmaya yönelik olduğunu şiddetle savunurken diğer taraf bu devrimleri ülkenin bitirilişi olarak görüyor . Bütün bunların arasında '80'lerde çocuk olmak ' konularının müdavimleri .. Yılmaz Karakoyunlu'nun sözüydü sanırım ; 'her iktidar kendi zengin sınıfını yaratır' .. Turgut Özal politikasına ve hatta politanın geneline olan bakış açıma bir serinlik getirdi sağolsun.. |
| Posted 18-04-2008 at 00:07 by Serenity |
| | Neden bu adam öldüğünde, üzülmeyi geçtim, sevinmiştim ben... Çocuktum, ama içim ferahlamıştı... Hala da sevmem, sevemem kendisini... |
| Posted 18-04-2008 at 00:32 by kontrast |
| | Ben de sevmem kendisini... Belki de masum görmüyor oluşumdandır. Yani şuanda başımıza gelen pek çok saçma sapan olaya zemin hazırlayacak şeyleri baştan yapmış olmasındandır. Öyle hakkında çok fazla şey bildiğimden değil gerçi, ama Kekükdeki petrol payımızı yok ettiğini felan duymuşumdur. Ayrıca kendi adına şehrin göbeğine abidik bi anıtmezar diktirmesi de beni ayrıca tiksindirmiştir. Yine de şimdiki hükümetten kat kat daha iyidir görüşündeyim. |
| Posted 18-04-2008 at 11:31 by Sound_Of_Silence |
| | Aslında Sound'un cevabı bile Türkiye'nin içler acısı durumunu ortaya koymaktadır. Kerkük'teki ne petrol hakkında bahsediyorsun Sound ? Türkiye Kerkük'te 1. dünya savaşı sonrasında hiçbir hakka sahip olmadı ki Özal bunları yok etsin. Ayrıca Anıtmezarı Özal yaptırmadıki |
| Posted 18-04-2008 at 12:04 by Lizard King |
| | Bende öldüğü günü dün gibi hatırlıyorum.Ailem çok üzülmüştü bende ağlamıştım... ne denir kör ölür badem gözlü olur ya da gelen gideni aratır... |
| Posted 22-04-2008 at 10:49 by mandragora |
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Lizard King ait Blog Başlıkları
- Küçük Emrah Ruhu (13-05-2008)
- Lakers - Jazz (05-05-2008)
- Teşekkürler Fenerbahçe (05-05-2008)
- EMC CLARiiON AX Models 150/150i (05-05-2008)
- Woopra (30-04-2008)











