Başlangıç ve Son
Bir yazı yazmaya başlandığı zaman elbetteki yapılması gereken en önemli şey kurguyu belirlemek. Yazılacak şeyin neler içerdiğini belirlemek ve ondan sonra yazmaya başlamak gerekli. Planlı yazıldığı zaman ne olursa yazan insan yazıdan uzaklaşmaz.
Fakat düşüncelerini bir arada toplayamıyorsanız veya düşündükçe daha çok düşünmeye devam ediyorsanız işte orada bir problem çıkıyor. Başladığınız yerden çok uzaklaşmış bambaşka bir dünyaya varmış oluyoruz. Yazmayı çok istesemde yazmaya ne zaman başlasam Neverland'e gitmekten kendimi alıkoyamıyorum. Acı tarafıda yazdığım yazıların çoğunda Neverland'i anlatamıyorum. Belkide yeteneğim yok yazma konusunda.
Yürümeye başlayıp , seyrek otların arasından ileri doğru ilerlerken piposu ile gökyüzünü seyreden ben bir adım sonra yerde olan taşa takılıp yere düştüğüm zaman taşı oraya koyanı düşünürken neverland'i geride bırakıp bir anda savaş arenasının ortasında elimde kılıç taşları etrafa saçan canavarlarla savaşıyorum.
Seyirciler arasında oturan kişiler savaşa bakmaya devam ettikçe kılıcı tutan elimi gevşetiyor ve oradan uzaklaşarak neverlandi aramaya devam etmeyi istiyorum. Neticede arenayı başıboş bırakmak belkide kolay geliyor bilemiyorum ama istediğimin arenada savaşmak olmadığı aşikarken arenayı dert etme sebebimi çözüme ulaştıramadan ayağa kalktığım ve yürüyüşüme devam ettiğimi görüyorum. Yürüdüğüm mekan pek tekin olmasada etrafıma baktıkça parıldayan zırhlar içerisinde koruyucum gibi bir görünüp bir gözüken insanlara gözüm takılıyor. Derken bir anda gene uzaklaşmış ve şovalyelerin peşimden gelme sebebini düşünürken bir handa oturmuş şarabımı yudumlarken açıyorum gözlerimi. Şovalyeler çok önemli sorunlarını anlatırken aradıkları artifact'i benim bulmamı istiyorlar. Onları dinlerken aradıklarına sahip olduklarını söylemek için ağzımı açtığım an yanıma gelen flüt çalan minik kızın sesiyle nehir kenarında olduğumu fark ediyorum.
Buzgibi soğuk sudan karşıya geçmek için neler yapabileceğimi etrafıma bakarak incelemeye başlarken ayağımın kaymasıyla bir anda suyun içinde buluyorum kendimi. Elimde bir kürek bota sımsıkı tutulmuş vahşi nehirde rafting yapıyorum.Suya savurduğum her kürek darbesi ile fışkıran su damlaları cümlelere cümleler ise karmaşık yazılara dönüşüyor.
Başlangıç ve Son birbirini bulduramadan yazamamanın haykırması. İçindekileri yazıya dökemeyen bir beynin çığlığı.
Fakat düşüncelerini bir arada toplayamıyorsanız veya düşündükçe daha çok düşünmeye devam ediyorsanız işte orada bir problem çıkıyor. Başladığınız yerden çok uzaklaşmış bambaşka bir dünyaya varmış oluyoruz. Yazmayı çok istesemde yazmaya ne zaman başlasam Neverland'e gitmekten kendimi alıkoyamıyorum. Acı tarafıda yazdığım yazıların çoğunda Neverland'i anlatamıyorum. Belkide yeteneğim yok yazma konusunda.
Yürümeye başlayıp , seyrek otların arasından ileri doğru ilerlerken piposu ile gökyüzünü seyreden ben bir adım sonra yerde olan taşa takılıp yere düştüğüm zaman taşı oraya koyanı düşünürken neverland'i geride bırakıp bir anda savaş arenasının ortasında elimde kılıç taşları etrafa saçan canavarlarla savaşıyorum.
Seyirciler arasında oturan kişiler savaşa bakmaya devam ettikçe kılıcı tutan elimi gevşetiyor ve oradan uzaklaşarak neverlandi aramaya devam etmeyi istiyorum. Neticede arenayı başıboş bırakmak belkide kolay geliyor bilemiyorum ama istediğimin arenada savaşmak olmadığı aşikarken arenayı dert etme sebebimi çözüme ulaştıramadan ayağa kalktığım ve yürüyüşüme devam ettiğimi görüyorum. Yürüdüğüm mekan pek tekin olmasada etrafıma baktıkça parıldayan zırhlar içerisinde koruyucum gibi bir görünüp bir gözüken insanlara gözüm takılıyor. Derken bir anda gene uzaklaşmış ve şovalyelerin peşimden gelme sebebini düşünürken bir handa oturmuş şarabımı yudumlarken açıyorum gözlerimi. Şovalyeler çok önemli sorunlarını anlatırken aradıkları artifact'i benim bulmamı istiyorlar. Onları dinlerken aradıklarına sahip olduklarını söylemek için ağzımı açtığım an yanıma gelen flüt çalan minik kızın sesiyle nehir kenarında olduğumu fark ediyorum.
Buzgibi soğuk sudan karşıya geçmek için neler yapabileceğimi etrafıma bakarak incelemeye başlarken ayağımın kaymasıyla bir anda suyun içinde buluyorum kendimi. Elimde bir kürek bota sımsıkı tutulmuş vahşi nehirde rafting yapıyorum.Suya savurduğum her kürek darbesi ile fışkıran su damlaları cümlelere cümleler ise karmaşık yazılara dönüşüyor.
Başlangıç ve Son birbirini bulduramadan yazamamanın haykırması. İçindekileri yazıya dökemeyen bir beynin çığlığı.
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Lizard King ait Blog Başlıkları
- Kaliteli Spor Basını (20-06-2008)
- Ayyaş'a Bir Ödül Daha (04-06-2008)
- Bosphorus (28-05-2008)
- Küçük Emrah Ruhu (13-05-2008)
- Lakers - Jazz (05-05-2008)










